MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Bakan Dönmez: O dönemler 'Sokağa maskeyle çıkın' diyorlardı

    Dinçer AKBİR- Alişan KOYUNCU/KARTEPE (Kocaeli), (DHA)- ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "İstanbul'da 1994'lerde çöp, çamur, çukur, susuzluk, yolsuzluk ve hava kirliliğinden geçilmiyordu. Bendeniz İGDAŞ'ta göreve başladığımda, o dönemde gazeteler, 'Aman ha, sakın zorunlu olmadıkça sokağa çıkmayın. Maske ile çıkın' yazıyorlardı. O dönemden sonra bugün, hamdolsun suyu da, yolu da, havası da bol ve temiz bir şehre ulaştık. Benzer şartlar Kocaeli için de geçerliydi" dedi.
    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Köseköy Köprülü Kavşağı'nın tanıtım törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile birlikte Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, ilçe belediye başkanları, belediye başkan adayları ve çok sayıda kişi katıldı. Bakan Fatih Dönmez, törende yaptığı konuşmada, belediyeciliğin ne kadar zor bir iş olduğunu bildiğini söyledi. Dönmez, şunları kaydetti:
    "Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinden sonra o kadrolarda yönetici olarak göreve başlamış bir kardeşinizim. Belediyeciliğin ne kadar zor olduğunu ama bir o kadar da vatandaşı memnun etmenin en güzel araçlarından birisi olduğunu yakinen müşahede etmiş birisiyim. O dönemde İstanbul, 1994'lerde çöp, çamur, çukur, susuzluk, yolsuzluk ve hava kirliliğinden geçilmiyordu. Bendeniz İGDAŞ'ta göreve başladığımda, o dönemde gazeteler, 'Aman ha, sakın zorunlu olmadıkça sokağa çıkmayın. Çıkacak olursanız da biz size maske veriyoruz. Maske ile çıkın' yazıyorlardı. O dönemden sonra bugün, hamdolsun suyu da, yolu da, havası da bol ve temiz bir şehre ulaştık. Benzer şartlar Kocaeli için de geçerliydi. Kocaeli komşu şehrimiz olduğu için burayı da yakinen biliyoruz. Seyahat ederken eğer Körfez'in yanından geçiyorsanız burnunuzu tıkamak zorundaydınız. Hava kirliliği ile mücadele eden bir şehir vardı."
    'DEPREMDEN ESER KALMAMIŞ'
    Yatırımlarla Kocaeli'nin hızla kalkındığını söyleyen Bakan Dönmez, "Burası 1999'da büyük bir depremi atlatan bir şehir. Bugün görüyorum ki depremden bir eser kalmamış. Şehir hızla kalkınmış, kendisine gelmiş, modern bir şehir olmuş. Kocaeli bir sanayi kenti ve ülkemizin en gelişmiş 3- 5 şehrinden birisi. Bu sanayi şehrimize yakışır tesisleri yapmak durumundayız. Büyük oranda altyapı ihtiyaçları giderilmiş durumda. İnşallah bundan sonra da üstyapıda, özellikle de yapı stoğu kalitesinin artırılması noktasında bize önemli vazifeler düşüyor. Tabii ümit etmiyoruz, beklemiyoruz ama yine bir deprem veya doğal afet ile karşı karşıya kaldığımızda binalarımızın, insanlarımızın sağlığını tehdit eder noktadan uzaklaştırılması gerekiyor. Bu noktada sadece burada değil, deprem tehdidi olan bütün kentlerimizde planlanmasından, projelendirilmesine ve inşaat yapı kalitesine kadar vatandaşlarımız dahil olmak üzere, görev alan herkese büyük sorumluluklar düşüyor" diye konuştu.
    "AK Parti belediyeciliği bir marka belediyecilik, bir okul oldu" diye sözlerini sürdüren Dönmez, "Bu okulda yetişen birisi olarak ifade edeyim. Zaman zaman yurt dışından önemli konukları ağırlıyoruz. Eğer o şehre bir kez gelmişse, aklında bir İstanbul, Ankara, Kocaeli algısı oluşmuşsa, geldiğinde bakınca şaşırdığını açıkça itiraf ediyor. Eğer uzunca bir süre önce gelmişse, tekrar geldiğinde yine hayretlerini, 'Nasıl başardınız?' sorusunu bize yönelterek ifade ediyorlar. Biz de diyoruz ki bunun altında yatan neden Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve vatandaşlarımızın ona verdiği destektir. İnşallah Kocaeli bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 'Tam destek, hep destek' mottosuyla bu kervandan ayrılmayacak. Buna inancımız tam" dedi.
    Bakan Dönmez, konuşmasının ardından Kocaeli programına devam etmek üzere alandan ayrıldı.
    KÖSEKÖY KÖPRÜLÜ KAVŞAĞI
    D- 100 Karayolu üzerinde inşa edilen ve 68 milyon TL'ye mal olan Köseköy Köprülü Kavşağı, 110 metre kapalı tünel ve 500 metre açık kısımdan oluşuyor. Köprülü kavşak ile D-100 Karayolu üzerinde bulunan trafik ışıkları ortadan kaldırılarak, Kocaeli'den transit geçen araçların oluşturduğu trafik yoğunluğunun engellenmesi amaçlanıyor.
    FOTOĞRAFLI



  • Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi Başkanı'ndan çarpıcı yoksulluk nafakası açıklaması

    Bülent DİKTEPE/KARABÜK,(DHA) – YARGITAY 2’nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, süresiz yoksulluk nafakası ile ilgili olarak, "Şimdi yeniden süreye dönülme çalışmaları var. ‘Kadınların kazanılmış haklarını alıyorsunuz’ deniliyor. Ya siz erkeklerin 80 senelik kazanılmış hakkını aldınız elinden" dedi.
    Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, Karabük Barosu'nun Baro Sosyal Tesisleri'nde düzenlediği ‘Aile Hukuku ve HMK Yargıtay Uygulamaları’ konulu meslek içi eğitim seminerine katıldı. Gençcan, Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bağlamında en güzel maddi vaka örneğinin boşanma davası olduğunu söyleyerek, "Çünkü boşanma davasından daha muhteşem bir örnek usul hukuku anlamında bulmanız mümkün değil. Boşanma davaları birbirine girer. Asıl dava, karşı dava, birleşen dava, eşya davası gibi böyle girer birbirine. Halbuki diğer davalar bir tanedir. Ön inceleme yapıldı mı? Delil sunuldu mu, bundan feragat eder, barışırlar, bir daha kavga ederler, bu arada bir tane daha açarlar. Uzaklaştırma alırlar, tedbirler alırlar. Yani karman çorman olur. Davanın içinde karşı dava açarlar. Öbürünün karşı davası vardır. Davanın devamı sırasınca evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren vakalara dayalı olarak da açılan çok sayıda boşanma davası olur. Bunlar usul hukuku hükümleri gereğince kendiliğinden birleştirilmek zorunda olduğu için davalar doğurdukça doğurur’’ dedi. 
    'GOOGLE AVUKATLIĞI BİTMİŞTİR, HMK ÇOK ÖNEMLİ’
    Gençcan konuşmasına şöyle devam etti:
    ‘’Bugün artık yeni bir HMK yürürlükte ve bu HMK ile birlikte artık Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (HUMK) farklı olarak çok yoğun bir teksif ilkesinin uygulandığı döneme girdik. Şimdi bu dönem itibarıyla artık bir arzuhalciye dilekçe yazdırmak kasaba bypass ameliyatı olmak kadar tehlikeli bir şey. Öyle Google avukatlığı dönemi bitmiştir. ‘Ben kitap okumuyorum, zaten her şey var’ Yok canım öyle yapamazsın. İzleyeceksin. Öyle şey yok. Hukuk öyle hızlı akıyor ki. Mesela sevgiliye tazminat verilmez. İçtihadı birleştirme kararı çıktı. E kardeş daha onun kararı imzalanmadı, yazılmadı, edilmedi diyene kadar bu arada hayat aktı. Bir sürü adam yine dava açtı, yine hakimler karar verdi. Onu izleyeceksin. Allah bu yazılacak da , çıkacak da sen onu tesadüfen okuyacaksın da, karar vereceksin de. Bu arada aradan 2 sene geçiyor. Demek istediğim; bugün artık HMK çok önemli. Hayat öyle bir hızlı akıyor ki mesela bizim boşanma kararı davalarında yüzde 80 usul bozması yapıyoruz. Esasa giremiyoruz. Yüzde 80’i usul bozması. İşinizi gücünüzü bırakınız HMK çalışınız. HMK’yı bilmiyorsanız yapamazsınız. 40 yıllık avukat olun, usulü bilmiyorsan kaybedersin. Adam ameliyat yapacak böbrek nerede, dalak nerede bilmiyor. Kesiyor, pardon 3 metre yukarıdaymış bir de yukarı kesiyor. Yola çıkmış şoför debriyajı, freni bilmiyor araç sürüyor. Lütfen işinizi gücünüzü bırakın HMK çalışın. Ben 17 sene boyunca Türkiye’nin her bölgesinin avukatlarının dilekçelerini okudum. Her gün 100 tane boşanma dosyası dinliyorum. 31 senedir artık gel git İzmir, Ankara, Pamukkale otobüs şoförü gibiyim. Bütün rampaları ezberledim. Çay nerde, kış nerede, nerede araba kayar, nerede tarlaya girer, kim en çok nerede kaza yapıyor? Sürekli tekrardan artık ezberliyorsun. Her gün 100 tane dosya dinliyorsun. Onları bildiğim için dilekçeleri de ezbere biliyorum. Ne dendiğini, hataların nerede yoğunlaştığını biliyorum."
    'BİR ÖMÜR BOYU NAFAKA, BÖYLE BİR ŞEY Mİ OLUR?
    Türkiye’de yoksulluk nafakasının 1988 yılına kadar 1 yıl verildiğine dikkat çeken Gençcan,’’2'nci  Özal hükümetinde bayram değil seyran değil 3444 sayılı yasa ile bunu süresiz hale getirdiler. ‘Kadınlara yazık değil mi’ 80 senedir böyleydi. Şimdi yeniden süreye dönülme çalışmaları var. ‘Kadınların kazanılmış haklarını alıyorsunuz’ deniliyor. Ya siz erkeklerin 80 senelik kazanılmış hakkını aldınız elinden. O zaman hiç cümle yoktu. Ben hakimim ben doğruyu söyleyeceğim. Ben vicdanıma göre karar vereceğim. Bayram değil seyran değil süresize çevirdiler. Şimdi şefkatle bazı bildirileri yayınlayanlar var. ‘Süresiz olduğu doğru değil’ Sanki biz kandırıyoruz. Süresiz olmadığı hal tabii ki var. ’Adam ölünce alamıyor. Tabii ki alamayacaksın. Rahmetlinin mirasçıları sana mı verecek? Bak gördün mü süreli işte. Ölünce bitiyor. E tabii ki bitecek canım. Yeniden evlenince bitiyor. E tabii ki bitecek. Sen elin adamıyla evlen bende sana ödemeye devam edeyim. Sen elin adamıyla gayrı meşru yaşa ben de sana her akşam içki paranı gönderim. Var mı böyle bir şey? Bunları örnekleyerek bu sürelidir denilir mi ya. Tabii ki bitecek bu haller. Bu hale düşmezse, kocan ölmezse, kötü yola düşmezse, evlenmezsen ölene kadar alıyorsun. Ben 1988’den bu yana bu nafakanın süresiz olmasını içime sindiremedim. Ben yatmışım biriyle sen de yatmışsın biriyle. Ben sana bir ömür boyu nafaka. Ben tükürdüm sen tükürdün. Bir ömür boyu nafaka. Böyle bir şey mi olur? ’’diye konuştu.
    ‘PROFESÖR DE DÖVÜYOR, MİLLETVEKİLİ DE DÖVÜYOR’
    Herkesin her türlü hata yapabileceğini ifade eden Geçcan,’’Hepimiz evliyiz. Bu salonda hepimizin başına her an her şey gelebilir. 31 senedir bu işe bakıyorum. Herkes her türlü hatayı yapabilir, ben dahil. Herkes her an her şeyi yapabilir. Bir Baro'da anlatıyorum işte; Baro Başkanı da dövüyor, hakim de dövüyor, İl Emniyet Müdürü de dövüyor’ dedim. Ertesi gün TBMM’den beni arıyorlar. ‘Hangi başkanımız dövüyor’ diye. Ben dövenlerin hepsini gördüm. Bir İl Emniyet Müdürüydü. İlin adını vermeyeceğim. İl lekelenmesin. Karısı da polis. Gece düğünden geliyorlar. Yolda kavga ediyorlar. Karısını yolda indirip devam ediyor. Yoldan TIR’cılar, kamyoncular geçiyor. Orada bir kadın. Bunu da yapan bir İl Emniyet Müdürü. Bizde klasik sohbetler vardır ya; bu kültür, eğitim meselesi. Bu saçma sapan bir laf. Bunun kültürle filan alakası yok. Profesör de dövüyor. Milletvekili de dövüyor" dedi.
    FOTOĞRAFLI



  • Cerattepe olaylarının yıl dönümünde basın açıklaması

    Adem GÜNGÖR/ ARTVİN (DHA)- ARTVİN'in Cerattepe bölgesinde yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı çıkan bir grup, 3 yıl önceki olayların yıl dönümünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
    Artvin'de 16 Şubat 2016'da, maden şirketi araçlarının bölgeye gitmesini engelleyen gruba güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası çıkan olayların 3'üncü yıl dönümünde Yeşil Artvin Derneği üyeleri Halit Paşa Meydanı'nda toplanarak basın açıklaması yaptı. Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, konuşmasında Artvin halkının Cerattepe mücadelesini sürdürdüğünü belirterek, "Hukuksal olarak halen 730 kişi ile başvurduğumuz Anayasa Mahkemesi'nde başvurumuz inceleniyor. Maden şirketinin 32 hektarlık alan için ÇED izni almış olmasına rağmen 240 hektarlık alanı kapsamına aldı. Rize İdare Mahkemesi'nde açmış olduğumuz dava ise 2018 yılı Aralık ayında sonuçlanmış olup bu yasa dışı izin verilmesi işleminin iptaline karar verilmiştir. Bu karar başından bu yana maden şirketinin ÇED izni alınan alanla yetinmeyeceği, bir kanser hücresi gibi yayılacağı ve bütün Artvin coğrafyasını işgal ederek bize yaşam alanı bırakmayacağı yönündeki söylediklerimizin ne kadar haklı olduğunu göstermesinin yanı sıra mücadelenin bitmediğini, mücadele edenlerin mutlaka kazanacağını, yaşam hakkı mücadelesinin kutsal bir mücadele olduğunu göstermesi açısından büyük önem taşımakta olup bütün halkımız için bir moral ve motivasyon kaynağı olmuştur" dedi.
    Karahan, Cerattepe bölgesindeki su kaynaklarının maden şirketine verildiğini öne sürerek,  pazartesi günü dava açacaklarını söyledi. Açıklamanın ardından grup 'Artvin’de maden istemiyoruz’ sloganları atarak dağıldı. 
    FOTOĞRAFLI



  • İçişleri Bakan Yardımcısı İnce: Milletimizden aldığımız güçle hareket ediyoruz

    Can ÇELİK/ADANA, (DHA)- İÇİŞLERİ Bakanlığı'nın yürüttüğü İzleme ve Değerlendirme Sistemi (İZDES) projesinin birinci etabı kapsamında Adana'da bir dizi ziyaret gerçekleştiren İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, "Cumhurbaşkanımızın 'Devleti temsil etmek, milletin gönlünü kazanmakla olur' vizyonu ile hareket ettiğimiz bir proje yürütüyoruz. Milletimizden aldığımız güç ve heyecan ile hareket ediyoruz" dedi.
    İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, Adana Valilik Binası'nda gerçekleşen İl Koordinasyon toplantısı sonrası İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen İZDES projesi hakkında açıklamalarda bulundu. İnce, Adana'da projenin ilk ayağını gerçekleştirdiklerini ve bakanlık olarak kamu hizmetlerinin daha kaliteli, daha hızlı, daha etkin ve daha verimli hale getirilmesini, yönetimde katılımın sağlanmasını, bürokraside süreç ve işlemlerin azaltılmasını, vatandaş memnuniyetini esas alan bir yönetim anlayışını hedef edindiklerini belirtti.
    Bu hedefler doğrultusunda İZDES projesinin başlatıldığını vurgulayan İnce, "Projemizde biz kendi birimlerimizin hizmet kapasitesini ölçmeyi, merkez ve taşra birimlerimizin arasındaki iletişimi geliştirmeyi, sahadaki görüş ve önerileri doğru bir şekilde bakanlık merkezine aktarmayı, valiliklerimizde tespit ettiğimiz iyi uygulama örneklerini paylaşmayı amaçladık. İZDES projemizin birinci ayağını önceki dönemde tamamladık. Yani bu teknik bir boyuttu. Tekniker arkadaşlarımız geldiler. Valiliklerimiz bünyesindeki birimlerde çalışmalarını yaptılar. Raporlarını tamamladılar. Biz bugün ikinci ayağını gerçekleştiriyoruz. Bu etapta bakan yardımcıları başkanlığında bir vatandaş odaklı hizmet seferberliği temasıyla çalışma başlattık. Bu çalışma Cumhurbaşkanı'mızın bizlere verdiği 'Devleti temsil etmek, milletin gönlünü kazanmakla olur' vizyonu ile gerçekleşti. Bizler de milletimizin gönlünü kazanarak hizmet etmek için bu projeyi yürütüyoruz" dedi.
    VATANDAŞ MEMNUNİYETİ ÖN PLANDA
    Projenin kent hayatını rahatlatarak ve sorunları aşarak vatandaş memnuniyetine odaklı bir çalışma olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı İnce, şöyle konuştu:
    "Proje kapsamında kentlerimizde 112, göç, AFAD, güvenlik, trafik, vatandaşlarımıza dokunan bir dizi yararlı toplantılarımız, muhtar toplantılarımız, ekonomik ve güvenlik toplantılarımız gibi hizmetlerimizin nasıl yürüdüğünü bizzat görüp bu anlamda tespitlerimizi ve değerlendirmelerimizi yapıp arkadaşlarımızın da planlı davranmasıyla bir çalışma yürütüyoruz."
    FOTOĞRAFLI



  • Fuhuştan gözaltına alınan 2 kişide HIV virüsü tespit edildi

    Muammer ŞEN/KARAMAN, (DHA) - KARAMAN'da apart daireye yapılan fuhuş operasyonunda gözaltına alınan 2 kişinin HIV virüsü taşıdıkları belirlendi. Operayonun ardından 3 apart daire mühürlendi.  
    Karaman Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'ne bağlı Ahlak Büro Amirliği ekipleri, 4 gün önce eşcinsel oldukları ileri sürülen Murat Ç. (24) ve aynı yaştaki Mehmet Ç.'nin sosyal medya üzerinden müşteri bularak para karşılığı ilişkiye girdiğini tespit etti. Murat Ç. ve Mehmet Ç.'yi takibe alan polis, şüphelilerin kaldığı Tabduk Emre Mahallesi'nde bulunan kiralık apart daireye baskın düzenledi. Murat Ç. ve Mehmet Ç. gözaltına alındı. Emniyetteki sorgularında para karşılığında ilişkiye girdiklerini kabul ettikleri öğrenilen şüphelilerden Mehmet Ç.'nin, "Gaziantep'te üniversite okuyorum. Karaman'a geldim. Aparttaki diğer sakinlere polis olduğumuzu söyledik" dediği belirtildi.
    HIV VİRÜSÜ TAŞIDIKLARI BELİRLENDİ
    Gözaltına alınan şüphelilerin sağlık kontrollerinde HIV virüsü taşıdıkları belirlendi. Polis ekipleri, Karaman Valiliği’nde oluşturulan Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele komisyonu 10786 sayılı fuhuş ve fuhuş yüzünden bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele tüzüğünün 95 ve 100'üncü maddesi gereği ilk tespitte 90 gün süre ile 3 apart daireyi mühürledi.
    FOTOĞRAFLI



  • Bakan Dönmez: Sakarya'da 17- 0 yapma hedefindeyiz

    Aziz GÜVENER/ADAPAZARI(Sakarya),(DHA) - ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 17 belediyesi olan Sakarya'da seçimde Cumhur İttifakı olarak hedeflerinin bütün ilçeleri kazanmak olduğunu belirterek, "Sakarya'mızda Cumhur İttifakı'yla seçimlere giriyoruz. İnşallah daha önceki seçimlerde olduğu gibi 17- 0 yapma hedefindeyiz " dedi.
    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sakarya Valisi Ahmet Hamdi Nayir ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nu makamlarında ziyaret etti. Ardından ADASU Hidroelektrik Santrali'ni ziyaret eden Bakan Dönmez, Sakarya'nın enerji olarak bölgede önemli bir paya sahip olduğunu belirterek, "Sakarya’mız hızla büyüyen ve gelişen bir şehir. Özellikle 1999 depremini yaşayan bir şehrin böylesine hızlı gelişmesi ve büyümesine sunmuş olduğu katkıdan dolayı Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'na teşekkür ediyoruz. Sakarya'da deprem sonrası örnek projeler ortaya koyuldu. Yalnızca üstyapıya değil, altyapıya da gerekli önem verilmiş ve şehir büyük oranda gelişmiş. Sakarya yalnızca kentsel açıdan değil bölgesel ve enerji bakımından da önemli bir paya sahip" dedi.
    Bakan Dönmez, daha sonra Ak Parti Sakarya İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. Dönmez, Cumhur İttifakı olarak Sakarya'da 17 belediyenin tamamını almayı hedeflediklerini kaydederek, şöyle konuştu:
    "Sakarya, AK Parti kurulduğu günden beri her zaman AK Parti'ye destek vermiş. Sayın Cumhurbaşkanımıza olan teveccühünü, desteğini eksiltmemiş, katkısını sağlamış bir şehrimizdir. Biliyorsunuz önümüzde yerel yönetimler seçimi var. Ümit ediyoruz ve inanıyoruz ki aynı desteği artırarak gösterecektir. Sakarya özellikle 1999'dan sonra yaşadığı iki depremden sonra adeta hem toplumsal hayatı hem de iş hayatının yıkıldığı bir kentti. Yeniden kalkınarak o eski görüntüyü sildi, maddi açıdan Sakarya'yı farklı gördüm. Sakarya'mızda Cumhur İttifakı'yla seçimlere giriyoruz. İnşallah daha önceki seçimlerde olduğu gibi 17- 0 yapma hedefindeyiz."
    FOTOĞRAFLI



  • Ozan Arif'in cenazesi evine getirilip, helallik alındı (2)

    10 BİN KİŞİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLADI
    Samsun’da 3 gün önce tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Ozan Arif olarak tanınan halk ozanı ve bestekar Arif Şirin’in cenazesi Samsun Büyük Camii’ne getirildi. Cami avlusundaki törene Samsun Valisi Osman Kaymak, Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin, CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Koray Aydın, Ak Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Demir, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, Millet İttifakı'nın Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hayati Tekin, bağımsız Samsun Milletvekili ve bağımsız Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Erhan Usta, MHP Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak, sanatçı İsmail Türüt, Uğur Işılak, yakınları ve sevenleri katıldı. Arif Şirin'in oğlu Mehmet Alp Şirin ve yakınları cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Şirin için, öğlen namazının ardından Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Mehmet Okuyan tarafından cenaze namazı kıldırıldı. Namazdan sonra Arif Şirin’in cenazesi Kıranköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine yaklaşık 10 bin kişi katıldı. 
    FOTOĞRAFLI



  • Bakan Soylu: Sendika yöneticileri zorunlu bildirimleri SENBİS üzerinden yapacak

    Nursima ÖZONUR-Kaan ULU/ANKARA, (DHA)- İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, SENBİS'i (Sendikalar Bilgi Sistemi) kullanması için sendika yöneticilerine kullanıcı yetkisi verileceğini söyledi. Soylu, "Sendika yöneticilerine kullanıcı yetkisi verilerek zorunlu bildirimleri SENBİS üzerinden kendilerinin yapabilmelerine imkan tanımak istiyoruz. Arkadaşlarımız yazılım geliştirme çalışmalarına başladılar" dedi.
    Yol-İş Sendikası'nın 11'inci Olağan Genel Kurulu'na İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de katıldı. Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, kapsam dışı bırakılan taşeron işçilerin kadroya alınması konusunu vurgulayarak işçilerin sorunlarını dile getirdi. Ağar, "Kıdem tazminatını yük olarak gören anlayışa karşı bugüne kadar mücadele ettik, bundan sonra da mücadele edeceğiz. Kıdem tazminatı konusu da önemli bir sorunumuzdur. Kıdem tazminatımıza kimse dokunamayacaktır. İşçinin kıdem tazminatına göz dikilmesin. Yetkililer artık kıdem tazminatı konusunu gündeme getirmekten vazgeçmelidir" dedi.
    Türk-İş Sendikası Genel Başkanı Ergün Atalay da konuşmasında, kadro dışı bırakılan taşeron işçilerin kadroya alınmasını isteyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bu konuyla ilgili destek istedi. Atalay, terör örgütlerinin Türkiye üzerindeki oyunları olduğunu söyleyerek, "15 Temmuz bitti falan sanmayın. Hala devam ediyor gözaltılar. Bunların içinde bir biz yokuz, haberiniz olsun. Çünkü işçilerde bir şey yok" diye konuştu. 
    'SENDİKALARIN BUNA İTİRAZ ETMESİ GEREKİRDİ'
    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, Türkiye'nin güvenlik, siyasal ve ekonomik istikrarını korumak için olağanüstü bir mücadele verildiğini belirterek, "Şu an yaşadığımız süreçler, herhangi bir devletin yönetebileceği süreçler değildir. Bir yandan terörle mücadele edeceksiniz, bir yandan küresel uyuşturucu kartellerine karşı kendinizi ve gençlerinizi savunacaksınız, bir yandan sınırınızın hemen yanı başında bir terör devleti kurmak isteyen batılı güçlerle mücadele edeceksiniz, bir yandan da içeride ölümden kaçmış 3,6 milyon insanı ağırlayıp, 40 yıldır uğraştığınız terör örgütünü bitirirken Pensilvanya imalatı bir yenisini de devletten kazımaya çalışacaksınız. Bunlar alelade süreçler değildir. Burada istikrarınızı koruyabilmek ve bütün bu süreçleri demokrasi ve hukuk içerisinde yürütmek, kolay bir iş değildir" dedi.
    'MÜDAHALE ETMESEYDİK DEVLET KURULUYORDU'
    "Bir belediyeye bir işçi girer de onun maaşına, onun alnının emeğine, onun alın terine göz koyan bir yapı olur mu?" diyen Soylu, şöyle devam etti:
    "İçişleri Bakanı olarak buna itiraz ettim. Ama tüm sendikaların buna itiraz etmesi gerekirdi. Burada doğal olarak devlet ve sendikalar arasındaki hak mücadelesinin önemli bir bölümü burada yürümeliydi. Ne zaman ortadan kalktı bu? Burada çalışan işçilerin bir terör örgütünün derneğine zorla bağış yapmak zorunda kaldığı durumda bütün siyasi mekanizma ayağa kalkmak zorundaydı. Buna bir özgürlük, hürriyet bandajı atıldı. 'Aman bu işlere karışmayın' diye oluşturdukları mahalle baskısı ve uluslararası baskıyla beraber ülkemin yöneticilerini hareket edemez hale getirenlere karşı topyekün mücadeleyi ortaya koymalıydık. Şimdi o insanlar orada çalışıyorlar. Ve hiçbir terör örgütüne para yatırmıyorlar. Terör örgütüne aktarılan paraların gittiği yer bellidir. Eğer müdahale edilmemiş olsaydı Irak’ın kuzeyinde bu ülkede bir devlet kuruluyordu. Biz bu coğrafyada belki de ülkemizi tehdit edecek en büyük oyunu bozduk."
    'SENBİS' ADINI VERDİĞİMİZ DİJİTAL ALTYAPI KURDUK'
    Süleyman Soylu, sendikalaşma alanında yapılanları hatırlatarak "'SENBİS' adını verdiğimiz bir dijital altyapı hazırladık. Valiliklerimiz tarafından hem SENBİS altyapısına giriliyor hem de fiziken iletiliyor. Şimdi bunu bir adım daha ileriye taşımak istiyoruz. Sendika yöneticilerine kullanıcı yetkisi verilerek zorunlu bildirimleri SENBİS üzerinden kendilerinin yapabilmelerine imkan tanımak istiyoruz. Arkadaşlarımız yazılım geliştirme çalışmalarına başladılar. İnşallah kısa bir süre içinde bunu da gerçekleştirmiş olacağız" dedi.
    'BU ÜLKEDE BİR DAHA 1960 DARBESİ YAŞATMAK İSTEMİYORUZ'
    Soylu, Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini kaydederek, "Siyasal hayat, çalışma hayatı, sivil toplumculuk buna her şey dahildir. Türkiye zor dönemden geçiyor. Ama bu dönemden geçerken büyük işler gerçekleştirdik. 15 Temmuz’dan sonra Antalya’ya gelen turist sayısı 6 milyona düştü. Şimdi 12 milyon. Ülkenin 2-3 yılda kendini toparlayabilmesi kolay değildir. Ve şunu çok net şekilde paylaşmak isterim. Ufak tefek sıkıntılarımız olur. Fırat Kalkanı Harekatı'nda 2 bin kilometrekareye huzuru biz getirdik. Etrafımızdaki coğrafyanın huzurundan da mesulüz. Biz ülkede bir daha 1960 darbesi yaşatıp başbakan astırmak istemiyoruz" diye konuştu.
     



  • Filtre fabrikasında yangın; 12 işçi dumandan etkilendi

    Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN(Hatay), (DHA)- HATAY'ın İskenderun ilçesinde bir filtre fabrikasında çıkan yangında dumandan etkilenen 12 işçi hastaneye kaldırıldı.
    İlçeye bağlı Akçay mevkiinde hizmet veren bir filtre fabrikasının deposunda sabah saat 09.00 sıralarında yangın çıktı. Kısa sürede fabrikayı etkisi altına alan yangına Büyükşehir itfaiye ekipleri müdahale etti. Çıkış nedeni henüz bilinmeyen yangında dumandan etkilenen 12 işçi, olay yerine gelen ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Fabrika çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, itfaiye ekipleri söndürme ve soğutma çalışmalarını sürdürüyor. Yangının çıkış nedeni araştırılıyor. 
    FOTOĞRAFLI



  • Mersin'de nargile tütünü kaçakçılığı polise takıldı

    MERSİN, (DHA) – MERSİN’de polisin yaptığı operasyonda 505 kilo kaçak nargile tütünü, 29 bin 45 paket sigara sarma kağıdı ele geçirildi.
    Mersin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, piyasaya kaçak nargile tütünü ve sigara kağıdının sürüldüğü bilgisini aldı. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, merkez Akdeniz ilçesi Hamidiye Mahallesi’nde S.P. tarafından işletilen depoya baskın yaptı. Depoda yapılan aramada 505 kilo nargile tütünü, 29 bin 45 paket sigara sarma kağıdı ele geçirildi. Şüpheli sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Olayla ilgili soruşturma sürüyor
    FOTOĞRAFLI

     

     



  • Dedesinin İstiklal Madalyası'nı 99 yıl sonra alıp, mezarına götürdü

    Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK,(DHA)- ZONGULDAK'ın Devrek ilçesinde gazeteci-yazar İbrahim Tığ, dedesi gazi Kamil Tığ'a ait İstiklal Madalyası'nı 15 yıl süren mahkeme sürecinin ardından almanın mutluluğunu yaşıyor. İstiklal Madalyası'nı, dedesinin mezarına götüren İbrahim Tığ, "En büyük gururumuzu yaşıyoruz" dedi.
    Devrek ilçesinde yerel gazete sahibi ve yazar İbrahim Tığ, 20 yaşındayken askere giden ve 13 yıl 11 ay 6 gün er olarak görev yapan ve 1945 yılında 56 yaşındayken hayatını kaybeden dedesi Kamil Tığ'ın İstiklal Madalyası'nı alabilmek için 15 yıl önce babasıyla mücadele başlattı. 9 yıl önce babasını kaybeden İbrahim Tığ, 5 yıl önce ilk olarak dedesinin Çanakkale Savaşı'na da katıldığını, Kurtuluş Savaşı sırasında aldığı 'gazilik' unvanını belgeledi. İbrahim Tığ, İstiklal Madalyası'nı alabilmek için Ankara İdare Mahkemesi'ne dava açtı. Dedesinin gazi, kendisinin de mirasçısı olduğunu kanıtlayan tüm belgeleri toparlayarak Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'na gönderdi. Yapılan incelemer sonucunda, İbrahim Tığ'ın, Kurtuluş Savaşı gazisi, 17'nci Tümen Nakliye Taburu askeri Kamil Tığ'ın torunu olduğu ve İstiklal Madalyası'nın da en kısa sürede kendisine gönderileceği ifade edildi.
    ASKERLİK ŞUBESİNDEN DEDESİNİN MADALYASINI ALDI
    Devrek Askerlik Şubesi Başkanlığı'ndan aranan İbrahim Tığ'a yıllardır beklediği haber dün geldi. Annesi Hatice Tığ (73) ile birlikte askerlik şubesine giden İbrahim Tığ, Türk bayrağı önünde milli mücadelede hizmet eden dedesi gazi Kamil Tığ'ın İstiklal Madalyası'nı 99 yıl sonra Devrek Askerlik Şubesi Başkanı Astsubay Batıkan Alkan'dan aldı. Astubay Alkan'ın göğsüne taktığı madalyayı görünce duygulanan İbrahim Tığ, "Dedem Kamil Tığ aralıksız 13 yıl 11 ay 6 gün askerde savaşmış. Bu ülkenin kurtarılmasında görev alan bir asker. Onun torunu olmaktan ben de son derece mutluyum" dedi.
    Astsubay Alkan da, İstiklal Madalyası'nı kahraman bir gazinin torununa takdim etmekten mutluluk duyduğunu söyleyerek, "Dedenizin kayıtları bulundu. Çok şükür bu şekilde sonuçlandırdık. Biz de çok mutlu olduk sizin adınıza. Tebrik ediyorum. Bu gururu taşıyor olabilmeniz bizim için çok büyük mutluluk vesilesi. İnşallah sizden çocuklarınıza, torunlarınıza güzel bir miras olur. Anlamı, maneviyatı çok büyük bir madalya dedi" diye konuştu.
    MADALYAYI DEDESİNE GÖTÜRDÜ
    İbrahim Tığ, ardından halası Dursun Gedik (94) ile birlikte dedesi Kamil Tığ'ın mezarını ziyaret ederek İstiklal Madalyası'nı götürdü. Madalyayı dedesinin mezar taşına koyan İbrahim Tığ ve Dursun Gedik duygu dolu anlar yaşadı. Dedesinin ellerinde bir fotoğrafı bile olmadığını söyleyen İbrahim Tığ, duygularını şöyle anlattı:
    "Aslında dedeme 1932 yılında İstiklal Madalyası vesikası gönderilmiş. Ancak dedem okuma-yazma bilmediği için vesikanın gelmesine rağmen madalyasına almaya gitmemiş. Hiçbir yere başvurmamış. Vesikayı sandığa kaldırmışlar. Aradan geçen 99 yıl sonra bu madalyayı almamız bize ayrıca anlam kattı. Babam öleli 9 yıl oldu. Rahmetli babam, babasının gazi olduğunu çok iyi biliyordu. Madalyasını almak çok istemişti fakat mevcut yasalar buna elvermedi. Yasalarla boğuştu. Babamı kaybettikten sonra ben bunu takip etmeye devam ettim. Yargı süreci 5 yıl sürdü. Sonuçta biz haklı çıktık. Dedemiz gerçekten bir gazi. Bu madalyayı da bugün askerlik şubesi başkanlığında bize takdim ettiler. En büyük gururumuzu yaşıyoruz. Bunun bir ölçütü yok. Bu bambaşka bir şey. Bunun ekonomik ölçüsü de yok. Bugün halamla, akrabalarımla dedemi yaşadık. Edebiyatçı ve yazar olarak birçok ödül aldım ama bu benim için en büyük ödül oldu."
    94 YAŞINDAKİ KIZI MADALYAYI GÖRÜNCE DUYGULANDI
    Askerden geldikten sonra evlenen ve köyde çiftçilik yapan Kamil Tığ'ın 6 çocuğundan hayatta olan tek kızı Dursun Gedik de madalyayı gördüğünde duygulandığını anlatarak, "Biz o öldüğünde çocuktuk. Çok savaşmış babam. Çok mutlu olduk. Kardeşim çok uğraştı ama alamadı. İbrahim sonunda başardı" dedi. Torunu Makbule Tığ (74) ise, "Dedem 13 yıl savaşta kalmış. Dedemi görmüş kadar olduk. Çok büyük mutluluk bizim için. Torunlarımıza güzel bir miras bırakacağız" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • Bursa'da Cem Adrian konseri

    Gürkan DURAL/BURSA,(DHA)- BURSA'da şarkıcı Cem Adrian, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.
    Şarkılara getirdiği özgün yorumuyla özel bir dinleyici kitlesi edinen şarkıcı Cem Adrian, dün gece Jolly Joker Bursa sahnesinde hayranlarıyla buluştu. Kendi şarkılarıyla birlikte Türk müziğinin sevilen türkülerini de kendine has yorumuyla seslendiren şarkıcı, yaklaşık 2 saat sahnede kalırken, mekanı dolduran dinleyicilerine duygu dolu anlar yaşattı. 'Ben seni çok sevdim' adlı şarkısıyla birlikte Bursalıları selamlayan Cem Adrian, Bursa'da olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ve kente sık sık geldiğini dile getirdi. Cem Adrian'ın ayrıca 'Leylim ley', 'Dostum dostum' ve 'Akşam olur karanlığa kalırsın' adlı parçalara getirdiği yorum, dinleyicilerinden büyük alkış aldı.
    FOTOĞRAFLI



  • Unutulmaz aşk şarkılarının bestecisi Maltepe’de anıldı

    İSTANBUL, (DHA) -MALTEPE Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, Türk müziğine yüzlerce beste ve güfte kazandıran unutulmaz aşk şarkılarının bestecisi Yusuf Nalkesen’i andı.

    ‘Hani O Bırakıp Giderken Seni’, ‘Ne Mektup Geliyor Ne Haber Senden’ gibi Türk müziğine yüzlerce beste ve güfte kazandıran, Neo Klasik Dönem’in en popüler aşk şarkılarının bestekârı, Devlet Sanatçısı, udi ve şair Yusuf Nalkesen’i, ‘Ah Şu Gönlümüz’ isimli konseriyle andı. Maltepe Belediyesi’nce Prof. Dr.Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde düzenlenen konsere müzikseverler büyük ilgi gösterdi.

    “YUSUF NALKESEN’İN 583 BESTESİ VE BİN CİVARINDA GÜFTESİ VAR”

    Programın sunuculuğunu üstlenen Ercan Dirikan, 1923 yılında Üsküp’ün İştip kasabasında doğan Yusuf Nalkesen’in, gördükleri etnik baskıdan dolayı ailesiyle birlikte İzmir’e göç ettiklerini söyledi. Nalkesen’in 1951 yılında ‘Veda Busesi’ isimli ilk bestesini yazdığını ifade eden Dirican, “Nalkesen ,1952 yılında saz sanatçısı olarak TRT İzmir Radyosu sınavını kazandı. 23 yıl TRT’ye hizmet etti ve ayrıldı. Yapmış olduğu harika besteleri için 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca Devlet Sanatçılığı unvanı verildi. 583 bestesi ve bin civarında güftesi olan Nalkesen,2003 yılında vefat etti. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz. Nalkesen’i eserleriyle anacağımız bu özel konserde, Türk sanat musikisi adına bizlere gösterdiği yakın ilgiden dolayı Maltepe Belediye Başkanımız Sayın Ali Kılıç’a teşekkür ederiz” dedi.

    USTAYI, ‘VEDA BUSESİ’ İLE ANDILAR

    İki bölümden oluşan konserde koro, Şef Füsun Batum’un yönetiminde eserlerle sahne aldı. Türk sanat müziğinin en bilinen, en çok sevilen eserlerinden biri olan, şair Orhan Seyfi Orhon’un yazdığı Nalkesen’in bestelediği ‘Hani O Bırakıp Giderken Seni’ (Veda Busesi) isimli eserini seslendiren koroya dinleyicilerde hep bir ağızdan eşlik etti. Nalkesen’in ‘Ne Mektup Geliyor Ne Haber Senden’, ‘İçimde Kim Vardır Bir Bilebilsen’, ‘Kapın Her Çalındığında O mudur Diyeceksin’, ‘Söyle Naz mı Bu Kaş Çatış', 'Tutundum Işıksız Karanlıklara' başta olmak üzere unutulmaz şarkı ve bestelerinden örnekler sunan koro ve solistler, dinleyicilere unutulmaz bir müzik şöleni yaşattı.



  • 500 yıllık 'Develi Cıvıklısı', ilk günkü özelliğini koruyor

    Yasin DALKILIÇ-İsmet KÖZELO/DEVELİ(Kayseri), DHA)- KAYSERİ'de Erciyes Dağı eteklerindeki Develi ilçesinde yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip pide çeşidi 'Develi Cıvıklısı', ilk günden bu yana aynı lezzeti ve özelliğini korumaya devam ediyor. 
    Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan 2008 yılında alınan 'coğrafi işaret tescil belgesi' ile yapımı sürdürülen 'Develi Cıvıklısı', parça etin çift bıçak altında kıyılarak küçük parçalara ayrılması, etin yağının da çift bıçak darbeleriyle 'cıvıtılması' ile yapılıyor. Erciyes Dağı eteklerinde yetiştirilen koyun ve danaların etinin, 1 gün boyunca dinlendirilip pişirilmesiyle hazırlanan, domates ve biber eklenmesiyle tamamlanan 'Develi Cıvıklısı', yıllardır bölgede en çok tercih edilen tatlar arasında olması özelliğini koruyor. Yavuz Sultan Selim döneminde adına ferman yazıldığı rivayet edilen ve 500 yıllık geçmişe sahip pide çeşidi, yüzyıllardır orijinalliği korunarak nesilden nesile aktarılıyor.
    'Develi Cıvıklısı' ustası Ahmet Tokluoğlu, 32 yıldır bu işle uğraştığını söyleyerek, "Develi'ye has bir lezzet olduğu için kendi hayvanlarımızdan elde ettiğimiz etlerle, kendi yöremize ait unumuzla yapmış olduğumuz bir üründür. Türkiye genelinde Develi'ye ait olan bu lezzet Develi Belediyesi'nce patenti alınarak tescillenmiştir" dedi.
    'KAYSERİ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ADANA'DAN MİSAFİRLERİMİZ GELİR'
    'Develi Cıvıklısı'nın hamurun ekşisi, etin bayatı ve malzemenin eskisini kabul etmediğini söyleyen Tokluoğlu, şöyle konuştu: "Eti taze olmalı, günlük doğranmalıdır. Cıvıklı'nın eti kesinlikle makinede çekilmez; çünkü etin suyunu çıkarıyor. Onun için genelde bıçakla doğranması lazım. Eti doğradıktan sonra 1 gün eti dinlendiririz. Et, dinlenme sırasında ağlar. İçindeki kan boşalır. Sadece 1 gün dinlendirildikten sonra domatesimizi ve biberimizi doğrarız, harç haline getiririz. Daha sonra eti hamurun üstüne dökeriz. 45 dakikada pişirilemeyen eti biz 5 dakikada pişiriyoruz. Develi'de 28 tane cıvıklı salonu var. İlginin nasıl olduğunu siz düşünün. Kayseri, Nevşehir, Niğde veya Adana'dan misafirlerimiz gelir." 
    FOTOĞRAFLI



  • Van merkezli 8 ilde terör operasyonu: 10 tutuklama

    VAN, (DHA)- VAN merkezli 8 ilde jandarma ekiplerinin düzenlediği PKK/KCK operasyonunda gözaltına alınan 17 kişiden 10'u çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 3 kişi serbest bırakılırken, 4 şupheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
    Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Van İl Jandarma Komutanlığı'nca 14 Şubat 2019 günü, PKK/KCK terör örgütünün işbirlikçisi oldukları değerlendirilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Van merkezli Manisa, Bitlis, Siirt, Iğdır, Mardin, İzmir ve Ağrı'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. İşlemlerini ardından adliye sevk edilen şüphelilerden 10'u çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 4 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. 3 şüpheli ise serbest bırakıldı. 
    FOTOĞRAFLI
     



  • 8 defa kalbi duran mucize çocuk hayata tutundu

    Hande NAYMAN / İZMİR, (DHA)- İZMİR'deki Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören doğuştan kalp hastası 2,5 yaşındaki Ahmet Ayaz Uçkun'un, geçirdiği ameliyat sonrasında 8 kez kalbi durdu. Ölümle yaşam arasında gidip gelen çocuk, hastanede bulunan extracorporeal membrane oxygenation (ECMO) cihazı sayesinde hayata tutundu. Sağlığına tekrar kavuşarak taburcu edilen çocuğun annesi Sultan Uçkun, "Ümidimizi tamamen yitirmiştik, nefes aldığına, yanımda olduğuna inanamıyorum. Şükürler olsun ki Allah oğlumuzu bize bağışladı" dedi.
    İzmir'de yaşayan Sultan Uçkun (23) ve Gökhan Uçkun (30) çiftinin doğuştan kalp hastası oğulları Ahmet Ayaz Uçkun, önce özel bir merkezde kalp ameliyatı geçirdi. Daha sonra Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen Uçkun, geçen 28 Ocak'ta, Doç. Dr. Onur Işık ve Doç. Dr. Muhammet Akyüz ile ekibi tarafından kalp kapak yapısında problem olduğu için ameliyat edildi. Ameliyat sonrası yoğun bakıma alınan küçük çocukta ritim düzensizliği oluştu ve kalp yetmezliği tablosu gelişti. 8 defa kalbi duran Ahmet, yoğun bakım sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Berna Anıl ve ekibi tarafından alınan kararla, ECMO cihazına bağlandı. Yapay kalp cihazıyla birlikte yaşama tutunan Ahmet, tekrar sağlığına kavuştu.
    İyileşmesinin ardından hastaneden taburcu edilen çocuğun annesi Sultan Uçkun gözyaşları içinde, "Ümidimizi tamamen yitirmiştik, nefes aldığına, yanımda olduğuna inanamıyorum. Yoğun bakımdayken çok zor günler yaşadık, ancak ECMO cihazı bizim için umut oldu. Allah bütün doktorlarımızdan razı olsun. Bu hastane bizim için bir umut oldu, belki başka bir çocuk için de umut olabilir. Ayşe hocama, cerrahlarımıza, herkese teşekkür ediyorum. Şükürler olsun ki Allah oğlumuzu bize bağışladı" dedi.
    ÖLÜM RİSKİ ÇOK YÜKSEKTİ
    Ahmet'in tedavi süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ayşe Berna Anıl da, "Ahmet daha önce başka bir merkezde ameliyat olmuş fakat akciğerine giden kapak yapısında bir problem olduğu için merkezimize ikinci bir ameliyat için geldi. Ameliyat sonrası kalpte ritim düzensizliği oldu ve kalp yetmezliği tablosu gelişti. Çocuğa solunum cihazı desteği verildi, ancak yapılan müdahaleler yeterli gelmedi. Tekrarlayan kalp durmaları oluştu ve 8 defa kısa süreli kalbi durdu. Bu şekilde kurtulabilmesi mümkün olmadığı için ekip olarak extracorporeal membrane oxygenation adı verilen ECMO cihazına bağlanmasına karar verdik. Cihaz, hastanın kanını alıp dışarıda temizleyip hastaya geri vermeye yarıyor, bu arada akciğer ve kalbi dinlendirmiş oluyoruz. Hasta 8 gün ECMO cihazında kaldı, toplam 16 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra servise gönderildi. Bugün de taburcu edildi. Şu anda sağlığına kavuştu ve izlemleri devam edecek. ECMO yoğun bakımda en üst seviyede yapılan bir işlem ve yöntemin uygulandığı hastaların ölüm riski çok yüksek, kurtulmaları büyük ve önemli bir başarı" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • (Görüntülü) Engelsiz eğitim için bir araya geldiler

    İSTANBUL, (DHA)- Haliç Üniversitesi bünyesinde bulunan ‘Engelli Öğrenci Birimi’ tarafından engelsiz eğitim toplantısı düzenlendi. Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Eren, engelli öğrencilerin sorunlarına çözüm üretmek için toplandıklarını belirtti. Engelli öğrencilere daha rahat eğitim ve öğretim olanağı verecek düzenlemelerin yapılması amacıyla kurulan ‘Engelli Öğrenci Birimi’ tarafından engelsiz eğitim toplantısı düzenlendi. Engelli öğrencilerin akademik olarak eğitim ihtiyaçlarının ele alındığı toplantının açılış konuşmasını Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Eren, Engelli Birim Başkanı Prof. Dr. Hürriyet Yılmaz yaptı. Çok sayıda eğitimci ve öğrencinin katıldığı toplantıda konuşan Prof. Dr. Abdurrahman Eren, "Üniversitemizin fiziki engellerini kaldırarak iyi bir eğitim ortamı haline getirebiliriz. Burada engelli ve engelsiz ayrımı yapmamak gerek. Öğrencilerimiz için doğru çözümleri üretmeye çalışıyoruz" dedi. ENGELİ OLAN ÖĞRENCİLERİMİZE EĞİTİM OLANAKLARI TANIYORUZ Engelli öğrencilere her türlü eğitim olanakları tanıdıklarını ve bunun için doğru çözümler üretmeye çalıştıklarını ifade eden rektör Prof. Dr. Abdurrahman Eren, "Özellikle konservatuarlarımızda engelli öğrenci sayımız 20'ye yakın. Her yıl çok büyük bir ilgi görüyor. Hocalarımız onlara birebir eğitim veriyorlar. Müzik, tiyatro, opera gibi çok çeşitli sanat alanlarında eğitim veriyorlar çünkü bu özel bir eğitim gerektiriyor. Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu'nda da (BESYO) yüzme şampiyonu engelli öğrencilerimiz, sporcularımız var. Oraya da çok yoğun bir ilgi var. Biz onların bu alanda eğitimlerini kolaylaştırıcı her türlü çözümü geliştirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. Herkesin bir gün engelli olabileceğini hatırlatan Eren, "Bizim bakış açımıza göre aslında hepimizin engelleri var. Önemli olan bütün fiziki koşullarımızı, eğitim olanaklarımızı herkesin engelini düşünerek, çözümler üretmek. Kim engelli, kim engelsiz diye bir bakış açısı olmadan hepimizin engelli olabileceğini düşünerek çözüm üretme yaklaşımlarını benimsiyoruz" dedi. "HERKESE EVDEN ÇIKMASINI TAVSİYE EDİYORUM" 6 aylıkken menenjit geçirerek, sol el ve ayağında engeli oluşan milli yüzücü BESYO Spor Yöneticiliği öğrencisi Murat Köle, engeli bulunan insanlara evden çıkmalarını, hayata tutunmaları gerektiği tavsiyesinde bulundu. 2012 yılından beri yüzücü olan ve Türkiye şampiyonluğu olan Murat Köle, "Engel diye bir şey yoktur. Ben bu kadar başarıya ulaşmışsam, diğer arkadaşlarım da evde oturmasınlar ve çabalasınlar. Bu duruma kadar gelebilirler. Herkese tavsiyem 'evden çıksınlar'. Ben yüzmeye biraz geç başladım ancak geç başlamama rağmen arkadaşlarıma yetiştim ve iyi derece almaya başladım. Okuldan mezun olduktan sonra spor bölümünde takımlarda yönetici olarak çalışacağım. Benim çocukluk hayalim yüzücü olmaktı ve oldu" diye konuştu. "MÜZİKLE VAR OLDUM" Konsantre bozukluğu yaşayan ve bunun bir engel olmadığını ifade eden Roslina Miyas ise, "Benim içimde bir enerji var onu kanalize ederek bu sorunun üstesinden gelmeye çalışıyorum. 'Ben bunu başarırım' diye kendimi motive ediyorum. Benim bir engelim yok. Her şey aklımda bitiyor. Ben müziği çok seviyorum. Müzik olmasaydı, şu an böyle olamazdım. Ben müzikle var oldum. Okulumu ve arkadaşlarımı çok seviyorum" dedi. Engelli öğrencilerin eğitimle ilgili sorunlarına çözüm bulmak amacıyla gerçekleştirilen toplantı, konservatuvar öğrencilerinin oluşturduğu 'Grup Empati' konseri ile sona erdi.



  • Avukatlar korosu örnek oldu

    Süleyman EKİN/ANTALYA, (DHA) - ANTALYA Barosu Türk Sanat Müziği Korosu, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ile yürüttüğü 'Meslektaşımı Okutuyorum' projesi ile örnek oldu. TEV Antalya Şube Başkanı Arzu Aslan Kartal, bu projenin kendileri için çok büyük anlamı olduğunu belirterek, “Bu proje bize 20 gençten birine burs verme imkanı sağlıyor" dedi.
    Antalya Barosu Türk Sanat Müziği Korosu, üniversite öğrencilerinin eğitimine katkı sağlamak amacıyla TEV ile protokol imzaladı. Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğrenim gören başarılı ve maddi imkandan yoksun öğrencilere verilecek bursun önemine dikkati çeken Baro Başkanı Polat Balkan, "Sosyal sorumluluk projelerinde aktif olarak sorumluluk üstleniyorlar. En son bir güzelliğe daha imza attılar. Antalya Barosu olarak özellikle hukuk eğitimini çok önemsiyoruz. Benzer ilke ve değerlere sahip olduğumuz Türk Eğitim Vakfı'nın Antalya Şubesi ile 'Meslektaşımı Okutuyorum' projesi başlattık" dedi.
    Farkındalık ve duyarlılığı yüksek bir baro olduklarını belirten Polat Balkan, “Yaşama dair her alan bizi de ilgilendirir. Bu anlamda sanatsal etkinlikler, önceliklerimizden biri. Bizim nefes aldığımız alanlardan biri. Antalya Barosu Türk Sanat Müziği Korosu, hem Antalya'nın hem Türkiye'nin en eski amatör korolarından birisidir. Yaklaşık 25 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Koro ağırlıklı olarak meslektaşlarımızdan oluşuyor. Ancak çeşitli meslek gruplarından arkadaşlarımız koro içerisinde yer almaktadır. Yıl boyunca çalışmalarını yapıyorlar. Çeşitli etkinliklerde sahne alıyorlar" diye konuştu.
    'SAVCI VE YARGIÇLAR DA KORODA YER ALMAK İSTİYOR'
    Avukatlığın yorucu, tempolu, zorlu bir meslek olduğuna dikkat çeken Balkan, şöyle konuştu: "Psikolojik olarak yıpratıcı bir meslek. Sanatsal, sportif ve kültürel etkinlikler, bu yoğun, yorucu tempoda nefes alma olanağı sağlıyor. Türk Sanat Müziği'nden Türk Halk Müziği'ne, rock gruplarına varıncaya kadar çeşitli korolarımız var. Spor takımlarımız var. Kültürel etkinlikleri çok sık yapan bir baroyuz. Bunlar bizim bir anlamda yaşam alanlarımız. Her gün adliyede karşılaştığımız, birlikte iş yaptığımız savcılarımız da yargıçlarımız da sağ olsunlar her zaman bizim etkinliklerimize ilgi gösteriyor. Koroda görev almak isteyen emekli savcı, yargıç ve noterler ile icra memurları da var."
    'MESLEKTAŞIMI OKUTUYORUM' PROJESİ
    Koro şefi avukat Cengizhan Gököz da, Antalya Barosu Korosu'nun, baronun yönetmeliğinde yer alan bir kültür sanat etkinliği olduğunu söyledi. Koronun 50 korist ve 11 kişilik saz heyetinden oluştuğunu kaydeden avukat Gököz, “Yargının bu kadar çok sıkıntı yaşadığı bir dönemde, yaşamımıza çok güzel bir köşe ayırıyoruz. Antalya Barosu her alanda olduğu gibi, kültür ve sanatta da hem Antalya'ya, hem Türkiye'ye güzel bir ışık veriyor. 'Meslektaşımı Okutuyorum' projesi ile Akdeniz Hukuk Fakültesi'nde okuyan öğrencilerimize burs verilmesi için farkındalık konseri verdik. Geleceğin avukat, savcı ve hakimlerin yetişmesine bir nebze de olsa katkı vermenin önemini anlatmaya çalışıyoruz" dedi.
    '20 GENÇTEN 1'İNE BURS İMKANI SAĞLIYORUZ'
    TEV Antalya Şube Başkanı Arzu Aslan Kartal ise, bu projenin kendileri için çok büyük anlamı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bu proje ilk defa yapıldı. Buradaki amaç maddi imkanı olmayan, fakat başarılı gençlerimizin desteklenmesi. BİZ TEV olarak her yıl yaklaşık 40-50 arası başvuru alıyoruz. Bu da bize 20 gençten birine burs verme imkanı sağlıyor. Bu tür sosyal sorumluluk projeleri ile 20'de bir olan burs sayısını ikiye, üçe çıkartmak istiyoruz. Bu proje diğer kurumlarla yapılacak olan sosyal sorumluluk projelerine örnek olması açısından çok önemli."
    Her yıl 7 bin öğrenciye eğitim bursu verdiklerini hatırlatan Arzu Aslan Kartal da, “51 yıldır, 230 binden fazla gencimize eğitim bursu sağladık. Antalya olarak da şu ana kadar verdiğimiz burs sayısı 5 bin 500. 275'ten fazla burs alan öğrencimiz var" diye konuştu.
    'DURUŞMADAN KOŞTURARAK BURAYA GELİYORUZ'
    Koroda görev alan avukat Yasemin Sönmez ise, 16 yıldır avukat olduğunu belirterek, "6 yıldır Türk Sanat Müziği koromuzda yer alıyorum. Bizler müziğin önemini biliyoruz. Uygarlığın sembolü olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, bazen cezaevinden, bazen ağır ceza duruşmasından veya karakoldan koşturarak buraya geliyoruz. Böyle anlamlı bir projede yer almaktan dolayı da çok mutluyuz. Müziğin iyileştirici etkisi ile bir araya geldiğimizde güzel sonuçlar çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu.
    FOTOĞRAFLI



  • Seyhan Nehri'nde, suya atladığı öne sürülen kız aranıyor (2)

    ZÜLEYHA'NIN CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI
    Seyhan Nehri'ne atlayan kızın Anafartalar Lisesi öğrencisi Züleyha K. (16) olduğu belirlenirken cesedini bulmak için görevliler, nehrin kapaklarını kapatarak suyu boşalttı. Suların çekilmesinin ardından AFAD ve su altı ekipleri, nehir yatağına girerek arama çalışması başlattı. Bu sırada olay yerine gelen Züleyha K.'nin yakınları da ekiplerle birlikte arama çalışmasına katıldı. Bir süre sonra genç kızın cesedi bulundu. Olay yerinde toplanan Züleyha K.'nin okul arkadaşları ise, ceset bulununca nehir yatağında sinir krizi geçirdi. Bazı öğrenciler ise bayıldı. Polis vatandaşların suya girmemesi için uyarılarda bulunda ancak genç kızın yakınları bu uyarıları dikkata almayarak suya girmeye devam etti. Bunun üzerine polis, oluşan kalabalığa müdahale etmek için çevik kuvvet ekiplerinden yardım istedi. Ailevi problemlerinden dolayı intihar ettiği iddia edilen genç kızın cesedi otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
    FOTOĞRAFLI



  • (Görüntülü) ‘Özel Çocuklar'dan iyilik senfonisi

    İSTANBUL, (DHA)- Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin kurduğu Yararlı Ceylanlar Kulübü bünyesindeki 'özel çocuklar', hazırladıkları türküleri Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Haliç Yerleşkesi’nde seslendirdi. Özel çocukların 'İyilik Senfonisi' adıyla düzenlediği konser, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zühtü Hakan Akpolat’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin down sendromlu kızı Nazlı Öke’nin de aralarında bulunduğu özel çocuklar, izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Halk müziği, sanat müziği ve tasavvuf müziğinden parçaların yer aldığı konser, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı konusunda farkındalığın artırılması amacıyla düzenlendi. "SES, NEFES VE IŞIĞIZ" Siyaset Bilimci Prof. Dr. Mim Kemal Öke, kurduğu Yararlı Ceylanlar Kulübü'nün bir vakıf, dernek ve sivil toplum örgütü olmadığını hatırlatarak, "Bizler sadece bir ses, nefes ve ışığız. Yapmaya çalıştığımız şey, bir iyilik senfonisini dilden dile, gönülden gönüle aktarabilmeye çalışmak" dedi. Herkesi 'yaralı ceylan' olarak tanımlayan Öke, "Engellilerle uğraşan ya da hayatta bir şekilde sıkıntısı ve üzüntüsü olan insanlar kalbinde acıyı ve hüznü hissederler. Biz bu yaralı ceylanların yaralarını tamir edip, yararlı ceylanlar haline getiriyoruz. Bunu da bizzat engellilerle çalışarak yapıyoruz. Bu çocuklar aslında bizim içimizdeki güzelliği, bizim için uyandıran, bizi iyileştiren, şifa vericilerdir. Biz onlardan yararlanıyoruz" diye konuştu. "İNSAN SADECE AKLIYLA DEĞİL, AŞKIYLA YAŞAMALI" Özel çocuklara sahip ailelerin çocuklarını bir nimet olarak görmeleri gerektiğine dikkat çeken Öke, "Ailelerin, hayatın sadece bir ekmek kavgasından ibaret olmadığını ama gönlünü de doyurması gerektiğini düşünmeleri gerekiyor. İnsan sadece aklıyla değil, aşkıyla yaşaması gereken bir varlıktır. İkisini birleştirmeleri gerekiyor. Bu çocukların içlerinde olan cevher, aşk kromozomu, sevgi, insanlığı yeniden insanlığa davet eden çok önemli mesajlardır. Bu mesajı almaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı.