MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • (Görüntülü) İGÜ, yabancı bilim insanlarını uluslararası konferansta ağırlıyor

    İSTANBUL, (DHA)- 20 Haziran’da başlayan Uluslararası Uygulamalı Analiz ve Matematiksel Modelleme Konferansı İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin (İGÜ) ev sahipliğinde devam ediyor. 28 farklı ülkeden 16 yabancı bilim insanın katıldığı konferans, mühendisliğin tüm alanlarında matematiksel modellemeler ve disiplinler arası iş birliklerine katkı sağlamayı amaçlıyor.


     

    7’incisi düzenlenen Uluslararası Uygulamalı Analiz ve Matematiksel Modelleme Konferansı’ na (ICAAMM:  International Conference On Applied Analysis And Mathematical Modelling) Kanada, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Malezya, İtalya, Nijerya, Güney Afrika gibi ülkelerden alanında ün yapmış 16 davetli bilim insanı katıldı.


     

    Yaklaşık 535 özet bildiri kaydının alındığı konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Adem Kılıçman, konferansın bilime katkı sağlayacağını vurgulayarak, “Buradaki amaç insanların yapmış olduğu son çalışmaları diğer araştırmacılara göstermek ve birlikte hareket etmektir. Bu yüzden bilim insanları burada yapmış oldukları çalışmaları sunuyor ve ilgilenenlerle bağlantı kurarak ortak çalışmalar yapma imkanı bulabiliyorlar. Matematik geniş bir disiplindir, her alanda farklı uygulamaları vardır. Buradaki araştırmalar lisans seviyesindeki öğrencilere ağır gelebilir ancak doktora ve yüksek lisans öğrencileri için uygundur. Bu konferansa katılıp çok şey öğrenebilirler” dedi.


     

    “TÜRKLERİN ARAŞTIRMA YAPMAK İÇİN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYORUM”


     

    Konferansa Amerika Birleşik Devletleri’nden katılan Prof. Dr. Nikolay Metodiev Sirakov, daha önce Türklerle çalışma fırsatı yakaladığını ve Türklerin araştırma yapmak için çalışmalarını yeterli bulduğunu dile getirdi. Sirakov, “Biz kısmi diferansiyel denklemlerin çözümleriyle ilgileniyoruz. Bunu da Orta Doğu’dan gelen Türk arkadaşlarımdan öğrendim ve kendi öğrencilerimizle birlikte bu konuda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Burada ortak çalışmalar yapabilme yönünden çok şanslıyız. Daha önce tanıştığım bilim insanları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bunları tıbbi çalışmalarda uygulamayı düşünüyoruz. Burada kısa süreli bulunuyorum ancak daha önce de Türklerle çalışma fırsatım oldu ve onları tanıyorum. Türklerin araştırma yapmak için çalışmalarını yeterli buluyorum” diye konuştu.


     

    “BU KONFERANSTA HERKES BİR ŞEYLER ÖĞRENEBİLİR”


     

    Bilim insanı Dumitri Baleanu, konferansa konuşmacı olarak katıldığını ve konferansta yer almaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Konferansta herkesin birbirinden bir şeyler öğrenebileceğinin altını çizen Baleanu, “Uluslararası iyi organize edilmiş bir konferansın içerisindeyiz. Bu konferansta matematikçiler mühendislerden, mühendisler de matematikçilerden çok fazla şey öğrenebilme imkanına sahip. Yapı itibariyle çok disipliner bir konferans. Matematik ve mühendislikte her şey birbiriyle alakalı ve ilişkilidir. Ben kesirli dereceli diferansiyel denklemleri çalışıyorum. Bunlar matematik modellemesinde daha iyi sonuçlar veriyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi iyi bir çevre edinmiş durumda burada çok iyi araştırmalarla karşılaştım” dedi.


     

    2002 yılından beri Türkiye’de bulunduğunu belirten Baleanu, “Çeşitli alanlarda çalışmalar yaptık, TÜBİTAK’a projeler sunduk ve doktora üstü araştırmacılarla çalışmalar yapıyoruz. Çalışmalarımız sadece Türkiye ile sınırlı değil. Diğer ülkelerle birlikte de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gelecek olan konferanslarda da burada olacağım” ifadelerini kullandı.


     

    “GENÇLER SABIRLI OLMALILAR” 


     

    Konferansa Nijerya’dan konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Aderemi Kuku, genç bilim insanı adaylarına sabırlı olmaları gerektiği tavsiyesinde bulundu. Katılımcı olarak genç insanları görmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Kuku, “ Çok iyi ve faydalı bir konferans, katılımcı olarak da gençleri görmek beni çok mutlu etti ve kaliteli sorular sordular. Bu konferans sadece matematik içermiyor. Gençler iyi araştırma yapsınlar. Bu da biraz sabırla oluyor. Burada bulunduğum süre içerisinde hem tecrübeli, hem de genç araştırmacılarla diyalog içerisinde oldum ve ortak projeler yapmayı düşünüyoruz” diye konuştu.


     

    “TÜRKİYE DEPREM KUŞAĞINDA VE BUNUN İÇİN ÇALIŞMALAR YAPMALIYIZ”


     

    Jeofizik alanında yaptığı çalışmalarla bilinen Avustralyalı bilim insanı Prof. Dr. Herbert Huppert, Türkiye’nin şu anda deprem kuşağında olduğunu ve bu olaya ciddi bakılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin deprem kuşağında olmasıyla alakalı çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Huppert, “ Çok iyi organize edilmiş bir konferanstı. Burada konuşmacı olmaktan mutluluk duyuyorum, çok güzel sorularla karşılaştım. Konferansın amacı da sorulara cevap aramaktı. Bilimsel çalışmaların amacı sorulara doğrudan cevap verebilmektir.  Türkiye’ye ilk geldiğimden bu yana çeşitli arkadaşlarla konuşuyordum ve şimdiye kadar çok olumlu ve kararlı çalışmalar gördüm. Türkiye şu anda deprem kuşağında, biz bu olaya ciddi bakmalı ve bunun üzerinde çalışmalar yapmalıyız” dedi.


     

    İstanbul Gelişim Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı’nın düzenlediği konferans 24 Haziran’a kadar devam edecek.



  • İGÜ, yabancı bilim insanlarını uluslararası konferansta ağırlıyor

    İSTANBUL, (DHA)- 20 Haziran’da başlayan Uluslararası Uygulamalı Analiz ve Matematiksel Modelleme Konferansı İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin (İGÜ) ev sahipliğinde devam ediyor. 28 farklı ülkeden 16 yabancı bilim insanın katıldığı konferans, mühendisliğin tüm alanlarında matematiksel modellemeler ve disiplinler arası iş birliklerine katkı sağlamayı amaçlıyor.

    7’incisi düzenlenen Uluslararası Uygulamalı Analiz ve Matematiksel Modelleme Konferansı’ na (ICAAMM:  International Conference On Applied Analysis And Mathematical Modelling) Kanada, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Malezya, İtalya, Nijerya, Güney Afrika gibi ülkelerden alanında ün yapmış 16 davetli bilim insanı katıldı.

    Yaklaşık 535 özet bildiri kaydının alındığı konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Adem Kılıçman, konferansın bilime katkı sağlayacağını vurgulayarak, “Buradaki amaç insanların yapmış olduğu son çalışmaları diğer araştırmacılara göstermek ve birlikte hareket etmektir. Bu yüzden bilim insanları burada yapmış oldukları çalışmaları sunuyor ve ilgilenenlerle bağlantı kurarak ortak çalışmalar yapma imkanı bulabiliyorlar. Matematik geniş bir disiplindir, her alanda farklı uygulamaları vardır. Buradaki araştırmalar lisans seviyesindeki öğrencilere ağır gelebilir ancak doktora ve yüksek lisans öğrencileri için uygundur. Bu konferansa katılıp çok şey öğrenebilirler” dedi.

    “TÜRKLERİN ARAŞTIRMA YAPMAK İÇİN ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYORUM”

    Konferansa Amerika Birleşik Devletleri’nden katılan Prof. Dr. Nikolay Metodiev Sirakov, daha önce Türklerle çalışma fırsatı yakaladığını ve Türklerin araştırma yapmak için çalışmalarını yeterli bulduğunu dile getirdi. Sirakov, “Biz kısmi diferansiyel denklemlerin çözümleriyle ilgileniyoruz. Bunu da Orta Doğu’dan gelen Türk arkadaşlarımdan öğrendim ve kendi öğrencilerimizle birlikte bu konuda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Burada ortak çalışmalar yapabilme yönünden çok şanslıyız. Daha önce tanıştığım bilim insanları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bunları tıbbi çalışmalarda uygulamayı düşünüyoruz. Burada kısa süreli bulunuyorum ancak daha önce de Türklerle çalışma fırsatım oldu ve onları tanıyorum. Türklerin araştırma yapmak için çalışmalarını yeterli buluyorum” diye konuştu.

    “BU KONFERANSTA HERKES BİR ŞEYLER ÖĞRENEBİLİR”

    Bilim insanı Dumitri Baleanu, konferansa konuşmacı olarak katıldığını ve konferansta yer almaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Konferansta herkesin birbirinden bir şeyler öğrenebileceğinin altını çizen Baleanu, “Uluslararası iyi organize edilmiş bir konferansın içerisindeyiz. Bu konferansta matematikçiler mühendislerden, mühendisler de matematikçilerden çok fazla şey öğrenebilme imkanına sahip. Yapı itibariyle çok disipliner bir konferans. Matematik ve mühendislikte her şey birbiriyle alakalı ve ilişkilidir. Ben kesirli dereceli diferansiyel denklemleri çalışıyorum. Bunlar matematik modellemesinde daha iyi sonuçlar veriyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi iyi bir çevre edinmiş durumda burada çok iyi araştırmalarla karşılaştım” dedi.

    2002 yılından beri Türkiye’de bulunduğunu belirten Baleanu, “Çeşitli alanlarda çalışmalar yaptık, TÜBİTAK’a projeler sunduk ve doktora üstü araştırmacılarla çalışmalar yapıyoruz. Çalışmalarımız sadece Türkiye ile sınırlı değil. Diğer ülkelerle birlikte de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gelecek olan konferanslarda da burada olacağım” ifadelerini kullandı.

    “GENÇLER SABIRLI OLMALILAR” 

    Konferansa Nijerya’dan konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Aderemi Kuku, genç bilim insanı adaylarına sabırlı olmaları gerektiği tavsiyesinde bulundu. Katılımcı olarak genç insanları görmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Kuku, “ Çok iyi ve faydalı bir konferans, katılımcı olarak da gençleri görmek beni çok mutlu etti ve kaliteli sorular sordular. Bu konferans sadece matematik içermiyor. Gençler iyi araştırma yapsınlar. Bu da biraz sabırla oluyor. Burada bulunduğum süre içerisinde hem tecrübeli, hem de genç araştırmacılarla diyalog içerisinde oldum ve ortak projeler yapmayı düşünüyoruz” diye konuştu.

    “TÜRKİYE DEPREM KUŞAĞINDA VE BUNUN İÇİN ÇALIŞMALAR YAPMALIYIZ”

    Jeofizik alanında yaptığı çalışmalarla bilinen Avustralyalı bilim insanı Prof. Dr. Herbert Huppert, Türkiye’nin şu anda deprem kuşağında olduğunu ve bu olaya ciddi bakılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin deprem kuşağında olmasıyla alakalı çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Huppert, “ Çok iyi organize edilmiş bir konferanstı. Burada konuşmacı olmaktan mutluluk duyuyorum, çok güzel sorularla karşılaştım. Konferansın amacı da sorulara cevap aramaktı. Bilimsel çalışmaların amacı sorulara doğrudan cevap verebilmektir.  Türkiye’ye ilk geldiğimden bu yana çeşitli arkadaşlarla konuşuyordum ve şimdiye kadar çok olumlu ve kararlı çalışmalar gördüm. Türkiye şu anda deprem kuşağında, biz bu olaya ciddi bakmalı ve bunun üzerinde çalışmalar yapmalıyız” dedi.

    İstanbul Gelişim Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı’nın düzenlediği konferans 24 Haziran’a kadar devam edecek.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)

     



  • Kağıthane'de 530 çocuk sünnet ettirildi

    İSTANBUL, (DHA) -KÂĞITHANE Belediyesi’nin geleneksel olarak düzenlediği sünnet şöleninde bu yıl 530 çocuk sünnet oldu. Sünnet şöleninde keyifli anlar yaşayan çocuklar, daha sonra sahne alan İlyas Yalçıntaş konserinde unutulmaz bir gün yaşadı.

    Hasbahçe Mesire Alanı'nda düzenlenen şölene 530 çocuk ve aileleriyle birlikte Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç katıldı. Çocukların sünnet kıyafetlerinin ve tüm hastane masraflarını karşılayan Kağıthane Belediyesi ilçelerindeki çocuklara unutulmaz bir gün yaşattı. Şişme oyun alanında doyasıya eğlenen çocuklar daha sonra alana kurulan sahneye çıktı. Sahnelenen tiyatro ve Hacivat Karagöz oyununu keyifle izleyen çocuklar, jonklör ve sihirbazlık gösterisinde sahneye kilitlendi.

    “OĞLUMU SÜNNET ETTİRECEK MADDİ DURUMUM YOKTU”

    3,5 yaşındaki oğlunu toplu sünnet törenine getiren anne Nurcan Balduk, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

    “Kâğıthane Belediyesi ekipleri bizi arayıp oğlunuzu Kağıthane Devlet Hastanesi’nde sünnet ettireceğiz dediler. Oğlum sağlıklı bir şekilde sünnet oldu. Bugünde şölene geldik. Çocuklar eğlendi, mutlu olduk. Oğlumu sünnet ettirecek maddi durumum yoktu. Sünnet ettiremezdim, böyle bir şölen yapamazdım. Sayın Fazlı Kılıç’a çok teşekkür ediyoruz bize bu imkânı sunduğu için.”

    Muhtarların 3 yaşındaki oğlunu sünnet ettirmek için kendilerine ulaştığını kaydeden anne Emine Çevik, “Bu organizasyon bizi çok mutlu etti. Çevremizde de bu etkinliğe katılanlar oldu. Hastanelere gittik ve sünnete uygun olup olmadığının tahlilleri yapıldı” diye konuştu.

    6 yaşındaki Muhammed Enes ve 5 yaşındaki Hamza Alp 5 de etkinlikten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

    “530 ÇOCUĞUMUZU SÜNNET ETTİRDİK”

    Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ise, “Her sene çocuklarımızı sünnet ettiriyoruz. Bu sene 530 çocuğumuzu sünnet ettirdik. Çocukların sağlık, kıyafet ve eğlence masraflarını üstlendik. Çocuklarımız ve aileleri de bugün burada eğleniyor. Çocuklarımıza sağlık ve sıhhat içerisinde güzel bir ömür diliyorum” dedi.

    KÂĞITHANE’DE İLYAS YALÇINTAŞ RÜZGARI

    Sahne gösterileri sonrasında Kâğıthanelilerle buluşan sanatçı İlyas Yalçıntaş, vatandaşları en sevilen parçalarını seslendirdi. Kâğıthaneli vatandaşlardan bazıları cep telefonlarıyla bu anı ölümsüzleştirirken; bazıları Yalçıntaş’ın şarkılarına eşlik etti. Konserde aileleriyle birlikte gönüllerince eğlenen çocuklar unutamayacakları bir gün yaşadı.

    Toplu fotoğraf çekimiyle son bulan etkinlikte çocuklara günün anısı olarak oyuncak arabalarda hediye edildi.

    (FOTOĞRAFLI/GÖRÜNTÜLÜ)



  • (Görüntülü) “Önemli olan karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerin tüketilme sıklığıdır”

    Selin GÜRSEL, Ömer HASAR, Hüseyin ÇAKMAK / İSTANBUL, (DHA) - ABD'NİN Yale Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre, aç olan insanların hem yağ hem karbonhidrat içeren besinleri vücuda daha çok enerji verdiği için tercih ettiği ve insanlarda daha fazla yeme isteği oluşturduğu tespit edildi. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Uzman Diyetisyen Sanem Avcı Yıldız, “Yağ ve karbonhidrat bize enerji veriyor, doğru ama insanlar bunu keyif aldıkları için tercih ediyorlarsa bunu ne sıklıkta tükettikleri önemli” dedi.


     

    Yale Üniversitesi’nde yapılan araştırmada 206 kişiye 10 doların altındaki 39 yiyecek sunuldu ve birini seçmeleri istendi. Bu sırada katılımcıların beyin taramalarına bakıldı ve katılımcıların menüden daha çok yağ ve karbonhidratın bir arada olduğu yiyecekleri seçtiği görüldü. Ayrıca bu yiyecekleri seçerken beynin ‘ödül’  bölgelerinin aktif hale geldiği ortaya çıktı.  


     

    “HAFTADA BİR GÜN YEMEK BİZİ OLUMSUZ ETKİLEMEZ”


     

    Araştırmadaki insanların enerji verdiği için bu ürünleri seçmesini doğru bulduğunu ifade eden Özel Medipol Mega Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Sanem Avcı Yıldız “Yağ ve karbonhidrat bize enerji veriyor. Bir gram karbonhidrattan 4 kalori enerji alırken, bir gram yağdan 9 kalori enerji sağlıyoruz. Aslında tercih sebebi olarak evet enerji verdiği için tercih etmeleri doğru. Ama tabii şöyle bir şey de var, keyif aldığımız için de bu yiyecekleri tercih ediyoruz.  Bir diyet yemek dediğimizde genellikle herkesin algıladığı yağsız, tuzsuz, şeker içermeyen ve lezzetsiz yiyecekler olarak algılanır. Çünkü karbonhidratlı yiyecekler bizim beynimizde mutluluk hormonu salgıladığımız reseptörleri de canlandırıyor. Ama keyif aldıkları için tercih ediyorlarsa bunu ne sıklıkta tükettikleri de önemli.  Haftada bir gün yaptığımız bir tercih kilo ve sağlık açısından bizi çok olumsuz etkilemez” dedi.


     

     “BESLENMEMİZİN YARISINI KARBONHİDRATLI YİYECEKLERDEN KARŞILAMALIYIZ”


     

    Karbonhidratlı yiyeceklerin ana besin öğelerinden biri olduğunu vurgulayan Uzman Diyetisyen Sanem Avcı Yıldız, “Beslenme piramidinin en alt kısmında karbonhidratlı yiyecekler vardır. Zaten normal beslenmemizin de yüzde ellisini karbonhidratlı yiyeceklerden karşılamalıyız. Bu yiyecekleri tercih ederken bizim hatamız şu, basit karbonhidratı sevdiğimiz için genellikle onları seçiyoruz. Yani şeker içeren veya nişastalı, unlu ürünleri tercih ediyoruz. Tabii burada ‘un zararlıdır’ gibi bir düşünce sakın oluşmasın. Çünkü biz tam tahıllı yani işlenmemiş karbonhidratın beslenmemizde zaten olması gerektiğini söylüyoruz. Yani biz tam tahıllı, çavdarlı veya yulaflı bir ekmeğin sabah kahvaltısında ve diğer öğünlerde ihtiyaca yönelik olarak 1-3 dilim arasında ve kepekli makarna, bulgur tarzındaki besinlerin muhakkak tüketilmesini istiyoruz. Çünkü biz enerji ihtiyacımızı karbonhidratlardan karşılarız. Ve beynimizin çalışması için de glikoza ihtiyacımız var. Yani enerji olamadan beynimizin de rahat çalışması mümkün değil.  Karbonhidrat olmalı ama tercih ederken düşük glisemik indekste olan yiyecekleri tercih etmeliyiz “şeklinde konuştu.


     

     “BİR TOST BİLE EN UCUZ 5 LİRA”


     

    Bu ürünlerin ucuza satılmasının daha çok tercih edilmesini de etkilediğini dile getiren Diyetisyen Avcı, “Marketlerden 3 liraya koca bir paket ürünü satın alınabiliyor. Ayaküstü atıştırmanın gerektiği bir durum varsa çalışan kişilerde özellikle; bir yere gideceksiniz kahvaltı yapmanız lazım; tost isteseniz 10 dakika bekleyeceksiniz ama bir paket bisküvi almış olsanız daha hızlı ve daha ucuza mal etme şansınız var. Çünkü bir tost şu an için en uygun olabilecek yerde bile 5 liraya satılıyordur. Ama bir bisküviyi 1 liraya alma şansımız var. Aynı şekilde fastfood tarzı yiyecekler de hem hızlı hem de ucuz olduğu için tercih sebebi olabiliyor kesinlikle” dedi.


     

    “AİLELER ‘BU SENİN İÇİN BİR ÖDÜL DEĞİL’ DEMELİ”


     

    Bu konuda ailelerin de çocuklarına bu fastfood tarzı ürünleri bir ‘ödül’ olarak sunmasını değiştirmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Avcı, “Karne günü fastfood tarzı bir yiyecek verildiğinde çocuğun algısında ‘Benim karnem iyi gelirse ya da ben şu davranışı uygun şekilde yaparsam ailem beni bununla ödüllendirecek’ düşüncesi oluşuyor. Ve bu sefer karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler ödül gibi oluyor. Zaten karbonhidrat tadını biz bebeklikte öğreniyoruz.  Anne sütü ilk tattığımız besindir ve içerisinde şeker var. O yüzden bildiğimiz bir tat, bizim için zaten keyifli geldiğinden dolayı yaptığımız her davranışta da kendimizi ödüllendirmek için bize keyifli gelen bir şeyi tercih ediyoruz. Ama ailelerin bu noktada en azından kendi çocukları adına düzeltebilecekleri bir davranış olduğunu bilmeleri çocuklara ödül gibi değil de,‘Normal beslenmenin içerisinde aslına bu var evet, yiyebiliriz ama bu senin için bir ödül değil. Bunun haftanın bir günü ya da 15 günde bir yiyebiliriz’ tarzında söylemeleri bence de çok daha uygun olacaktır” şeklinde konuştu.


     

    “OĞLUM İSTİYOR DİYE ALIYORUM”


     

    4 yaşındaki oğlu için fastfood tükettiğini dile getiren anne Seda Çelik, “Zaten onun için alıyoruz genellikle ama sağ olsun o bize hastalıklarla geri dönüyor. Ama ne yapalım çocuk isteyince mecbur ufak tefek kaçamaklar yapıyoruz. Genelde ucuz olan fastfood yemeklerinde sıkıntı yaşıyoruz” dedi.


     

    “YEMİYORUM, ÇOCUĞUMA DA YEDİRMİYORUM”


     

    Yurtdışına büyüdüğünü ve orada çok fazla olmadığı için tercih etmediğini söyleyen anne Çiğdem Ar, “Tavsiye etmiyorum, kendi çocuğuma da yedirmiyorum.  Ben de yemiyorum, genelde hep yeşillik ve organik besinler tercih ediyoruz” şeklinde konuştu.


     

    Fastfood tüketmediğini dile getiren vatandaş Gökhan Türker de, “Çocuğa fastfood vermiyorum açıkçası çünkü çok zararlı. Evde yedirmeye çalışıyoruz” dedi.

     



  • Uluslararası arenada organ bağışı farkındalığı yükseliyor

    İSTANBUL, (DHA)-İSTANBUL'DA Uluslararası Organ Nakli Ağı Platformu (ITN) tarafından, 20-22 Haziran tarihleri arasında 30 farklı ülkeden 60 basın mensubunun katılımıyla "Organ Nakli ve Bağışı Medya Çalıştayı” düzenlendi. Organ bağışı ve nakli hakkında farkındalıkların arttırıldığı çalıştayın katılımcılarının arasında 8 farklı ülkeden ve 16 kişiden oluşan yabancı basın heyeti, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’ni ziyaret etti.

    Medipol Sağlık Grubu’nu tanıtan İngilizce ve Rusça dillerinde sunumların gerçekleştirildiği toplantıda Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde verilen hizmetler ve hastanenin organ nakli birimi hakkında detaylı bilgiler verildi. Basın mensuplarına eşlik eden Medipol Mega Üniversite Hastanesi Uluslararası Hasta Hizmetleri Koordinatörü Uygar Üstün “Günümüzde organ bağışı ve nakil sayısının yetersiz olması çoğunlukla bir hayatın kaybedilmesi ile sona eriyor. Bu konu hakkında toplumsal farkındalığı ve bilinci arttırmak adına insanlara doğru bilgi verilmesi gerekiyor. Bu anlamda biz de iş birliği içinde olduğumuz Uluslararası Organ Nakli Ağı Platformu’nun (ITN) düzenlediği bu etkinliğin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.

    Kapasitesi ve hasta odaklı tedavi imkanlarıyla Türkiye, Avrupa ve Balkanlar’da yer alan en kapsamlı hastane komplekslerinden biri olarak gösterilen Medipol Mega Üniversite Hastanesi Avrupa, Balkan ülkeleri, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan ve diğer Türki Cumhuriyetler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri dahil yılda 100’ün üzerinde ülkeden yılda 15 binden fazla hastaya sağlık hizmeti sunuyor.

    ÇALIŞTAYDA TECRÜBELER PAYLAŞILDI

    Gerçekleşen çalıştayda, organ nakli ve bağışı ile ilgili medya mensuplarının haberleri yönetme kapasitelerinin geliştirilmesi, kendi ülkelerinde yetkili otoritelerin konuya ilişkin motivasyonlarını sağlamaları ve toplumsal farkındalık çalışmalarına katkı sunmaları sağlandı.  Aynı zamanda değişik ülkelerden gelen katılımcılar arasında bilgi alışverişi ve tecrübe paylaşımı temelinde ikili ilişkiler geliştirildi.

    (FOTOĞRAF)



  •  “Önemli olan karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerin tüketilme sıklığıdır”

    Selin GÜRSEL, Ömer HASAR, Hüseyin ÇAKMAK / İSTANBUL, (DHA) - ABD'NİN Yale Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre, aç olan insanların hem yağ hem karbonhidrat içeren besinleri vücuda daha çok enerji verdiği için tercih ettiği ve insanlarda daha fazla yeme isteği oluşturduğu tespit edildi. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Uzman Diyetisyen Sanem Avcı Yıldız, “Yağ ve karbonhidrat bize enerji veriyor, doğru ama insanlar bunu keyif aldıkları için tercih ediyorlarsa bunu ne sıklıkta tükettikleri önemli” dedi.

    Yale Üniversitesi’nde yapılan araştırmada 206 kişiye 10 doların altındaki 39 yiyecek sunuldu ve birini seçmeleri istendi. Bu sırada katılımcıların beyin taramalarına bakıldı ve katılımcıların menüden daha çok yağ ve karbonhidratın bir arada olduğu yiyecekleri seçtiği görüldü. Ayrıca bu yiyecekleri seçerken beynin ‘ödül’  bölgelerinin aktif hale geldiği ortaya çıktı.  

    “HAFTADA BİR GÜN YEMEK BİZİ OLUMSUZ ETKİLEMEZ”

    Araştırmadaki insanların enerji verdiği için bu ürünleri seçmesini doğru bulduğunu ifade eden Özel Medipol Mega Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Sanem Avcı Yıldız “Yağ ve karbonhidrat bize enerji veriyor. Bir gram karbonhidrattan 4 kalori enerji alırken, bir gram yağdan 9 kalori enerji sağlıyoruz. Aslında tercih sebebi olarak evet enerji verdiği için tercih etmeleri doğru. Ama tabii şöyle bir şey de var, keyif aldığımız için de bu yiyecekleri tercih ediyoruz.  Bir diyet yemek dediğimizde genellikle herkesin algıladığı yağsız, tuzsuz, şeker içermeyen ve lezzetsiz yiyecekler olarak algılanır. Çünkü karbonhidratlı yiyecekler bizim beynimizde mutluluk hormonu salgıladığımız reseptörleri de canlandırıyor. Ama keyif aldıkları için tercih ediyorlarsa bunu ne sıklıkta tükettikleri de önemli.  Haftada bir gün yaptığımız bir tercih kilo ve sağlık açısından bizi çok olumsuz etkilemez” dedi.

     “BESLENMEMİZİN YARISINI KARBONHİDRATLI YİYECEKLERDEN KARŞILAMALIYIZ”

    Karbonhidratlı yiyeceklerin ana besin öğelerinden biri olduğunu vurgulayan Uzman Diyetisyen Sanem Avcı Yıldız, “Beslenme piramidinin en alt kısmında karbonhidratlı yiyecekler vardır. Zaten normal beslenmemizin de yüzde ellisini karbonhidratlı yiyeceklerden karşılamalıyız. Bu yiyecekleri tercih ederken bizim hatamız şu, basit karbonhidratı sevdiğimiz için genellikle onları seçiyoruz. Yani şeker içeren veya nişastalı, unlu ürünleri tercih ediyoruz. Tabii burada ‘un zararlıdır’ gibi bir düşünce sakın oluşmasın. Çünkü biz tam tahıllı yani işlenmemiş karbonhidratın beslenmemizde zaten olması gerektiğini söylüyoruz. Yani biz tam tahıllı, çavdarlı veya yulaflı bir ekmeğin sabah kahvaltısında ve diğer öğünlerde ihtiyaca yönelik olarak 1-3 dilim arasında ve kepekli makarna, bulgur tarzındaki besinlerin muhakkak tüketilmesini istiyoruz. Çünkü biz enerji ihtiyacımızı karbonhidratlardan karşılarız. Ve beynimizin çalışması için de glikoza ihtiyacımız var. Yani enerji olamadan beynimizin de rahat çalışması mümkün değil.  Karbonhidrat olmalı ama tercih ederken düşük glisemik indekste olan yiyecekleri tercih etmeliyiz “şeklinde konuştu.

     “BİR TOST BİLE EN UCUZ 5 LİRA”

    Bu ürünlerin ucuza satılmasının daha çok tercih edilmesini de etkilediğini dile getiren Diyetisyen Avcı, “Marketlerden 3 liraya koca bir paket ürünü satın alınabiliyor. Ayaküstü atıştırmanın gerektiği bir durum varsa çalışan kişilerde özellikle; bir yere gideceksiniz kahvaltı yapmanız lazım; tost isteseniz 10 dakika bekleyeceksiniz ama bir paket bisküvi almış olsanız daha hızlı ve daha ucuza mal etme şansınız var. Çünkü bir tost şu an için en uygun olabilecek yerde bile 5 liraya satılıyordur. Ama bir bisküviyi 1 liraya alma şansımız var. Aynı şekilde fastfood tarzı yiyecekler de hem hızlı hem de ucuz olduğu için tercih sebebi olabiliyor kesinlikle” dedi.

    “AİLELER ‘BU SENİN İÇİN BİR ÖDÜL DEĞİL’ DEMELİ”

    Bu konuda ailelerin de çocuklarına bu fastfood tarzı ürünleri bir ‘ödül’ olarak sunmasını değiştirmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Avcı, “Karne günü fastfood tarzı bir yiyecek verildiğinde çocuğun algısında ‘Benim karnem iyi gelirse ya da ben şu davranışı uygun şekilde yaparsam ailem beni bununla ödüllendirecek’ düşüncesi oluşuyor. Ve bu sefer karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler ödül gibi oluyor. Zaten karbonhidrat tadını biz bebeklikte öğreniyoruz.  Anne sütü ilk tattığımız besindir ve içerisinde şeker var. O yüzden bildiğimiz bir tat, bizim için zaten keyifli geldiğinden dolayı yaptığımız her davranışta da kendimizi ödüllendirmek için bize keyifli gelen bir şeyi tercih ediyoruz. Ama ailelerin bu noktada en azından kendi çocukları adına düzeltebilecekleri bir davranış olduğunu bilmeleri çocuklara ödül gibi değil de,‘Normal beslenmenin içerisinde aslına bu var evet, yiyebiliriz ama bu senin için bir ödül değil. Bunun haftanın bir günü ya da 15 günde bir yiyebiliriz’ tarzında söylemeleri bence de çok daha uygun olacaktır” şeklinde konuştu.

    “OĞLUM İSTİYOR DİYE ALIYORUM”

    4 yaşındaki oğlu için fastfood tükettiğini dile getiren anne Seda Çelik, “Zaten onun için alıyoruz genellikle ama sağ olsun o bize hastalıklarla geri dönüyor. Ama ne yapalım çocuk isteyince mecbur ufak tefek kaçamaklar yapıyoruz. Genelde ucuz olan fastfood yemeklerinde sıkıntı yaşıyoruz” dedi.

    “YEMİYORUM, ÇOCUĞUMA DA YEDİRMİYORUM”

    Yurtdışına büyüdüğünü ve orada çok fazla olmadığı için tercih etmediğini söyleyen anne Çiğdem Ar, “Tavsiye etmiyorum, kendi çocuğuma da yedirmiyorum.  Ben de yemiyorum, genelde hep yeşillik ve organik besinler tercih ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Fastfood tüketmediğini dile getiren vatandaş Gökhan Türker de, “Çocuğa fastfood vermiyorum açıkçası çünkü çok zararlı. Evde yedirmeye çalışıyoruz” dedi.

     

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)

     



  • Geleceğin sanatçıları yetiştiriliyor

    İSTANBUL, (DHA) - GELECEĞİN sinemacıları, karikatüristleri, şair ve yazarları Eyüpsultan’da yetiştiriliyor. Eyüpsultan Film Akademisi (EFA); İstanbul Medya Akademisi paydaşlığında ve TRT'nin medya sponsorluğunda hizmete alındı. 

    Dünya’nın en stratejik sektörlerinden biri olan sinemaya yeni yetenekler kazandırmak adına kurulan akademi 2015 yılında hizmet vermeye başladı. Eğitimler teorik ve pratik olmak üzere iki aşamalı olarak veriliyor ve 7 ay boyunca devam ediyor.  Akademiye ön eleme ve mülakatla öğrenci kabul ediliyor. Her dönemde 40 genç yetenek, yüzlerce kişi arasından seçilerek sinema eğitimleri alıyor. 

    YAZI AKADEMİSİNDE 80 ÖĞRENCİ EĞİTİM ALIYOR

    Genç şair ve yazarları edebiyat dünyasına kazandırmak amacıyla 2016'da Eyüpsultan Yazı Akademisi hizmet vermeye başladı. Yazı Akademisi kapsamında; seminerler, yazar buluşmaları, atölye çalışmaları, dergi yayını gibi birçok etkinlik ve atölye bulunuyor. 
    Akademinin hedef kitlesinde liseli gençler olmakla birlikte; sınırlı sayıda üniversite öğrencilerine de hizmet veriyor. Akademi de her yıl 80 öğrenci eğitim alıyor. 
    İnsan ve Medeniyet Hareketi Gün Işığı Derneği’nin iş birliği ile açılan Karikatür Okulu'nda ise geleceğin karikatüristleri yetişiyor. 30'a yakın öğrencinin ücretsiz eğitim aldığı ‘Karikatür Okulu’nda öğrenciler; “Karikatür nedir? Amacı nedir? Nasıl çizilir?” gibi temel konular üzerine hem teorik hem de pratik eğitim alıyorlar.

    “EFA, SİNEMAYA İLGİ DUYAN KİŞİLER İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT” 

    Akademinin öğrencilerinden Emine Tuğba Şahin,
    “Sinema yapmak adına kapsamlı bir eğitim alabiliyoruz. Bu durum da zaten akademiyi cazip kılıyor. Bu sektördeki insanlarla iletişim halinde olmak çevremizi istediğimiz alandan oluşturmamıza olanak sağlıyor” dedi.  

    Umay Naz Uçaner ise alanından uzman kişiler tarafından eğitim almanın önemine değinerek, “Gerek akademik gerekse profesyonel anlamda mesleki tecrübe kazandım. Sağlam ve geniş bir kadroya sahip bu ekibin, sinemaya ilgi duyan kişiler için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    (FOTOĞRAF) 

     



  • 25 yıldır kullandığı gözlüklerinden 10 dakikada kurtuldu

    İlknur SARGUT/Hüseyin ÇAKMAK, İSTANBUL, (DHA)- YAKIN görme bozukluğu bulunan hastalara yönelik geliştirilen 'biyolojik kornea desteği', 65 yaşındaki Hüseyin Demircan'a uygulandı. Demircan, 25 yıldır kullandığı gözlüklerinden 10 dakikalık operasyonla kurtuldu.

    Yakın görme bozukluğu 40'lı yaşlardan itibaren hem kadın hem de erkekleri etkiliyor. Gazete okurken, araba kullanırken zorlanan hastalar çareyi ameliyat masasında arıyor. O hastalardan biri olan Hüseyin Demircan da 40 yaşından itibaren yakını görememeye başlamış. 50 yaşında uzağı göremeyen Demircan, gözlüklerinden, Türkiye'de şu an yalnızca Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde uygulanan 'biyolojik kornea desteği' sayesinde kurtuldu. Uygulanan tedavi ile 25 yıldır kullandığı gözlüklerini bırakan Demircan, "Artık hiçbir sorunum yok. Gazete ve kitabı rahatlıkla okuyor ve araba kullanabiliyorum" dedi. Demircan, çevresinin de kendisinden sonra ameliyata karar verdiğini belirtti.

    "GÖZÜN İÇİNE GİRİLMİYOR"

    Operasyonu gerçekleştiren Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Doç. Dr. Aylin Kılıç, yakın gözlükten kurtulmak isteyenler için birçok farklı tekniğin kullanıldığını anlattı. Gözün içine mercek koyma ve lazer ameliyatının en çok kullanılan yöntemlerden olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Aylin Kılıç, "Biyolojik kornea desteği dediğimiz zaman ise farklı olarak gözün içine girilmiyor, gözden herhangi bir doku alınıp çıkarılmıyor, gözün yüzeyine sanki biyolojik bir kontak lens gibi minik ve gözükmeyen incecik bir zarı yerleştiriyoruz. Hastalarımızın yakın görmelerini destekleyebiliyoruz. Bu yöntemin en büyük avantajı geri dönüşümlü olması, biyolojik ya da organik diyebileceğimiz bir dokudan olması ve yabancı cisim olmaması bu sayede göze kalıcı zararlar vermesinin çok düşük olması geri dönüşümlü ve uygulanabilir olması damla ile kısa sürede uygulanması en büyük avantajı" diye konuştu.

    "HASTAYLA KONUŞA KONUŞA AMELİYAT YAPIYORUZ"

    Uzağı net gören ve yakın görme bozukluğu başlayan hastalara bu tekniği önerdiklerini ifade eden Doç. Dr. Kılıç, "Katarakt ameliyatı geçirmiş, yakın gözlük kullanıp bunu bırakmak isteyen hastalar ya da geçmişte lazer ameliyatı olmuş  hasta grubu bu ameliyat için uygun. Büyük bir operasyon değil. Damla ile uyguluyoruz ve 10 dakika sürüyor. Hasta bir şey hissetmiyor. Hastanın şikayetine göre tek ya da çift göze uygulanabiliyor. Hastalarımız genellikle işlem sırasında keyifli, sohbet ederek gayet rahat bir şekilde ameliyatı geçiriyorlar. Hasta ameliyattan sonra ertesi gün normal hayatına dönüyor. Gözü herhangi bir şekilde kapamıyoruz. Ertesi gün damlalara başlıyoruz. İşlem sonrası birkaç saat yanma ve batma oluyor gözde ama normal hayata hepsi dönüyor" şeklinde konuştu.

    "İNSAN KOLEJİNİNİ İÇERİYOR"

    Biyolojik kornea desteğinden kullanılan maddenin organik kolajen olduğuna dikkat çeken Kılıç, "Tedavi minimum dokunarak yapılan damlayla uyuşturularak çok konforlu geçen bir tedavi. Bu aslında insan kolojeni. Bu doku yabancı cisim olmadığı için göze yabancı cisim yerleştirmediğimiz için bir iltihaplanma, vücuttan atma reaksiyonu alerjik reaksiyon ihtimali daha düşük oluyor. Şu anda Türkiye'de bizim merkezimiz uyguluyor. Ben bunu ileride dünyada çok yaygınlaşacağına eminim" dedi.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)



  • İstanbul Rumeli Üniversitesi ilk mezunlarını verdi

    İSTANBUL, (DHA)- AKADEMİK hayata 2015-2016 eğitim öğretim yılında merhaba diyen İstanbul Rumeli Üniversitesi ilk mezunlarını verdi.

    Üniversitesinin Silivri'de yer alan kampüsünde düzenlenen mezuniyet törenine Çorlu Kaymakamı Levent Kılıç, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, İstanbul Rumeli Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Hüseyin Afşin Balcı, İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Aynural, öğrenciler ve veliler katıldı.

    Törende konuşan Hüseyin Afşin Balcı, "Sizler bizim ilk mezunlarımızsınız. Bundan sonraki iş hayatınızda İstanbul Rumeli Üniversite'nin ayrıcalıklarını yaşayacaksınız. Buradan ayrıldıktan sonra da arkadaşlarınızla olan bağınızı koparmayın. Çocukları için büyük fedakarlıklar yapan ailelere de seslenmek istiyorum. Çocuklarınız sizi mahçup etmedi ve bugün mezun olarak sizleri gururlandırdı" dedi.

    "GENÇLER BİZE SADECE AİLELERİNİN DEĞİL MİLLETİMİZİN DE EMANETİ"

    İlk mezunlarını verdikleri için çok gururlu ve heyecanlı olduklarını söyleyen Rektör Prof. Dr. Salih Aynural, "Biz genç ve dinamik bir üniversiteyiz. Okul olarak dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmek için nitelikli eğitimle yetişmiş öğrencilere sahip olmamız gerektiğini biliyoruz. İyi öğrenciler yetiştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Gençleri sadece ailelerinin değil milletimizin emaneti olarak da gördük. Mezun olan tüm öğrencilerimize bundan sonraki hayatlarında başarılar diliyorum. Son olarak size tavsiyem hayatınızın her alanında empati yapın böylece sorunları daha çabuk çözeceğinizi göreceksiniz. Ve kapımızın size her zaman açık olduğunu unutmayın" diye konuştu

    Okulu birincilikle tamamlayan anestezi programı mezunu Ebru Kaya tarifsiz duygular içinde olduğunu söyleyerek ailesini gururlandırmanın ve yeni bir hayata adım atacak olmanın heyecanı içinde olduğunu ifade etti. Çocuk gelişimi bölümünden mezun olan Öğrenci Konseyi Başkan Yardımcısı Nazlı Ceyda Doruk ise, bundan sonraki hedeflerini bölümünü 4 yıllık lisans eğitimine tamamlamak ve üniversitesinin adını iyi yerlere taşımak olduğunu dile getirdi.

    MEZUNİYET COŞKUSU FATMA TURGUT KONSERİYLE DEVAM ETTİ

    Açılış konuşmalarının ardından diplomalarını alan öğrenciler, tören sonunda keplerini havaya atarak mezuniyet coşkusunu her birlikte yaşadı. Öğrenciler törenin ardından şarkıcı Fatma Turgut konseriyle eğlenceli saatler geçirdi.

    (FOTOĞRAF-VİDEO)



  • YDÜ 'NEUISlanders' RoboCup 2018 dünya şampiyonu oldu

    LEFKOŞA, (DHA) - Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Robotik Futbol Takımı NEUIslanders, bu yıl Kanada’nın Montreal kentinde düzenlenen RoboCup 2018 Robotlararası Futbol Dünya Kupasında büyük bir başarıya imza atarak dünya şampiyonluğuna ulaştı.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, RobuCup Dünya Kupasına yedinci kez katılan ve dünya çapında 35 ülkeden farklı boyut ve yeteneklere sahip robotların, sanal simülasyonlar, suni çim üzerinde oynanan futbol oyunları dahil olmak üzere çeşitli etkinliklerle yarıştığı turnuvanın Süper Lig kategorisinde 17 takımla yarışan NEUIslanders takımının oynadığı maçlarda, 4 galibiyet 2 beraberlik alarak namağlup olarak dünya şampiyonluğunu elde ettiği belirtildi.

    NAMAĞLUP OLARAK ADINI DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA YAZDIRDI

    Dünyanın farklı ülkelerinde geliştirilen futbol oynayan robotlardan oluşan takımların mücadelesine sahne olan Robocup 2018’de NEUIslanders takımı, turnuvanın ilk gününde bir galibiyet bir de beraberlik elde etti. Turnuvanın ikinci ve üçüncü gününde yaptığı maçlardan galibiyetle ayrılan NEUIslanders oynadığı final serisinde de namağlup ve gol yemeden şampiyonluğa ulaşarak dünya şampiyonluğuna adını yazdırdı.

    Robotik Futbol Takımı NEUIslanders turnuvada yarıştığı ABD'den Georgia Institute of Technology Üniversitesinin Robojackets takımını 1-0, Kanada’dan University of British Columbia’nın “Thunderbots” takımını 2-0, University of Laval’ın “Ultron” takımını 2-0, Şili’den “AIS” takımını ise 7-0 mağlup ederken, Brezilya’nın Military Engineering Institution Üniversitesi ve AMC takımlarıyla da 0-0 berabere kaldı.

    Öte yandan turnuvada takımlar tarafından yapılan seçimlerde NEUIslanders takım kaptanı Ersin Aytaç turnuva yönetim heyetine seçildi. Takımın yapay zekadan sorumlu üyesi Nurullah Akkaya ise teknik komiteye seçilerek, 2019 yılında 1-8 Temmuz tarihleri arasında Kanada’da yapılacak yarışmada önemli görev üstlenecekler.

    "ŞAMPİYON OLARAK KUZEY KIBRIS TRÜK CUMHURİYETİ’NE DÖNMEKTEN MUTLU VE GURURLUYUZ"

    Takım kaptanı Ersin Aytaç, elde ettikleri şampiyonlukla ilgili olarak mutlu ve gururlu olduklarını söyledi. Aytaç, “Yedinci kez Robotik Dünya Kupasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) adına katılmaktan ve şampiyon olarak adımızı duyurmaktan dolayı büyük gurur duyuyoruz. Yakın Doğu Üniversitesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağını üst sıralarda dalgalandırarak adaya başarılı bir sonuçla dönecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.

    "DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUMUZ KIBRIS TÜRKÜNE ARMAĞAN OLSUN"

    Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel de, Yakın Doğu Üniversitesi Robotik Laboratuarı tarafından geliştirilen Robotik Futbol Takımının Kanada’da düzenlenen Robocup 2018 Robotlararası Futbol Dünya Kupasında şampiyonluğa ulaşmasından gurur duyduklarını belirtti.

    Doç. Dr. Günsel, “Kanada’da yapılan Dünya Robot Futbol şampiyonasında hiç gol yemeden namağlup olarak dünya şampiyonu olduk. Ekibimizi ve robotlarımızı kutluyorum, Dünya Şampiyonluğunu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne armağan ettiğimiz için de mutluyuz” diye konuştu.

    "NELERİ BAŞARACAĞIMIZI BİR KEZ DAHA GÖSTERDİK"

    Robotik Futbol Takımının dünya şampiyonluğunun, üniversitenin üçüncü nesil üniversiteler arasında yer alma vizyonunu hayata geçirilmesi konusunda en güzel örneklerinden birisi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Günsel, “Dünya şampiyonluğuna ulaşmamız bizim teknoloji alanında dünya devleriyle rekabet edebileceğimizi göstermiş, bu alandaki çalışmalarımızı aralıksız olarak sürdürmedeki heyecanımızı artırmış ve Kıbrıs Türkü’nün imkan sağlandığında neler başarabileceğini bir kez daha göstermiştir. Bu gurur verici başarının ülkemizin diğer alanlardaki çalışmalarına da ilham vermesini temenni ederim" dedi

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • Anne adayları gebelik eğitimiyle bilgileniyor

    İSTANBUL, (DHA) - ANNE adaylarının kaygılardan uzak mutlu bir gebelik, sağlıklı bir doğum süreci ve bilinçli bir lohusalık dönemi geçirmesine yardımcı olmak amacıyla Sertifikalı Gebe Okulu Eğitimi başladı.

    Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü'nün 2015 yılında başlattığı Gebe Okulu projesiyle hem anne adaylarının mutluluğunu paylaşıyor hem de doğum öncesi ve sonrası süreçle ilgili endişelerini azaltıp sorularına yanıt veriyor. Anne adaylarını bilgilendirerek sağlıklı bir doğuma hazırlamak ve onlara bebek bakımıyla ilgili ilk bilgileri vermek amacıyla açılan okulun ilk dersinde fizyoterapist Ayşegül Candan doğum öncesi, doğum sonrası yapılabilecek egzersizler ve egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

     “EGZERSİZ YAPMAK ANNE ADAYLARI İÇİN FAYDALI”

    Dört hafta boyunca Perşembe günleri saat 13.30-15.30 arasında yapılacak derslerde, doğum süreci ve sonrası hakkında pek çok konu işlenecek. Gebe Okulu’nun ilk dersinde konuşan fizyoterapist Ayşegül Candan, anne adaylarına doğum öncesi ve doğum sonrası yapılabilecek solunum, gevşeme, ayak egzersizleri ve masaj teknikleriyle ilgili bir sunum yaptı.

    Candan, hamilelikte uygun egzersizler yapmanın anne adayına fiziksel ve psikolojik olarak birçok fayda sağladığına dikkat çekerek, “Özellikle solunum egzersizleri hamilelikteki duruş bozukluklarını giderir, sırt ağrılarını azaltır. Doğum sırasında gerekli soluma ve gevşemeyi öğretir” dedi. Katılımcılara, hamilelik döneminde spor ve egzersiz yaparken dikkat edilmesi gerekenler hakkında da bilgiler aktaran Candan, ardından gelen sorulara yanıt verdi.

    EĞİTİME BEYLİKDÜZÜ’NDE İKAMET EDEN ANNE ADAYLARI KATILABİLİYOR

    Beylikdüzü’nde ikamet eden anne adaylarının katılabileceği etkinlik dört hafta boyunca devam edecek. Gebelik öncesi ve sonrası beslenmeden nefes tekniklerine, gebelik psikolojisinden yeni doğan bakımına kadar birçok konuda eğitim alacak anne adayları dört haftalık süreyi başarıyla tamamladıkları taktirde sertifika almaya hak kazanacak.

     (FOTOĞRAFLI)



  • Yerli teknoloji Digime3D 2,2 milyon lira değerleme ile yatırım aldı

    İSTANBUL, (DHA) - ÜÇ boyutlu görüntüleme teknolojisi ile vücut analizi yapan Digime3D girişimi 2,2 milyon lira değerleme ile ilk yatırımını Tarvenn'den aldı. 

    İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde sağlık girişimlerinin gelişimini hedefleyen ve Türkiye’de bu konuda bir ilki gerçekleştiren BioCube İstanbul Sağlık İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi girişimlerinden biri olan Digime3D, yerli sermaye ile kurulmuş olan ve uluslararası alanda faaliyet gösteren yatırım ve danışmanlık firması Tarvenn’den yatırım aldı. Üç boyutlu vücut tarama teknolojisini, geliştirdiği yazılım ve özel donanımlar ile birleştirerek taşınabilir ve düşük maliyetli hale getiren Digime3D, tüm vücut ölçülerinin otomatik olarak alınmasını; vücut, yağ ve kalori analizi yapılabilmesini, grafik destekli raporlama araçları sayesinde tüm bu verilerin kolaylıkla takip edilmesini sağlıyor.

    Türkiye’de ilk defa sağlık inovasyonunu ve girişimciliğini desteklemek için İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından kurulan 'Biocube İstanbul' çatısı altındaki girişimlerden Digime3D, geliştirdiği özel yazılım ve yüksek hassasiyetli 3D tarayıcı sayesinde, vücudunuzun kusursuz bir üç boyutlu modelini oluşturmanızı ve vücudunuzun hangi bölgesinde değişiklik olduğunu net bir şekilde görmenizi sağlıyor. Digime3D’nin 'DigiHealth' çözümü vücut yağ oranı ve günlük kalori ihtiyacı gibi birçok verinin eşzamanlı olarak hesaplanması vegelişimlerin takip edilmesine imkan sağlıyor. Yüksek hassasiyeti ve taşınabilir özelliği sayesinde dünyadaki rakiplerinden ayrılan Digime3D; spor merkezleri, diyetisyenler, sağlık kurumları ve tekstil firmaları için düşük maliyetli, yüksek hassasiyetli ve kolay kullanılabilen bir çözüm sunuyor.  

    YÜKSEK HASSASİYETLE VÜCUT ANALİZİ VE TAKİBİ

    Geliştirdikleri özel yazılım sayesinde yüksek hassasiyetle vücut görüntülenmesi ve analizi yapılmasını sağladıklarını ifade eden Digime3D Kurucusu Derya Kavarna, sundukları hizmet ile spor merkezleri, diyetisyenler ve kişiye özel moda tasarımı yapan firmalar için müşteri memnuniyeti ve bağlılığını arttıran teknoloji odaklı bir çözüm sunmayı hedeflediklerini ve çalıştıkları müşterilerden harika geri dönüşler aldıklarını belirtti. 

    HEDEF; YURT DIŞI PAZARLAR

    Kavarna, "Tarvenn’den aldığımız yatırımla finansal ve operasyonel olarak güçlenerek daha fazla müşteriye ulaşmayıve yakın zamanda yurtdışına açılmayı hedefliyoruz. Tarvenn’in desteği ile büyüme ve kurumsallaşma yolunda büyük adımlar attık. Bir yatırımcıdan çok ekip arkadaşı gibi her adımda birlikte çalışıyoruz. Tarvenn’in geniş ağı ve uluslararası bağlantıları sayesinde kurumsal işbirliklerini arttırmanın yanında yurtdışı pazarlara da açılacağız” dedi.

    "RAKİPLERİNİN ÇOK ÖTESİNDE YERLİ TEKNOLOJİ"

    Geliştirdiği yazılım sayesinde bilimsel yöntemlere dayalı olarak yüksek hassasiyetle ölçüm yapabilen Digime3D’nin, dünyadaki rakiplerinden bile çok önde olduğunu belirten Tarvenn Genel Müdürü Mustafa Kopuk, “Kişiye özel teknolojik çözümler hayatımızda her geçen gün daha fazla öneme sahip oluyor. Digime3D sunduğu çözüm ile firmaların müşterilerine daha kaliteli ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmasına yardımcı oluyor. Sağlık, spor, tekstil gibi insan vücudunun konu olduğu birçok sektörde kullanılabilecek olan Digime3D; vücut yağ oranı, ideal vücut ağırlığı, günlük kalori ihtiyacı gibi verileri hesaplarken, kişiye zaman içindeki değişimini takip etme fırsatı veriyor. Hızlı bir şekilde yurtiçi ve yurtdışındaki kurumsal iş birliklerini arttırarak marka bilinirliği yaratmayı hedefliyoruz” diye konuştu. 

    MOBİL CİHAZLA KİŞİSEL DEĞİŞİM TAKİBİ

    Taşınabilirve yüksek hassasiyetli ölçümü ile dünyadaki rakiplerinden ayrılan girişim, üç boyutlu tarayıcı ile 40 saniye gibi kısa bir sürede vücudunuz 3 boyutlu bir modelini oluşturuyor. Bu model üzerinden hata payı bırakmayacak şekilde tüm vücut ölçülerinin alınmasını sağlıyor. Vücut yağ oranı, ideal vücut ağırlığı, günlük kalori ihtiyacı gibi verileri hesaplayarak, kişinin zaman içerisindeki gelişimini görsel olarak takip etmesini sağlıyor.

    (FOTOĞRAF)
     



  • (Görüntülü) MÜSİAD Başkanı Kaan: Meselemiz Türkiye olsun

    İSTANBUL, (DHA) - MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, "24 Haziran seçimlerini güçlü Türkiye yolunda sadece bir durak olarak görüyoruz. Bu durağı da sağ salim geçeceğimizi düşünüyoruz" dedi. 'Meselemiz Türkiye olsun' başlıklı kampanya başlattıklarını ve çeşitli projeler hayata geçireceklerini söyleyen Kaan, MÜSİAD olarak ellerini taşın altına koyacaklarını belirtti. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan 24 Haziran seçimlerine 2 gün kala değerlendirmelerde bulunarak 'meselemiz Türkiye olsun' sloganıyla başlattıkları kampanya hakkında bilgi verdi. Kampanya kapsamında çeşitli projeler ortaya koyacaklarını söyleyen Kaan, projeleri şöyle sıraladı: "'Meselemiz Türkiye olsun' sloganıyla sosyal medya da özellikle gençlerimizi dikkate alarak çünkü geleceğimiz gençlerimiz, kampanya başlattık. Bu kampanya sadece gençlere yönelik değil tabi toplumun tamamını kapsıyor. Bu başlık altında, dünyanın her toprağında Türkiye?nin adını duyurarak; Ticaret Diplomasisi Modeli, tarım ve hayvancılıkta Türkiye?yi bir dünya markası yaparak; Tarımsal Yatırım Fonu Projesi, ekonomiyi faiz kıskacından kurtararak; İslami ve İnsani Finans Modeli, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak; Biyogaz Organik ve Organomineral Gübre Tesisleri Projesi, taklit değil özgün medeniyeti savunarak; Kültür Ekonomileri Modeli, üretim odaklı büyümede bölgesel kalkınmanın gücüne inanarak; Toplu Sanayi İdaresi Modeli gibi projeler geliştirdik." "SEÇİM SONRASINDA HER ŞEYE HAZIRIZ" 24 Haziran seçimlerinin önemine dikkat çeken Kaan, "Bu seçimi ve devamını ülkemizi daha üst seviyelere çıkaracak bir çalışmanın devamı olarak görüyoruz. O yüzden seçimi çok fazla önemsiyoruz. 24 Haziran seçimlerini güçlü Türkiye yolunda sadece bir durak olarak görüyoruz. Bu durağı da sağ salim geçeceğimizi düşünüyoruz. Biz 'meselemiz Türkiye olsun' başlığıyla hem projelerimizi ortaya koyuyoruz hem seçim sonrasında her şeye hazır olduğumuzu, elimizi taşın altına koyacağımızı belirtmek istiyoruz" diye konuştu. "TÜRKİYE'Yİ DAHA İYİ SEVİYEYE GETİRMEK İÇİN ÇABALAMALYIZ" Artık bir olmak ve ayrıştırma yapmamak gerektiğinin altını çizen Kaan, "Her gün projelerimizi üçer tane kamuoyuna anlatarak diyoruz ki, artık bir olmalıyız, ayrıştırmalardan vazgeçin bu memleket bizim, geçmişte yaşanan sıkıntıları bir kenara bırakın meselemiz Türkiye olsun. Amacımız Türkiye'yi daha iyi bir seviyeye getirecek çaba içerisinde olalım. Bu düşüncelerle herkesi çalışmaya davet ediyoruz" dedi. "MESELEMİZ ÜLKEMİZ OLURSA HEM GELECEĞİMİZİ HEM DE NESİLLERİ KURTARIRIZ" Kendilerinin sadece bugünü değil geleceği ve nesilleri kurtarmak amacında olduklarını söyleyen Kaan, "Bir toprak parçasını memleket yapan şey onun uğrunda kendinizden ne kadar feragat edebildiğinizdir. Meseleniz kendiniz olursa sadece günü kurtarırsınız. Meseleniniz eğer ülke ise gelecek nesilleri hatta torunlarınızı bile kurtarmış olursunuz. O yüzden biz sadece kendimizi ve bugünü değil geleceği ve nesilleri kurtarmak peşindeyiz" ifadelerini kullandı. "YATIRIMLARDAN VE BÜYÜK ÜLKE HAYALİMİZDEN VAZGEÇEMEYİZ" Türkiye'nin başına gelen birçok kötü senaryonun halkın desteğiyle bertaraf edildiğine dikkat çeken Kaan, "Bu saatten sonra yatırımlardan, büyük ülke hayalimizden, 2023, 2053 hedeflerinden vazgeçemeyiz. Kamuoyunda 'yatırımları durduracağız' gibi söylemler var bunları hiç hoş karşılamıyoruz. Bu kazanımlardan vazgeçmeden Türkiye'yi daha üst seviyelere çıkaracak çalışmalar yapmalıyız. İhracatı artırmak için yatırım ortamlarını iyileştirmemiz gerekiyor, aynı şekilde imalata, üretime yönelik yapmamız gerekiyor" diye konuştu. "MESLEK LİSELERİ YAYGINLAŞIRSA GENÇ İŞSİZLİK DÜŞECEKTİR" İşsizlik rakamların yüzde 10'lar değil daha düşük seviyelerde olduğunu ifade eden Kaan, "Ben öyle düşünüyorum, çünkü uluslararası genç işsizlik rakamı açıklanıyor ama Avrupa'da 15 yaşından sonra genelde eğitim sisteminin içinde meslek liseleri yüzde 80 seviyesinde onun için 15 yaşından sonra okuyan gençler aynı zamanda çalışıyorlar ve istihdam edilmiş gibi gözüküyor. Bizde 15-18 yaş hatta 20 yaşına kadar çalışma imkanları okurken mümkün değil, eğitim sistemimiz ona uygun değil. Eğitim sisteminde meslek liselerinin biraz daha artığını düşünürsek genç işsizliğin ciddi olarak düşeceğini düşünüyorum. Meslek lisesi eğitiminin genç işsizliği kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor" dedi.



  • (Görüntülü) TBMM Başkanı Kahraman’dan seçim çağrısı

    İSTANBUL, (DHA)–TBMM Başkanı İsmail Kahraman, “Bir yanda Recep Tayyip Erdoğan, diğer yanda Muharrem İnce veya diğerleri var. Getirecek mührü oraya basacak. Basma, etme, eyleme, yanlış etme. Sonra çok üzülecek bu insanlar” dedi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Milletvekilleri, belediye başkanları ve partililer, Yenikapı’da bulunan Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen Kanaat Önderleri Buluşması’nda bir araya geldi. Yoğun katılımın sağlandığı yemekli toplantıda birlik, beraberlik ve güven mesajları verildi. “BU PARTİNİN KURUCUSU TEKTİR” TBMM Başkanı İsmail Kahraman toplantıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında konuştu. Türkiye’nin hedeflerine doğru gidebilmesi için, kubbenin ayakta kalabilmesi için, güçlü sütunların onu desteklemesi gerektiği benzetmesi yapan Kahraman, “En az Cumhurbaşkanlığı kadar da meclisteki sayı önemli. O noktada da çalışmamız gerekir. Bu partinin kurucusu tektir. 72 tane kurucu gözükür ama partinin kurucusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bunu unutan bazı arkadaşlarımız vardır, böyle yanlışlara girmemek lazım. Cenabı hak bize böyle bir ismi verdi. Allah öyle kabiliyetler vermiş ki bugün sadece Türkiye Cumhurbaşkanı değil, bir dünya lideri var. Onun önünü kesmek istiyorlar” açıklamasında bulundu. “SONRA ÇOK ÜZÜLECEKLER” Yolunu kaybedenler olduğuna vurgu yapan Kahraman, “Allah ıslah etsin, yazık. Bir yanda Recep Tayyip Erdoğan, diğer yanda Muharrem İnce veya diğerleri var. Getirecek mührü oraya basacak. Basma! Etme, eyleme, yanlış etme! Sonra çok üzülecek bu insanlar” dedi. “BU MİLLET HİÇ GERİYE GİTMEMİŞTİR” Toplantıya katılan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ise, "Bizleri bir araya getirerek geleceğe karşı umutlanmamızı sağladılar" diyerek, toplantıya katılımdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kurtulmuş, “Buradan geriye dönüş yok. Hani birileri diyor ya bize oy verin, geriye gidelim.Eğer eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı. Bu millet hiç geriye gitmemiş, hiç geri vites atmamış, hep ileriye gitmiştir” ifadelerini kullandı. Millete güven vurgusu yapan Bakan Kurtulmuş, “Bu seçim kampanyasında bana birkaç yerde soruldu; 'Ya bu Tayyip Erdoğan, neden çıtayı yüzde 50 artı 1'e çıkardı' dediler. 'Ne güzel, yüzde 34 ile, 49 ile iktidar oluyorduk' dediler. Bu hareketin en önemli özelliği millete güvenmektir. Millete güvenen çıtayı yüzde 50 artı 1'e de çıkardır, daha da yukarıya çıkardır. Çünkü bu millet bu harekete sahip çıkar.Niye Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, 'Yüzde 51 alalım da Cumhurbaşkanını halk seçsin' sesleri hiç gelmedi. Şimdi seçim kampanyasında bazı şeyler söylüyorlar. Hızlarını alamıyorlar, geriye gideceğiz diyorlar. Çünkü yüzde 50 artı 1 onları korkutur. Çünkü onlar millete güvenmez, onlar milletin, kendi başına bırakılırsa davulcuya, zurnacıya kaçacağını zannederler, onun için de arada sırada tankla, tüfekle ayar vermeye kalkarlar” şeklinde konuştu. “BİRİLERİ BİZİ AŞAĞI ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR” Henüz dünyanın süper liginde olmadığımızı dile getiren Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 10 büyük ülkeden biri olmadığımızı söyleyerek, “Play-off'da şampiyonluk oynuyoruz. Birileri bizi aşağı indirmeye çalışıyor. Birileri elinden gelse amatör kümeye göndermek istiyor. Biz şampiyonlar ligine, süper lige çıkacağız ve İslam milletinin gözbebeği olan bu milleti, dünyanın en iyi ülkelerinin arasına sokacağız” açıklamasında bulundu. “BU SOKAKLARDA İZİ VE TERİ OLAN KARDEŞLERİMİZLE BİR ARAYA GELELİM DEDİK” Toplantının ev sahiplerinden biri olan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu ise, “Bizler bir emanetçi olarak, Avrupa Yakası'nda Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta kardeşim, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı ile beraber oturduk ve kardeş kardeş ilçelerimizle bir çalışma yapalım dedik. Bu gönül sofrasında dava emeği olan, bu sokaklarda izi olan ve teri olan kardeşlerimizle bir araya gelelim dedik" diyerek, katılım gösteren herkese teşekkür etti.



  • Eyüpsultan’da 4 buçuk yılda 14 okul yıkılıp yeniden yapıldı

    İSTANBUL, (DHA) -Eyüpsultan Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün çalışmaları kapsamında 4 buçuk yıl içerisinde 14 okul yıkılıp yeniden yapılırken, 16 okul ise güçlendirme çalışmaları ile deprem riskine karşı hazır hale getirildi. Okulların temizliğine verilen önemle, 75 okuldan 66’sına da hijyen ve mükemmelliğin kanıtı olan 'Beyaz Bayrak' verildi.

    Aralarında Alibeyköy Anadolu Lisesi, Prof. Kaya Gürsel Ortaokulu, Serdar Aksun Anaokulu, Kemerburgaz Ragıp Kumangil İlkokulu, Şehit Furkan Doğan Anadolu İmam Hatip Lisesi, Dede Korkut Ortaokulu, Alibeyköy Ortaokulu, Düğmeciler Anaokulu, Vatan Mesleki Teknik Anadolu Lisesi, Esentepe İlkokulu, İslambey İlkokulu'nun da olduğu birçok okul hizmete girdi.

    2018-2019 Eğitim öğretim döneminde ise yapımı devam eden Alibeyköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Mimar Sinan İlk-Ortaokulu, Hacı Osman Torun Anadolu İmam Hatip Lisesi eğitimlerine başlayacağı belirtildi.

    Yeni okulların yapılması ve var olan okulların ihtiyaç duyduğu tadilat çalışmalarının yerine getirilmesinin yanı sıra, öğrencilerin hijyenik bir ortamda eğitim hayatını sürdürmeleri için belediye ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Okulların temizliğine verilen önemle ilçede bulunan 75 okuldan 66’sına hijyen ve mükemmelliğin kanıtı olan 'Beyaz Bayrak' verildi.

    (FOTOĞRAF)



  • 2 bin 800 yeni mezundan fener alaylı veda

    LEFKOŞA, (DHA)- DOĞU Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) 2017–2018 Akademik Yılı Bahar Dönemi mezunları, cübbelerini giyerek ellerinde meşalelerle geleneksel Fener Alayı Mezuniyet Yürüyüşü’nü gerçekleştirdi. Yürüyüşe 2 bin 800’e yakın mezun katıldı.

    Akademik yılı tamamlayan öğrenciler, öğretim görevlileri, yönetsel personel ile öğrenci aileleri, meşaleler ve hep bir ağızdan söyledikleri şarkılar eşliğinde, Mağusa Gelişim Akademisi önünden başlayıp üniversitenin önemli sembolik mekanlarından biri olan Atatürk Meydanı’na kadar yürüdü. Öğrenciler, yürüyüşle Gazimağusa kentine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve DAÜ’ye sembolik olarak veda etmiş oldu. Yaklaşık bir saat süren mezuniyet yürüyüşünde DAÜ Öğrenci İşleri’nden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halit Tanju Besler öncülüğünde DAÜ’ye getirilen mezunlar, Atatürk Meydanı’nda DAÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam ile Akademik İşler’den Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Özkaramanlı tarafından karşılandılar.

    Prof. Dr. Osam, mezunlara, yeni hayatlarında başarılar dileyerek DAÜ ailesi olarak her bir mezunla gurur duyduklarını vurguladı. Prof. Dr. Osam`ın mezunlara yaptığı kısa konuşmanın ardından, coşkulu kalabalık meydanda mezuniyet kutlamalarına devam ettiler.

    (FOTOĞRAF)



  • Pegasus’un teknik eğitim kalitesi Avrupa standartlarında tescillendi

    ANIL UÇAN/İSTANBUL(DHA)-Havayolu sektöründe emniyetli uçuşun ilk adımını kaliteli bakım, kaliteli bakımın ilk koşulunu da nitelikli personel olarak tanımlayan Pegasus çok önemli bir başarıya imza atarak nitelikli bakım personeline verdiği eğitimin kalitesini EASA Part-147 onayı ile tescillendirdi.

    EASA.147.0146 nolu Part-147 Bakım Eğitim Organizasyonu onayı, verilen eğitimin Avrupa Birliği standartlarında olduğunu belgeliyor ve bu belge ile birlikte Pegasus tarafından verilen uçak bakım tip eğitimleri dünya çapında geçerlilik kazanmış oluyor.

    6 ay gibi kısa bir sürede bu yetkiyi alan Pegasus’un, Airbus A318/A319/A320/A321 (CFM56), Airbus A319/A320/A321 (CFM LEAP-1A) ve B737-600/700/800/900 (CFM56) uçak bakım tip eğitimlerini vermeye yetkisi bulunuyor.

    (FOTOĞRAF)



  • (Görüntülü) Uluslararası Yoga Günü Nişantaşı Sanat Parkı’nda kutlandı

    İSTANBUL,(DHA)- YOGA tutkunları, 21 Haziran Uluslararası Yoga Günü’nü Nişantaşı Sanat Parkı’nda yoga yaparak kutladı. Şişli Belediyesi ve Hindistan Başkonsolosluğu işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe yaklaşık 300 yoga tutkunu ile birlikte Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Hindistan Ankara Büyükelçisi Sanjay Bhattacharyga, Hindistan İstanbul Başkosolons vekili Purnojyoti Mukherjee de katıldı. Uzman eğitmenler eşliğinde verilen eğitimde açık havada keyifli anlar yaşayan katılımcılar, yaptıkları yoganın ardından hep birlikte mudralarla dans etti. Yoga tutkunları daha sonra Taka Dihmi Dans grubunun gösterisini izledi. “HERKES YOGA YAPMAYA KATILSIN VE DENEYİMLESİN” Kalabalıkla yoga yapmaktan keyif aldığını söyleyen Özlem Yazıcı,”Çok eğlenceli ve keyifli bir ortamdayız. Hem bütünün parçası olup, hem de onlardan bağımsız olmak güzel bir duygu. Herkese tavsiye ediyorum. Herkes yoga yapmaya katılsın ve deneyimlesin” dedi. “YOGA HAYATI VE İNSANLARI SEVMEK DEMEK” Yoga yapmaya gelen Azerbaycanlı Rahman Mohammed Zade ise,”Yoga birbirine bağlanmak, sağlık, spor, hayatı ve insanları sevmek, saygı, birlik ve dostluk demektir” diye konuştu. “YOGA YAPAN İNSANLARIN SAYISI ARTTIKÇA KENDİSİYLE BARIŞIK İNSANLAR ÇOĞALIYOR” Spora verdikleri önemi dile getiren Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü,”Tüm yoga tutkunlarını bir araya getirdik. Yoga bilincimizi yükseltmek ve daha huzurlu bireyler olmak için ideal bir spor. Yoga yapan insanların sayısı arttıkça kendisiyle barışık insanlar çoğalıyor. Bu tarz etkinlikleri Şişli’de artırmak istiyoruz” dedi.



  • (Görüntülü) Uluslararası Yoga Günü Nişantaşı Sanat Parkı’nda kutlandı

    İSTANBUL,(DHA)- YOGA tutkunları, 21 Haziran Uluslararası Yoga Günü’nü Nişantaşı Sanat Parkı’nda yoga yaparak kutladı. Şişli Belediyesi ve Hindistan Başkonsolosluğu işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe yaklaşık 300 yoga tutkunu ile birlikte Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Hindistan Ankara Büyükelçisi Sanjay Bhattacharyga, Hindistan İstanbul Başkosolons vekili Purnojyoti Mukherjee de katıldı. Uzman eğitmenler eşliğinde verilen eğitimde açık havada keyifli anlar yaşayan katılımcılar, yaptıkları yoganın ardından hep birlikte mudralarla dans etti. Yoga tutkunları daha sonra Taka Dihmi Dans grubunun gösterisini izledi. “HERKES YOGA YAPMAYA KATILSIN VE DENEYİMLESİN” Kalabalıkla yoga yapmaktan keyif aldığını söyleyen Özlem Yazıcı,”Çok eğlenceli ve keyifli bir ortamdayız. Hem bütünün parçası olup, hem de onlardan bağımsız olmak güzel bir duygu. Herkese tavsiye ediyorum. Herkes yoga yapmaya katılsın ve deneyimlesin” dedi. “YOGA HAYATI VE İNSANLARI SEVMEK DEMEK” Yoga yapmaya gelen Azerbaycanlı Rahman Mohammed Zade ise,”Yoga birbirine bağlanmak, sağlık, spor, hayatı ve insanları sevmek, saygı, birlik ve dostluk demektir” diye konuştu. “YOGA YAPAN İNSANLARIN SAYISI ARTTIKÇA KENDİSİYLE BARIŞIK İNSANLAR ÇOĞALIYOR” Spora verdikleri önemi dile getiren Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü,”Tüm yoga tutkunlarını bir araya getirdik. Yoga bilincimizi yükseltmek ve daha huzurlu bireyler olmak için ideal bir spor. Yoga yapan insanların sayısı arttıkça kendisiyle barışık insanlar çoğalıyor. Bu tarz etkinlikleri Şişli’de artırmak istiyoruz” dedi.



  • MÜSİAD Başkanı Kaan: Meselemiz Türkiye olsun

    İSTANBUL, (DHA) - MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, "24 Haziran seçimlerini güçlü Türkiye yolunda sadece bir durak olarak görüyoruz. Bu durağı da sağ salim geçeceğimizi düşünüyoruz" dedi. 'Meselemiz Türkiye olsun' başlıklı kampanya başlattıklarını ve çeşitli projeler hayata geçireceklerini söyleyen Kaan, MÜSİAD olarak ellerini taşın altına koyacaklarını belirtti.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan 24 Haziran seçimlerine 2 gün kala değerlendirmelerde bulunarak 'meselemiz Türkiye olsun' sloganıyla başlattıkları kampanya hakkında bilgi verdi. Kampanya kapsamında çeşitli projeler ortaya koyacaklarını söyleyen Kaan, projeleri şöyle sıraladı:

    "'Meselemiz Türkiye olsun' sloganıyla sosyal medya da özellikle gençlerimizi dikkate alarak çünkü geleceğimiz gençlerimiz, kampanya başlattık. Bu kampanya sadece gençlere yönelik değil tabi toplumun tamamını kapsıyor. Bu başlık altında, dünyanın her toprağında Türkiye’nin adını duyurarak; Ticaret Diplomasisi Modeli, tarım ve hayvancılıkta Türkiye’yi bir dünya markası yaparak; Tarımsal Yatırım Fonu Projesi, ekonomiyi faiz kıskacından kurtararak; İslami ve İnsani Finans Modeli, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak; Biyogaz Organik ve Organomineral Gübre Tesisleri Projesi, taklit değil özgün medeniyeti savunarak; Kültür Ekonomileri Modeli, üretim odaklı büyümede bölgesel kalkınmanın gücüne inanarak; Toplu Sanayi İdaresi Modeli gibi projeler geliştirdik."

    "SEÇİM SONRASINDA HER ŞEYE HAZIRIZ"

    24 Haziran seçimlerinin önemine dikkat çeken Kaan, "Bu seçimi ve devamını ülkemizi daha üst seviyelere çıkaracak bir çalışmanın devamı olarak görüyoruz. O yüzden seçimi çok fazla önemsiyoruz. 24 Haziran seçimlerini güçlü Türkiye yolunda sadece bir durak olarak görüyoruz. Bu durağı da sağ salim geçeceğimizi düşünüyoruz. Biz 'meselemiz Türkiye olsun' başlığıyla hem projelerimizi ortaya koyuyoruz hem seçim sonrasında her şeye hazır olduğumuzu, elimizi taşın altına koyacağımızı belirtmek istiyoruz" diye konuştu.

    "TÜRKİYE'Yİ DAHA İYİ SEVİYEYE GETİRMEK İÇİN ÇABALAMALIYIZ"

    Artık bir olmak ve ayrıştırma yapmamak gerektiğinin altını çizen  Kaan, "Her gün projelerimizi üçer tane kamuoyuna anlatarak diyoruz ki, artık bir olmalıyız, ayrıştırmalardan vazgeçin bu memleket bizim, geçmişte yaşanan sıkıntıları bir kenara bırakın meselemiz Türkiye olsun. Amacımız Türkiye'yi daha iyi bir seviyeye getirecek çaba içerisinde olalım. Bu düşüncelerle herkesi çalışmaya davet ediyoruz" dedi.

    "MESELEMİZ ÜLKEMİZ OLURSA HEM GELECEĞİMİZİ HEM DE NESİLLERİ KURTARIRIZ"

    Kendilerinin sadece bugünü değil geleceği ve nesilleri kurtarmak amacında olduklarını söyleyen Kaan, "Bir toprak parçasını memleket yapan şey onun uğrunda kendinizden ne kadar feragat edebildiğinizdir. Meseleniz kendiniz olursa sadece günü kurtarırsınız. Meseleniniz eğer ülke ise gelecek nesilleri hatta torunlarınızı bile kurtarmış olursunuz. O yüzden biz sadece kendimizi ve bugünü değil geleceği ve nesilleri kurtarmak peşindeyiz" ifadelerini kullandı.

    "YATIRIMLARDAN VE BÜYÜK ÜLKE HAYALİMİZDEN VAZGEÇEMEYİZ"

    Türkiye'nin başına gelen birçok kötü senaryonun halkın desteğiyle bertaraf edildiğine dikkat çeken Kaan, "Bu saatten sonra yatırımlardan, büyük ülke hayalimizden, 2023, 2053 hedeflerinden vazgeçemeyiz. Kamuoyunda 'yatırımları durduracağız' gibi söylemler var bunları hiç hoş karşılamıyoruz. Bu kazanımlardan vazgeçmeden Türkiye'yi daha üst seviyelere çıkaracak çalışmalar yapmalıyız. İhracatı artırmak için yatırım ortamlarını iyileştirmemiz gerekiyor, aynı şekilde imalata, üretime yönelik yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

    "MESLEK LİSELERİ YAYGINLAŞIRSA GENÇ İŞSİZLİK DÜŞECEKTİR"

    İşsizlik rakamların yüzde 10'lar değil daha düşük seviyelerde olduğunu ifade eden Kaan, "Ben öyle düşünüyorum, çünkü uluslararası genç işsizlik rakamı açıklanıyor ama Avrupa'da 15 yaşından sonra genelde eğitim sisteminin içinde meslek liseleri yüzde 80 seviyesinde onun için 15 yaşından sonra okuyan gençler aynı zamanda çalışıyorlar ve istihdam edilmiş gibi gözüküyor. Bizde 15-18 yaş hatta 20 yaşına kadar çalışma imkanları okurken mümkün değil, eğitim sistemimiz ona uygun değil. Eğitim sisteminde meslek liselerinin biraz daha artığını düşünürsek genç işsizliğin ciddi olarak düşeceğini düşünüyorum. Meslek lisesi eğitiminin genç işsizliği kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor" dedi.

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)