MEDYAJANS.COM

MEDYAJANS.COM : ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Beykoz Belediyesi’nden öğretmenlere 24 Kasım ziyareti

    İSTANBUL, (DHA) -BEYKOZ Belediyesi Başkanı Yücel Çelikbilek, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla okulları ziyaret etti. Çelikbilek, öğretmenlere isimlerine özel ajanda seti, çiçek ve baklava hediye etti.

    Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ilk olarak Kaymakam Ahmet Katırcı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Kazım Bozbay’ı ziyaret ederek tüm milli eğitim camiasının 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutladı. Ardından Barbaros Hayrettin Paşa Denizcilik Lisesi ve Ziya Ünsel Ortaokulu’na geçen Başkan Yücel Çelikbilek burada okul müdürleri ve öğretmenlerle sohbet ederek, hediyelerini verdi, ilçenin eğitim hayatına katkıları dolayısıyla teşekkür etti.

    Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek: “İnsan yetiştirmek gibi kutsal bir mesleği fedakârlık ve özveriyle icra eden öğretmenlerimize minnetimizi hiçbir zaman ödeyemeyiz. İlçemizin eğitim hayatının, nitelikli insan kaynağının ve başarının teminatı sizlersiniz. Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü can-ı gönülden kutluyorum” dedi.

    Beykoz Belediyesi başkan yardımcıları,meclis üyeleri ve danışmanlar da ilçedeki okulları tek tek ziyaret ederek öğretmenlere isimlerine özel hazırlanan ajandaları, çiçeklerini ve baklavalarını takdim etti. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ise 24 Kasım dolayısıyla Anadoluhisarı Sabancı Öğretmen Evi’nde şube müdürleri, okul müdürleri ve öğretmenlerin katıldığı kutlama programı düzenledi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • "En fazla işlenen suçlar arasında cinsel taciz ilk üçte"

    Merve DUNDAR-Ömer HASAR / İSTANBUL, (DHA)-KADİR Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nin "Kadına Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü" öncesinde, kadına yönelik şiddet konusunda öğrencilerini bilinçlendirmek için düzenlediği etkinlikte konuşan İstanbul Barosu avukatlarından Murat Yılmaz, Türkiye'de en çok işlenen suçlar arasında cinsel istismar ve tacizin ilk üçte olduğunu söyledi. Yılmaz, cinsel taciz veya istismara uğrayan kadınların yüzde 92'sinin ise şikâyette bulunmadıklarına dikkat çekti.

    Cinsel saldırının, mağdurun vücuduna herhangi bir bedensel temas olması durumunda, cinsel tacizin ise herhangi bir bedensel temas içermeden söz, yazı, resim gibi öğelerin kullanılması durumunda gerçekleştiğini belirten Yılmaz, "Bu durumlarda ilk yapılması gereken en yakın Cumhuriyet Başsavcılğı'na giderek şikayette bulunmaktır. Savcılığa ulaşılamaması durumunda karakola giderek şikayetçi olmak gerekir. Böylelikle mağdur, işlenen suç hakkında soruşturma başlatmış olur. Kadınlar bu gibi durumlarda kendilerini garanti altında hissedebilirler. Çünkü mağdurun suçu işleyen kişi ile geçmiş dönemden bir husumeti yoksa ve mağdurun anlattıkları karşı tarafa iftira atmayı gerektirecek bir husumeti içermiyorsa, tutarlıysa tek bir beyan ile cinsel suçtan cezalandırma yoluna gidilebilir" diye konuştu.

    "MAĞDUR YAŞADIKLARINI BİR KEZ ANLATACAK"

    Mağdurların çoğu zaman, yaşadıklarını birden fazla kişiye anlatmak zorunda olmasının travmatik durumu arttırdığını vurgulayan Yılmaz, "Bunun engellenebilmesi için çoğu yerde adli görüşme odaları kuruldu. Burada amaç mağdura olabildiğince az mümkünse bir kez olayı anlattırarak, anlatılan olay üzerinden soruşturma ve kovuşturmaları yürütmek" dedi.

    "CEZA İNDİRİMİ SADECE CİNSEL SUÇLARDA UYGULANMIYOR"

    En fazla gündeme gelen konular arasında yer alan ceza indiriminin sadece cinsel suçlarda uygulandığını dile getiren Yılmaz, "Kanunun 62'nci maddesine baktığımızda burada belirtilen koşulların varlığı durumunda kanunda yazan tüm suçlarda bu indirim uygulanabiliyor. Bunun uygulanabilmesi için kişinin önceden sabıkasının olup olmaması, işlemiş olduğu suçtan duyduğu pişmanlık, yargılama süresinde duyduğu pişmanlık, bir daha suç işleyip işlemeyeceğine dair durumu göz önüne alınıyor. Bu kriterlere uyan bir durum varsa ceza indirimine gidilebiliyor. Aksi durumda indirim yapılmadan ceza açıklanıyor" ifadelerinde bulundu.

    "YÜZDE 92'YE YAKINI ŞİKAYETTE BULUNMUYOR"

    Cinsel taciz veya istismara uğrayan kadınların yüzde 92'ye yakınının şikayette bulunmadığına dikkat çeken Yılmaz, "Biz de kalan yüzde 8 üzerinden veri açıklayabiliyoruz. Elimizde somut rakamlar yok ama içinde bulunduğumuz hukuki sürece baktığımızda toplumda cinsel içerikli suçların oldukça yaygın olduğu kanaatindeyim. Şikayet edilmeme oranını göz önüne aldığımızda da ne kadar yaygın bir suçtan söz ettiğimizi görebiliriz. Kadınların şikayet etmemesinin altında yatan sebep ise genel olarak sonuca ulaşamayacağı ve suçu ispatlayacak bir delilinin olmaması düşüncesi" dedi ve ekledi:

    "Genel olarak hırsızlık, uyuşturucu satışı, cinsel taciz ve saldırlar en çok işlenen suçlar arasında yer alıyor. Buna göre cinsel suçların ilk üç içinde yer aldığını söylemek mümkün."

    (FOTOĞRAF)



  • Beylikdüzü Belediyesi'nden kadınlara özel dayanışma merkezi

    İSTANBUL, (DHA)- BEYLİKDÜZÜ Belediyesi, duygusal, psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri Kadın Dayanışma Merkezi’ni kuruyor. Merkez, psiko-sosyal destek hizmetleri, hukuki danışmanlık, psikolojik danışmanlık, telefonla danışmanlık ve ekonomik desteklere yönlendirme gibi hizmetler verecek.

    Kadınlara eşit ve adil bir hizmet anlayışı sunacak Kadın Dayanışma Merkezi, Beylikdüzü'nde yaşayan kadın ve çocuklar için 'Kadın Dayanışma Merkezi' adında bir merkez kuracak. Beylikdüzü Belediyesi’ne bağlı olacak merkez, danışanlarına psiko-sosyal destek hizmetleri, hukuki danışmanlık, psikolojik danışmanlık, telefonla danışmanlık, güvenlik planının hazırlanması ve ekonomik desteklere yönlendirme gibi hizmetler verecek. Şiddetten uzaklaşmak isteyen ancak nereye başvuracağını bilmeyen kadınlarda farkındalık oluşturmayı hedefleyen merkez, danışanlarına herhangi bir yargılama ve ayrımcılık yapmadan, çözüme odaklandıkları eşitlikçi ve adil bir sistem geliştiriyor.

    "KADINLARA CESARET KAZANDIRACAK"

    Kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele için kapsamlı politikaların hayata geçirilmesi noktasında kamu kurum ve kuruluşları ile STK’larla işbirliği içinde olduklarını belirten Belediyenin Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Muazzez Akbaba, bu merkez ile ilçede yaşayan kadınların haklarını daha doğru bir biçimde aramaya cesaret kazanacaklarını vurguladı. Merkezden hizmet almak isteyen kadınlar başvurularını Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’ne yapabilecekler.

    (FOTOĞRAF)



  • DAF GLOKAL’den araç teslim töreni  

    İSTANBUL, (DHA) - SUZUKİ ve Piaggio Vespa ile otomotiv, motosiklet ve deniz motorları sektörüne hızlı bir giriş yapan Doğan Holding, ağır vasıta pazarında da Glokal ile büyümesine hızla devam ediyor.

    Glokal Motorlu Araçlar Pazarlama A.Ş. Yönetim Kurulu Murahhas Aza ve Genel Müdürü Ümit Karaarslan, son iki yıldır özellikle lojistik sektöründe yaşanmakta olan daralmaya rağmen 2018’de projelerin artmasıyla beraber Türkiye’de ağır ticari araç pazarının da gelişmesine paralel olarak Glokal A.Ş.’nin de büyümesini arttıracağını söyledi.

    "PAZAR PAYIMIZI 2019'DA, YÜZDE 10'A ÇIKARMAYI PLANLIYORUZ"

    Karaarslan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ekim 2016’da resmi olarak faaliyete geçtik. Biz ilk önce Anadolu yakasında Orhanlı-Tuzla mevkiinde yaklaşık bin 800 m2 alanda satış ve servis hizmetine başladık. Ayrıca Glokal  A.Ş. olarak Koşuyolu’nda bulunan merkezimizde de satış hizmeti vermeye devam ediyoruz. Avrupa yakasında İkitelli lokasyonunda DAF marka çekici ve kamyon modelleri için üç bin 300 m2 alanda hizmete başladık. Diğer illerde de, başta Güney Anadolu olmak üzere gelişimimizi sürdürmeyi planlıyoruz. 2018’e kadar yüzde 6 olmasını hedeflediğimiz Pazar payımızı, 2019 yılında yüzde 10 seviyelerine çıkartmayı hedefliyoruz. İyi eğitimli personel ve kaliteli çözümler kadar iyi, güçlü ve kaliteli bir ürün de mutlak başarı için şart.”

    Karaarslan “DAF ailesinin yeni üyeleri CF ve XF bünyesinde barındırdığı teknoloji ve inovasyonlarla daha fazla verimlilik ve daha fazla sürüş konforu sunuyor" diyerek şöyle  konuştu:

     "Yüzde 7’ye varan yakıt ekonomisi küçümsenemeyecek kadar önemli bir değer  Sadece sunmuş olduğu yakıt ekonomisiyle araç sahibinin yüzünü güldürmekle kalmayan yeni CF ve XF aynı zamanda sunmuş olduğu konfor seviyesiyle şoförün de yüzünü güldürüyor. Bulung Lojistik ve Koçaslan Taşımacılık gibi sektörün en önemli isimlerinin markamızı tercih etmelerinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Müşteri memnuniyetimizin sürekliliğini sağlamak için özellikle satış sonrası hizmetlere ayrı bir önem veriyoruz"

    ARAÇLARIN TESLİMATI YAPILDI

    "Sektörün hızla büyüyen firmalarından Bulung Lojistik firmasına Glokal Orhanlı tesisinden 15 adet DAF XF LD 480 4x2 çekici teslimatı yapıldı" diyen Karaarslan "Aynı gün Glokal’in İkitelli’de bulunan tesisinden de gene sektörün öncü firmalarından ve filosunda bulunan 32 adet aracın tamamı DAF marka olan Koçaslan Taşımacılık firmasına 6 adet XF LD 460 4x2 çekici teslimatı yapıldı" dedi.    

    (FOTOĞRAF)                                                                                                                      



  • Hülya Koçyiğit'ten şiddet içeren dizilere protesto çağrısı

    İSTANBUL, (DHA)- ÜNLÜ sanatçı Hülya Koçyiğit, Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen panelde kadına şiddete karşı birlik olmak için çağrıda bulundu. Koçyiğit, "Dizi ve filmlerde gittikçe artan şiddet sahnelerine seyirci tepki göstermeli. Böylece reyting düşer, film yayından kalkar ve toplum o yayından kurtulmuş olur" dedi.

    Bağcılar Belediyesi Kadın Meclisi tarafından “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” kapsamında bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü yönetmen Yeşim Tonbaz’ın yaptığı panelin konuğu ise Türk Sineması’nın ünlü ismi Hülya Koçyiğit oldu. Kadına şiddet konusuna aile penceresinden, dini açıdan ve televizyon dünyasından bakan Koçyiğit, hem düşüncelerini yansıttı hem de önce birey sonra toplum olarak yapılması gerekenleri anlattı.

    “SONRADAN VAH VAH DEMENİN BİR ANLAMI YOK”

    Kadına şiddetin sadece tabanca ve bıçakla olmayacağına dikkat çeken Koçyiğit, "Sözle, tacizle ve elle dokunarak da olur. Kadın değerli bir varlık. Onun bir onuru var. Onun onuruna haysiyetine izni olmadan kimse müdahale edemez. Biz Müslüman toplumu olarak önce buna riayet etmeliyiz. Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insana başka bir insanın söz, temas veya cinayete kadar varan şiddetle müdahale etmeye hakkı yok. Zaten öldürmek en büyük günah. Allah hiçbir erkeğe böyle bir hak vermemiştir. Bu sadece benim ülkemde değil dünyanın çeşitli ülkelerinde oluyor. Olay olduktan sonra vah vah demenin bir anlamı yok. Önce vatandaş olarak sonra toplum olarak sesimizi çıkarmalıyız. En ağır cezayı almasını sağlamalıyız. Toplum olarak şiddete karşı gelmeliyiz” dedi.

    “ERKEK ÇOCUKLAR İÇİN BABA BİR ROL MODELDİR”

    Şiddet uygulayan erkekleri de kadınların yetiştirdiğini vurgulayan Koçyiğit, “Onlara o kadar çok şefkat, sevgi ve güven duygusu verirsek onları huzurlu bir yuva içinde yetiştirebilirsek ister kız isterse erkek olsun kendiyle barışık, hayatla barışık, özgüveni olan, dünyaya umutla bakan ve dünyayı değiştirmek için çalışan bilgiyle donanmış genç nesiller olacağına inanıyorum. Temelde mutlaka ve mutlaka bir çocuğun yetişirken anne ve baba ilgisiyle, sevgisiyle yetişmesi gerekiyor. Erkek çocuklar için baba bir rol modeldir. Evin içinde kavga varsa anne baba birbirine hakaret ediyorsa ve baba şiddete eğilimliyse işte bu evde yetişen çocuk yarın öbür gün o şiddeti doğal kabul edip kendisi uygulayacaktır” diye konuştu.

    “İLK YAPACAĞIMIZ ŞEY O KANALI KAPATMAK”

    Yeşim Tonbaz’ın “Televizyonlarda dizi ve filmlerde kadına şiddet sahnelerinin gösterilmesiyle ilgili ne diyorsunuz?” sorusuna Koçyiğit, “Filmlerde ve dizilerde şiddet sahnelerine seyirci tepki gösterecek. Reaksiyon gösterecek izlemeyecek. Yayınlarda bizim kültürümüze ahlakımıza geleceğimize arzu etmediğimiz bir eğilim varsa burada toplum olarak reaksiyon göstermeliyiz. İlk yapacağımız şey o kanalı kapatmak. Zaten reytingi düşer sonra o film yayından kalkar ve toplum o şiddeti gösteren yayından kurtulmuş olur. Ama biz beğendiğimiz yakışıklı veya güzel oyuncu oynuyor diye seyredersek şuur altında şiddeti de benimsemeye başlıyoruz. Bu kadar şiddeti seyredince artık şiddet doğal gelmeye başlıyor” cevabını verdi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Boyner’in “Çılgın Kelebek” indirimi, alışveriş çılgınlığı yarattı

    İSTANBUL, (DHA)-TÜRKİYE’DE alışveriş trendlerinin belirleyicisi ve öncüsü Boyner’in, yılda sadece 2 kere uyguladığı, her sezon sabırsızlıkla beklenen “Çılgın Kelebek İndirimi” 17-18-19 Kasım tarihlerinde gerçekleştirildi.

    Tüketicilerin kış alışverişi için adresi, milyonlarca üründe net yüzde 50 indirimin olduğu Çılgın Kelebek oldu. Kampanyanın en ilgi çeken alışverişi 5 bini geçen satış adediyle valiz oldu.

    72 SAATTE 1 BUÇUK MİLYON ZİYARETÇİ AĞIRLADI

    Üç gün süren ve büyük ilgi gören Çılgın Kelebek boyunca 37 şehirdeki 94 Boyner mağazasında 1,5 milyon ziyaretçi ağırlandı. 72 saatte satılan ürün adedi ise 570 bin olarak gerçekleşti. Çılgın Kelebek İndiriminde satılan ürünlerin adedi geçen yıla göre yüzde 50 oranında artış gösterirken, ciro yüzde 65 oranında arttı.

    ERKEKLER PANTOLON VE KAZAK, KADINLAR PARFÜM VE ÇANTA ALDI

    Boyner mağazalarından Çılgın Kelebek İndirimi’nde en çok erkekler alışveriş yaptı. 17-18-19 Kasım süresince 170 bin adet erkek giyim ürünü satıldı. Erkekler pantolon, mont ve kazak almayı tercih ederken, kadınların tercihi daha çok çanta, bot ve parfümden yana oldu. Kadın çantası satışı geçen seneye göre yüzde 80 oranında daha fazla gerçekleşti.Kozmetik kategorisinin de büyük ilgi gördüğü Çılgın Kelebek boyunca, 3 günde 7 bin 141 adet parfüm satıldı. Kozmetik kategorisi alışverişi geçen senenin kampanya dönemine göre yüzde 65 oranında büyüme gösterdi.

    KAMPANYANIN EN İLGİ ÇEKEN ALIŞVERİŞİ VALİZ OLDU

    Boyner tüketicileri 3 günde 5 bini aşkın valiz, 2400 adet sırt çantası satın aldı. Geçen yılın kampanya sürecine göre yüzde 520 oranında büyüme gösteren valiz satışları en ilgi çeken alışveriş oldu. Sırt çantası satışları da geçen seneye oranla yüzde 200’e yakın artış gösterdi.

    KIŞ KAPIYA DAYANIRKEN AYAKKABI SATIŞI REKOR KIRDI

    Yağmurlu ve karlı günler yaklaşırken tüketicilerin çoğunluğu alışveriş tercihini ayakkabıdan yana kullandı. 3 günde 96 bin adet ayakkabı satışı yapılırken geçen yıla göre yüzde 85 oranında büyüme ile kampanyanın dikkat çeken alışverişlerinden biri oldu.

    ÇILGIN KELEBEK  KAMPANYASI  ANADOLU'DA DA İLGİ GÖRDÜ

    Cevahir, İzmir Çiğli Kipa ve Ankara Ankamall Boyner, Çılgın Kelebek’in en çok satış yapan mağazaları olarak öne çıkarken büyük şehirler dışındaki mağazalarda da hem içeriye giren müşteri sayısı hem de satış rakamlarında rekor kırıldı. Ayvalık, Gaziantep Prime Mall, Marmara Forum, Beylikdüzü, Kocaeli Burda 41 Boyner satışlarını en çok artıran mağazalar olurken toplam Boyner mağazaları içinde 48 Boyner mağazası bugüne kadarki en yüksek cirolarını yaparak bir rekora imza attılar.

    (FOTOĞRAF)



  • Altınbaş Üniversitesi ve Cleveland State Üniversitesi arasında işbirliği

    İSTANBUL, (DHA) - ALTINBAŞ Üniversitesi, Amerika'daki Cleveland State Üniversitesi ile öğrenci ve personel değişimi anlaşması imzaladı. Anlaşmanın önemine değinen Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, "Bu tip anlaşmaları çok önemsiyoruz. Dünyada eğitimle ilgili neler olduğunu bilmezsek gelişim kaydetmemiz mümkün değil. Biz üniversite olarak bu anlaşmaları geliştirmeyi, sayısını artırıyoruz, şu ana kadar Erasmus dahilindeki üniversitelerle beraber dünyada 300 civarında işbirliği anlaşması imzaladık" dedi.

    Lisans ve Lisans üstü öğrencileri, akademik ve idari personel için anlaşmanın büyük bir fırsat yarattığını söyleyen Prof. Dr. Alkin, "İki üniversitede okuyan öğrenciler ve çalışanları  bu değişimle uluslararası bir tecrübeye sahip olacaklar. Aslında hem rekabet hem de ortak bilgi paylaşımı olarak bakılabilir bu anlaşmaya" diye konuştu.

    "TÜRKİYE'NİN YURT DIŞINDAKİ ÜNİVERSİTELERLE TEMASTA BULUNMASI GEREKİYOR"

    Cleveland State ve Michigan State Üniversitesi'ni ziyaretleri sonrasında izlenimlerini de aktaran Prof. Dr. Alkin, "Oraya gittiğimizde üniversitelerin yönetiliş biçimi, eğitim tarzları, seviyeleri ve teknolojiyi kullanma açısından Türkiye'deki üniversitelerle neredeyse denk olduklarını gördük. Tek fark her şey teknoloji değil, oradaki bilgi birikimi 100 yıl evvel başlamış. Türkiye'nin bu arayı kapatması için bu üniversitelerle temasta olması çok önemli. Kaliteler birbirine eşit, ancak bilim, sanat ve spor yarışına ise onlar çok önce başlamış" dedi. 

    "ÖĞRENCİLER ULUSLARARASI TECRÜBEYLE MEZUN OLACAK"

    Altınbaş Üniversitesinin Erasmus da dahil Avrupa'da 300’e yakın üniversiteyle anlaşması olduğunu aktaran Prof. Dr. Alkin şunları söyledi:

    "Rektörümüz Prof. Dr. Çağrı Erhan liderliğinde Amerika'ya bir gezi düzenledik. Bu gezi sırasında iki tane önemli üniversiteyi gezdik. Bunlardan bir tanesi Cleveland State Üniversitesi, diğeri Michigan State Üniversitesi, bunlar devlet üniversitesi. Cleveland State Üniversitesi ile aynı Erasmus'ta olduğu gibi öğrenci, akademisyen ve idari personel değişimi anlaşması yaptık. Buna göre iki tarafın öğretim üyeleri, akademik, idari personeli ve tabi ki öğrencileri mevcut bulunan fakülteler arasında kısmı olarak gidip okuyabilecekler. Yüksek lisans yapmak isteyenler için de büyük bir fırsat yaratıyor bu anlaşma. İki üniversitede okuyan öğrenciler, bu değişimle aldıkları dersler sayesinde uluslararası bir tecrübeyle mezun olmuş olacak."

    "ORTAK PROJE GELİŞTİRECEK, KISA FİLMLER YAPILACAK"

    ABD gibi bilim ve teknolojide son derece gelişmiş bir ülkeyle anlaşma yapmanın kendileri için önemli bir adım olduğunu bildiren Prof. Dr. Alkin şöyle devam etti:

    "Türkiye gibi gelişmekte olan ve eğitimde öğrenci sayısı olarak hızlı büyüyen bir ülkede neler olduğunu, bu hızlı büyümenin nasıl yönetildiği konusunda eğitim almak için buraya geliyorlar. Aynı şekilde biz de ABD'deki araştırma üniversitelerinin yapılarıyla alakalı bilgi edinmek ve bunların nasıl yönetildiğini anlamak için oraya gidiyoruz. Eğitim kurumlarının yönetim ve teknolojiyi, bilimi kullanım tarzı aslında birbirine çok benziyor.

    "Anlaşma neticesinde 2018 yılı itibariyle değişim başlıyor. Beni en çok sevindiren de sinema ve televizyon alanında ortak projeler yapılacak olması. Türkiye kısa film konusunda ödüller kazanan bir ülke, sanatçılarımız çok iyi o yüzden Amerikalı sanatçıların bizdeki ödüllü sanatçılarla tanışıp, çalışmayı istemesi de çok doğal."

    Hukuk, mühendislik, iktisat, işletme ve sosyal bilimler alanında da işbirlikleri olduğunu belirten Prof. Dr. Alkin, "Yurt dışındaki literatürü takip etmeden eser yazmak mümkün değil, üniversite olarak uluslararası literatüre giren yayınlar yapıyoruz. Aslında hem rekabet hem de ortak bilgi paylaşımı olarak bakılabilir bu anlaşmaya" dedi.

    "VİZE KRİZİ BİLİM, SANAT VE SPORDAKİ DAYANIŞMAYLA AŞILACAKTIR"

    Amerika ile vize krizinin bilim, sanat ve spor alanındaki dayanışmayla aşılacağına inandığını söyleyen Alkin şöyle konuştu:

    "Bu ziyaretten dönerken vize krizi noktasında olumlu adımların atıldığını gördük. En azından öğrenciler konusunda iki tarafın yumuşadığına şahit olduk. Önümüzdeki günlerde bizim de içinde bulunduğumuz kurumların girişimleriyle şartların yumuşayacağını, iki taraf arasında tarihe dayanan dostluğun tekrar hatırlanacağını ve bilim, sanat, spor anlamında dayanışmanın devam edeceğini, gelişeceğini ve sorunların aşılacağını düşünüyorum."



  • "Yabancı yatırımcı Türkiye'yi kaybetmek istemez”

    İSTANBUL, (DHA)- YABANCILARIN yatırım için Türkiye'yi kaybetmek istemeyeceğini belirten Turner International İş Geliştirme Direktörü Mehmet Sami Kılıç, "Viyana Havalimanı’nda ne kadar ‘Türkiye'ye gitmeyin’ yazsa da, Avusturyalı firmalar şu anda Türkiye’de yatırım yapmaya hazırlanıyor" dedi.

    İstanbul Fuarcılık tarafından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ'nin desteğiyle CNR Expo Yeşilköy'de düzenlenen 2. CNR Emlak Zirvesi ve CNR Emlak Fuarı başladı. "Türkiye nasıl yatırımcı çeker?, Yabancı yatırımcı ne istiyor?" konulu panelde konuşan Turner International İş Geliştirme Direktörü Mehmet Sami Kılıç, Türkiye'nin gücünü ve birikimini salt üretimden ziyade nitelikli üretime yönlendirmesi gerektiğini söyledi. Kılıç, sadece üretmenin değil, ürettiği ile fark yaratmanın önem arz ettiğini ve bunun bilinciyle planlama yapılması gerektiğini söyledi. 

    "FİYAT KIRARAK ÇİN VE HİNDİSTAN İLE YARIŞAMAZSINIZ"

    Yatırımı çekmek adına ülke olarak farkındalık yaratmamız gerektiğini belirten Mehmet Sami Kılıç, "Nitelikli üretim yaptığımız zaman etrafımızdaki ülkelerle yarışabiliriz. Kimse Türkiye'ye 3 tarafı denizlerle çevrili diye gelmiyor. Yatırımcı ne kadar kar varsa ona geliyor. Bu da, ancak nitelikle mümkün olur. Tekstil değil, teknik tekstil, otomobil değil akıllı otomobil, tarım değil, organik tarım, ev değil yeşil ev gibi farkındalıklarınızın olması gerekiyor. Farkındalık olduğu sürece yatırımcı da gelir. Yoksa salt üretim yaparsanız fiyat kırarak uzun vadede Hindistan ve Çin gibi ülkelerle yarışmanız mümkün olmayacaktır. Salt üretim yapan sadece fiyat kırarak satış yapar. Onu da Çin ve Hindistan gibi ülkelerin yanında başarmaya çalışmak şu an için pek mantıklı görülmemekte” şeklinde konuştu.

    "TÜRKİYE'NİN AVANTAJLARI ÇOK”

    Yabancı yatırımcının istikrar istediğine dikkat çeken Kılıç, "Onlar bizden vazgeçmeyecektir. Çünkü Türkiye'nin birçok avantajları (jeopolitik konumu, yetişmiş iş gücü, genç nüfusu, potansiyeli...) diğer ülkelerde yok. Mesela Türki Cumhuriyetlere iş yapmak istiyorsanız Türkiye'de olmanız çok büyük bir avantaj. Ondan dolayı ülkemize yabancı yatırımcılar gelmeye devam edecektir. Ülkemizin yabancı yatırımcıya sunduğu imkanları genişletmesi, onları doğru sektörlere yönlendirmesi, sürdürülebilir projeleri teşvik etmesi ve bugüne kadar uyguladığı “yatırımcı dostu” politikalarında istikrarlı olması şart" dedi. 

    (FOTOĞRAF)



  • (Görüntülü Haber) Nişantaşı Üniversitesi Proje Ofisi açtı

    İSTANBUL, (DHA) - NİŞANTAŞI Üniversitesi Ar-Ge ve inovasyon kapasitesini artırıp akademisyenler arasında AR-GE proje kültürünü yaygınlaştırarak ve başarı endeksini üst sıralara taşımak için Bilimsel Projeler Koordinasyon Ofisi açtı. Maslak yerleşkesinde düzenlediği seminerle proje ofisinin açılışını öğrencilere duyuran ve tanıtımını yapan üniversitenin Proje Ofisi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Zeynep Gülçin Çinçin, "Amacımız ulusal ve uluslararası araştırma destek kaynaklarının takibi ve projenin hazırlık, başvuru, sonlandırma, patent, ticarileşme gibi her aşamasında araştırmacılara gerekli bilimsel ve teknik desteği vermektir " dedi. "SON SINIF LİSANS ÖĞRENCİLERİNİ PROJELER YOLUYLA ARAŞTIRMA YAPMAYA TEŞVİK EDECEĞİZ" Seminerde proje ofisinin vizyonu ve misyonun yanı sıra Avrupa Gönüllü Hizmeti hakkında da bilgi verilerek öğrenciler proje yapmaya teşvik edildi. Seminer öncesi açıklama yapan Yrd. Doç. Dr. Çinçin, "Artık Nişantaşı Üniversitesi'nin proje ofisi var. Bu bağlamda hem dünyada artan rekabete bir miktar yardımcı olmak. Hem de akademisyenlerimizi bu bağlamda desteklemek için her türlü teknik donanım ve yazılım konusunda destek sağlayacağız. Son sınıf lisans öğrencilerini projeler yoluyla araştırma yapmaya teşvik etmek ve lisans öğrenimlerinde yapacakları araştırma projelerini gerçekleştirebilmeleri için gerekli destek fonunun tespit edilmesini amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. "ÖĞRENCİLER 5 ÜLKEDE BEŞ FARKLI FAALİYETTE BULUNACAK" Proje Ofisi koordinatörü Öğr. Gör. Fatih Okumuş ise Avrupa Gönüllü Hizmeti programı kapsamında 'Kültür bağları' isimli proje yaptıkları ve 90 öğrencinin 2 aydan 12 aya kadar 5 farklı ülkede gönüllü hizmeti yapacaklarını belirtti. Okumuş, öğrencilerin gittikleri ülkelerde sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü çalışacaklarını ve o ülkelerde bulundukları sürece konaklama, yeme-içme, vize ve seyahat gibi tüm masrafları da program tarafından karşılanacağını dile getirdi. Okumuş, "Bu projeyi uygulamak için kurumumuzun akredite bir kurum olması gerekiyor. Nişantaşı Üniversitesi de bu alanda akredite edilmiş bir kurumdur. Öğrenciler 5 ülkede beş farklı faaliyette bulunacaklar" dedi. "SURİYELİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK PROJE GELİŞTİRDİK" Nişantaşı Üniversitesi Proje Danışmanı Musa Akgül de Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilen 'Eğitim için umut' projesi hakkında bilgi verdi. Avrupa Komisyonu Madad fonu kapsamında 5 ülkeden başvuru gitti ve 7 projenin kabul edildiğini aktaran Akgül, "Bu projelerden bir tanesi de Nişantaşı Üniversitesi'nin koordinatörlüğünde olan 'eğitim için umut' projemiz, 10 aylık bir süreci var. Projemiz, Suriyeli üniversite öğrencilerine yönelik çünkü ne yazık ki Suriyeli üniversite öğrencileri unutulan bir hedef grup. Toplum merkezlerinde genelde çocuk ve kadınlara yönelik çalışmalar yürütülüyor ama üniversite öğrencileri unutuluyor sanki onlar avantajlı bir kesimmiş gibi ama onların birçoğu ne yapacağını bilmiyor. Öğrenciler şu an Türkiye'de okuyor ama okul bittikten sonra buradaki iş imkanlarını bilmiyor, kariyer planlamalarını yapamıyor, burada aldığı eğitimi iş hayatında nasıl kullanacak bunu bilmiyor. Biz de bu projeyi tam bu amaca yönelik hazırladık" diye konuştu. Suriyeli üniversite öğrencilerinin 10 ay boyunca farklı konularda uzman hocalardan eğitimler alacağını söyleyen Akgül, "Bu eğitimler özellikle kariyer planlama, mülakat teknikleri, iletişim üzerine olacak. Biz bütün İstanbul'daki üniversite öğrencilerine açık çağrıda bulunacağız. Diğer üniversitelere de bilgilendirme geçeceğiz. Hedefimizde bin öğrenci var ama projede bazı eğitimleri alacak olan 50 öğrenci, bize gelen talebe göre bu rakamın üzerine çıkmayı hedefliyoruz" dedi.



  • "Doğum kontrol hapları varis oluşumunu kolaylaştırabilir"

    İSTANBUL, (DHA) DÜNYA genelinde en çok görülen hastalıklardan biri olan varis Amerika’da yaşayan 50 yaş üzeri insanların yüzde 50’sinde görülmektedir.

    AMELİYATSIZ TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ DAHA ÇOK TERCİH EDİYORUZ

    Medicana Bahçelievler Hastanesi kalp ve damar cerrahi uzmanı Prof. Dr. Süleyman Özkan Türkiye'de kesin bir rakam olmamakla birlikte 10 milyon ve üzerinde hasta olduğunun tahmin edildiğini belirtti ve şunları söyledi: "Sebepleri kesin bilinmemekle beraber gebelik, ailesel yatkınlık, yüksek kilolu olmak, hareketsizlik, doğum kontrol hapları varis oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Toplardamar genişlemesi olarak da bilinen varis, estetik görünümün bozulmasının yanı sıra bacaklarda ağrıya da neden olabilmektedir. Dünyada çok sık görülen bu damar hastalığının, ülkemizde de kesin bir rakam olmamakla beraber 10 milyonun üzerinde kişide olduğu tahmin ediliyor. Varis tedavisi denince akla ilk olarak ameliyat gelse de, varis tedavisinde sıklıkla tercih edilen yöntem ameliyatsız tedavilerdir. Buna rağmen varisi tamamen sonlandıracak bir yöntem bulunmamaktadır. Çünkü varis hastalığı tekrarlayabilen bir hastalıktır.”

    BACAKTA OLAN UYUŞUKLUKLAR VARİS BELİRTİSİ OLABİLİR      

    Vücutta toplardamarların görevinin, kapakçıkları sayesinde kan akışının kalbe doğru olmasını sağlamaları olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, "Bu olmadığında yer çekiminin etkisi ile kan aşağı doğru hareket eder ve kan birikimine bağlı şişme ve ağrı olur. Aynı zamanda bacakta uyuşukluk, kaşıntı ve gece krampları gibi şikayetler de olabilir. Zamanla ciltte renk değişikliği ve açık yaralara kadar ilerleyebilen bir durumdur. Genelde önce ciltte ufak kılcal damarların belirginleşmesiyle başlar, çok kalın yeşil renkte damar genişlemeleri ile devam eder. Uzun vadede zararsız gibi görünen varis birçok soruna neden olabilmektedir. Bu nedenle geç kalmadan tedavi edilmesi önemlidir" dedi.

    Venöz yetmezliğin tanı ve derecesinin doppler ultrason ile konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Özkan, "Bazı durumlarda venografi ile tanı kesinleştirilir. Tutkal denilen tedavi sayesinde, radyo dalgaları ve lazerle varis tedavisinde cilt üzerinde küçük bir alan uyuşturulur. Tedavi edilecek damara,  ince bir kateter ile girilerek lazer ya da radyofrekans enerjisi veya tutkal verilmektedir. Benzer işlem buharla da yapılabilir.  Böylelikle damarlardaki genişlemeler kurutularak yok edilir. İşlem 10-15 dakikada tamamlanır. Hastalar işlemden hemen sonra yürüyerek gidebilirler.   Hiçbir kesme dikme yada anestezi uygulamasına gerek kalmamaktadır ve hastalar işlem sonrası normal hayata dönmektedir. Uygun zamanda uygun tedavi ile en başarılı sonucu almak mümkün olmaktadır" dedi.

    (FOTOĞRAFLI)



  • Nişantaşı Üniversitesi Proje Ofisi açtı

    İSTANBUL, (DHA) -  NİŞANTAŞI Üniversitesi Ar-Ge ve inovasyon kapasitesini artırıp akademisyenler arasında AR-GE proje kültürünü yaygınlaştırarak ve başarı endeksini üst sıralara taşımak için Bilimsel Projeler Koordinasyon Ofisi açtı. Maslak yerleşkesinde düzenlediği seminerle proje ofisinin açılışını öğrencilere duyuran ve tanıtımını yapan üniversitenin Proje Ofisi Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Zeynep Gülçin Çinçin, "Amacımız ulusal ve uluslararası araştırma destek kaynaklarının takibi ve projenin hazırlık, başvuru, sonlandırma, patent, ticarileşme gibi her aşamasında  araştırmacılara gerekli bilimsel ve teknik desteği vermektir " dedi.

    "SON SINIF LİSANS ÖĞRENCİLERİNİ PROJELER YOLUYLA ARAŞTIRMA YAPMAYA TEŞVİK EDECEĞİZ"

    Seminerde proje ofisinin vizyonu ve misyonun yanı sıra Avrupa Gönüllü Hizmeti hakkında da bilgi verilerek öğrenciler proje yapmaya teşvik edildi. Seminer öncesi açıklama yapan Yrd. Doç. Dr. Çinçin, "Artık Nişantaşı Üniversitesi'nin proje ofisi var. Bu bağlamda hem dünyada artan rekabete bir miktar yardımcı olmak. Hem de akademisyenlerimizi bu bağlamda desteklemek için her türlü teknik donanım ve yazılım konusunda destek sağlayacağız. Son sınıf lisans öğrencilerini projeler yoluyla araştırma yapmaya teşvik etmek ve lisans öğrenimlerinde yapacakları araştırma projelerini gerçekleştirebilmeleri için gerekli destek fonunun tespit edilmesini amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.

    "ÖĞRENCİLER 5 ÜLKEDE BEŞ FARKLI FAALİYETTE BULUNACAK"

    Proje Ofisi koordinatörü Öğr. Gör. Fatih Okumuş ise Avrupa Gönüllü Hizmeti programı kapsamında 'Kültür bağları' isimli proje yaptıkları ve 90 öğrencinin 2 aydan 12 aya kadar 5 farklı ülkede gönüllü hizmeti yapacaklarını belirtti.  Okumuş, öğrencilerin gittikleri ülkelerde sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü çalışacaklarını ve o ülkelerde bulundukları sürece konaklama, yeme-içme, vize ve seyahat gibi tüm masrafları da program tarafından karşılanacağını dile getirdi. Okumuş, "Bu projeyi uygulamak için kurumumuzun akredite bir kurum olması gerekiyor. Nişantaşı Üniversitesi de bu alanda akredite edilmiş bir kurumdur. Öğrenciler 5 ülkede beş farklı faaliyette bulunacaklar" dedi.

    "SURİYELİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK PROJE GELİŞTİRDİK"

    Nişantaşı Üniversitesi Proje Danışmanı Musa Akgül de Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilen 'Eğitim için umut' projesi hakkında bilgi verdi.

    Avrupa  Komisyonu Madad fonu kapsamında 5 ülkeden başvuru gitti ve 7 projenin kabul edildiğini aktaran Akgül, "Bu projelerden bir tanesi de Nişantaşı Üniversitesi'nin koordinatörlüğünde olan 'eğitim için umut' projemiz, 10 aylık bir süreci var. Projemiz, Suriyeli üniversite öğrencilerine yönelik çünkü ne yazık ki Suriyeli üniversite öğrencileri unutulan bir hedef grup. Toplum merkezlerinde genelde çocuk ve kadınlara yönelik çalışmalar yürütülüyor ama üniversite öğrencileri unutuluyor sanki onlar avantajlı bir kesimmiş gibi ama onların birçoğu ne yapacağını bilmiyor. Öğrenciler şu an Türkiye'de okuyor ama okul bittikten sonra buradaki iş imkanlarını bilmiyor, kariyer planlamalarını yapamıyor, burada aldığı eğitimi iş hayatında nasıl kullanacak bunu bilmiyor. Biz de bu projeyi tam bu amaca yönelik hazırladık" diye konuştu.

    Suriyeli üniversite öğrencilerinin 10 ay boyunca farklı konularda uzman hocalardan eğitimler alacağını söyleyen Akgül, "Bu eğitimler özellikle kariyer planlama, mülakat teknikleri, iletişim üzerine olacak. Biz bütün İstanbul'daki üniversite öğrencilerine açık çağrıda bulunacağız. Diğer üniversitelere de bilgilendirme geçeceğiz. Hedefimizde bin öğrenci var ama projede bazı eğitimleri alacak olan 50 öğrenci, bize gelen talebe göre bu rakamın üzerine çıkmayı hedefliyoruz" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Bağcılar’da Öğretmenler Günü özel bir programla kutlandı

    İSTANBUL,(DHA)-24 KASIM Öğretmenler Günü, Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen programla kutlandı. Kutlamaya  ilçede halen  görev yapan, emekli ve stajyer öğretmenler katılırken,  Başkan Lokman Çağırıcı da öğretmeni Sultan Avşar’ın elini öpüp kendisine çiçek verdi.

    24 Kasım Öğretmenler Günü, Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı’nda düzenlenen yemekli özel bir programla kutlandı. İlçede görev yapan, emekli ve stajyer öğretmenlerden oluşan 900 öğretmenin ailesiyle katıldığı tören Öğretmenler Korosu’nun müzik dinletisiyle başladı.

    Programda konuşan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı “Öğretmenlerin her geçen gün itibarının yükseldiğini görüyoruz. Mutlaka her insanın bir öğretmen tarafından nakış nakış işlendiğini görmek onları da mutlu ediyor. Ülkemizde yetişkin donanımlı kişilere ihtiyaç duyuluyor bu da siz öğretmeler sayesinde olacak. Uzay sanayine adım atan silah sanayini yapan ve  dünya üzerinde son yıllarda yapılan 10 büyük projenin Türkiye’de gerçekleştiğini gördük. Böyle bir Türkiye’de güçlü nesiller yetiştirmek de siz öğretmenlerin ve bizim görevimiz olacak. Bu vesileyle Öğretmenler Günü’nüzü kutluyorum” şeklinde konuştu.

    “ÖĞRETMENLİK HİÇ BİTMEYEN BİR ÖĞRENCİLİKTİR”

    İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz da törende yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Bir milletin milli ahlaki ve ekonomik yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerimizdir. Öğretmenlik mesleği her şeyden önce bir ideal ve hizmet mesleğidir”

    Programda öğretmenler adına söz alan emekli öğretmen Ömer Yaşar ise duygulandığı konuşmasında şunları söyledi: “37 yılımı dünyanın en güzel mesleği olan öğretmenliğe ayırdığım için onur ve gurur duydum. Anılarım yüreğimden ve gözlerimden hiç silinmeyecek. Öğrencilerimi hep sevdim. Onlara büyüklerine saygılı olmayı küçüklere sevgiyle yaklaşmalarını ve güzel yurdumu sevmelerini öğütledim. Öğretmenlik hiç bitmeyen bir öğrenciliktir”

    Konuşmaların ardından emekli öğretmenlere ve Bağcılar’da 25 yılını doldurmuş öğretmenlere Hizmet Şeref Belgeleri verildi. Ardından ise stajyer öğretmenler için yemin töreni düzenlendi. Açılan Türk Bayrağı etrafında toplanan stajyer öğretmenler yeni başlayacakları kutsal görev öncesi hep bir ağızdan yemin etti.

    “BANA DÜNYAYI VERSELER BU KADAR MUTLU OLMAM”

    Geceye katılanların arasında Başkan Lokman Çağırıcı’nın İmam Hatip Lisesi’nden öğretmeni Sultan Avşar da bulunuyordu. Çağırıcı Avşar’ın elini öpüp Öğretmenler Günü’nü kutladıktan sonra kendisine çiçek takdim etti. Avşar da yaptığı konuşmada “Bugün Öğretmenler Günü’nde başkanımızın yanında olmak dünyanın en büyük hazzı. Bana dünyaları verseler bu kadar mutlu olmam. Yıllardır İmam Hatipte bu çok sevdiğim öğrencilerimi asla unutmadım ve unutmuyorum. Çünkü beni her seferinde arıyorlar. Çok değerli insanlar. Genç öğretmenlere tavsiyem şu; öğrencilerinize saygı duyun ki onlar da size saygı duysun” ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF)



  • D&R'dan öğretmenlere sürpriz

    İSTANBUL, (DHA)-KÜLTÜR, sanat ve eğlencenin buluşması noktası D&R, Öğretmenler Günü'nde öğretmenlere büyük bir sürpriz yaşattı.  Ahmet Ümit, Buket Uzuner, İclal Aydın gibi çok sevilen yazarlarla birlikte  okulları ziyaret eden D&R, öğretmenlere unutulmaz bir Öğretmenler Günü armağan etti.

    Kağıthane Zilşan Alkoç Orta Okulu'nun öğretmenler odasında Ahmet Ümit'i gören öğretmenler büyük bir şok yaşadı.  Kitaplarını severek okudukları yazarı bir anda karşılarında görmekten çok mutlu olduklarını belirten öğretmenler, hediye edilen kitaplarını  imzalattılar, Ahmet Ümit'e merak ettikleri soruları sordular.

    YAZAR BUKET UZUNER ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERE SÜRPRİZ YAPTI

    Buket Uzuner de Maltepe'deki Tepe İlköğretim Okulu'nda önce habersizce bir sınıfın kapısını çaldı. Öğretmen ve öğrenciler büyük şaşkınlık yaşarken, Buket Uzuner, öğrencilere "Ah bir kedi olsam" kitabından söz etti. Daha sonra teneffüste öğretmenlerle bir araya gelen Uzuner,  öğretmenlerin kutsal bir görev yaptığını belirterek Öğretmenler Günü'nü kutladı. Buket Uzuner ile öğretmenler uzun süre sohbet etti.

    ÖĞRETMENLER İCLAL  AYDIN'LA   TENEFFÜSTE  BİRARAYA GELDİ

    Sarıyer İlköğretim Okulu'nun konuk yazarı ise İclal Aydın oldu. Teneffüste İclal Aydın'ı karşılarında gören öğretmenler büyük mutluluk yaşadılar. İclal Aydın, öğretmenlerinin kendi hayatının akışında büyük önem taşıdığını ve bugünlere gelmesinde öğretmenlerinin büyük katkısı olduğunu anlattı.  Kitaplarını imzalayan İclal Aydın, Öğretmenler Günü'nü kutladı. Öğretmenler ise sevdikleri yazarlarla bir araya gelerek unutulmaz bir Öğretmenler Günü kutladıklarını belirterek D&R'a çok teşekkür ettiler.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Yavuz Sultan Selim Köprüsü kadına şiddete karşı turuncu ışık yakacak

    İSTANBUL, (DHA)-BİRLEŞMİŞ Milletler tarafından 1999 yılında ilan edilen“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”ne desteğini bu sene de sürdüren  ICA bu kapsamda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü, kampanyanın simgesi olan turuncu ışıklarla aydınlatacak. 

    Kadına yönelik şiddete karşı toplumsal bilincin artırılmasının ve farkındalık yaratılmasının önemine inanan ICA, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü, 24-26 Kasım tarihleri arasında turuncu ışıklarla aydınlatarak, kadına yönelik şiddete dikkat çekecek.

    Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet, tüm dünyada en yaygın görülen insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, her üç kadından birinin, yaşamları boyunca toplumsal cinsiyet temelli şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor.

    DÜNYANIN SAYILI İNŞAAT ŞİRKETLERİ ARASINDA YER ALIYOR

    Ülkemizde ve uluslararası arenada dev projeleri başarıyla yürüten IC İçtaş İnşaat ile dünyanın sayılı inşaat şirketleri arasında yer alan Astaldi’nin güçlerini birleştirerek kurdukları ICA, imkansız görülen projeleri, çağdaş mühendislik tekniklerinin sınırlarını zorlayarak, sahip olduğu uluslararası tecrübe ile hayata geçirmektedir. Gerek mimarlık gerek mühendislikte dünya standartlarını aşan işlere imza atan ICA,  dinamik organizasyon yapısı, sahip olduğu sinerji ve her biri konusunda profesyonel çalışanları ile birlikte başarılarını gelecekte de sürdürmek için çalışmakta.

    DEV PROJELERE İMZA ATTI

    ICA’nın imza attığı projeler arasında 2015 yılında tamamlanan St. Petersburg Pulkovo Havaalimanı'nın Genişletilmesi Projesi, 2016 yılı Ağustos ayında açılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Projesi ve Aralık 2016’da hizmete giren St. Petersburg Yüksek Hızlı Batı Çevre Yolu (WHSD) Projesi bulunmaktadır.

    ICA, bugün ise 2018 FIFA Dünya Kupası hazırlıkları kapsamındaki en önemli ulaştırma yatırımlarından birisi olan ve Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova ile en önemli şehirlerinden St. Petersburg’u birbirine bağlayacak M11 Otoyolu Projesi için çalışmalarını hızla sürdürmekte.  

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • Bitki ve Peyzaj üreticileri iddialı: Avrupa’nın pazar payını Türkiye’ye çekeceğiz

    İSTANBUL, (DHA) – AVRASYA'NIN en etkin ve verimli bitki-peyzaj fuarı İstanbul Süs Bitkileri Peyzaj ve Yan Sanayileri İhtisas Fuarı’na katılan Türk firmaları Hollanda’nın sektördeki liderliğini sarsıyor. Bu yıl Süsbir (Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği), OAIB (Orta Anadolu İhracatçılar Birliği), İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Peyzaj Mimarları Odası ve yerel üretici birliklerin desteğiyle düzenlenen 9'uncu Flower Show İstanbul’u ilk günden yüz binlerce kişi ziyaret etti.

    AVRUPA'NIN SEKTÖRDEKİ HAKİMİYETİNİ KIRILACAK

    TÜYAP’taki fuara katılan yerli üreticiler üretim teknikleri ve tesislerini geliştirdiklerini ve çeşitlilik ile kalitede de artık iddialı olduklarını gösterdi. Yerli üreticiler adına konuşan  Beytullah Mican, Avrupa’nın sektörde Türkiye’deki hakimiyetlerini en aza indirmeyi hedeflediklerini söyledi. Özellikle ithal edilen bitki kalitesinde milli ve yerli üretim yaptıklarını anlatan Mican, “Biz  Serapark olarak Avrupa’nın büyük bir pazar payı olan Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri’nde söz sahibi olmayı hedefledik.  Artık  özellikle dış mekan bitki türlerinde Hollanda’nın üretimlerinden daha kaliteli formda üretimler gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de dış mekan çalı grubunda 5’li fide üretimi yapan ilk ve tek firmayız. Bunun yeterli olmadığını düşünerek 6’lı hatta 7’li fide üretimine geçmek için hazırlık yapıyoruz “ dedi.

    BİZİM ÜRÜNLERİMİZ DAHA KALİTELİ HALE GELDİ

    Yerli üreticilerin Avrupa standartları üzerinde bir üretim gerçekleştirdiklerini, bu sayede önümüzdeki günlerde Türkiye’nin Avrupa’daki ithalat payını tamamen milli ve yerli üretimden karşılayacağını dikkat çeken Mican,  “Talepler ne kadar kaliteli olursa, firmalar da arzları o kadar kaliteli yapmak zorunda. Pazarımızın bizden kaliteli ve formlu üretim talep etmelerini istiyoruz” diye konuştu.

    Bu yıl 3 yüzden fazla firmanın yer aldığı fuar, 25 Kasım Cumartesi gününe kadar ziyaret edilebilecek.

    (FOTOĞRAFLI)



  • (Görüntülü Haber) Dünyanın en büyük otomobil ve motosiklet fuarı 2018'de Türkiye'de

    İSTANBUL, (DHA)- DÜNYANIN en büyük otomobil ve motosiklet fuarı ve festivali 'Festival of Motoring' Alman Messe, İngiliz Goodwood ve Türk Intecity şirketleri tarafından Eylül 2018'de Intercity İstanbul Park'ta düzenlenecek. Intercity İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, "10 gün sürecek festivale bir milyondan fazla katılımcı bekliyoruz" dedi. Alman Messe, İngiliz Goodwood ve Türk Intercity şirketleri 2018 Eylül ayında İstanbul Park'ta dünyanın en büyük otomobil ve motosiklet festivalini düzenleyecek. Dün akşam düzenlenen tanıtım toplantısına Messe Frankfurt adına Başkan Yardımcısı Michael Johannes, Intercity İstanbul Park Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, Goodwood Corporation adına Proje Müdürü James Bebbington ve Messe Frankfurt İstanbul Genel Müdürü Tayfun Yardım katıldı. Toplantı öncesi açıklama yapan Vural Ak, "Bu organizasyonu tek kelimeyle ifade etmek çok zor. Bu bir otomobil ve motosiklet fuarından daha fazlası" diye konuştu. HEDEF BİR MİLYONDAN FAZLA ZİYARETÇİ Festivale bir milyondan fazla ziyaretçi beklediklerini ifade eden Vural Ak, "Bu organizasyonu 2018 Eylül ayında düzenlediğimizde yerli ve yabancı bir milyondan fazla ziyaretçinin gelmesini bekliyoruz. Bugüne kadar Türkiye'de yapılmış en büyük ve en çok kişinin katılacağı organizasyon olacak. Güzel olanı her yıl devam edecek. Bu yaptığımız otomobil ve motosiklet fuarı dünyadaki en büyük ve ilk organizasyon olacak. Dünyada otomobil ve motosiklet fuarlarının da yeni bir konsepti olacak. Onun bir başlangıcı olacak" dedi. Yola çıktıkları firmaların alanında öncü olduğuna da dikkat çeken Ak şöyle devam etti: "Ortak yola çıktığımız firmalar dünyanın en eski firmaları. Alman Messe 770 yıldır dünyada fuarcılık yapıyor. İngiliz Goodwood 45-50 yıldır bu tarz festivallerde dünyada tek ve rakipsiz. Intercity olarak da biz İstanbul Park'ı işletiyoruz. Bu 3 büyük oyuncu 10 gün boyunca gençlere, çocuklara ailelere çok şey sunacak. Kimsenin sıkılmaya vakti olmayacak. O süper klasik otomobiller yarışacak. Sadece bakmak için değil burada olan her araba kullanılacak. Elleme, dokunma, uzak dur tarzından bir şey olmayacak. Milyon dolarlık arabalara binecek ve bir şey ödemeyeceksiniz." "TÜRK İZLEYİCİSİ KEYFİNE VARACAK" Messe Frankfurt olarak geçen yıl Güney Afrika'da Festival of Motoring'i düzenlediklerini söyleyen Tayfun Yardım, "Bu bir otomobil, motosiklet fuarı, yarışı değil. Bu organizasyon bunların hepsi. İçinde konserlerden tutun, gösterilere, dünya rekor denemelerinden, klasik traktörlere kadar motor barındıran her şey olacak. Türk izleyicisinin de keyfine varacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. "5 DUYUYA HİTAP EDECEK" Organizasyonun mottosunun gör, dokun, duy, hisset, tat olduğunu söyleyen Yardım, "Otomobil fuarında otomobilleri görebilir ama çalıştığını duyamazsınız, dokunamazsınız ve hissedemezsiniz. Bir yarışa gitseniz motorun sesini duyarsınız ama burada da görmeniz, dokunmanız mümkün değildir. Festival of Motoring'de hem yarışlar olacak hem de yarış sonrası siz otomobillerle yakın olabileceksiniz, burada otomobili satın alabileceksiniz, o otomobili profesyonel pilotlarla deneyimleyeceksiniz" dedi.



  • Emekli öğretmen, yapay kalpten kurtuldu, gerçek kalbe kavuştu

    Buse ÖZEL / İSTANBUL, (DHA) İSTANBUL'da baş ağrısı şikayetiyle doktora gittikten sonra beyin kanaması geçirdiği anlaşılan ve kurtarılamayan 38 yaşındaki erkek hastanın organları bağışlandı. Bağışlanan organlardan kalp ise 2 buçuk yıldır nakil bekleyen emekli öğretmen Ülkü Aksu'ya nakledildi. 

    2003 yılında uykusuzluk şikayetiyle doktora giden ve kalp yetmezliği teşhisi alan Aksu, yıllarca nefes darlığı, çabuk yorulma gibi sorunlar yaşadı. Şikayetleri nedeniyle sosyal hayatında sorunlar yaşayan Aksu'ya 2015 yılının Haziran ayında yapay kalp cihazı takıldı. Bunun üzerine şikayetleri azalan Aksu'nun hayatı kolaylaştı ancak yapay kalp nedeniyle enfeksiyondan korunması, kendisine dikkat etmesi gerekiyordu. Geçtiğimiz pazartesi akşamı 38 yaşında bir gencin beyin ölümü gerçekleştiği haberi üzerine hastaneye çağırılan Aksu burada nakil gerçekleştirildi. Eşi emekli öğretmen Yurdagül Aksu naklin ardından "Üstümden büyük bir yük kalktı. Sanki onun taşıdığı yapay kalbin ağırlığı benim sırtımdaymış gibi rahatladım. Çok mutluyuz" dedi. 

    "BÜTÜN EŞYALARI STERİL OLMASI GEREKİYORDU"

    Yurdagül Aksu eşinin naklinin ardından çok mutlu olduklarını belirtti ve eşinin yaşadıklarını şöyle özetledi: "Yürüyemeyen, nefes alamayan, uyuyamayan bir hasta için yapay kalp cihazı bir yaşam desteği olmuştu. Yapay kalp cihazından sonra işlerini kendisi yapmaya, arabasını kullanmaya başlayabildi. Ancak enfeksiyon kapmaması, düzenli olarak iğnelerini olması, kendini koruması ve yemesine içmesine dikkat etmesi gerekiyordu. Bütün eşyalarının steril olması çok önemliydi ama nefes aldırıyordu. Günlük hayatına bu şekilde devam edebiliyordu."

    "DAHA ÖNCE DE DONÖR BULUNMUŞTU AMA HAYAL KIRIKLIĞI YAŞADIK"

    Babasının daha önce de uygun donör bulunduğu ancak daha sonra nakil olamadığı için hayal kırıklığı yaşadığını belirten Aksu'nun kızı Sunay Aksu Çiftçi, "Çok mutlu olduk ancak başarılı geçecek mi duygusuyla bir telaş da bizi sardı ama babam hep büyük bir sevinçle bekledi. Yapay kalp için geçerli olan süre dolmak üzere gibi bir hisse giriyorduk hepimiz. O yüzden çok sevindik. Umutlarımız gerçekleşti, mucize gerçekleşti. Umarım bundan sonra da sağlıklı bir şekilde babam devam eder." 

    HASTANEDE AYNI ANDA DÖRT ORGAN NAKLİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

    Yeni Yüzyıl Üniversitesi Kalp Nakli Merkezi Bölüm Başkanı Yrd Doç Dr Mehmet Balkanay, 3 yıldır yapay kalp ile yaşayan hastanın durumunu şöyle anlattı: "Ülkü Bey 59 yaşındayken bizim hastamız oldu. Kendisine daha önce kalp nakline köprü olması için yapay kalp takılmıştı. Kalp yetmezliği hastalarında tedavinin son aşaması yapay kalp. Hastamız organ nakli olana kadar hayatını bu şekilde devam ettirdi. Şu anda durumu gayet iyi. Nakilden sonra 1 hafta içinde kendisini yoğun bakımdan çıkarıp servise almayı planlıyoruz." 

    Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi'nde gerçekleştirilen kalp nakli ile birlikte aynı gün, aynı anda iki böbrek ve bir karaciğer nakli de gerçekleştirildi

    (FOTOĞRAFLI)



  • Dünyanın en büyük otomobil ve motosiklet fuarı 2018'de Türkiye'de

    İSTANBUL, (DHA)- DÜNYANIN en büyük otomobil ve motosiklet fuarı ve festivali 'Festival of Motoring' Alman Messe, İngiliz Goodwood ve Türk Intecity şirketleri tarafından Eylül 2018'de Intercity İstanbul Park'ta düzenlenecek. Intercity İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, "10 gün sürecek festivale bir milyondan fazla katılımcı bekliyoruz" dedi.

    Alman Messe, İngiliz Goodwood ve Türk Intercity şirketleri 2018 Eylül ayında İstanbul Park'ta dünyanın en büyük otomobil ve motosiklet festivalini düzenleyecek. Dün akşam düzenlenen tanıtım toplantısına Messe Frankfurt adına Başkan Yardımcısı Michael Johannes, Intercity İstanbul Park Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, Goodwood Corporation adına Proje Müdürü James Bebbington ve Messe Frankfurt İstanbul Genel Müdürü Tayfun Yardım katıldı. Toplantı öncesi açıklama yapan Vural Ak, "Bu organizasyonu tek kelimeyle ifade etmek çok zor. Bu bir otomobil ve motosiklet fuarından daha fazlası" diye konuştu.

    HEDEF BİR MİLYONDAN FAZLA ZİYARETÇİ

    Festivale bir milyondan fazla ziyaretçi beklediklerini ifade eden Vural Ak, "Bu organizasyonu 2018 Eylül ayında düzenlediğimizde yerli ve yabancı bir milyondan fazla ziyaretçinin gelmesini bekliyoruz. Bugüne kadar Türkiye'de yapılmış en büyük ve en çok kişinin katılacağı organizasyon olacak. Güzel olanı her yıl devam edecek. Bu yaptığımız otomobil ve motosiklet fuarı dünyadaki en büyük ve ilk organizasyon olacak. Dünyada otomobil ve motosiklet fuarlarının da yeni bir konsepti olacak. Onun bir başlangıcı olacak" dedi.   

    Yola çıktıkları firmaların alanında öncü olduğuna da dikkat çeken Ak şöyle devam etti: "Ortak yola çıktığımız firmalar dünyanın en eski firmaları. Alman Messe 770 yıldır dünyada fuarcılık yapıyor. İngiliz Goodwood 45-50 yıldır bu tarz festivallerde dünyada tek ve rakipsiz. Intercity olarak da biz İstanbul Park'ı işletiyoruz. Bu 3 büyük oyuncu 10 gün boyunca gençlere, çocuklara ailelere çok şey sunacak. Kimsenin sıkılmaya vakti olmayacak. O süper klasik otomobiller yarışacak. Sadece bakmak için değil burada olan her araba kullanılacak. Elleme, dokunma, uzak dur tarzından bir şey olmayacak. Milyon dolarlık arabalara binecek ve bir şey ödemeyeceksiniz."

    "TÜRK İZLEYİCİSİ KEYFİNE VARACAK"

    Messe Frankfurt olarak geçen yıl Güney Afrika'da Festival of Motoring'i düzenlediklerini söyleyen Tayfun Yardım, "Bu bir otomobil, motosiklet fuarı, yarışı değil. Bu organizasyon bunların hepsi. İçinde konserlerden tutun, gösterilere, dünya rekor denemelerinden, klasik traktörlere kadar motor barındıran her şey olacak. Türk izleyicisinin de keyfine varacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.

    "5 DUYUYA HİTAP EDECEK"

    Organizasyonun mottosunun gör, dokun, duy, hisset, tat olduğunu söyleyen Yardım, "Otomobil fuarında otomobilleri görebilir ama çalıştığını duyamazsınız, dokunamazsınız ve hissedemezsiniz. Bir yarışa gitseniz motorun sesini duyarsınız ama burada da görmeniz, dokunmanız mümkün değildir. Festival of Motoring'de hem yarışlar olacak hem de yarış sonrası siz otomobillerle yakın olabileceksiniz, burada otomobili satın alabileceksiniz, o otomobili profesyonel pilotlarla deneyimleyeceksiniz" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • 'Suzuki Türkiye’ye anlamlı ödül Paris'ten geldi

    İSTANBUL, (DHA)-SUZUKİ Türkiye, '2016-2017 Vitara Satışlarını En İyi Arttıran Ülke' seçildi. Ödül, Paris’te gerçekleştirilen Avrupa Bölgesi distribütörler toplantısında Suzuki Türkiye Genel Müdürü Ümit Kararslan’a teslim edildi.

    Ocak-Ekim 2017 döneminde 2.790 adetle Türkiye B-SUV pazarından yüzde 18 pay alan Suzuki Vitara, aynı zamanda segmentindeki liderliğini devam ettirmiştir. Kompakt otomobil ve SUV uzmanı markanın özellikle yenilenerek, 2016 tarihinde pazara sunduğu SUV pazarının sevilen modeli Suzuki Vitara ile tüketicinin gönlünü kazanmayı başardı. Sahip olduğu niteliklerle ön plana çıkmayı başaran Suzuki Vitara Ocak-Ekim 2017 döneminde 2 bin 790 adet satışla Türkiye B-SUV pazarından yüzde 18 pay aldı. Suzuki Türkiye, Vitara’nın satışlarındaki performansıyla 2016-2017 Vitara 'Satışlarını En İyi Arttıran Ülke' ödülüne layık görüldü.

    "GELENEĞİ BAŞARIYLA GELECEĞE TAŞIYOR"

    Ödülü değerlendiren Suzuki Türkiye Genel Müdürü Ümit Karaarslan: “SUV pazarının en köklü modellerinden biri olan Vitara yenilenen nesli ile geçmişten gelen geleneği büyük bir başarıyla geleceğe taşıyor. Suzuki Vitara kullanım özellikleri, ergonomisi ve kompakt boyutlarının yanı

    sıra sunmuş olduğu geniş yaşama alanı gibi özelliklerle tüketicinin gönlünü kazanmayı başardı. Satışa sunulduğu pazarlarda olduğu gibi Türkiye’de de yoğun bir ilgi söz konusu. Ürünümüze gösterilen ilgiden son derece memnunuz. Ocak-Ekim 2017 döneminde 2 bin 790 adet satışla Türkiye B-SUV pazarından yüzde 18 pay aldık. Söz konusu satış performansı bize bir de ödül getirdi. Suzuki Türkiye olarak Vitara satışlarını en iyi arttıran Ülke seçildik. Vitara’yı tercih eden müşterilerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

    Suzuki Vitara, 120 HP gücünde 1,6 litre benzinli ve 140 HP gücünde 1,4 litre turbo benzinli olmak üzere iki farklı motor seçeneği ve GL+ ve GLX olmak üzere iki farklı donanım seçeneğiyle satışa sunuluyor.

    (FOTOĞRAF)



  • Dr. Uysal: Ağız ve diş eti hastalıkları kadınlarda düşük riskini 8 kat artırıyor

    Gül KABA-Ömer HASAR/İSTANBUL, (DHA) - AĞIZ ve diş sağlığı hastalıklarının genel sağlık sorunlarıyla entegre olduğunu söyleyen Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Abdullah Uysal, " Ağız ve diş sağlığına dikkat etmek çok önemli, özellikle hamile kadınlarda diş çürükleri düşük riskini 8 kat artırırken; insanlardaki diş eti hastalıkları da diyabeti tetikliyor" dedi.

    Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında ağız ve diş sağlığının önemine dair açıklama yapan Dr. Uysal, diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının çeşitli hastalıklara yol açtığını belirtti. Bu haftanın amacının ağız ve diş sağlığı ile ilgili problemlere dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak olduğunu dile getiren Dr. Uysal, " Ağız ve diş sağlığını bozan faktörler vücut sağlığını da etkilemektedir. Diş çürükleri ile dişeti hastalıkları; kalp- damar hastalıkları, kronik solunum yolları hastalıkları, mide-bağırsak hastalıkları, yüksek tansiyon, kemik erimesi, şeker hastalığı ve kadınlarda erken doğum gibi hastalıkların risklerini arttırmaktadır. Herkese ağız ve diş sağlıklarına dikkat etmeleri gerektiğini hatırlatmak isterim. Genel sağlık problemleri yaşayan insanların da diş etlerine ve ağız ve diş sağlıklarına dikkat etmeleri çok önemli. Aksi halde ciddi sağlık sorunlarıve riski ortaya çıkıyor" diye konuştu.

    "AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI PROBLEMLERİ KADINLARDA DÜŞÜK RİSKİNİ 8 KAT ARTIRIYOR"

    Toronto Üniversitesi'nde ağız ve diş sağlığı üzerine yapılan bir çalışmadan örnek veren Dr. Uysal şöyle konuştu:

    "Yetişkin bireyler için, ağız ve diş sağlığı problemi olan hastalarda özellikle kadınlarda düşük görülme oranının 8 kat arttığı, koroner kalp problemlerinin 7 kat görülme ihtimalinin yükseldiği ve solunum problemlerinin de yine 4-5 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Çocuklar için ise ağız ve diş sağlığı problemleri büyüme ve gelişmeyi oldukça etkiliyor. Ağız ve diş sağlığı bozuk olan çocuklar ideal kilolarına ulaşamıyor. O yüzden ağız ve diş sağlığını sadece ağız içerisindeki problem olarak değil genel bir problem olarak düşünmekte daha çok fayda var."

     "DİŞ ETİYLE İLGİLİ SORUNLAR DİYABETE YOL AÇABİLİR"

    "Öncesinde diyabetin bir sonucu olarak diş etinde problem görüldüğü belirtilmekteyken artık tam tersi diş etiyle ilgili problemlerin diyabete yol açabileceği şeklinde yayınlar var" diyen Dr. Uysal, "Hastaların kontrole gittiklerinde 'Hemoglobin A1c' değerlerine düşmemesine sebep ağız ve diş sağlığındaki, özellikle diş eti problemlerindeki uygulanmayan tedaviler ve var olan sorunların neden olduğu ifade edilmekte. Bu konuda çok dikkat etmek lazım özellikle diyabet hastalarının diş etleriyle ilgili problemlerini bir an önce tedavi ettirip, çözüme ulaştırmaları gerekiyor" diye konuştu.

    Hamilelik döneminde belirli periyotlarda müdahalelerde bulunabildiklerini, fakat bazı dönemlerde anestezi yapamadıklarını aktaran Dr. Uysal, özellikle böyle bir planlama yapmadan önce kadınlara mutlaka ağız ve diş sağlığı ile ilgili bütün problemlerini çözmeleri uyarısında bulundu.  Aksi takdirde araştırmaların kötü bir ağız hijyeninin düşük oranını 8 kat oranında tetiklediği sonucunun çıktığını ifade etti.

    "DİŞLERİ DOĞRU FIRÇALAMAK VE DİŞ İPİ KULLANMAK ŞART"

    Ağızda var olan bakterilerin kendilerine besleneceği plaklar bulduğu zaman diş çürümesinin başlayacağını belirten Dr. Uysal, "O yüzden bizim ilk hedefimiz o plakları oradan uzaklaştırmak yani mekanik bir temizlik olmalı. Dişlerimizi doğru fırçalamalıyız. Ülkemizde maalesef diş ipi kullanımı da hiç yaygın değil, kaldı ki diş fırçalamakta bütün bireylerin kazanmış olduğu bir alışkanlık değil. O yüzden en az günde iki kere dişlerimiz fırçalamalıyız. Bunun yanında diş ipini ağız bakımına eklemiz şart" dedi.

    "DİŞ ETİNİN KANAMAMASI İÇİN DİŞ TAŞLARININ OLUŞUMUNU ENGELLEMEK GEREKİR"

    Diş etinin ödemli olduğunda kanadığının bunun sebebinin de diş taşları olduğunu bildiren Dr. Uysal, "Diş taşlarının oluşmasından dolayı bu taşlar diş etlerine baskı yapar bu da ödeme sebep olur. Ödemli bir diş etine uyaran geldiğinde, yani dişimizi fırçalarken veya yemek yerken de kanama olur. O yüzden diş taşının oluşumunu engellemek için doğru bir ağız bakımı, doğru fırçalama yöntemleri ve bütün bunlara rağmen rutin kontroller ve gerekirse arada diş taşlarının temizletilmesi lazım" ifadelerini kullandı.

    "AĞIZ İÇERİSİNDEKİ HEMEN HEMEN BÜTÜN PROBLEMLER AĞIZ KOKUSU YAPAR"

    Hastalardan gelen en büyük şikayetin ağız kokusu olduğunu dile getiren Dr. Uysal, ağız içerisindeki hemen hemen bütün problemlerin ağız kokusuna sebep olacağını aktardı. Ağız kokusunu önlemek için doğru ve iyi bakım yapmak gerektiğini belirten Dr. Uysal, insanların mutlaka rutin olarak doktor kontrolüne gitmesi gerektiğini söyledi.

    "ÇOCUĞUN SORUMLULUĞU ANNE VE BABASINDA"

    Çocukların fırçalama yetisi kazanana kadar sorumluluklarının anne ve baba olduğunu ve diş fırçalamanın alışkanlık haline gelmesi için ebeveynlere çok iş düştüğünü belirten Dr. Uysal, "Aileler farklı apareylerle yardım alabilirler; örneğin parmaklara geçirilen diş fırçaları var, çocuğun ağız hijyeni için anne ve babalar çocuklarına fırçalama alışkanlığı kazandırmalı" diye konuştu.

    "2 DAKİKA BOYUNCA DİŞİ FIRÇALAYIP, 3 AYDA BİR FIRÇANIZI DEĞİŞTİRİN"

    Doğru ve yeterli bir sürede eğer dişler fırçalamamışsa aslında dişlerin hiç fırçalanmış sayılmadığını vurgulayan Dr. Uysal, muhakkak 2 dakika boyunca fırçanın ağzın içindeki bütün yüzeylere, doğru bir şekilde temas etmesi gerektiğini ve diş fırçasını sağlık açısından yaklaşık 3 ayda bir değiştirmenin önemli olduğunu belirtti.

    (FOTOĞRAF)