MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Dolarlarını bozdurarak TL'ye sahip çıktılar

    İSTANBUL,(DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına uyan Kağıthaneli vatandaşlar dolarlarını bozdurarak, Türk Lirası'na sahip çıktı. Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ise "15 Temmuz’da darbe ile ülkemizi bölmeye çalışanlar şimdi de ekonomik darbeyle ülkemizi bölmeye çalışıyorlar” dedi.

    Kağıthane Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ömer Osmanoğlu, Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, STK Temsilcileri, iş adamları ve vatandaşlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine bankaya giderek dolar ve eurolarını Türk Lirası'na çevirdi.

    “EKONOMİK OLARAK DOLAR ÜZERİNDEN BİZİ YILDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Dolar bozdurmaya giden Kağıthane Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ömer Osmanoğlu, "Kağıthane Esnaf Odaları olarak dolarımızı bozdurup ekonomimize sahip çıkıyoruz. Ülkemize başlatılan bu ekonomik savaşı protesto etmek için devletimizin yanında olduğumuzu göstermek için buraya geldik. Biz her zaman devletimizin ve milletimizin yanındayız. Bize karşı yapılan bu saldırı bir ilk değil. Çanakkale’de denediler, Kıbrıs’ta denediler, 15 Temmuz’da denediler. Şimdi de ekonomik olarak dolar üzerinden bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Ama biz daha da çok kenetlendik” diye konuştu.

    “DEVLET BAŞKANIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Birlik ve beraberliğe vurgu yapan Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ise "Bugün esnaflarımız, iş adamlarımız Kağıthane’de döviz bozduruyorlar. Her zaman da bu anlamda yerli ve milli düşüncedeler. Biz de teşekkür etmek için onların yanındayız. 15 Temmuz’da darbe ile ülkemizi bölmeye çalışanlar şimdi de ekonomik darbeyle ülkemizi bölmeye çalışıyorlar. Birlik ve beraberliğin göstergesi olarak biz de buradayız. Başkanımıza sahip çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BİZİ DOLARLA MI EZECEKLER”

    Şoförler Odası esnafı taksici Savaş Altan, "300 dolarım vardı, bozdurmaya geldim. 15 Temmuz’da vatandaşlarımız tankla, tüfekle karşı çıktı. Bizi dolarla mı ezecekler. Başkanımızın sonuna kadar yanındayız” ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)

     

     

     

     



  • "Projem var ama param yok" diyenler için seminer

    İSTANBUL, (DHA)-FİLM yapımcıları ve fon bulma platformu yöneticileri; kısa filmcilerin ve belgeselcilerin en sık karşılaştıkları sorunlardan biri olan 'fon bulma' yöntemlerini, düzenlenen bir seminerde anlatacaklar. ‘Bir fikrim var ama param yok’ diyen kısa film ve belgesel yapımcıları bu seminerde, 'fon bulma yolları' hakkında bilgi edinecekler. Yapımcı-yönetmen ve akademisyen Nurdan Tümbek Tekeoğlu, birçok sosyal girişim projesini hayata geçiren gazeteci köşe yazarı Ayçe Bükülmeyen ve Fongogo Platformu'nun kurucu ortakları Ali Çebi ve Ebru Elmas Gürses, düzenleyecekleri seminerde katılımcılara; kitlesel fonlama prensipleri hakkında ve projelerinin başarıya ulaşması için kendi ipuçlarını verecekler.

    Türkiye’de kısa film ve belgesel yapımına son yıllarda yoğun ilgi var. Üniversiteler, belediyeler, bankalar ve sivil toplum kuruluşlarının düzenledikleri kısa film ve belgesel festivallerinin sayısı her geçen gün hızla artıyor.

    PROJELERİYLE DE YARIŞMAYA KATILABİLECEKLER

    Kitlesel fonlama kanalıyla 4 kısa film ve belgesel projesini gerçekleştiren yapımcı, yönetmen ve akademisyen Nurdan Tümbek Tekeoğlu, birçok sosyal girişim projesini hayata geçiren gazeteci köşe yazarı Ayçe Bükülmeyen ve Fongogo Platformu'nun kurucu ortakları Ali Çebi ve Ebru Elmas Gürses,katılımcılara kitlesel fonlama prensipleri hakkında ve projelerin başarıya ulaşması için kendi ipuçlarını verecekler. Eğitime katılanlar, arzu ederlerse, kısa film ve belgesel alanlarındaki projelerini seminere özel hazırlanmış internet web adresinde yer alan başvuru formunu info@fongogo.com adresine 15 Eylül 2018’e kadar gönderebilecekler. Jüri tarafından seçilen ilk üç projenin, Fongogo tarafından kampanyası ücretsiz olarak yapılacak. Birinci seçilen projeye,Fongogo’daki kampanyasında Nurdan Tümbek Tekeoğlu ücretsiz danışmanlık yapacak.

     22 Eylül 2018 Cumartesi, saat 9.30-18.00’e kadar sürecek seminer,  Beyoğlu'ndaki İstanbul Cezayir Restoran’ının toplantı salonunda gerçekleşecektir.

    (FOTOĞRAF)

     

     

     



  • 'Gelecek Senin Yaz Stajı Programı' gençlere iş imkanı sağlıyor

    LEFKOŞA, (DHA) - KUZEY Kıbrıs Turkcell’in düzenlediği Turkcell’le Gelecek Senin Yaz Stajı Programı’ndaki 19 gencin 2 ay süren çalışmalarıyla devam ediyor. Temmuz ayında oryantasyon eğitimi ile başlayan program kapsamında öğrenciler, farklı bölümlerde aynı Turkcell’de çalışıyormuş gibi teorik bilgilerini uygulamaya geçirdi.

    Yaz stajı programı kapsamında öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamaya geçirmesi, iş yaşamında deneyim kazanması, Kuzey Kıbrıs Turkcell’in işleyişini tanıması hem de iş imkanına da sahip olabilmesi amaçlanıyor.

    Program hakkında bilgi veren Kuzey Kıbrıs Turkcell İş Destek Genel Müdür Yardımcısı Burcu Topal, “Öğrenciler bu staj programı kapsamında, teknikten pazarlamaya, satıştan müşteri deneyimine kadar birbirinden farklı birçok bölümde hem tecrübe sahibi oluyor, hem de tıpkı şirket çalışanları gibi kurumsal iş ortamını deneyimleyerek Kuzey Kıbrıs Turkcell İnsan Kaynakları tarafından hazırlanan uygulamalara dahil oluyorlar. 19 stajyer, iş dünyasını deneyimlemeleri amacıyla düzenlediğimiz bu staj programı boyunca, kendi bilgilerini de katarak bireysel ve ortak birçok projede de çalışma imkanına sahip oluyor. Stajyerler ayrıca Kuzey Kıbrıs Turkcell’in çalışanlarına sunduğu eğitim olanaklarından da yararlanabiliyor” dedi.

    “YOLLARINA IŞIK TUTMAYI AMAÇLIYORUZ”

    Stajyerlerin iş bulma sürecinde hayatlarını kolaylaştıracak sınıf içi ‘Mülakat Teknikleri Eğitimi’nin yanı sıra dijital eğitimlerle stajyerlerin kariyer yollarına ışık tutmayı amaçladıklarını belirten Topal, “Stajyerler staj programı süresince Turkcell Dijital Akademi üzerinden online olarak ‘Hepimiz Acayibiz’, ‘Telekom Sektörünün Geleceği ve İnovasyon’, ‘Bir Başarı Hikayesi: Webrazzi’, ‘Toplantı Yönetimi’ gibi birçok eğitim alıyorlar ve bu eğitimlerle öğrencilerin bakış açılarını geliştirmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

    “TURKCELL’DE ÇALIŞABİLMELERİ İÇİN İMKAN TANIMIŞ OLUYORUZ”

    Bu staj programının her yıl 2 ay boyunca düzenlendiğini ifade eden Topal konuşmasını şöyle sonlandırdı:

    “Stajyerlerimiz bu güzel deneyimi yaşarken bizlerle yeni fikirler paylaşıp görüşleriyle ailemize katkıda bulunuyorlar. Bizler de onlara elimizden geldiğince tecrübelerimizi aktarıp iş yaşamına hazırlamaya çalışıyoruz. Tüm bunların yanında staj programına katılan arkadaşların mezun olduktan sonra Turkcell’de çalışabilmeleri için de bir imkan tanımış oluyoruz. Bugün şirketimizde bu program sonrasında Kuzey Kıbrıs Turkcell çatısı altında çalışan birçok uzmanımız, hatta yöneticimiz mevcut. Bundan da ayrıca büyük mutluluk ve gurur duyduğumuzu belirtmek isterim.”

    “İYİ Kİ BAŞVURU YAPMIŞIM”

    Kariyer başlangıcı anlamında kendisi için çok güzel bir deneyim olduğunu ifade eden stajyer Cahide Umut, “Kuzey Kıbrıs Turkcell’deki staj sürecim için bir ailenin parçası gibi hissettiğimi hatırlayabileceğim bir süreç diyebilirim” dedi. Bir başka stajyer Buğra Siperoğlu ise, “Başvuru yaptığım dakikadan itibaren her departmandan insanlarla görüşerek onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Herkes her konuda son derece yardımcı oluyor. İyi ki başvuru yapmışım ve iyi ki seçilerek Turkcell’de staj yapma imkanına sahip olmuşum diyorum” şeklinde konuştu.

    (FOTOĞRAF)



  • Kafaoğlu: Engelleri birlikte aşıyoruz

    BALIKESİR, (DHA)- BALIKESİR Büyükşehir Belediyesi 61 engelliye akülü tekerlekli sandalye dağıttı. Başkan Zekai Kafaoğlu “Bugün sağlamsak yarın engelli olmayacağımızın garantisi yok, engelleri birlikte aşıyoruz” dedi.

    Balıkesir Büyükşehir Belediyesi engellilerin günlük ihtiyacında önemli rol oynayan akülü tekerlekli sandalye dağıtımını gerçekleştirdi. Düzenlenen programda 61 engelli tekerlekli sandalye sahibi oldu.

    “HER SAĞLAM İNSAN BİR ENGELLİ ADAYIDIR”

    Programda konuşma yapan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu,  “Sloganımız engelleri birlikte aşıyoruz. Bugün engelli olmayanların yarın engelli olmayacağı garantisi yok. Her sağlam insan bir engelli adayıdır. Engellileri anlamak için kendimizi onların yerine koymalıyız ki onların hissini ve duygularını anlarız.  Doğumdan ölüme kadar Balıkesir’de yaşayan 1 milyon 200 bin vatandaşımıza hizmet ediyoruz. Bizim işimiz vatandaşa hizmet. Engelli kardeşlerimizin yanındayız, sizlerin hayatınızı kolaylaştıracak akülü tekerlekli sandalyeyi sizlere ulaştırıyoruz. Sizin hayatınızı kolaylaştırmak için çalışıyoruz. AK Parti iktidarı ile engelliler yasası çıktı, sosyal haklarınız verildi, engellilere derecesine göre maaşlar, yatalak olan hastalara bakanlara aylık ücretler veriliyor. Eskiden engelliler evlerinde kalıyordu, şimdi ise dışarı çıkıyorlar, her türlü desteği ve hizmeti alıyorlar. 20 ilçemizde engelli aracı olanları tespit ederek sizlere ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kurban Bayramı öncesinde engelli vatandaşlarımız sandalyelerine kavuşarak çifte sevinç yaşamış oldular” dedi.

    “BİZİM TÜRK LİRAMIZ VAR”

    Konuşmasında ülkemizde yaşanan ekonomik savaşa da dikkat çeken Başkan Kafaoğlu “Çok önemli süreçten geçiyoruz. Yüce Türk Milleti çok badireler atlattı.  Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı'nda, Sakarya’da, Dumlupınar’da nasıl zaferler yazdıysak, 15 Temmuz’da dimdik durarak o kara geceyi nasıl püskürttüysek, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı harekâtında oluşturulmak istenen terör devletini nasıl engellediysek şimdi de ekonomik savaş yaşanıyor, ekonomik yönden saldırıyorlar ama yine başaramayacaklar. 81 milyon vatandaşımız yeniden bir oldu, beraber oldu. Halkımız elindeki dövizleri bozduruyor, devletine, ülkesine sahip çıkıyor.  Onların doları varsa bizim imanımız var, halkımız var, Türk liramız var” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Bayramlarda artık tatil değil aileler tercih ediliyor

    İSTANBUL, (DHA)-SON 18 yılda Boyner’in 37 ildeki 118 mağazasında yapılan alışverişlerden çıkan sonuçlar ve Hopi üzerinde yapılan araştırma verilerini birleştiren Hopi ve Boyner, Türkiye’nin bayram alışkanlıklarını ortaya çıkardı. Müşterilerin yüzde 70’i “bayram dendiğinde aklıma aile ziyareti ve bayram sofraları geliyor” dedi. Son yıllarda sanılanın aksine, bayramda tatili tercih edenlerin oranı ise yüzde 20’yi geçmiyor.

    Hopi ve Boyner’in ortaklaşa gerçekleştirdiği Bayram Alışverişi araştırmasına göre, Türkiye bayramlarda ailesiyle vakit geçirmeyi tercih ediyor. Bayram denince akıllara ilk önce “aile ziyaretleri” ve “bayram sofraları” geliyor.

    BAYRAMI TATİLE EŞDEĞER GÖRENLER YÜZDE 18

    Araştırmalara göre müşterilerin yüzde 70’den fazlası bayramda ailesini tercih ederken, yüzde 11’i tatile çıkmayı reddedip boşalan şehrin tadını çıkartmayı tercih ettiğini belirtiyor. Yüzde 18’i ise bayramı şehirden kaçış ve tatil fırsatı olarak gördüğünü söylüyor.

    HER 3 KİŞİDEN 1’İ BAYRAMLIK ALIYOR

    Yüzde 30 oranla neredeyse her 3 kişiden birinin bayramlık almayı sürdürdüğünü ortaya koyan araştırmada yüzde 28 oran ile alışveriş listesinde ikinci sırada hediyeler, çikolata ve şeker yer alıyor. Müşterilerin yüzde 60’a yakını ailesine en az bir hediye aldığını belirtiyor.

    ALIŞVERİŞLERİN YÜZDE 11’İ ARİFE GÜNÜ YAPILIYOR

    Bayram alışverişinin ne zaman yapıldığı incelendiğinde müşterilerin yüzde 68’inin işlerini son dakikaya bıraktığı ortaya çıktı. Yüzde 57’si alışverişlerini son hafta yaparken yüzde 11’i ise Arife günü yapıyor yani her 10 kişiden 6’sı alışverişini son dakikaya bırakıyor.

    KADINLAR BAYRAM ALIŞVERİŞİNİ ERKEKLERE BIRAKTI

    Boyner’in 2000 yılından bu yana yapılan bayram alışverişi alışkanlıklarını ortaya çıkaran verilere göre yıllar içinde Türkiye’de bayram alışverişi yapan tarafın değiştiği ortaya çıktı. Verilere göre geçmiş yıllarda bayram alışverişinde karar verici olan kadınların, alışverişi daha çok erkeklere bıraktığı ve yüzde 40’larda olan bu oranın son yıllarda yüzde 50’nin üstüne çıktığı görülüyor.

    EN ÇOK ÇORAP ALINDI

    Alışveriş verilerine bakıldığında eski bir bayram geleneği olan ‘çorap hediye etme’nin hala güncelliğini koruduğu görülüyor. Son 18 yılın bayram döneminde çorap en fazla satılan ürünler arasında yer alıyor.

    (FOTOĞRAF)



  • (yeniden) "Yerli üretim Trimbox elektronik kart hasarlarını önlüyor"

    İSTANBUL, (DHA)-CARİ açığın daha aşağılara çekilebilmesi için son günlerde yüksek sesle “Yerli Üretim” konuşulmaya başlandı. Yerli üreticilerin fabrikalarda ve sanayide kullandıkları makinalar yurt dışından ithal ediliyor. Bu makinelerin zarar görmesi ya da arızalanması yeni bir cari açık kaleminin açılmasına sebep oluyor. Çünkü bu makinelerin kullanılan yedek parçaları, kontrol mekanizmalarını sağlayan elektronik kartları yine yurt dışından getiriliyor. Hem tamirat, hem de yedek parça değişimi cari açığın artmasına sebep oluyor. Oysa yerli üretim Trimbox , her türlü elektrikli cihazlardaki elektronik kart hasarlarını önlüyor.

     

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı Sanayici İş Adamı İbrahim Burkay, 4 yıl önce elektrik şebekelerindeki olumsuzluklardan kaynaklı Türkiye’nin 2 Milyar dolar kaybı olduğunu açıklamıştı. Burkay, sanayicileri uyarmış ve her yıl bu cari açığın arttığını,  sanayicilerin fabrika ve makinelerinde elektronik kartların en büyük yanma sebebi olan voltaj dalgalanmalarına karşı aşırı gerilim sönümleyici cihaz kullanmalarını tavsiye ederek bu masraftan kurtulabileceklerini bu sayede de elektronik kart sebebiyle ortaya çıkan cari açığın da ortadan kalkacağını belirtmişti.

    “SANAYİCİNİN MALİYETİNİ ELEKTRONİK KARTLAR ARTTIRIYOR ”

    Yurttaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Evren Yurttaş ise elektronik kart hasarlarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şöyle dedi: ” Sadece makineyi ithal edip fabrikanıza üretime başladığınızda konu bitmiyor. Bu konu yerli üreticinin en çok dile getirilen şikayetidir. Elektrikte şebeke kaynaklı bir dalgalanma, bir olumsuzluk yaşandığında fabrikadaki makinelerde elektronik kartlar yanıyor. Elektronik kartlar mikrosaniyelik elektrik değişiminden dahi zarar görürler. Makinelerin en pahalı parçaları yine elektronik kartlar oluyor. Sanayici kullandığı makinesinin elektronik kartını sürekli olarak ithal etmek zorunda kalıyor. Bu hem üreticiye üretim kaybı ve ekstra maliyet getiriyor hem de cari açığı arttırıyor. 

    "YERLİ ÜRETİM KORUNABİLMELİ"

    Son günlerdeki finansal piyasalarda yaşanan hareketliliği değerlendiren Yurttaş, "Sert dalgalanmalar yaşanıyor. Özellikle yeni yönetim sistemine geçilen 9 Temmuz'dan beri kurda sıçrama, faizlerde artış, borsada sert kayıplar gündeme geldi. Hükümetin açıkladığı ekonomik programın hedefleri ve alınmakta olan önlemlerin başarısı için iş dünyası azimle destek olmaya kararlı. Son dönemde karşılaştığımız finansal zorlukları milletimizle dayanışma içinde aşacağız. Daha çok çalışarak daha çok üreterek cari açığın kapanmasını sağlayacağız. Ancak bu geçte olsa Sayın Cumhurbaşkanının yıllardır yüksek sesle dile getirdiği ve artık her kesimden herkesin hemfikir olduğu yerli üretimi geliştirmekle gerçekleşebilir" dedi.  

    Yurttaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Evren Yurttaş, Türkiye’nin ilk TSE Belgeli icadı olan, yüzde 95 yerlilik oranı ile orta yüksek teknoloji ürün olarak imal ettikleri Trimbox’ın yılda 2 milyar dolarlık elektronik kart hasarını engelleyebileceğini, halihazırda kullanılan yaklaşık 200 bin ürünle milyonlarca usd kaybını engellediğini söyledi.

    Trimbox sayesinde, sanayide kullanılan makinalarda bulunan elektronik kartların elektrik dalgalanmalarından hasar görmeden üretime devam ettiğini ifade eden Yurttaş, “Çoğunlukla yurt dışından ithal edilen elektronik kartların hasar görmesini engellemek suretiyle hem döviz tasarrufu sağlıyor, hem de elektronik kart değişimi nedeniyle ortaya çıkan iş kayıplarını da engellenmiş oluyoruz. Ülkemiz ekonomisine yılda 2 milyar dolarlık bir katkı hiç de küçümsenmeyecek bir meblağdır. Ürettiğimiz cihazlar dünyanın 22 ülkesinde ki fabrikaları ve üretimlerini koruyor. Yurttaş Holding olarak hedefimiz ihracatımızı arttırıp ülkemize daha fazla döviz girdisi sağlamak ve ülkemizde sanayicilerimizin fabrikalarını koruma altına alıp döviz çıkışını engellemek” dedi.

    Yurttaş, “Trimbox, elektrik şebekelerinde sıkça yaşanmakta olan aşırı gerilimleri 10 nanosaniyelik bir süredeki tepki hızı ile engelleyerek, evlerde, iş yerlerinde, fabrikalarda kısacası elektriğin olduğu her yerde elektrik-elektronik cihazları korumakta ve buna bağlı yangın riskini engellemektedir” şeklinde konuştu.

     

    (FOTOĞRAF)

     



  • Yerli üretim Trimbox ile elektronik kart hasarlarını önlüyoruz

    İSTANBUL, (DHA) - DÖVİZ kurlarındaki hareketlilik gözleri yerli üretime çevirdi. Sanayi alanında kullanılan makinelerin yurt dışından ithal edildiğini ve bu makinelerin zarar görmesi ya da arızalanması durumunda cari açık kalemi oluşturduğuna dikkat çeken Yurttaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Evren Yurttaş, "Yedek parçalar ve özellikle makinelerin çalışmasında kullanılan elektronik kartları yine yurt dışından getiriliyor. Yüzde 95 yerlilik oranı ile orta yüksek teknolojik ürün olarak imal ettiğimiz Trimbox , yılda 2,5 milyar dolarlık elektronik kart hasarını önlüyor" dedi.

    Hükümetin açıkladığı ekonomik programın hedefleri ve alınmakta olan önlemlerin başarısı için desteğe hazır olduklarını söyleyen Yurttaş, yerli üretim yapan fabrikalarda ve sanayide kullanılan makinelerin yurt dışından ithal edildiğini belirterek yerli üretimi korumak gerektiğini vurguladı.Yurttaş, " Makinelerin zarar görmesi ya da arızalanması yeni bir cari açık kaleminin açılmasına sebep oluyor. Çünkü bu makinelerin kullanılan yedek parçaları, çalışmasını sağlayan elektronik kartları yine yurt dışından getiriliyor. Her tamirat, her yedek parça değişimi cari açığın artmasına sebep oluyor" diye konuştu.

    "SANAYİCİNİN MALİYETİNİ ELEKTRONİK KARTLAR ARTTIRIYOR"

    Makinelerin en pahalı parçalarının elektrik kartları olduğunu vurgulayan Yurttaş,"Sadece makineyi ithal edip fabrikanıza üretime başladığınızda konu bitmiyor. Bu konu yerli üreticinin en çok dile getirilen şikayettir. Elektrikte şebeke kaynaklı bir dalgalanma, bir olumsuzluk yaşandığında fabrikada ki makinelerde elektronik kartlar yanıyor. Elektronik kartlar milisaniyelik elektrik değişiminden dahi zarar görürler. Makinelerin en pahalı parçaları yine elektronik kartlar oluyor. Sanayici kullandığı makinesinin elektronik kartını sürekli olarak ithal etmek zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.

    "YERLİ ÜRETİM KORUNABİLMELİ"

    Finansal zorlukların dayanışma içerisinde aşılacağını ifade eden Yurttaş, "Daha çok çalışarak daha çok üreterek cari açığın kapanmasını sağlayacağız. Ancak bu yerli üretimi korumakla gerçekleşebilir. Fabrikalarda kullanılan makineleri, hassas cihazları koruyabilmemiz gerekiyor.  Türkiye’nin ilk TSE Belgeli icadı olan, yüzde 95 yerlilik oranı ile orta yüksek teknoloji ürün olarak imal ettiğimiz Trimbox  yılda 2,5 milyar dolarlık elektronik kart hasarını önlüyor" dedi.

    "28 ÜLKEDE FABRİKALARI VE ÜRETİMLERİNİ KORUYORUZ"

    Trimbox sayesinde, sanayide kullanılan makinelerde bulunan elektronik kartların elektrik dalgalanmalarından hasar görmeden üretime devam ettiğini kaydeden Yurttaş, “Ürettiğimiz cihazlar dünyanın 28 ülkesindeki fabrikaları ve üretimlerini koruyor. Yurttaş Holding olarak hedefimiz ihracatımızı arttırıp ülkemize daha fazla döviz girdisi sağlamak, hem ülkemizde sanayicilerimizin fabrikalarını koruma altına alıp döviz çıkışını engellemek. Trimbox, elektrik şebekelerinde sıkça yaşanmakta olan aşırı gerilimleri 10 nanosaniyelik bir süredeki tepki hızı ile engelleyerek, evlerde, iş yerlerinde, fabrikalarda kısacası elektriğin olduğu her yerde elektrik-elektronik cihazları korumakta ve buna bağlı yangın riskini engellemektedir" diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Sağlık hizmetlerinde yeni teknolojiler LAÜ’de konuşuldu

    LEFKE, (DHA)-  LEFKE Avrupa Üniversitesi (LAÜ) tarafından düzenlenen "Sağlık Hizmetlerinde Yeni Teknolojiler" başlıklı panelde e-sağlık, sağlıkta bilişim ve tele tıp uygulamaları ele alındı.

    Üniversitenin Sağlık Yönetimi Bölümü tarafından gerçekleştirilen panelde; Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehveş Tarım ile Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gonca Mumcu ve LAÜ Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Deniz Şelimen konuşmacı olarak yer aldı. Etkinliğin moderatörlüğünü ise LAÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ruhi Selçuk Tabak yaptı.

    "E-SAĞLIK UYGULAMALARI VATANDAŞLARA GÜVENLİ HİZMET SUNUYOR"

    “E-Sağlık” konulu sunumunda, “Günümüzde yaşlanan nüfusun varlığı tıpta bir paradigma değişikliği gerektiriyor” diyen Prof. Dr. Mehveş Tarım, kronik hastalıkların artışı ile birlikte daha pahalı tedavi, tıbbi araç-gerece ihtiyaç duyulduğunu ve böylece yeni bir paradigmanın ortaya çıkması gerektiğini ve bu durumun e-sağlık ile gerçekleşeceğine dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) e-sağlık kavramını bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağlık için kullanımı olarak tanımladığını belirten Tarım, e-sağlığın, elektronik yollarla bilgi akışını iyileştirmek, sağlık hizmetlerinin sunumu ve sistemli yönetimi desteklemek üzere faaliyetlerini sürdürdüğünü dile getirdi. Tarım, e-sağlık uygulamalarının tüm vatandaşlara yüksek kalitede hakkaniyetli, güvenli bakıma ulaşımı sağlamanın yanında halk sağlığı araştırmaları, raporlamaları ve insani faaliyetler gibi yükümlülükleri yerine getirmek için çok önemli araç olduğunu vurguladı.

    "SAĞLIK BİLİŞİMİ İLE HASTA GÜVENLİĞİ ARTTIRILIYOR"

    Prof. Dr. Gonca Mumcu ise “Sağlıkta Bilişim” konulu konuşmasında, sağlık hizmetlerinde sağlık bilişimini kullanarak aslında maliyetliliği azaltıp verimli bir hizmet kalitesinin artırıldığını, güvenilir hasta kayıtlarına erişiminin sağlanarak daha etkin klinik kararlar alındığını ve hasta güvenliğinin arttırıldığına dikkat çekti. Bilişimin çok farklı noktalarda çok büyük avantajlar sağladığını dile getiren Mumcu, elektronik sağlık kaydı ile e-reçeteyi kullanımının, kolay erişim, kolay konsültasyon yapabilmenin, hastalara ait birçok süreci rahat yönetebilmemizin, ilaç takip sistemleri ve eczane bilgi yönetim sistemi ile son kullanıcıya kadar varan süreci gözleyebilmenin hasta güvenliği için son derece önemli olduğunu ifade etti.

    "TELE TIP HASTANIN TANISI İLE İLGİLİ KARAR VERMEDE KULLANILIYOR"

    “Tele Tıp Uygulamaları” üzerine sunum yapan Prof. Dr. Deniz Şelimen de, tele tıp ile kablosuz internet, uydu teknolojisi ya da telefon aracılığıyla sağlık hizmetlerinin uzaktan her insana eriştiği bir kavramdan söz edildiğini belirtti. Şelimen, internet ve tıbbı birleştiren bir kavram olan tele tıpbın; sadece teknik bir gelişim değil ayni zamanda yerel, bölgesel ve dünya çapında oluşturulan entegrasyon ağının bir araya getirilmesidir. Bunun sonucunda; hastanelerin farklı merkezlerden görüntüleme hizmeti almasına olanak sağlamanın yanında uzaktan uydu yöntemi ile uzmanlardan da görüş alınabileceğine vurgu yaptı.

    Şelimen, Dünya’da 2003, Avrupa’da 2006, Türkiye’de 2008 yılından itibaren tele tıp uygulamalarının farklı farklı şekillerde radyoloji alanında genelde konsültasyon yani uzaktan hastanın paylaşım ve hastanın tanısı ile ilgili karar verme mekanizmalarında kullanıldığını, Türkiye’de ise ilk olarak radyoloji alanında bir devlet hastanesinde başlatılmış olduğunu belirtti.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Kafaoğlu: Türk milleti dik durarak ekonomik savaşı atlatacaktır

    BALIKESİR, (DHA)- Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı yaz konserleri kapsamında Burhaniye ilçesi İskele sahilinde konser gerçekleştirildi. Konsere katılanlar arasında yer alan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Türkiye üzerinde oynanmak istenen oyunlar olduğunu söyleyerek buna tepki gösterdi. Kafaoğlu “Ekonomik savaş yaşanıyor, yüce Türk milleti dik durarak, iri olarak bunu da atlatacaktır” dedi.

    Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı yaz konserleri kapsamında Burhaniye ilçesi İskele sahilinde vatandaşlara güzel bir akşam yaşattı. Sıtkı Sahil yönetimindeki koro birbirinden güzel şarkılarla geceye damga vururken, sanatseverlerde şarkılara eşlik etti. Yaza damga vuran şarkılar davetlilerden büyük alkış aldı.

    Konsere katılanlar arasında yer alan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, koro ekibini tebrik etti ve son günlerde Türkiye üzerinde oynanmak istenen oyunlara dikkat çekti.

    “ŞERLERE FREN OLACAĞIZ”

    Sıtkı Sahil ve ekibini kutlayan Başkan Kafaoğlu, belediyeciliğin sadece yol, su, park ve bahçe yapmak olmadığını, sosyal, sanatsal, sportif belediyecilik olduğunun altını çizdi. İnsana dokunan belediyecilik anlayışını benimsediklerini belirten Kafaoğlu “Belediye olarak sloganımız mutlu ve huzurlu şehir Balıkesir. TÜİK istatistiklerinde de Balıkesir büyükşehirler arasında en mutlu şehir. Biz güzelliklerin arkasında iyiliklere motor, şerlere de fren olacağız” dedi.

    “BİZİ TANIMAYANLAR GEÇMİŞİMİZE BAKSIN”

    Türkiye üzerinde oynanmak istenen döviz kuru spekülasyonlarına da dikkat çeken Kafaoğlu “Dün Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, Sakarya’da, Dumlupınar’da nasıl zaferler yazdıysak, 15 Temmuz’da dimdik durarak o kara geceyi nasıl püskürttüysek, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı harekâtında oluşturulmak istenen terör devletini nasıl engellediysek şimdi de ekonomik savaş yaşanıyor, yüce Türk milleti dik durarak, iri olarak bunu da atlatacaktır. Bizi tanımayanlar geçmişimize baksınlar. Bizim tarihimiz cumhuriyet ile başlıyor. Bizim binlerce yıllık tarihimiz var, dönüp baksınlar. Onların dolarları varsa bizim imanımız ve halkımız var. İri olan, diri olan bir Türkiye diliyorum” diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Kurban Bayramı’nda ağız ve diş sağlığını koruyan 8 öneri

    İSTANBUL, (DHA) BESLENME alışkanlıklarının tatillerde, özellikle de bayramlarda çok değiştiğini söyleyen Dentakademi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Kurucularından Dt. Göker Taşkınsu, Kurban Bayramı tatilinde çok fazla tüketilen kırmızı etin yanında tatlı ve hamur işi yiyeceklerin de sıkça tüketildiğinin altını çizdi ve ağız ve diş sağlığı açısından sorun olabilecek  konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Ağız ve diş sağlığının aksatılmasında ortaya çıkabilecek sorunları en aza indirmek için dikkat edilmesi gereken 8 nokta olduğunu söyleyen Dt. Taşkınsu, bunları şöyle sıraladı:

    - Dişlerde bulunan mevcut çürüklerin ağrıya neden olabileceği düşünülerek bayram öncesi gerekli diş tedavileri yapılmalıdır.

    - Ağız hijyenine çok dikkat edilmelidir.

    - Ana öğünler mümkün olduğunca oluşturulmalı böylece ağız bakımı da daha etkili yapılabilir.

    - Etin sık ve fazla tüketimine bağlı olarak dişlere ve diş arası boşluklara sıkışabileceği ve buna bağlı olarak ağız kokusu problemleri yaratabileceği akılda tutulmalı.

    - Diş aralarına sıkışan gıda atıkları kürdan vb. gibi sert aletlerle ilgili alanlardan uzaklaştırılmaya çalışılmamalı ve diş etlerine zarar verilmemeli.

    - Tatlı tüketimine bağlı olarak dişlerin çürümeye karşı dayanıksız kalacağı unutulmamalı

    - Et tüketimi sırasında da dikkatli olunmalı sert bir kemik parçası ile bir dişin kırılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır

    - Ayrıca öğün aralarında eğer diş fırçalamak mümkün olamayacaksa kişiler bir parça peyniri uzun bir süre çiğnemek suretiyle tüketebilirler ve bu sayede çürüğe sebebiyet veren mikroorganizmaların asit ataklarına karşı dişlerini bir miktar korumuş olurlar.” dedi.

    "ET TÜKETİMİ SONRASI KÜRDAN KULLANIMINA DİKKAT"

    Et tüketimine bağlı olarak diş aralarına sıkışan yiyecek artıklarını çıkarmak için kullanılan kürdanların diş etlerine ciddi zarar verdiğini belirten Dt. Göker Taşkınsu: “Buna bağlı olarak diş eti problemlerinde artışlar gözlemlenir ve et tüketimi sırasında sert bir kemik parçasının travması ile diş kırıkları da gelişebilir. Tatlı tüketimi ise direkt olarak çürük gelişimini etkilemektedir. Tatlı tüketildikten sonra diş bakımı iyi yapılmazsa dişler çürümeye daha da meyilli hale geleceklerdir. Ayrıca dişlerde bulunan mevcut çürük sorunları da büyüyerek ağrıya neden olacaktır” dedi.

    "ÖĞÜN ARALARINDA PEYNİR TÜKETİLMELİ"

    Özellikle bayramda tatlı ve hamur işi tüketiminin azaltılması gerektiğine değinen Taşkınsu, ana öğünlerin oluşturulması ve öğün aralarında dişler fırçalanamayacaksa bir miktar peynir tüketmenin faydalı olabileceğini de sözlerine ekledi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • "Kurbanlığı toprak zeminde kesmeyin"

    Buse ÖZEL, İSTANBUL, (DHA) MEDİPOL Mega Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ceylan, kurbanlığın toprak üstünde kesilmemesi gerektiğini ve uzun süre saklanacak etlerin en az, eksi 18 derecede tutulması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Ceylan ayrıca kavurmanın uzun süre tüketilmesi için çok fazla tuz katıldığını bunun da hipertansiyona neden olduğunu söyledi.

    Toprak üzerinde kurban kesiminin etlere mikroorganizma bulaşmasına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Ceylan: "Kurbanın öncelikle hijyenik olarak iyi temizlenmiş bir alanda kesilmesi gerekiyor.  Toprak üzerinde kirli bir ortamda kesilen kurbandaki etlerin mikroorganizmlarla temas içinde olması ve etin bekletilmesi sırasında bu mikroorganizmaların çoğalması sonucu etin bozulması söz konusu olabiliyor. Bu etle beslenen insanların da hastalanması çok kolay oluyor. O yüzden her şeyden önce kurbanın hijyenik olarak temizliği sağlanmış bir ortamda kesilmesi gerekiyor" dedi.

    "BAĞIRSAKLAR ETLERLE TEMAS ETMEMELİ"

    Kurbanın kesimi sırasında bağırsak içeriğinin de dışarıyla temas etmemesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ceylan sözlerine şöyle devam etti: "Mesela bağırsak içeriğinin dışarıyla temas etmemesi gerekiyor kesim sırasında çünkü bağırsak içindeki bakterilerin ete bulaşması yine etin bekletilmesi sırasında hem kokuşmasına hem de o eti yiyen insanların hastalanmasına sebep olabiliyor. Özellikle de bağırsak içeriğinde bulunan salmonella gibi bazı mikroorganizmalar ete bulaşıp, etten de insanlara yeme esnasında bulaşarak çok ciddi, hayatı tehdit eden ishal tablolarına yol açabiliyor."

    "DONDURUCUDAN ÇIKARILAN ETİ TEKRAR DONDURUCUYA KOYMAYIN"

    Üçüncü aşamada saklanması ve pişirilmesi ile ilgili konuların da önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Ceylan, "Buzdolabında taze bir etin üç dört günden fazla tutulmaması gerekiyor. 2 ile 8 derece arasındaki ısıda 4 günden fazla tutulan etlerin bozulması söz konusu olabiliyor. Sağlık açısından çok uzun süre tutulup kullanılmayacak etlerin en az eksi 18 derecede saklanması daha uygun. Eksi 18 derecede etler altı aya kadar kullanılmadan muhafaza edilebiliyor. Bu etleri saklarken Eksi 18 derecedeki derin dondurucularda küçük parçalar halinde kullanıma uygun küçük parçalar halinde saklamak gerekiyor. Eğer eti büyük bir parça halinde saklarsanız ve derin dondurucudan çıkarttıktan sonra hepsini kullanmayıp tekrar derin dondurucuya koyarsanız o da sağlık açısından çok sakıncalı bir durum."

    "IZGARA TENYA, SALMONELLA GİBİ BAKTERİLERE YOL AÇIYOR"

    Etlerin pişirilirken haşlama gibi yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ceylan, "Eti pişirirken daha çok haşlama  gibi ya da haşlama tarzı yöntemler tercih edilmeli. Etin içinin iyi pişmediği, ızgara gibi pişirme yöntemlerine çok başvurmamak gerekiyor. Izgara yapılan etlerde tam etin ortasındaki kısım pişmemiş kalabiliyor ve o bölgede meydana mevcut olan bakteriler, parazitler enfeksiyona yol açabiliyor. Bunlardan en önemlileri de yine salmonella, tenya gibi bazı parazitler bize rahatlıkla bulaşabiliyor ve bunlar bizde ciddi enfeksiyonlara yol açıyor. Özellikle tenya iyi pişmemiş etten bulaşan bir bağırsak paraziti ve gerçekten çok ciddi tedavi sorunlarına yol açabiliyor" dedi.

    "KAVURMAYA BOL TUZ KOYMAYIN"

    Etlerin uzun süre saklanması için kavurma yapıldığını ancak uzun süre tüketilmesi için çok fazla tuz katılan etlerin de hipertansiyon gibi sorunlara yol açtığı konusunda uyaran Doç. Dr. Ceylan, "Etin bozulmasını engellemek için kavurma yapılırken bol tuz kullanılıyor. Bol tuz kullanıldığında da hipertansiyon, böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği gibi birçok problem ortaya çıkıyor. O yüzden kavurma yapmak yerine eti taze olarak tüketmek, uzun süre kullanılacaksa derin donducurularda saklayarak tüketmek daha mantıklı gibi. Eti bol tuzlu kavurma yaparak yemenin hipertansiyon ve onun yol açacağı organ bozuklukları ile ilgili ciddi sakıncaları var" dedi.

    (FOTOĞRAFLI-GÖRÜNTÜLÜ)



  • İstanbullu kitapseverlerin merkezi Bağcılar

    İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, halk kütüphanelerine kayıtlı 88 bin 178 üye sayısıyla Türkiye’de üçüncü sırada yer alan İstanbul’un, 3’te 1’lik kısmının Bağcılar Belediyesi Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Halk Kütüphanesi’ne üye olduğu ortaya çıktı. 27 bin 990 üyesi bulunan kütüphaneden 2018’in ilk 6 ayında 110 bin 563 kişi yararlandı.

     

     

    TÜİK tarafından halk kütüphanelerinin 2017 yılında kaç kişi tarafından kullanıldığına yönelik istatistik açıklandı. Ülke genelinde halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısının 2 milyon 201 bin 39 olduğu belirtilirken, kayıtlı üye sayısında Diyarbakır'ın 92 bin 349 üyeyle birinci, 91 bin 118 üyeyle İzmir'in ikinci, 88 bin 178 üyeyle İstanbul'un ise üçüncü sırada yer aldığı kaydedildi. 
    Açıklamaya göre, İstanbul’daki toplam 88 bin 178 üyenin 3’te 1’ine denk gelen 27 bin 290 üye Bağcılar Belediyesi Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Halk Kütüphanesi’ne kayıtlı. 36 bin 347 kitabın bulunduğu kütüphaneden 2017 yılında 175 bin 19 kişi, 2018’in ilk 6 ayında ise 110 bin 563 kişi yararlandı.

    ÖZGÜN ÇALIŞMALARINDAN DOLAYI EN BAŞARILI KÜTÜPHANE SEÇİLDİ

    Üye sayısıyla dikkat çeken Bağcılar Belediyesi Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Halk Kütüphanesi, Hacettepe Üniversitesi’nin Antalya’da düzenlediği “Herkes İçin Kütüphane” projesi kapsamında özgün çalışmalarından dolayı en başarılı birinci kütüphane seçilmişti.
    2004 yılında hizmete açılan kütüphane haftanın 7 günü 08.30 - 22.00 saatleri arasında kullanıcılarına hizmet veriyor. Geleneksel kütüphanecilik hizmetinin yanı sıra “Bilge Kadın Platformu”, “Kitapla Buluşma Yaşamla Tanışma Kulübü” gibi sivil oluşumlara ev sahipliği yapmakta. Bilgi Erişim Merkezinde ise “Herkes İçin Kütüphane Uluslararası Projesi” kapsamında ücretsiz CV hazırlama, temel bilgisayar eğitimi, e-devlet eğitimi, kariyer portallarını kullanma eğitimleri ile internet seminerlerine ev sahipliği yapıyor.

    (FOTOĞRAF)



  • Nişantaşı Üniversitesi "milli hava trafik kontrol simülatörü"nü hizmete sundu

    İSTANBUL, (DHA)- NİŞANTAŞI Üniversitesi'nin hava trafik eğitimi veren ilk vakıf üniversitesi olduğunu ifade eden üniversitenin kurucusu Levent Uysal, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yerli ve milli yatırım talimatının gereği olarak üniversitemiz, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve TÜBİTAK işbirliği çerçevesinde geliştirilen Milli Hava Trafik Kontrol Simülatörü'nü hizmete sunduk" dedi.

    Uysal, HAVELSAN’ın simülatör alanındaki teknolojik altyapı ve tecrübesi ile katkı sağladığı proje ile ilgili olarak şöyle konuştu:

    "Bu simülatör Türkiye'de ilk kez arkadan yansıtmalı 360 derece meydan kontrol simülatörü olup, yaklaşma / yol kontrol radar simülatörü ve 360 derece görselliğe sahip. İstanbul Atatürk, Antalya, Ankara Esenboğa ve Erzincan Havalimanları’nın 3B modellemeleri sistemde mevcut. Görselleştirmede, meydan tel örgüsü içerisinde oluşabilecek patlama, rüzgar etkisi, uçak çarpışması gibi özel efektler de yer alıyor.

    AtcTRsim, genişleyebilir bir yapıda tasarlanmış olup, hava trafik kontrol öğrencilerine ileri düzey eğitimlerinin verilmesi, öğrencilerin profesyonel becerilerinin geliştirilmesi, kontrolörlerin acil durumlara karşı hazır hale getirilmesi, hava sahası yapılanma-modifikasyon çalışmalarında hava sahasında sonradan meydana gelebilecek yapısal değişikliklerinin oluşması ve yeni operasyon tekniklerin ortaya çıkması durumlarında  eğitimlerin en son ve güncel olarak verilmesi için yerli imkânlarla tasarlanmış önemli bir proje.

    AtcTRsim Simülatörü'nün Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve TÜBİTAK Ar-Ge işbirliği çerçevesinde geliştirilmiş olması ve HAVELSAN’ın kurulum çalışmalarını gerçekleştirmesiyle, ülkemizin bu alanda dışa bağımlılığını azaltması yönünde önemli bir aşama sağlandı. Hava taşımacılığının olağanüstü artarak devam ettiği göz önüne alındığında, ülkemizin Hava Trafik Kontrolör ihtiyacının karşılanması için üniversitemiz sorumluluk alarak ciddi yatırımlar yapmaya devam edeceği gibi ülkemiz hava sahasının emniyetli ve güvenilir olması ve sivil havacılığımızın gelişmesi için ilgili kurum, kuruluşlar ve paydaşlarla bilgi alışverişi ve eğitim hizmetlerine ara vermeden devam edecektir."

    (FOTOĞRAF)

     

     

     

     

     



  • Yeni BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu oldu

    GAZİMAĞUSA, (DHA)- Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Mühendislik Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü 2000 yılı mezunu Ömer Abdullah Karagözoğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanlık görevine atandı.

    Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 2018/106 sayılı kararname ile beraber başkanlık görevine atanan Karagözoğlu, DAÜ’den mezun olduktan sonra 2002 ve 2004 yılları arasında İstanbul Su ve Kanalizasyon Dairesi’nde (İSKİ) yazılım mühendisi olarak görev yaptı. 2004 yılı itibari ile de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı şirketlerden ve teknoloji üreten BELBİM’de sırasıyla; Yazılım Mühendisi, Proje Mühendisi, Proje Yöneticisi, Uygulama Destek Şefi ve Bilgi Sistemleri Şefi gibi görevleri yürüten Karagözoğlu, 2006 yılında BELBİM’den ayrılarak BTK’da Başkan Danışmanı ve Kurul Üyesi görevini yürüttü.

    BTK NEDİR?

    Telekomünikasyon sektörünü düzenleme ve denetleme fonksiyonunun bağımsız bir idari otorite tarafından yürütülmesi amacıyla 2000 yılında kurulan Telekomünikasyon Kurumu, 2008 tarihinde Elektronik Haberleşme Kanunu ile yeni bir düzenlemeye tabi olmuş ve adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak değiştirilmiştir.

    Kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu ile Başkanlık teşkilatından oluşur.

    Dijital dönüşümde ihtiyaç duyulan düzenlemeleri yasalaştıran ve denetimleri gerçekleştiren kurum olan BTK’da çok önemli dosyalar var. 5G, bu dönüşümün merkezinde yer alırken siber güvenlik ve iletişim altyapısı da Türkiye’nin gelecek vizyonu açısından büyük değer taşıyan başlıklar arasında yer alıyor. 

    (FOTOĞRAF)



  • Şampiyonların hedefi dünya birinciliği

    İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL Aydın Üniversitesi, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Alternatif Enerjili Araç Yarışlarında "elektromobil" kategorisinde birinci oldu. Şampiyonlarla gurur duyduğunu belirten İAÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın, "Bu projeler ilerleyen dönemde ülke ekonomisine katkı sağlayacak" dedi. Takım kaptanı Efe Cerit ise hedeflerinin dünya şampiyonluğu olduğunu belirtti. 

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim ve Toplum Dairesi Başkanlığı tarafından bu yıl 14’üncüsü gerçekleştirilen Alternatif Enerjili Araç Yarışları hafta sonu gerçekleştirildi. Elektromobil kategorisinin birincisi İstanbul Aydın Üniversitesi, hidromobil kategorisinin kazananı ise otonom kategorisinde de birincilik elde eden Yıldız Teknik Üniversitesi oldu. İzmit Körfez Yarış Pisti’ndeki yarışlarda elektromobil kategorisinde 39, hidromobil kategorisinde 8, bu yıl ilk defa düzenlenen otonom (sürücüsüz) araç kategorisinde ise 5 takım yarıştı.

    "ÖĞRENCİLERLE GURUR DUYDUM"

    Elektromobil araçların yaklaşık 60 kilometrelik mesafeyi 65 dakikada, hidromobil araçların ise 40 kilometreyi 45 dakikada en az enerji sarfiyatıyla tamamlanması beklendi. Öğrencilerle onur ve gurur duyduğunu belirten Dr. Mustafa Aydın, "Özellikle ülkemizin içinde bulunmuş olduğu bu ekonomik şartlarda böyle bir başarı ve çalışma bizlere heyecan aracı olmuştur. Üniversitelerin kendi amfilerinde ders yapmaktan öte artık bilgiyi ürüne dönüştürmeleri ona dokunmaları ve bilgiye bir ekonomik değer katmaları gerekmektedir. Üniversitemiz her yıl projeler hayata geçirerek bunları daha verimli hale getirmek hatta ticarileştirmek maksadıyla ciddi çalışmalar yapmaktadır. Ben öğrencilerimle de gurur duydum. Başta hocaları olmak üzere hepsini tek tek tebrik ediyorum. Bu aslında ülkemizin gururudur" diye konuştu.

    "PROJELER ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLAYACAK"

    Dünyanın alternatif enerji konusunda çalışmalar yaptığını ifade eden Dr. Mustafa Aydın, "Uçak, deniz, kara aracı ve hayatın diğer alanlarındaki aletlerin alternatif enerjilerle nasıl aktif kullanacağı konusunda birtakım çalışmalar yapılıyor. Üniversitemizin güneş enerjisi ve elektrikli araçlar konusunda da birçok çalışması var. Bunlar çok yönlü fayda ve ilerleyen dönemde ülke ekonomisine katkı sağlayacak projeler. Gençlerimiz başlarında hocalarıyla birlikte çok güzel çalışmalar yapıyorlar. Sadece bu alanda değil bu ve benzeri alanlarda proje üretiyorlar. Üniversitemizin 70'in üzerinde patenti var.Bunların birçoğunu ticarileştiriyor, ekonomik değer katıyoruz. Üniversitelerin bunları yapması lazım. Bugün Türkiye'de 200'e yakın üniversite var. Ancak dünya üniversiteler sıralamasında yer alan okullar bir elin parmaklarını geçmiyor. Üniversiteler toplumu ve toprağı ile bütünleşmeli" ifadelerini kullandı.

    "14 KİŞİLİK EKİP 3 AY GECE-GÜNDÜZ ÇALIŞTIK"

    İstanbul Aydın Üniversitesi Makine Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi ve ElektroAydın Hexagon takım kaptanı Efe Cerit 2011'den bu yana yarışlara katıldıklarını belirterek, "Güneş enerjili araçlar yaparak bu yarışlara başladık. Daha sonra elektromobilleri üretmeye başladık. 2 aracımız vardı ve bu yıl bir yenisini daha ekledik. Bunu en hafif olacak şekilde tasarladık ve yarışlarda en verimli araç olmayı başardık. Aynı zamanda birinci olduk.14 kişilik bir ekibimiz var ve tasarım ile imalat olarak çalışmalar 2 aşamada sürdü. 3 aylık çalışma boyunca gece-gündüz demeden 14 kişi zamanımızı tam zamanlı atölyede geçirdik. Bu yıl geçmiş yılların tecrübesinden yararlanarak bu yıl daha iyi bir araç ürettiğimize inanıyoruz. Böyle bir başarıyı da bekliyorduk" dedi.

    "HEDEFİMİZ ÜLKEMİZİ YURT DIŞINDA TEMSİL ETMEK"

    Hedeflerinin Türkiye'yi dünya ve yurtdışında temsil etmek olduğunu vurgulayan Cerit, "Yaptığımız araç yurtdışı yarışmalarıyla uyumlu ölçülerde. Bunun yanı sıra yanlışları görüp düzeltmek amaçlı yeni bir araç daha yapmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı.

    TAKIMA KADIN ELİ DE DEĞDİ

    14 kişilik takımda 3 kız öğrenci bulunuyor. 'Bu erkek işi' algısını kırmayı amaçladıklarını anlatan İAÜ Endüstri Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Jale SimayGümüşay, "Geçtiğimiz yıllarda kız öğrencilere böyle çalışmalarda pek yer verilmemiş. Biz bunu kırmaya çalıştık. Erkeklerin yaptıklarını biz de yapabileceğimizi göstermeye çalıştık.  Bunu da kanıtladığımızı düşünüyoruz" dedi. Psikoloji öğrencisi DamlaÖzaşamış ise "Kadınlar da her şeyi yapar ve biz buradaki erkek algısını kırdık. Başarımızda da çok büyük emek var. Kadınlar da her şeyi yapabilir" ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)



  • Reklama, en çok online giyim mağazaları para harcıyor

    İSTANBUL, (DHA)- MEDYA takip ve raporlama ajansı PRNet,  e-ticaretin trendlerine yönelik yapılan araştırmayı inceledi. PRNet’in SEMrush “Yıllık E-ticaret 2018 Trendleri Raporu”ndan ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, e-ticaret sitelerinin yarısı reklamlara yıllık bin dolar veya daha az yatırım yaparken, online giyim mağazalarının reklam için 50 bin doları gözden çıkardığı saptandı.

    Bununla beraber e-ticaretin en az reklam harcaması yapanı müzik, kitap ve çiçek sektörleri oldu. Buna karşın, giyim sektörü reklam harcamasına verdiği ücretle birinci sıraya yerleşti. Online giyim mağazalarının reklam için 50 bin doları gözden çıkardığı saptandı.

    KAMPANYALARDA EN ÇOK YÜZDE 50 İNDİRİM KULLANILDI

    PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. Gerçekleştirilen medya araştırmasında, e-ticaretin 2018 yılında 13 bin 517 yazılı basın haberiyle konuşulduğu saptanırken, bu rakamın geçtiğimiz yıl 12 bin 770 olduğu gözlendi. Rapor; otomotiv, giyim, seyahat ve elektronik gibi 13 farklı kategori baz alınarak hazırlanırken, 8 bin e-ticaret sitesinin analiz edildiği görüldü. Farklı detaylardan bahsedilen raporda e-ticaret sitelerinin reklamlarda en çok yer verdiği ifadelere de değinildi. Böylelikle reklamlarda en çok “alışveriş” ve “bedava kargo” sözlerinin kullanıldığı görüldü. Türkiye’nin indirim kampanyalarında en çok kullandığı kelime ise “yüzde 50 indirim” oldu. Bununla birlikte e-ticaret sitelerinin yüzde 70’inin reklam için geleneksel medya yerine mobil dostu HTML display (görüntülü) reklamları tercih etmesi dikkat çekti. Özellikle sağlık, çocuk ve müzik kategorilerinde mobil dostu reklamlar tercih edilirken, giyim mücevher ve gıda sektörlerinde ise daha geleneksel reklamlara yönelindiği kaydedildi.

     

     

     



  • Beylikdüzü’ndeki çocuklar bayram sevincini erken yaşadı

    İSTANBUL, (DHA) - BEYLİKDÜZÜ Belediyesi yaklaşan Kurban Bayramı öncesi ilçede yaşayan çocukların yüzünü güldürdü. Yaklaşık 2 bin 500 çocuğa kıyafet dağıtımı yapan müdürlük yetkilileri, aileleri evlerinde bizzat ziyaret ederek, çocukların bayram sevinçlerine ortak oldu.

    Beylikdüzü Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nün geleneksel hale getirdiği, çocuklara bayramlık kıyafet hediyeleri sahiplerine ulaştı. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi, sosyal inceleme sonucu belirlenen ihtiyaç sahibi ailelerin çocukları erken bayram sevinci yaşadı. Yardımlaşmanın en çok ihtiyaç duyulduğu zamanların başında gelen bayramlarda, yaklaşık 2 bin 500 çocuğa kıyafet dağıtımı yapan Müdürlük yetkilileri, aileleri evlerinde bizzat ziyaret ederek, çocukları sevindirdi.

    “2 BİN 500 ÇOCUĞA BAYRAMLIK KIYAFETLERİ ULAŞTIRILDI”

    “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yüzünü güldürmek, görevlerimiz arasında ilk sıralarda yerini alıyor” diyen Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gerçekleştirilen projeyle ilgili, “Beylikdüzü Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü olarak Kurban Bayramı’nda da ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızı unutmadık. ‘Çocuk Dostu Kent’ vizyonu ile hareket eden Beylikdüzü Belediyesi, bu kapsamda yaklaşan bayram öncesinde 2 bin 500 çocuğa bayramlık kıyafetlerini ulaştırdı. Her bayram geleneksel hale gelen bayramlık kıyafet dağıtımı ile müdürlüğümüz, ailelerin sosyo-ekonomik risklerinin çocuk üzerindeki etkilerini azaltılmayı hedefliyor” dedi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • “Bronzlaşma derinin hasar görerek kendi kendini korumasıdır”

    LEFKOŞA, (DHA) – GÜNEŞ ışınları içerisinde UVA, UVB ve UVC olmak üzere üç farklı ultraviyole (UV) ışını bulunduğunu ve güneş yanıklarının özellikle UVB maruziyeti sonrası oluştuğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Didem Mullaaziz, güneşlenmeyi seven kişilere önerilerde bulundu. Günümüzde ‘sağlıklı bronzlaşmak’ diye bir kavramın kabul görmediğini de söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Mullaaziz, “Bronzlaşma, estetik açıdan tercih edilse de gerçekte derinin hasar görmesi ve kendi kendini koruma mekanizmasıdır” şeklinde konuştu.  

    Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Didem Mullaaziz, güneş ışınları içerisinde UVA, UVB ve UVC olmak üzere üç farklı ultraviyole (UV) ışını bulunduğunu, güneş yanıklarının özellikle UVB maruziyeti sonrası oluştuğunu belirtti. Buna bağlı olarak deride kızarıklık, ağrı ve ödem oluşumunun birinci derece yanık olarak adlandırıldığını, daha uzun süreli hasarlarda ise içi su dolu kabarcıkların oluştuğunu ve cilt yanığının artık ikinci derece yanık durumuna geldiğini ifade etti.

    “YANIK BÖLGESİNE DERMATOLOG TARAFINDAN ÖNERİLMEYEN ÜRÜNLER KULLANMAYIN”

    Güneş yanıkları tedavisinde yatak istirahati, ağızdan bol sıvı desteği, soğuk uygulama ile renksiz ve parfümsüz bir nemlendirici kullanılması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Mullaaziz, şöyle konuştu:

    “Yanığın şiddetine bağlı olarak, kızarıklık ve ağrıyı azaltan krem ve hapları da öneriliyor. Yanığa bağlı deri bütünlüğünün bozulduğu şiddetli durumlarda, kısa süreli ve düşük dozda sistemik steroid tedavisi veya sistemik koruyucu antibiyotik kullanımı gerekebilir. Yanık bölgesine dermatolog tarafından önerilmeyen kremler, cilt temizlik ürünleri, yoğurt, diş macunu, salça gibi uygulamaları yapmamak gerekiyor. Bu uygulamalar yanığın derinleşmesine, sekonder enfeksiyona ve alerjik değişikliklere dönüşmesine neden olabilir”.

    “GÜNÜN 10.00 İLE 17.00 SAATLERİ ARASINDA DIŞARIDA BULUNMAYIN”

    Güneş yanıklarından korunmak için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mullaaziz, saat 10.00 ile 17.00 saatleri arasında dışarıda bulunmamayı önerdi. Dışarıya çıkılması gerektiğinde geniş çeperli şapka, güneş gözlüğü, güneş koruyucu ürün kullanmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Mullaaziz, “Güneş altında iken 4 saat, deniz kenarında iken 2 saat aralıklarla güneş koruyucu krem kullanın. Gölgede veya havuz, deniz içerisinde iken de güneş yanıkları oluşabileceğinden koruyucu önlemlere dikkat edin. Özellikle çocukların ve beyaz tenli kişilerin, güneş altında iken açık renkli ve kollu kıyafetler tercih etmelerine özen gösterin” dedi.

    “GÜNEŞ IŞINLARI KIRIŞIKLIK, ÇİL, GÜNEŞ LEKELERİ, DERİ YAŞLANMASI VE DERİ KANSERİNE NEDEN OLMAKTADIR”

    Güneş hasarının kısa vadede güneş yanıklarına neden olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Mullaaziz, “Güneş ışınları, uzun süreli maruziyette, kırışıklık, çil, güneş lekeleri, deri yaşlanması ve deri kanserlerine neden oluyor. Güneş hasarının ağırlıklı olarak 20 yaşından önceki dönemde oluşuyor ve çocukluk çağındaki şiddetli güneş yanığı öyküsünün deri kanseri gelişimine yol açıyor. Çocukların güneşten korunmasına önem verilmeli” şeklinde konuştu.

    “BEBEKLER İLK 6 AY GÜNEŞTEN UZAK TUTULMALI”

    Bebeklerin ilk 6 aylık dönemde mümkünse güneşten uzak tutulması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Mullaaziz, “6 aydan sonra 20 dakikadan uzun süreli güneş maruziyeti olacaksa kimyasal içermeyen güneş koruyucu ürün kullanılmalı” dedi.

     (FOTOĞRAF)

     



  • DAÜ, Mediterranean Shark aracı ile Elektromobil 2018 Yarışması'nda ilk 10’da yer aldı

    GAZİMAĞUSA, (DHA) - DOĞU Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), Rektörlüğe bağlı Elektrikli Araç Geliştirme Merkezi’nin (EVDC) tasarlayıp ürettiği ‘Mediterranean Shark’ aracı ile TÜBİTAK tarafından düzenlenen Elektromobil 2018 Yarışması’nın finalinde ilk 10 araç içerisinde yer aldı.

    DAÜ Mühendislik öğrencilerinden oluşan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden (KKTC) sadece DAÜ’nün katıldığı söz konusu yarışta ‘ADA’ takımı adı altında yarışan Mediterranean Shark aracı Elektromobil kategorisinde yarıştı.

    Yarıştan önceki dinamik sürüş ve teknik kontrollerden ilk seferde başarıyla geçen Mediterranean Shark aracı, 86 araçtan testleri geçen 46 araç ile 12 Ağustos Pazar günü Kocaeli Körfez Yarış Pisti’nde yer aldı. Ayrıca, Mediterranean Shark aracı yarışma sonunda ilk 10 araç içerisinde en az ceza puanı ile yarışı tamamlayan araç oldu.

    “BÜYÜK BİR ÖZVERİ İLE ÇALIŞTILAR”

    DAÜ Elektrikli Araç Geliştirme Merkezi (EVDC) Başkanı ve proje yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Davut Solyalı, “Öğrencilerim büyük bir özveri ile çalıştılar ve bu başarıyı DAÜ’ye getirdiler. Başarı öğrencilerimindir, hepsini yürekten kutlar yanımızda olan bizleri destekleyen başta Rektörlük olmak üzere tüm birimlere ve herkese teşekkürlerimi sunarım” dedi.

    Yarış sırasında bir aracın Mediterranean Shark aracına çarpması sonucu talihsiz bir kaza geçirdiklerini belirten Yrd. Doç. Dr. Solyalı, “Yarış sırasında durmak zorunda kaldık ancak ona rağmen yarışı ilk 10 içerisinde tamamladık. Motor, batarya yönetim sistemi, yerleşik şarj birimi, araç kontrol sistemi, enerji ölçer, elektronik diffensiyal, karbon fiber monokok, jantlar, telemetri, dümenden hız kontrol sistemi gibi alanlarda değerlendirildik ve ona göre ceza puanları değerlendirme sonuçları yansıtıldı. Mediterranean Shark aracı da en az ceza puanı ile yarışı tamamladı” şeklinde konuştu.  

    “TÜM EKİBİ GÖNÜLDEN KUTLARIM”

    Tüm ekibi gönülden kutladığını belirten DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam, “Siz geleceksiniz. Size inanmamak geleceği okuyamamaktır. Hedefimize sağlam adımlarla ve temiz enerji ile gidiyoruz. Başta vizyonuma inanarak hedefe kilitlenen Yrd. Doç. Dr. Davut Solyalı’ya ve çok kıymetli takım arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ederim” dedi.

    DAÜ Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halit Tanju Besler ve Akademik İşler Eşgüdüm Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tanel Babagil de yarış öncesinde takıma başarılar dilemek adına Kocaeli Körfez Yarış Pisti’ne gitmişlerdi.

    (FOTOĞRAF)



  • "Yazın yapılan spekülatif hareketlerin etkisi kalıcı olmaz"

    İSTANBUL, (DHA) - MERKEZ Bankası'nın döviz kurlarındaki hareketlilikle ilgili  aldığı kararları yerinde bulduğunu söyleyen İstanbul Esenyurt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sudi Apak, "Kararlar doları düşürecektir. Ayrıca Türkiye'de yazın yapılan spekülatif hareketlerin etkisi kalıcı olmaz çünkü bu dönemde ülkeye döviz girişleri fazla" dedi.

     MB bu sabah döviz piyasalarındaki oynaklık ve TL'deki değer kayıplarının önüne geçmek için kapsamlı bir önlem paketi açıkladı. Daha sonra TL zorunlu karşılıkları tüm vadelerde 250 bp indirdi ve piyasaya likidite sağladı. Alınan bu kararları değerlendiren İstanbul Esenyurt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sudi Apak, doların düşeceğini söyledi.

    MB'nin 10 maddelik kararlarının piyasayı likidite etmek amacıyla alındığını ve yerinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Apak, "Doların etkileneceği beklenmektedir. Bankaların biraz daha serbest kalıp, rahat hareket etmeleri için verilen imkanları nasıl kullanacakları da önemli. Dolardaki spekülasyonu önlemek gerekiyor. Uluslararası alanda bu yönde hareket edilirse olumlu sonuç alınacaktır. Daha derinliği olan piyasalara gitmek lazım" diye konuştu.

    "EMLAK BANKASI'NI SİSTEME SOKMAK LAZIM"      

    Orta vadede Türk bankalarının daha fazla yurt dışına açılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Apak, "Uzun vadede ise Emlak Bankası'nı sisteme sokmak lazım. Çünkü Türkiye'de inşaat sektörü çok gelişmiş durumda bu evleri menkul değerlere dönüştürüp uluslararası alanda sattığımızda piyasayı düzenleyici etki yapacaktır" ifadelerini kullandı.

    "ŞU ANDAKİ RİSKLER 2001'DEKİ RİSKLERE GÖRE DAHA AZ"

    Halka açık şirketlerin sayısını artırmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Apak, "Finans sektöründe bankaların değil de finansal piyasaların da etkili olması gerekiyor. Dolayısıyla halka açık şirketlerin sayısını artırmak lazım. Varlık Fonu'nun Uluslararası çalışması lazım. Kaynak yaratmaları gerekiyor. Bu ay ihracatta artış olacağını düşünüyorum. Enflasyon aşağı yönlü dengeye oturacaktır. Şu andaki riskler 2001'deki risklere göre daha az" dedi.

    "MB'NİN MÜDAHALESİ DOLARI DÜŞÜRECEKTİR"

    Doların mutlaka bir seviyeye oturacağını vurgulayan Prof. Dr. Apak, "Ayrıca kurdaki yükselişin yaz aylarında olması daha iyi. Çünkü döviz girişleri daha fazla. Turizm ve işçi gelirleri bu dönemde yüksek. Dövizin bol olduğu aylarda yapılan bu spekülatif hareketler bir işe yaramayacaktır" diye konuştu.

    (FOTOĞRAF)



POPÜLER ARAMALAR