MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Doğum günü kutlaması hastanede bitti

    Mustafa KIRLAK/ORDU, (DHA) - ORDU'da, Muhammet Efe Dere'nin 13'üncü yaş gününde gıda zehirlenmesi yaşayan 6 yakını hastaneden taburcu edilirken, 6 yaşındaki Berrenur Tatlıcan'ın ise tedavisi hastanede devam ediyor.
    Olay, geçen Cumartesi günü, Altınordu ilçesi Şarkiye Mahallesi'nde meydana geldi. 13'üncü yaşına giren Muhammet Efe Dere için ailesi ve yakınları evlerinde doğum günü kutlaması düzenledi. İddiaya göre kutlama için alınan yaş pastayı yiyen Dere ve yakınları gece rahatsızlanarak fenalaştı. Dere ve 5 yakını mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan tedavi sonrasında 5 kişi hastaneden taburcu olurken 6 yaşındaki Berrenur Tatlıcan'ın tedavisinin kentteki özel bir hastanenin servisinde devam ettiği belirtildi.
    Anne İrem Tatlıcan, doğum günü kutlaması sonrasında böyle bir olay yaşayacaklarını tahmin bile edemeyeceklerini belirterek, "Yeğenimin doğum günü kutlaması için bir araya gelmiştik. Pastadan yiyen herkes fenalaştı. Yemeyen çocuklar vardı onlara bir şey olmadı. Kızım da fenalaşınca apar topar hastaneye getirdik. Doktorlar gıda zehirlenmesi olduğunu söyledi. Kızım halen hastanede yatmaya devam ediyor tedavisi sürüyor. İnşallah bir an önce sağlığına kavuşacak" dedi.

    FOTOĞRAFLI



  • (Görüntülü) Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı iş birliği

    İSTANBUL, (DHA) - Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı iş birliğiyle toplumda engelli bireylerin sorunsuz şekilde yaşabilmeleri ve sayılarının azalması için 'Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi' kuruldu.


     

    Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı, Cerebral Palsy Türkiye iş birliği protokolü imzaladı. Bu kapsamda, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı Cerabral Palsy ile ilgili akademik çalışmalarını Maltepe Üniversitesi ile yürütecek.


     

    Vakfın konferans salonunda gerçekleşen törene, Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Özel Eğitimden Sorumlu Dekan Yardımcısı  Dr. Öğr. Üyesi Deniz Dağseven Emecen, Temel Eğitim Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Handan Doğan, Cerebral Palsy Türkiye  Yönetim Kurulu Başkanı Dr. h.c. Dilek Sabancı, Yönetim Kurulu II. Başkanı Dr. iur Altan Edis, Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri, Genel Direktör Nigar Evgin ve vakfın yöneticileri katıldı.  


     

    KURUMDA DENEYİMLİ ARAŞTIRMACILAR YETİŞECEK


     

    Maltepe Üniversitesinde kurulacak 'Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi'nde (Academic Research Unit for Cerebral Palsy), engelli bireylerin sayısını azaltmak ve sosyal yaşama sorunsuz bir şekilde dahil etmek için uluslararası platformlarda oluşturulacak iş birlikteliklerinde, bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak deneyimli araştırmacılar yetiştirilmesi amaçlanıyor.


     

    TOPLUMSAL DEĞER TAŞIYAN ARAŞTIRMALAR YAPILACAK


     

    Engelli grupların kültürel, sosyal, ekonomik, tıbbi ve genetik açıdan incelenmesi, alınan sonuçların dünya istatistikleri ile karşılaştırılması, bu konudaki uluslararası çalışmalara katkı sağlanması planlanıyor. Bütün bu çalışmalar, antropolojik, filogenetik, otogenetik gelişmelerin ve en önemlisi toplumsal bir değer taşıyan epidemiyolojik araştırmaların temelini oluşturacak.


     

    PROF. DR.KARASAR: HALK SAĞLIĞINA KATKI SAĞLAMAK İSTİYORUZ


     

    İş birliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, "Devam etmekte olan iş birliğimizi daha da ileriye taşımak ve Maltepe Üniversitesi bünyesinde akademik birim kurmak için buradayız. Eğitim Fakülte'mizin özel eğitim bölümü bu vakıfla birlikle hem projeler üretiyor hem de bilgi alışverişi yapıyor. Vakıfta öğrencilerimize staj imkanı sunuluyor. Kurduğumuz merkezde yapacağımız çalışmalarla halk sağlığı alanına katkı sağlamak ve eğitim anlamında ileriye dönük mükemmel merkez olma hedefiyle yolculuğumuza devam ediyoruz" dedi.


     

    DİLEK SABANCI: ARAŞTIRMA GELİŞTİRME OLMADAN HİÇBİR ŞEY OLMUYOR


     

    Cerebral Palsy Türkiye  Yönetim Kurulu Başkanı Dr. h.c. Dilek Sabancı da, "Maltepe Üniversitesi ile uzun yıllardır beraber çalışıyormuşuz. 16 yıl az bir zaman değil, nice nice 16 yıllara diyorum. Araştırma geliştirme çok önemli. Araştırma ve geliştirme olmadan hiçbir şey ilerlemiyor. Umarım hem üniversiteye hem de bize faydalı işler çıkar. Sonra da ülkemize faydalı işler çıkmış olur" diye konuştu.


     

    ALTAN EDİS: BİLGİ BİRİKİMİMİZİ ÖĞRENCİLERLE PAYLAŞACAĞIZ


     

    Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı – Cerebral Palsy Türkiye Yönetim Kurulu II. Başkanı Altan Edis ise, "Sadece Türkiye’de her yıl 6 binden fazla çocuk Cerebral Palsy tanısı alıyor. Bugün bizim için çok önemli bir gün. İş birliğimiz aslında geçmişe dayanıyor. 2002 yılında ilk iş birliği protokolünü yaptık. O tarihten bu yana büyük bir başarıyla bu iş birliği sürüyor. Cerebral Palsy ile uğraşıyoruz bu bir çeşit zihinsel, bedensel engel. Bizlerin yıllarca birikmiş bir bilgi birikimi var. Bunları üniversitenin genç öğrencileriyle paylaşmak istiyoruz ki öğrenciler gelip stajlarını burada tamamladı" ifadelerini kullandı.


     

     



  • Gaziantep'te trafik kazası: 2 yaralı

    Mustafa KANLI/GAZİANTEP,(DHA)- GAZİANTEP'te, önünde ilerleyen kamyonete arkadan çarpan hafif ticari araçtaki 2 kişi yaralandı.
    Kaza, akşam saatlerinde Sani Konukoğlu Bulvarı üzerinde meydana geldi. Şehir merkezine ilerleyen Atakan Uncuoğlu yönetimindeki 34 GA 4041 plakalı hafif ticari araç, önünde seyreden Hamis Yalgın'ın kullandığı 27 C 6591 plakalı mermer yüklü kamyonete çarptı. Sürücüler kazada yaralanmazken, hafif ticari araçta bulunan isimleri öğrenilemeyen 2 kişi yaralı olarak  ambulansla Şehitkamil Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
    FOTOĞRAFLI



  • "Ünlüler toplumun beden algısını değiştiriyor"

    İSTANBUL, (DHA)- Rol modellik kavramının yıllar içinde değişiklik gösterdiğini söyleyen Psikiyatri Uzmanı Onur Okan Demirci, ünlülerin bireyler için rol model olduklarını vurgulayarak, “Ünlüler toplumun beden algısını bile değiştiriyor. Bu durum beraberinde psikiyatride kullandığımız ‘yeme bozuklukları’ kavramını da oldukça yaygın hale getirmiş durumdadır” dedi.

    Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla insanların rol model algısının değiştiğini dile getiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Onur Okan Demirci, insanları ekran başına bağlayan en önemli ve güçlü unsurların ünlü kişiler, sosyal medya fenomenleri ve sosyete camiası içindeki insanlar olduğunu belirtti. Demirci, “Rol modellerin davranışları topluma göre de değişiklik gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    “FENOMENLER DE BİRER ROL MODEL”

    Demirci, fenomenlerin de rol model olarak algılandığını belirterek, “Bu durumda toplum üzerinde bıraktıkları etki de önem kazanmaktadır. Böyle mevkilerde bulunmak toplumun örnek insanları yani rol model olma özelliklerini de beraberinde getirmektedir. Rol model olma kavramını biraz açacak olursak yaşamımızın ilk yıllarında ilk rol modellerimiz anne ve babamız olmaktadır. Zamanla diğer akrabalar, öğretmenlerimiz rol modellerimiz olma adaylarıdır. Bir çocuk biraz büyüyünce ki özellikle ergenlik yani asilik ve bağımsızlık kazanma çabalarının başladığı dönemle birlikte kendisine oldukça güçlü bir rol model arayışına girmektedir. Elbette bu kadar güce sahip olma potansiyeli en fazla olan rol model adayları ise ünlü kişiler ve fenomenlerdir” diye konuştu.  

    “BÜYÜK GÜÇLER BÜYÜK SORUMLULUKLAR İSTER”

    Rol modelliğe, toplum kahramanları olarak da bakılabileceğini dile getiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Onur Okan Demirci, “Bu durum ünlü kişilere ister istemez bir sorumluluk yüklüyor gibi görünmektedir. Kahramanlık her ne kadar muhteşem bir oluşummuş gibi algılansa da toplumun kahramanlara biçtiği rol bakımından ağır sorumluluklar altında olmaktadırlar. Hayali süper kahramanlar da yaşamımızın bir döneminde rol modellerimizdi. Bu sorumlulukları nedeniyle superman alkolik olamaz, Thor hırsızlık yapamaz, örümcek adam sık sık sevgili değiştiremez. Oldukça ağır yükleri olan bir yaşam değil mi? Topluma örnek olduğunuzda alkışlanırsınız, olumsuz tek bir hatanızda ise karalanma, silinme, terk edilme, yuhalanma riskiniz var. Fakat bir hayaliniz var ise o hayale giden yoldaki tüm riskleri de göze almalısınız. Ünlü insanlar saç modellerinden tutun, kıyafetlerine, yaşam şekillerine, ilişki tarzlarına, konuşma biçimlerine kadar taklit edilme ve örnek alınma potansiyelleri en yüksek insanlardır. Bu potansiyel iyi yönlerde kullanılabileceği gibi olumsuz yönlerde de kendisini gösterebilir. Büyük güçler büyük sorumluluk isterler” ifadelerini kullandı.

    “ROL MODELİN DAVRANIŞI TOPLUMA GÖRE DEĞİŞİR”

    Rol modellik kavramının kültürden kültüre göre değişebileceğini vurgulayan Demirci, “Örneğin bazı kültürlerde cinsellik kavramı oldukça rahat yaşanabilirken bazı kültürlerde ağza alınması dahi oldukça olumsuz karşılanır. Bu kültürlerdeki rol modellerin davranışları da kültürün yapısına göre de değişmektedir. Bu nedenle her toplumun rol model olabilme kriterleri farklı olabilmektedir. Fakat birçok sorumluluk ortak kalmaktadır. Ünlü olma yolunda ilerlemek aslında bir çeşit gizli sözleşmeye imza atmak gibidir. Bu sözleşmenin maddeleri arasında konuşma şekline, davranışlara, giyim şekline, iş yaşamına, sosyal yaşama, özel hayata dikkat etmek gibi kişinin bireysel özgürlüğünü kısıtlayıcı maddeler bulunmaktadır. Buradan şu şekilde de anlaşılabilir; ünlü olmak istiyorsan özgürlüğünden feragat edeceksin. Örümcek adam olacaksan bir kişiye âşık olmalısın. Toplum ve ünlü kişi arasındaki bu gizli sözleşmenin bozulması halinde de tepkilere hazırlıklı olmalısın. İşte bu durum rol model olma özelliğinden kaynaklanmaktadır. Ne kadar güçlü bir rol model isen o kadar dikkatli olmalısın” diye konuştu.

    “ÜNLÜLER TOPLUMUN BEDEN ALGISINI DEĞİŞTİRİYOR”

    Rol modellik kavramının yıllar içinde iç dinamikleri değişen bir kavram olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Demirci, “Günümüzde bu dinamikler daha çok rol modelin bedenine ve özel hayatına odaklanmış durumdadır. Örneğin; sıfır beden olma arzusu günümüz rol modellerinin toplumumuza getirdikleri güncel kavramlardan biridir. Ünlü insanlar toplumun beden algısını dahi belirleyebilmektedirler. Bu durum beraberinde psikiyatride kullandığımız ‘yeme bozuklukları’ kavramını da oldukça yaygın hale getirmiş durumdadır. Diğer bir örnek ise günümüzde kimlik arayışında rol model kavramının oldukça etkili olmasıdır. Duruşumuzdan yaşam şeklimize kadar kendimize bir kimlik arayışında ünlü rol modellerden oldukça etkilenebilmekteyiz” dedi.

    “ÜNLÜLERE TAKINTILI OLMAK BİR RAHATSIZLIK”

    Ünlülere tapınma sendromundan da bahseden İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Demirci, “Buna İngilizce'de ‘celebrity worship syndrome’ adı veriliyor. Bu sendromda rol model olma kavramı oldukça ileri düzeye ve patolojik boyuta taşınmış durumdadır. Kişi bu rahatsızlıkta rol model olarak gördüğü ünlüleri takıntı, saplantı ve bağımlılık derecesine varacak boyutta takip veya taklit etmektedir. Kişi saplantılı olduğu rol modelin yaşamının en ince detayına kadar girmeye çalışmaktadır. Bu durum kişinin kendi yaşamını önemli derecede sarsmaktadır. Kendi kimlik oluşumu büyük ölçüde zedelenmiştir. Bu durum, tarihten bazı örnekleri de hatırlayacak olursak, rol model ünlünün yaşamını tehlikeye atacak hatta rol model ünlüyü öldürmeye teşebbüs eden boyutlara kadar varabilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “TOPLUMUN AYNASI OLMAKTAN TOPLUMUN KUKLASINA DÖNÜŞÜYOR”

    Günümüzde toplumun aynası olabilen ünlülerin dikkat çekebilme olasılıklarının düştüğünü dile getiren Demirci, “Şimdilerde örnek rol model kavramı, farklı rol model kavramlarına dönüşmüş durumda. 8 milyar dünya nüfusunun içinde sosyal medya kavramının bu kadar güçlü bir araç olduğu dönemde sıradan olmak, normal bir insan sınırları içinde olmak dikkat çekmemektedir. Kapitalist sistem artık medyanın gücünü de kullanarak toplumdan farklı rol modeller üretme çabası içine girmektedir. Toplum kendi içinde kültürünü değiştirme arzusundadır. Bu arzuyu gerçekleştirebilmek adına da rol model ünlüleri kullanmaktadır. Rol model ünlü olma kavramı, toplumun aynası olmaktan toplumun kuklası olma durumuna gelmektedir. Buradaki toplum kavramı elbette eski toplumlardan ziyade kapitalist sistemi yöneten toplumlar olarak anılmaktadır. Bu sistem bizleri istediği gibi değiştirebilme ve yönlendirebilme amacı güdüyorsa bizler bu sistemin köleleri, rol modellerimiz çobanlarımız, sistemin yöneticileri ise efendilerimiz olmaktadır. Fakat unutmayın insan değişimi tek taraflı olmaz. Bir insan değişiyorsa, o insanın baktığı ve algıladığı her şey de değişmektedir. Bu değişim ne kadar büyürse kontrolü de o kadar zorlaşır. Bu sistem kendi kuyusunu kazıyor gibi görünmektedir. Bir gün o kuyuya düşecektir fakat bu tarih yakın mı uzak mı bilemiyorum” ifadelerini kullandı.

    “GÖRDÜĞÜMÜZ FOTOĞRAFLARLA KEHANETTE BULUNUR DURUMA GELDİK”

    Günümüzde sosyal medya kullanımının oldukça yaygınlaşması ile birlikte insanların özel yaşamlarının en uç noktalarına kadar fikir sahibi olmaya başladık diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Onur Okan Demirci, “İnsanların günlük aktivitelerinden, iş yaşamlarına ve kişisel yaşamlarına kadar takip edebilir duruma geldik. Bazı zamanlar kendi yaşamlarımızı bir kenara kaldırıp başka insanların yaşamlarını kendi yaşamlarımızın ortasına aldık. Önceleri ‘takip etmek’ kavramı artık yerini ‘stalk’ yani ‘sinsice izlemek’ kavramına bıraktı. Tartıştığımız bir arkadaşımızdan tutun da hoşlandığımız kişiyi, ayrıldığımız sevgilimizi, beğendiğimiz veya kıskandığımız bir insanı ve hatta ünlü ya da sosyete camiası kişilerini sürekli bir şekilde takip eder, sinsice izler hale geldik. Gördüğümüz bir fotoğraftan veya videodan ‘bu bununla birlikte’, ‘bunu söylerken şunu kastetti’, ‘şöyle insan böyle insan’ şeklinde kehanetlerde bulunur duruma geldik” diye konuştu.

     



  • (Görüntülü) Ferrero 3 bin 944 öğrenciye ulaştı

    Nedim KOVAN/ORDU, (DHA) ?FERRERO fındığın, Değerli Tarım Programı kapsamında gençleri ve çocukları bilinçlendirmek amacıyla Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) ile birlikte başlattığı 'Bugün Benim, Gelecek Benim Projesi, ilk yılında 30 okulda 3 bin 944 öğrenciye ulaştı.
    FERRORO fındık ve TOÇEV tarafından yürütülen ?Bugün Benim Gelecek Benim? projesi kapsamında  Ordu, Düzce, Giresun ve Trabzon?da çeşitli okullarda çalışma yürütüldü. Proje ile bölgedeki çocuk  ve gençlerin kişilik gelişimlerini güçlendirip, geleceklerini şekillendirecek mesleki fırsatları yerinde anlatıp, bölgeye katkı sağlaması hedeflendi.
        
    TOÇEV, Ferrero Fındık ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen projenin ilk yıl değerlendirmesi için Ordu?da bir otelde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, TOÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Betül Mermertaş, Ferrero Kurumsal İletişim Direktörü Yasemin Taşkın katıldı. 
    "ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA DAHA ÇOK ÇOCUĞA ULAŞACAĞIZ"
    Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Ferrero Fındık olarak, değerli tarım uygulamaları dahilinde pek çok sosyal proje yürüttüklerini belirterek, ?Bu proje ile geleceğimiz olarak gördüğümüz çocuklara ve gençlere ulaşarak, gelişimlerine katkıda bulunmak ve kendi yaşadıkları bölgelerinde de bir gelecek olduğunu göstermek istiyoruz. Henüz projenin başındayız. Önümüzdeki yıllarda artan bir ivme ile daha fazla gence ve çocuğa ulaşarak, ülkemizin geleceğine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz? dedi.
    "YETENEKLERİNİ KEŞFETMEYE DESTEK OLUYORUZ"
    TOÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Betül Mermertaş ise projeyle 3 bin 944 öğrenciyle ulaştıklarını vurgulayarak, ?Proje?nin ilk bölümü; 11-14 yaş arası çocukların, kendilerini tanımaları, hakları ve sınırlarını kavramalarını sağlayan, psikososyal atölye çalışmalarını içeriyor. Katılımcı çocuklar, aldıkları eğitim çerçevesinde, önce kendilerinin sonra da diğer çocukların ve arkadaşlarının, aynı haklara sahip olduğu konusunda bilinçleniyorlar. İkinci bölümde ise, 15-17 yaş arasındaki gençlere, gerçekçi gelecek hedefleri belirlemeleri ve yeteneklerine uygun, doğru meslek seçimleri yapabilmeleri için destek olmak amaçlanıyor? diye konuştu.
    PROJE NELERİ KAPSIYOR?
    Proje kapsamında 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde daha fazla öğrenciye ulaşmak için çalışmaların devam ettiğini de belirten Betül Mermertaş, ?Düzce ilinde yaşayan öğrencilerin gelecekte tarım sektöründe çalışma planları Trabzon ve Ordu-Giresun illerinde yaşayan öğrencilerden anlamlı derece daha yüksektir. Meslek seçimi yaparken ailelerin yönlendirmesi Düzce ilinde yaşayan öğrencileri diğer illerdeki öğrencilere göre daha az etkilerken Trabzon ve Ordu-Giresun illerinde yaşayan öğrenciler daha fazla etkilenmektedir. Projenin değerlendirilen verilerinde, ortaokul grubunda 6. ve 7. sınıf öğrencilerinden seçkisiz örneklem yöntemiyle belirlenen bir grup ile çalışma yürütülmüştür. Çalışmada sosyo-demografik bilgilerin yanı sıra katılımcıların duygusal zeka düzeyleri de ölçümlenmiştir. Projeye toplam 3 bin 944 öğrenci katılmıştır. Ortaokul grubunda toplam bin 724 öğrenci projeye katılmıştır. Araştırmanın ortaokul örneklemini, proje için seçilen okullarda rastgele seçim yöntemiyle seçilen toplam 383 öğrenci oluşturmaktadır? ifadelerini kullandı. 



  • Park etmek istediği otomobille apartman boşluğuna düştü

    Hüseyin BOZOK/HATAY, (DHA)- HATAY'da bir kadın sürücü, park etmek istediği aracı ile birlikte apartman boşluğuna düştü.
    Merkez Antakya ilçesi Saraykent Mahallesi’nde gerçekleşen olayda, 07 LID 45 plakalı otomobiliyle oturduğu sokağa gelen adı açıklanmayan kadın, aracını park etmek istedi. Ancak, panikleyen kadın yoldan yaklaşık 2 metre aşağıda olan apartman boşluğuna aracıyla birlikte düştü. Yanında çocuğu da olduğu belirtilen kadın sürücü çevredekilerin yardımı ile araçtan çıktı. Çocuk ve kadın sürücünün kazadan yara almadan kurtulduğu görüldü. Apartman boşluğuna düşen araç ise olay yerine çağrılan vinç ile bulunduğu yerden çıkarıldı.
    FOTOĞRAFLI



  • Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı iş birliği

    İSTANBUL, (DHA) - Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı iş birliğiyle toplumda engelli bireylerin sorunsuz şekilde yaşabilmeleri ve sayılarının azalması için 'Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi' kuruldu.

    Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı, Cerebral Palsy Türkiye iş birliği protokolü imzaladı. Bu kapsamda, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı Cerabral Palsy ile ilgili akademik çalışmalarını Maltepe Üniversitesi ile yürütecek.

    Vakfın konferans salonunda gerçekleşen törene, Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Özel Eğitimden Sorumlu Dekan Yardımcısı  Dr. Öğr. Üyesi Deniz Dağseven Emecen, Temel Eğitim Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Handan Doğan, Cerebral Palsy Türkiye  Yönetim Kurulu Başkanı Dr. h.c. Dilek Sabancı, Yönetim Kurulu II. Başkanı Dr. iur Altan Edis, Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri, Genel Direktör Nigar Evgin ve vakfın yöneticileri katıldı.  

    KURUMDA DENEYİMLİ ARAŞTIRMACILAR YETİŞECEK

    Maltepe Üniversitesinde kurulacak 'Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi'nde (Academic Research Unit for Cerebral Palsy), engelli bireylerin sayısını azaltmak ve sosyal yaşama sorunsuz bir şekilde dahil etmek için uluslararası platformlarda oluşturulacak iş birlikteliklerinde, bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak deneyimli araştırmacılar yetiştirilmesi amaçlanıyor.

    TOPLUMSAL DEĞER TAŞIYAN ARAŞTIRMALAR YAPILACAK

    Engelli grupların kültürel, sosyal, ekonomik, tıbbi ve genetik açıdan incelenmesi, alınan sonuçların dünya istatistikleri ile karşılaştırılması, bu konudaki uluslararası çalışmalara katkı sağlanması planlanıyor. Bütün bu çalışmalar, antropolojik, filogenetik, otogenetik gelişmelerin ve en önemlisi toplumsal bir değer taşıyan epidemiyolojik araştırmaların temelini oluşturacak.

    PROF. DR.KARASAR: HALK SAĞLIĞINA KATKI SAĞLAMAK İSTİYORUZ

    İş birliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, "Devam etmekte olan iş birliğimizi daha da ileriye taşımak ve Maltepe Üniversitesi bünyesinde akademik birim kurmak için buradayız. Eğitim Fakülte'mizin özel eğitim bölümü bu vakıfla birlikle hem projeler üretiyor hem de bilgi alışverişi yapıyor. Vakıfta öğrencilerimize staj imkanı sunuluyor. Kurduğumuz merkezde yapacağımız çalışmalarla halk sağlığı alanına katkı sağlamak ve eğitim anlamında ileriye dönük mükemmel merkez olma hedefiyle yolculuğumuza devam ediyoruz" dedi.

    DİLEK SABANCI: ARAŞTIRMA GELİŞTİRME OLMADAN HİÇBİR ŞEY OLMUYOR

    Cerebral Palsy Türkiye  Yönetim Kurulu Başkanı Dr. h.c. Dilek Sabancı da, "Maltepe Üniversitesi ile uzun yıllardır beraber çalışıyormuşuz. 16 yıl az bir zaman değil, nice nice 16 yıllara diyorum. Araştırma geliştirme çok önemli. Araştırma ve geliştirme olmadan hiçbir şey ilerlemiyor. Umarım hem üniversiteye hem de bize faydalı işler çıkar. Sonra da ülkemize faydalı işler çıkmış olur" diye konuştu.

    ALTAN EDİS: BİLGİ BİRİKİMİMİZİ ÖĞRENCİLERLE PAYLAŞACAĞIZ

    Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı – Cerebral Palsy Türkiye Yönetim Kurulu II. Başkanı Altan Edis ise, "Sadece Türkiye’de her yıl 6 binden fazla çocuk Cerebral Palsy tanısı alıyor. Bugün bizim için çok önemli bir gün. İş birliğimiz aslında geçmişe dayanıyor. 2002 yılında ilk iş birliği protokolünü yaptık. O tarihten bu yana büyük bir başarıyla bu iş birliği sürüyor. Cerebral Palsy ile uğraşıyoruz bu bir çeşit zihinsel, bedensel engel. Bizlerin yıllarca birikmiş bir bilgi birikimi var. Bunları üniversitenin genç öğrencileriyle paylaşmak istiyoruz ki öğrenciler gelip stajlarını burada tamamladı" ifadelerini kullandı.

     

     

     



  • BUDO deniz otobüsü seferleri iptal

    Muammer İRTEM/BURSA,(DHA) - BURSA Deniz Otobüsleri işletmesi (BUDO), Bursa ile İstanbul arasındaki deniz otobüsü seferlerini olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal etti.
    BUDO'nun internet sitesinden yapılan duyuruya göre, sabah başlayan iptallere olumsuz hava koşulları nedeniyle Mudanya-Eminönü/Sirkeci 17.00 ve 19.00, Eminönü/Sirkeci-Mudanya 18.00 ve 20.00 seferleri de eklendi. BUDO'nun Mudanya-Eminönü/Sirkeci 14.00, Eminönü/Sirkeci-Mudanya 15.30, Eminönü/Sirkeci-Armutlu 15.30 ve Armutlu-Mudanya 16.55 seferleri de iptal edilmişti. Bölgede kuvvetli rüzgar etkilil oluyor.
    FOTOĞRAFLI



  • Hasta nakil aracı takla attı: 2 yaralı

    Samim SELÇUK/ALTINÖZÜ(Hatay), (DHA) - HATAY'ın Altınözü ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği hasta nakil aracı takla attı. Kazada ağır yaralanan 2 kişi hastanede tedavi altına alındı.
    Kaza, ilçeye bağlı Enek Mahallesi D-420 Karayolu'nda meydana geldi. Sürücüsünün adı açıklanmayan Sağlık Bakanlığı'na bağlı 31 TL 039 plakalı hasta nakil aracı, içinde hasta bulunmazken, henüz belirlenemeyen bir sebeple takla attı. Meydana gelen kazada, araçta bulunan 2 kişi ağır yaralandı. Yoldan geçen sürücülerin ihbarı üzerine gelen sağlık ekibi, yaralıları Hatay Devlet Hastanesi'ne götürdü. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. 
    FOTOĞRAFLI



  • FETÖ ile korkuttukları öğretmeni 70 bin lira dolandırdılar, 7 saatte yakalandılar

    Canan ALTINTAŞ/DİYARBAKIR, (DHA)- DİYARBAKIR'da kendilerini kamu görevlisi olarak tanıttıkları öğretmen Ö.C.'yi FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı olduğu bahanesiyle 70 bin lira dolandıran 2 şüpheliyi polis, 7 saatte yakaladı. Şüphelilerin paranın bir kısmını harcadıkları belirlenirken, kalan 60 bin 600 lira ise öğretmene teslim edildi.
    Öğretmen Ö.C.'yi dün öğle saatlerinde arayan kişiler, adının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı olduğunu söyleyerek Ö.C.'yi kandırarak, 70 bin lirasını dolandırdı. Olayı ihbar alan Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Ö.C.'yi dolandıran kişileri yakalamak amacıyla özel bir ekip kurdu. Paranın teslim edildiği bölgedeki kameraları inceleyen polis, öğretmen Ö.C.'nin Yenişehir Akkoyunlu Caddesi üzerinde, araç altına parayı bıraktıktan sonra, bir kişinin araç ile gelerek parayı aldığını tespit etti. Polisin yaptığı detaylı incelemede, yakın takibe alınan aracın 7 saat süreyle Elazığ Caddesi üzerinde seyir halinde olduğu belirlendi. 
    Bunun üzerine operasyon düzenleyen polis, aracı durdurarak şüphelilerden R.A.'yı gözaltına aldı. Şüpheli R.A., polise verdiği bilgide Ö.C.'den aldıkları paranın dolandırıcılık olayını birlikte yaptıkları arkadaşı M.K.'da olduğunu söyledi. R.A.'nın verdiği bilgiler üzerine yeni bir çalışma başlatan polis, M.K.'yı da, Rızvanağa caddesi üzerinde yakaladı. M.K., olayı gerçekleştirdiğini kabul ederek, Ö.C.'ye ait 60 bin 600 lira paranın evinde olduğunu söylemesi üzerine polis, parayı evden alarak, Ö.C.’ye teslim etti.
    Şüphelilerin yapılan sorgusunda, yine Diyarbakır'da aynı yöntemle, farklı tarihlerde toplam 70 bin 895 liranın nitelikli dolandırıcılık suretiyle çalınması olaylarının da şüphelisi olduğu ortaya çıktı. Geriye dönük yapılan saha araştırmaları ve kamera çalışmaları sonucunda suçları tespit edilen dolandırıcı 2 şüphelinin Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri sürüyor. 


     



  • "Yatırımını uzun süre elinde tutan kazanıyor"

    İSTANBUL, (DHA)  - Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği’nin (TÜYİD) düzenlediği Yatırımcı İlişkileri Zirvesi’nde finansal piyasalarda sektörlerinin başarılı performans sergileyen firmaları ödüllendirildi. Törende konuşan Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ. Veri Depolama ve Raporlama Müdürü Dr. Özgür Uysal, “En Geniş Coğrafi Erişim Ödülü” ve “En Uzun Elde Tutma Süresi” kategorilerinin ödüllerini kendi datalarındaki bilgilerle hesapladıklarını kaydederek, piyasada en avantajlı şirketlerin,  geniş yatırımcı tabanına sahip ve hisse senetlerinin en uzun süre elde tutulan firmalar olduğunu vurguladı.

    TÜYİD tarafından düzenlenen Yatırımcı İlişkileri Zirvesi, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ.’nin yatırımcı bazında tuttuğu geniş havuzdan yararlanılarak belirlenen ödüllerin verildiği törende  “En Geniş Coğrafi Erişim Ödülü”, coğrafi olarak en geniş yatırımcı tabanına sahip şirket olarak hesaplanan Garanti Bankası’nın oldu. 2018’in ilk 9 ayında hisse senetlerinin elde tutulma süresi en uzun olan Anadolu Efes de, “En Uzun Elde Tutma Süresi” kategorisinde birinci seçildi. “Sürdürülebilirlik Fonlarının En Yüksek Paya Sahip Olduğu Şirketleri” konusunda da IPREO’nun veri tabanı kullanıldı. Bu alanda 1’inciliği BİM, 2’nciliği ise Mavi Giyim ve TÜPRAŞ paylaştı.

    “YATIRIMINI UZUN SÜRE ELDE TUTAN KAZANIYOR”

    Merkezi Kayıt Kuruluşu(MKK) AŞ.’nin Veri Depolama ve Raporlama Müdürü Dr. Özgür Uysal, “Türkiye’de bir yabancı yatırımcı elindeki bir hisse senedini 200 günün üzerinde tutarken, yerli yatırımcı bir ay süreyle elinde tutuyor. Fakat literatür, uzun süre elinde tutan yatırımcının kısa süreli tutandan daha fazla kazandığını söylüyor. Uzun süre elde tutulan yatırımların olduğu şirketlere baktığımız zaman borsanın en iyi performans gösteren şirketleri olduklarını görüyoruz” dedi.

    “ŞEFFAFLIK ŞİRKETLERE CİDDİ AVANTAJ SAĞLIYOR”

    MKK olarak kayıtlarını yatırımcı bazında tutuklarını dolayısıyla da ciddi bir yatırımcı havuzuna sahip olduklarını kaydeden Uysal, firmalara şeffaf olmaları ve sermaye piyasalarının nimetlerinden faydalanmaları tavsiyesinde bulunarak şunları söyledi:

    “Bu bir takım halka açılmalarda olduğu gibi İSO-1000 şirketlerinden sadece 110’u borsada işlem görüyor. Dolayısıyla finansal tabloları ve aktivitelerin kamuoyuyla paylaşılamıyor. Halbuki sağlayacakları kaynak ve bu kaynakların maliyeti yapacakları yatırımlarda kendilerine diğer şirketlere göre ciddi anlamda avantaj sağlayacak.”

    “BORÇLANMA PİYASALARINDA RAHATLIKLA BORÇLANABİLİRLER”

    Bahsettiği şirketlerin zaten büyük şirketler olduğunu ifade eden Uysal, sözlerine şöyle devam etti:

    “Büyük şirketlerin büyük ortakları kendi fonlarının başka işlemlerde kullanıp yatırımcılarla bir araya gelerek karlarını paylaşmalarına destek olabileceğini düşünüyoruz. Şirket kendisine sadece ortak almak zorunda değil. Borçlanma araçları da kullanılabilir. Çünkü özel sektör borçlanma oranlarında ciddi bir rakam büyüklüğü var. Piyasa, 10 milyarlar liralardan 80 milyarlık rakamlara ulaştı. O piyasalarda 100 binin üzerinde yatırımcı mevcut. O piyasada da rahatlıkla borçlanabilirler.”

    “BANKALARDAN 10 PUAN DAHA KARLI”

    Özel sektör borçlanma araçlarının ortalama faiz yükünün yaklaşık yüzde 26, bankalardan alınan kredilerin ortalama faiz yükünün ise yüzde 35’lerde olduğunu dile getiren Uysal, “Yaklaşık 10 puanlık sermaye piyasalarının lehine bir fark var. Kurum olarak bu anlamda sermaye piyasalarının gelişmesi adına özel sektör şirketlerinin daha rahat bir şekilde menkul kıymet çıkarması adına destekler sağlamayı hedefliyoruz. Biz de MKK olarak pek çok üründe indirimler yaparak bazılarında hiç almayarak kurumlarımızın işlem maliyetlerini düşürüyoruz” sözleriyle konuşmasını tamamladı:

    ÖDÜL ALAN ŞİRKETLER ŞU ŞEKİLDE:

    En Geniş Coğrafi Erişim Birincilik Ödülü: Garanti Bankası

    En Geniş Coğrafi Erişim İkincilik Ödülü: İş Bankası -Turkcell

    En Geniş Coğrafi Erişim Üçüncülük Ödülü: Tav Havalimanları

    En Uzun Elde Tutma Süresi Birincilik Ödülü: Anadolu Efes

    En Uzun Elde Tutma Süresi İkincilik Ödülü: Enka

    En Uzun Elde Tutma Süresi Üçüncülük Ödülü: BİM

    Sürdürülebilirlik Fonlarının En Yüksek Paya Sahip Olduğu Şirket Birincilik Ödülü: BİM

    Sürdürülebilirlik Fonlarının En Yüksek Paya Sahip Olduğu Şirket İkincilik Ödülü: MAVİ GİYİM - TÜPRAŞ

    Sürdürülebilirlik Fonlarının En Yüksek Paya Sahip Olduğu Şirket Üçüncülük Ödülü: TURKCELL - Soda Sanayii



  • (Görüntülü) Geleneksel Eğitim Teknolojileri Zirvesi'nde teknoloji ve eğitim dünyası buluştu 

    İSTANBUL, (DHA)- Microsoft Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi?nin dördüncüsü bugün Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk?un katılımıyla gerçekleşti. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, veriye dayalı yönetim meselesinin hassas bir konu olduğunu vurgulayarak, ?Bütün kararlarımızı veriye dayalı almazsak uzun soluklu hikaye yazmamız mümkün olmayacaktır? dedi. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ise, ?Teknoloji okuryazarlığını el birliğiyle artırmalıyız? diye konuştu. 
    Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Microsoft Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi?nde Endüstri 4.0 ışığında istihdam, eğitimde yapay zeka uygulamaları, gençlere güncel yetenek kazandıracak çözümler ve mesleki iş gücüne teknolojinin katkıları gibi birçok konu uzmanlarca ele alındı. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, eğitimde dijital dönüşümün gerekliliğine vurgu yaptı. 
    ?TEKNOLOJİ KOLAY KONTROL EDİLECEK BİR ŞEY DEĞİL?
    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, zirvede yaptığı konuşmada teknolojiyi insanların isterse iyi, isterse kötü kullanabileceğine değendi. Teknolojinin kolay kontrol edilemeyeceğini söyleyen Selçuk, ?Artık gençler genç, yaşlılar da yaşlı gibi durmuyor. İlginç bir dönemden geçiyoruz. Kuşak değişimleri konusunda eskiden bir manipülasyon yoktu. İlginç küresel ve siyasal dinamik var. Teknolojinin doğa insan ve kültür üzerindeki etkilerini gözden geçirerek kontrol ediliyor olması çok önemli. Teknolojinin haz ve arzu merkezli etkisi var. Bundan kaynaklanan bir istek var ve istek nedeniyle teknolojiden zarar görme olanağımız çok yüksek. Faydalanabilmemiz de çok yüksek. Kolay kontrol edilebilecek bir şey değil. Çocukların hizasının bozulması, insanların hizasının bozulması anlamına geliyor? dedi.
    ?KARARLARIMIZI VERİYE DAYALI ALMAZSAK UZUN SOLUKLU HİKAYELER YAZAMAYIZ?
    Vizyon 2023 dökümasyonunda insanlık ve Türkiye için yol haritası çizmeyi hedeflediklerini ifade eden Bakan Selçuk, ?Biz öncelikle eğitimden söz ediyorsak, felsefeden de söz etmek zorundayız. Zemin yoksa üzerine şekil yapmanın bir anlamı yoktur. Felsefe kurmazsak ortak dil inşa etmiş olmayız. 2023 vizyonuyla toplumun ortak paydası üzerinde mutabakat inşa etmek istediğimizi vurgulamakta fayda var. Sistem bütünü olarak bakmak istiyoruz. Eğitimin de alt bileşenleri vardır. Veriye dayalı yönetim meselesi de çok hassas bir konu. Bütün kararlarımızı veriye dayalı almazsak uzun soluklu hikaye yazmamız mümkün olmayacaktır. Teknolojinin evrensel boyutu oldukça önemli. Eğitim bir kurumsa muhakkak surette evrensel olana talip olmalı ve bir fotoğraf çıkarmalı. Biz sadece evrensel ya da yerel bakarak yaşayan bir sistem kurmakta zorlanabiliriz. İkisini birlikte dillendirmeyi çok önemsiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığında birçok faaliyetimiz var. Bu ülke için ortak bir hedefimiz hayalimiz var. Bütün çabalarınızı bu ortak amaca yöneltirsek kaynak israfımız çok fazla olmayacak. Microsoft gibi bir şirketin birikimini, eğitimine destek veren birçok şirket gibi, çok değerli görüyorum. Bu desteklerden ötürü Microsoft?a teşekkürlerimi sunuyorum. Umuyorum ki bugün ulaşılacak sonuçlar mutlaka kendine uygulama zemini bulur? diye konuştu. 
    ?GENÇLERİ TEKNOLOJİYLE GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ?
    Zirvenin açılış konuşmasını yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu; hedeflerinin eğitimde gençleri teknolojiyle geliştirmek olduğunu söyledi. Kansu, ?Eğitim boşlukları doldurup, ezbere öğrenmek değil, her bir öğrencinin içindeki kıvılcımı yakmaktır. Ezber becerisini test eden sınavlar ve eğitim sistemi devam ediyor. Ülkemizde bunun değişimini de görüyoruz ancak en büyük yanılgımız ezber becerisinin bizi ileriye taşıyacağıdır. Dünya ekonomisine yön veren şirketlerin çıktığı ülkeler dijital becerilere sahip bireylerin yetiştiği ülkeler oluyor. Güncel öğrenme modellerini eğitim sisteminde yaygınlaştırmalı ve teknoloji okuryazarlığını el birliğiyle artırmalıyız. Yeni mesleklerin tamamı teknoloji ile yakından ilişkili. Teknolojiye dayalı meslekler iş gücünün yüzde 50?sini oluşturuyor. 25 yılda 60 bin çocuğa kodlama ve dijital okuryazarlık eğitimi verirken 280 bin eğitimciye de eğitim verdik. 40?tan fazla ilde eğitimler düzenledik. Yakın zamanda da dezavantajlı 25 gencimize de kodlama eğitimi verdik. El birliğiyle gençlerimizin geleceğe umutla bakabilmesi için teknolojinin daha fazla kullanılmasını istiyoruz?
    ?YENİ İŞ OLANAKLARI DİJİTAL YETENEKLERE SAHİP OLANLAR İÇİN KOLAYLAŞACAK?
    Dijital dönüşümün dünyanın her noktasında hem kamu, hem iş alanında hızlı bir değişim içerisinde olduğunu vurgulayan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, ?Gençlerimizin de bu dijital dönüşüme hazırlıklı olması  gerekiyor. Yeni iş olanakları, yeni pozisyonlar hep dijital yeteneklere sahip olan insanlar için kolay olacak. Açık pozisyonların yüzde 50?sine yakını dijital yetenekleri olanları arayan pozisyonlar. Bunun 10 yıl içerisinde yüzde 77?ye çıkması bekleniyor. Gençlerimizin bu konuda okuryazarlığı oldukça önem arz ediyor. Biz de Microsoft olarak elimizden geldiğince katkı sağlamaya çalışıyoruz? diye konuştu. 
    Eğitime katkı için Microsoft olarak çok çeşitli ürünler kullandıklarını ifade eden Kansu, ?Bunlardan en önemlisi Office ürün ailemiz. Bunlar öğrencilerimizin çok daha kolay çalışmasını sağlayan ve eğitimde öğrenmelerini hızlandıran araçlar. Minecraft gibi oyun ortamında daha küçük yaştaki çocukların yaratıcılıklarını geliştirmelerini sağlayan ürünlerimiz de var. Bulut teknolojilerinin dünyada hızlı bir şekilde büyümesi ve artmasıyla yapay zeka da çok yaygınlaştı. En önemli kullanım alanlarından bir tanesi her öğrencinin kendisine uygun eğitim kaynaklarını sunabilmesidir? dedi.
    ?2030 YILINDA GENÇLERİN YÜZDE 65?İ İSMİ BİLİNMEYEN MESLEKLERİ YAPIYOR OLACAK?
    Yeni mesleklerin hızlı bir şekilde ortaya çıktığının altını çizen Kansu, yaptıkları araştırma sonucunu açıkladı. Kansu, ?2030 yılına gelindiğinde bugün öğrenci olan gençlerin yüzde 65?i ismi şu an bilinmeyen işlerde çalışacaklar? dedi. 
    Öğrencileri yeni dünyaya hazırlamamız gerekiyor diyen Kansu, sözlerine şöyle devam etti: 
    ?Bir başka araştırmada ise, çıkan sonuçlarda pozisyonların yüzde 50?si için iş verenler aradıkları dijital yeteneklere sahip elemanları bulamıyorlar. Bu oran Türkiye?de daha da yüksek ve yüzde 66 oranında. Bu yüzden dijital teknolojilerin ne olduğunu bilen, onları kullanabilen, değer katabilen kişilere ilerde ihtiyacımız olacak. Bu yüzden teknolojinin eğitimde çok önemi var. Gelecek nesilleri geleceğin mesleklerine hazırlamalıyız. Bu meslekler arasında veri analisti, yapay zeka uzmanı, bulut bilişim analisti ve siber güvenlik uzmanı gibi iş kolları bulunuyor.?
    ?SİGORTACILIK MESLEĞİNİ YÜZDE 99 ROBOTLAR YAPACAK?
    Zirvede, Microsoft ve Gelecek Vizyonu başlıklı sunum gerçekleştiren Microsoft Türkiye Kamu Sektörü ve Yatırımlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdem Erkul ise, ?Robotların artık gelecek olarak adlandırılmaması gerekiyor. Çünkü artık robotlar bizimle beraber yaşamaya başladılar. Gelecekte otonom olması beklenen meslekler var. Ustalık gerektiren meslekler yok. İlerde farklı alanlarda robotlar çok daha fazla yer edinecekler. Sigortacılık mesleğini yüzde 99 robotlar yapacaklar. Yeni dünyaya adapte olmamız gerekiyor, bunlar mesleklerimizi elimizden almayacaklar? ifadelerini kullandı. 
     



  • DAÜ Turizm Fakültesi’nden uluslararası arenada zirve

    GAZİMAĞUSA,(DHA) - Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Turizm Fakültesi, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Uzman Pasta Şefi Pınar Barut, geçtiğimiz günlerde Lüksemburg’ta düzenlenen Villeroy & Boch Dünya Aşçılık ve Pastacılık Yarışmaları’nda birinci gelerek altın madalyanın sahibi oldu.

    5 kıta ve 75 ülkeden çok sayıda takım ve bireysel yarışmacının katıldığı, 4 yılda bir gerçekleştirilen Villeroy & Boch Dünya Aşçılık ve Pastacılık Yarışmaları’nda aşçılık ve pastacılık alanında takım veya bireysel olarak yarışan katılımcılar arasında kıyasıya mücadele eden Barut, dünyanın en zor yarışması olarak kabul edilen yarışmada “Pastry Artistic” dalında birinci olarak altın madalyanın sahibi oldu.

    Barut yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz yıllarda kaçırdığım altın madalyayı bu yıl almaktan son derece mutluyum. DAÜ ve KKTC’yi temsil etmek ise en gurur verici olay” ifadelerini kullandı.

    Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan DAÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Kılıç, Barut’un yarışmaya giderken çıtayı yükselteceği konusunda açıklamalarda bulunduğunu dile getirerek iddiasını gerçekleştirmesinin şaşırtıcı olmadığını vurguladı.

    Hedeflerinin 2020 yılında yapılacak olan Aşçılık Olimpiyatları’nda aynı başarıyı yakalamak olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, “Pınar hocamızın bunu başaracağından eminiz, iki yıl sonra sonuç açıklandığında sürpriz olmayacak” diyerek oldukça iddialı olduklarını belirtti. Son olarak Prof. Dr. Kılıç,  DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam’a bu tür uluslararası yarışma ve etkinliklere katılımın sağlanmasında maddi ve manevi desteğinden dolayı teşekkürlerini iletti.



  • Büyük Erkekler Türkiye Boks Şampiyonası Balıkesir’de yapılacak

    Devrim DERİN/BALIKESİR, (DHA)- BALIKESİR, Büyük Erkekler Türkiye Boks Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak. Şampiyonaya Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonluklarını elinde bulunduran 126 sporcunun katılacağını söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Zekai Kafaoğlu, “Eşsiz doğası, yeraltı ve yerüstü güzellikleri ile Türkiye'nin son dönemde parlayan yıldızı olan Balıkesir'i böylesine önemli bir organizasyon ile bir kez daha dünyaya tanıtma imkanı bulacağız” dedi.

    Balıkesir Valiliği, Türkiye Boks Federasyonu, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü organizasyonunda düzenlenecek olan Büyük Erkekler Türkiye Boks Şampiyonası 18-22 Aralık tarihleri arasında Balıkesir’de yapılacak. Organizasyonla ilgili olarak Vali Ersin Yazıcı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Eyüp Gözgeç ve Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Lokman Arıcıoğlu, Büyükşehir Belediyesi Karesi Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi.Şampiyona hakkında bilgilerin verildiği toplantıda konuşan Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Eyüp Gözgeç ve Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Lokman Arıcıoğlu, program hakkında bilgiler verdi. Şampiyonaya 126 sporcunun katılacağını söyleyen Arıcıoğlu, 35 ulusal ve uluslararası hakem ile 100’e yakın antrenörün de etkinlikte görev alacağını belirtti.

    ‘BOKS ŞAMPİYONALARINA DÜZEN GETİRDİK’

    Türkiye Şampiyonasının eskiden herkesin katılabildiği etkinlikler olduğunu söyleyen Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Eyüp Gözgeç, “Sayısı 700’ü bulduğu sporcuların katıldığı ama seyir zevki olmayan bir etkinlikti. Biz buna düzen getirmeye karar verdik. Türkiye’yi 3 bölgeye ayırdık. Her ilde il şampiyonası düzenledik ve kendi kilo ve kategorisinde birinci olanlara gruplara katılma hakkı tanıdık. Gruplara giden arkadaşlarımızda, gruplarında ilk 4’e girenleri de Türkiye Şampiyonasına iştirak etmesi noktasında karar almıştık. Böylece hem seyir zevki hem de sporun kalitesini yükseltmeyi amaçlamıştık. 3 yıldır da bunu yapıyoruz. Balıkesir, Türkiye’nin gözde bir memleketi. Türkiye’nin tatil yaptığı bir yer. Burada böyle bir organizasyonu yapmak mutlu ediyor. Federasyonumuzun en üst şampiyonası budur” dedi.

    ‘BALIKESİR’İ DÜNYAYA TANITMA İMKANI BULACAĞIZ’

    Büyük Erkekler Türkiye Boks Şampiyonası'na her şeyden önce Balıkesir olarak ev sahipliği yapıyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu, Büyükşehir olarak her zaman spor ve sporcunun yanında olduklarını ifade etti. Balıkesir’in birçok spor organizasyonuna ev sahipliği yaptığını hatırlatan Kafaoğlu şöyle konuştu:

    “Ulusal düzeyde en büyük organizasyonlardan birisi olan ve önümüzdeki günlerde Balıkesir Kurtdereli Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek olan Türkiye Boks Şampiyonası'nın bir başka önemi ise ilimizin tanıtımına sağlayacağı katkıdır.Eşsiz doğası, yeraltı ve yerüstü güzellikleri ile Türkiye'nin son dönemde parlayan yıldızı olan Balıkesir'i böylesine önemli bir organizasyon ile bir kez daha dünyaya tanıtma imkanı bulacağız. Gerçekleştirilecek olan organizasyona değinecek olursak eğer, bugüne kadar Mersin, Ağrı ve Muğla’da; 3 Grupta yapılan müsabakalar sonucu finale kalan Boksörler Türkiye şampiyonasında şehrimizde mücadele edecekler.”

    ‘ETKİNLİĞE AVRUPA DÜNYA ŞAMPİYONLARI KATILACAK’

    Şampiyonaya Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonluklarını elinde bulunduran 126 sporcunun katılacağını söyleyen Kafaoğlu, “Şampiyonadaki müsabakaları yönetmek üzere 35 Ulusal ve Uluslararası Hakemimiz görev yapacaklar. 100’e yakın antrenörümüz de sporcularımız ile birlikte müsabakalarda hazır bulunacak. Türkiye Boks Federasyonumuzun davetlisi olarak Balıkesir'e gelmesini beklediğimiz; bugüne kadar Boks sporuna hizmet etmiş Hakem, Sporcu ve Antrenör gibi Boksun Duayenlerini Balıkesir'de ağırlayacağız.  18 Aralık günü elemeler ve açılış seremonisi ile başlayacak ve 22 Aralık’ta finaller ve ödül töreni ile son bulacak.Her geçen gün biraz daha adından sıkça söz ettirmeye başlayan Boks Sporunda alt yapılarında günümüzde büyük önem kazandığını gözlemliyoruz. Özellikle Balıkesir'de boks sporu ile ilgilenen, amatör düzeyde de olsa bu spora gönül veren sporcularımız için büyük önem taşıyan bu organizasyona tüm Balıkesirlileri davet ediyoruz. Bizler Türk Milleti olarak sırtı yere gelmeyen pehlivanlar yetiştirdiğimiz gibi bileği bükülmeyen boksörlerde yetiştirmişiz. Türk boksunda yaptığı 359 maçın 358'ini kazanan Melih Açba gibi daha nice boksörlerin yetişmesi dileğiyle bu organizasyonun Balıkesir'de yapılması konusunda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, şampiyona da mücadele edecek olan tüm boksörlerimize başarılar diliyorum” dedi.

    VALİ’DEN VATANDAŞLARA KARŞILAŞMALARI İZLEYİN ÇAĞRISI

    Balıkesir’in bu tür büyük organizasyonları yapabilecek bir şehir olduğunu söyleyen Vali Ersin Yazıcı, şehrin spora önem verdiğini belirtti. Balıkesirlilere çağrıda bulunan Vali Yazıcı, “Bu tür organizasyonlara gösterdiğimiz ilgiyi, bizim başka organizasyonları her anlamda, hangi spor olursa olsun hepsine talibiz. Ama burada halkımızın bu tür organizasyonlara göstereceği ilginin büyüklüğü bunu belirliyor. Biz boş tribünlere maçımızı oynarsak bundan herkesin haberi oluyor. Basketbol, yüzme ve boks federasyonlarının da haberi oluyor. İletişim çağındayız. Dolayısıyla teknik aksaklıkların olmaması, şehrin ilgisi alakası, hem salonda hem de buraya gelenlerle ilgisi bu tür organizasyonları arttıracaktır. Biz buradaki tüm heyet olarak sporu her manada desteklemeye gayret ediyoruz. Küçük yaş gruplarıyla sporu buluşturuyoruz. Sporun birçok dalıyla çocukları tanıştırıyoruz. Ama işin zirvesi olan Türkiye Büyükler Şampiyonası’nı iyi değerlendirmek lazım” diye konuştu.



  • Organlarıyla 3 kişiye can olacak

    Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE, (DHA)- ÇANAKKALE'de, tedavi gördüğü Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi'nde beyin ölümü gerçekleşen 69 yaşındaki Nezahat Ağırman'ın bağışlanan organlarından iki böbreği ve karaciğeri, nakil bekleyen 3 hastaya can verecek.
    Gelibolu ilçesine bağlı Kavak köyünde yaşayan evli ve 4 çocuk sahibi Nezahat Ağırman, 3 gün önce yaşadığı bilinç kaybı nedeniyle Mehmet Akif  Ersoy Devlet Hastanesi Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavi altına alındı. Yoğun bakım ünitesinde beyin kanaması geçiren Nezahat Ağırman'ın beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi organlarını bağışlama kararı aldı.
    Organ Nakli İl Koordinatörü Dr. Azem Ülkü, Çanakkale ve Bursa'daki organ nakil merkezleriyle temasa geçti. Dün sabaha karşı Çanakkale ve Bursa'dan gelen ekip, Nezahat Ağırman'ın iki böbreği ile karaciğerini aldı. Böbreklerden biri Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne, bir böbrek ile karaciğer ise Bursa Acıbadem Hastanesi'ne götürüldü.
    Herkese örnek olacak duyarlı davranışlarından dolayı merhumenin kederli ailesine başsağlığı dileklerini ileten Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ufuk Tali, yaşama yeniden tutunacak olan hastalara da acil şifalar diledi.

    FOTOĞRAFLI



  • Ferrero 3 bin 944 öğrenciye ulaştı

    Nedim KOVAN/ORDU, (DHA) –FERRERO fındığın, Değerli Tarım Programı kapsamında gençleri ve çocukları bilinçlendirmek amacıyla Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) ile birlikte başlattığı 'Bugün Benim, Gelecek Benim Projesi, ilk yılında 30 okulda 3 bin 944 öğrenciye ulaştı.

    FERRORO fındık ve TOÇEV tarafından yürütülen ‘Bugün Benim Gelecek Benim’ projesi kapsamında Ordu, Düzce, Giresun ve Trabzon’da çeşitli okullarda çalışma yürütüldü. Proje ile bölgedeki çocuk  ve gençlerin kişilik gelişimlerini güçlendirip, geleceklerini şekillendirecek mesleki fırsatları yerinde anlatıp, bölgeye katkı sağlaması hedeflendi.

    TOÇEV, Ferrero Fındık ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen projenin ilk yıl değerlendirmesi için Ordu’da bir otelde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, TOÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Betül Mermertaş, Ferrero Kurumsal İletişim Direktörü Yasemin Taşkın katıldı.

    "ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA DAHA ÇOK ÇOCUĞA ULAŞACAĞIZ"

    Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Ferrero Fındık olarak, değerli tarım uygulamaları dahilinde pek çok sosyal proje yürüttüklerini belirterek, “Bu proje ile geleceğimiz olarak gördüğümüz çocuklara ve gençlere ulaşarak, gelişimlerine katkıda bulunmak ve kendi yaşadıkları bölgelerinde de bir gelecek olduğunu göstermek istiyoruz. Henüz projenin başındayız. Önümüzdeki yıllarda artan bir ivme ile daha fazla gence ve çocuğa ulaşarak, ülkemizin geleceğine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” dedi.

    "YETENEKLERİNİ KEŞFETMEYE DESTEK OLUYORUZ"

    TOÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Betül Mermertaş ise projeyle 3 bin 944 öğrenciyle ulaştıklarını vurgulayarak, “Proje’nin ilk bölümü; 11-14 yaş arası çocukların, kendilerini tanımaları, hakları ve sınırlarını kavramalarını sağlayan, psikososyal atölye çalışmalarını içeriyor. Katılımcı çocuklar, aldıkları eğitim çerçevesinde, önce kendilerinin sonra da diğer çocukların ve arkadaşlarının, aynı haklara sahip olduğu konusunda bilinçleniyorlar. İkinci bölümde ise, 15-17 yaş arasındaki gençlere, gerçekçi gelecek hedefleri belirlemeleri ve yeteneklerine uygun, doğru meslek seçimleri yapabilmeleri için destek olmak amaçlanıyor” diye konuştu.

    PROJE NELERİ KAPSIYOR?

    Proje kapsamında 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde daha fazla öğrenciye ulaşmak için çalışmaların devam ettiğini de belirten Betül Mermertaş, “Düzce ilinde yaşayan öğrencilerin gelecekte tarım sektöründe çalışma planları Trabzon ve Ordu-Giresun illerinde yaşayan öğrencilerden anlamlı derece daha yüksektir. Meslek seçimi yaparken ailelerin yönlendirmesi Düzce ilinde yaşayan öğrencileri diğer illerdeki öğrencilere göre daha az etkilerken Trabzon ve Ordu-Giresun illerinde yaşayan öğrenciler daha fazla etkilenmektedir. Projenin değerlendirilen verilerinde, ortaokul grubunda 6. ve 7. sınıf öğrencilerinden seçkisiz örneklem yöntemiyle belirlenen bir grup ile çalışma yürütülmüştür. Çalışmada sosyo-demografik bilgilerin yanı sıra katılımcıların duygusal zeka düzeyleri de ölçümlenmiştir. Projeye toplam 3 bin 944 öğrenci katılmıştır. Ortaokul grubunda toplam bin 724 öğrenci projeye katılmıştır. Araştırmanın ortaokul örneklemini, proje için seçilen okullarda rastgele seçim yöntemiyle seçilen toplam 383 öğrenci oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.



  • 'Sağlık'ta finansal baskı azalacak

    İSTANBUL, (DHA) - Siemens Finansal Hizmetler (SFS), sağlık hizmeti talep ve kaynaklarını, mevcut hasta sonuçlarıyla karşılaştırarak küresel bir araştırmaya imza attı. Finansman, hizmet anlayışı ve dijitalleşmeyi öne plana çıkaran araştırmanın sağlık sektörü üzerindeki baskıyı azaltması bekleniyor.

    Siemens Finansal Hizmetler (SFS), dünyanın dört bir yanında hizmet veren sağlık sistemlerinin üzerindeki baskıları, elde edilen hasta sonuçlarını ve sağlık sisteminin sağladığı ‘değeri’ mercek altına alan yeni bir araştırma yayımladı.

    Araştırmada özel sektöre yönelik finansman yöntemlerinin, gelişmiş ekipman ve teknoloji açısından ne gibi avantajlar sunabileceği gözler önüne serildi. Öte yandan sağlık dönüşümü girişimleri için muaf tutulan, acil ve operasyonel ekipman alımındaki ‘dondurulmuş’ sermaye de araştırma kapsamında yer aldı.

    Sağlık Değer Göstergesi’nde sektörün yüzleşmek zorunda kaldığı baskılar fon kullanımı, altyapı ve yetenekler olarak üç ayrı kategoride değerlendirildi.  Araştırmaya göre, Avrupa ve ABD gibi köklü sağlık sistemleri, özellikle finansal açıdan ciddi bir baskı altında. Türkiye, Rusya, Çin ve Hindistan gibi gelişen sağlık sistemleri ise giderek artan beklenti ve talepleri karşılayabilmek için ciddi çaba harcıyor.

    TEKNOLOJİK YATIRIMLAR ZORLAŞIYOR

    Araştırmayla hastalıklar, hasta sonuçları ve sağ kalım oranları, resmi yaşam kalitesi ölçümleri açısından değerlendirildi. Buna göre son teknoloji ekipmanlara sahip olmak bir ülkenin ‘Sağlık Değer Göstergesi’ni olumlu etkiliyor. Örneğin bir sağlık sistemi iyi kaynaklara sahipse baskı oranı düşük oluyor. Bu sayede iyi sonuçlar elde ederek yüksek puanla değerlendiriliyor. Bütçe nedeniyle yaşanan sıkıntılar, teknolojik yatırımları zorlaştırıyor ve değer göstergesini olumsuz etkiliyor.

    TEKNOLOJİ BASKIYI AZALTAN ÖNEMLİ BİR UNSUR

    Gelişmiş teknoloji, klinik ve bakım becerilerini optimize ederek sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı hafifleten önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Dijitalizasyon sayesinde dengelenen maliyetler, çalışmada yer alan tüm ülkeler için büyük önem teşkil ediyor. SFS araştırması, önemli ekipman ve teknoloji yatırımlarından muaf tutulabilecek ve acil işletme finansman ihtiyaçlarına uygulanabilecek finans hacimlerini de değerlendiriyor. Araştırma ile teknolojik altyapı ve ekipman alımında yetersiz kalan ‘donmuş’ sermayeyi ortaya çıkarabilecek özel finansman hacmi dünya geneli baz alınarak inceleniyor. Bu sayede hizmet anlayışını değiştirmek ve dijitalleşmeyi benimsemek için yeni yollar arayan sağlık kuruluşlarının üzerindeki baskının hafifletilmesi hedefleniyor.

    "ÖZEL FİNANSMAN YÖNTEMLERİ MEVCUT"

    Siemens Finansal Kiralama A.Ş. Satış ve Pazarlama Müdürü Selçuk Acılıoğlu, Sağlık Değer Göstergesi ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

    “Sağlık kuruluşları tarafından sağlık teknolojilerini geliştirmek ve sağlık hizmeti dönüşümünü desteklemek için kullanılan bir dizi özel finansman yöntemi mevcut. Kullandıkça ödeme yöntemi, varlığa dayalı kredilendirme ve buna benzer yöntemler tek bir ekipmanın satın alınmasından yeni bir sağlık tesisinin finanse edilmesine kadar oldukça geniş bir ihtiyaç yelpazesini kapsıyor. Sağlık kuruluşları bu sayede kaynaklar üzerindeki baskıyı hafifleterek hasta sonuçlarını en üst düzeye çekebiliyor. Dolayısıyla sağlık sisteminden kazanılan değeri geliştirmek için kullanılacak sermayeyi serbest bırakabiliyor.”



  • Çapa makinesine bacağını kaptıran çiftçi öldü

    Davut CAN / İZMİR, (DHA) - İZMİR'in Çeşme ilçesinde, traktörün arkasına takılı olan çapa makinesine bacağını kaptıran çiftçi Mustafa Sönmez (65), hayatını kaybetti.
    Olay, dün  sabah saatlerinde Ilıca Mahallesi'nde meydana geldi. Mustafa Sönmez, tarlasını sürmek için traktörün arkasına çapa makinesini bağladı. Çalışan çapa makinesini kontrol etmek isterken bacağını kaptırıp ağır yaralanan Sönmez, kanlar içerisinde kaldı. Yakınları, yaralanan Sönmez'i, kendi imkanlarıyla hastaneye kaldırdı. İlk müdahalenin ardından, İzmir'deki Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edilen Sönmez, doktorların çabalarına rağmen hayatını kaybetti.
    İzmir Adli Tıp Kurumu'nda otopsi yapılan Sönmez'in cenazesi, yakınları tarafından teslim alınıp, toprağa verildi.

    FOTOĞRAFLI



  • Su borusu bomba gibi patladı, yol çöktü, evi su bastı

    Murat KÜÇÜK/BOLU, (DHA)- BOLU'da sokak ortasında patlayan su borusu yolda 5 metre genişliğinde çukur açtı. Cemile Ozan'ın (62) yalnız yaşadığı evini su basarken, bahçesinde bulunan kümes hayvanlarının bazıları telef oldu.
    Olay, saat 13.00 sıralarında, Paşaköy Mahallesi Berberler Sokak'ta meydana geldi. Sokakta yolun altından geçen içme suyu borusu bilinmeyen bir nedenle büyük gürültüyle patladı. Patlama sonucu Cemile Ozan'a ait tek katlı evi su bastı. Bu esnada evde bulunan Cemile Ozan ile kendisini ziyarete gelen kızkardeşi Emine Yılmaz panik yaşadı. İki kardeş suların kısa sürede bastığı evden can havliyle dışarı çıktı. Büyük korku yaşayan ev sakinleri durumu itfaiyeye haber verdi. Evde maddi hasar oluşurken, bahçedeki bazı kümes hayvanları da telef oldu. Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri suları tahliye etmek için çalışma başlattı. Belediye yetkilileri patlamanın nedenini tespit etmek için inceleme başlattı.
    Yaşanan olayı anlatan Cemile Ozan’ın o sırada evde bulunan kız kardeşi Emine Yılmaz, "Misafirliğe gelmiştik. Ama şok olduk. Daha yeni oturmuştuk, ablam birden 'ölüyoruz, mahvolduk' diye bağırarak geldi. Baktık ki tsunami şeklinde sular kaynıyor. Korkunç bir haldeydi" dedi.

    FOTOĞRAFLI



  • İSTEK’li 34 öğrenci, Gençlik Ödülleri Programı ‘Altın Kategori’ ödülünü aldı

    İSTANBUL, (DHA)- İSTEK Bilge Kağan Okulları Anadolu ve Fen Lisesi öğrencileri, Edinburgh Dükü Uluslararası Gençlik Ödülleri Programının (The Duke of Edinburgh’s International Award) ‘Altın’ kategorisini başarıyla tamamlayarak, 5 Aralık’ta İstanbul Birleşik Krallık Başkonsolosluğu’nda düzenlenen XIV. Altın Ödül Töreninde ödüllerini aldılar.

    Program, gençlerin kişisel olarak kendilerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine, özgüven ve öz disiplin kazanmalarına destek olmayı hedefliyor. Gençlerin ödülü alabilmek için toplumsal hizmet, fiziksel gelişim ve beceri geliştirme bölümlerinde haftada birer saat faaliyetlerde bulunmaları; bir macera ve keşif kampına katılmaları gerekiyor.

    EN FAZLA KATILIMCI SAYISINA SAHİP OKUL İSTEK BİLGE KAĞAN OLDU

    2012 yılında programı uygulamaya başlayan İSTEK Bilge Kağan Okulları, Ödül Programında 6 yıl içinde 398 bronz, 105 gümüş, 65 altın kategoride öğrenci mezun etti.

    İSTEK Bilge Kağan Okulları, bu yıl 34 öğrenci ile Altın Kategori Ödülü alarak, Türkiye’de bu programı uygulayan okullar arasında en fazla katılımcıyla ödül alan okul olma rekorunu elde etti.

    “BU PROGRAM KENDİ SINIRLARIMIZI KEŞFETMEMİZİ SAĞLADI”

    Programı uygulayan İSTEK’li öğrencilerden Kardelen İnan, “Bu program bize her adımıyla takım çalışmasını öğretti, sosyal bilinç kazandırdı ve kendi sınırlarımızı keşfetmemizi sağladı. Her alanda kendimizden sorumlu olduğumuz için hem özgüvenimiz hem de iletişim becerilerimiz gelişti” dedi.

    İNGİLTERE’DEKİ ÜNİVERSİTELERE KABUL EDİLMEDE SEÇME KRİTERİ

    Edinburgh Dükü Uluslararası Gençlik Ödülü Programı, 140'tan fazla ülkede uygulanan dünyanın öncü gençlik gelişim programlarından biri. 14-24 yaş aralığındaki gençler için geliştirilen programa tamamen gönüllülük esasına göre katılım oluyor.

    Türkiye’de 110’a yakın lise, üniversite, gençlik merkezi ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürütülen program kapsamında, bugüne kadar 15 binden fazla gence ulaşıldı. Her yıl yaklaşık 5 bin yeni katılımcının dahil olduğu programda, bugüne kadar dört binden fazla katılımcı ödül almaya hak kazandı. Dünyada 8 milyon gence ulaşan program, İngiltere’deki üniversitelere kabul edilmede bir seçme kriteri olarak değerlendiriliyor.