MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Öğrenciler yeteneklerini keşfedecek

    İSTANBUL, (DHA)- Venezia Mega Outlet'te yarıyıl tatili boyunca çocuklara yönelik Masal ve Sanat Atölyesi etkinlikleri yapılacak. Atölyelerle hedeflenen ise çocukların yeteneklerini keşfetmek.

    Venezia Mega Outlet'ten yapılan açıklamada, yarıyıl tatilinde birbirinden farklı ve eğlenceli etkinliklerle çocuk ziyaretçilere keyif dolu anlar yaşatmanın amaçlandığı belirtildi. Bugün Maske Atölyesi ile başlayan etkinliklerin, 24 Ocak Perşembe günü Ekolojik Tasarım Atölyesi ile devam edeceği ifade edildi. Ekoloji ve dünya hakkında hikayeler dinleyen çocuklar, doğadaki malzemeleri ve kili kullanarak heykeller yapacak.

    Çocuklar, 26 Ocak Cumartesi günü gerçekleşecek Ahşap Oyuncak Atölyesi'nde dinledikleri masalda bulunan karakterlerin ahşap oyuncaklarını istedikleri gibi süsleyecekler. 27 Ocak Pazar günü ise Kukla Yapım Atölyesi'nde, çocuklar bir kukla masalı dinletisinin ardından, renkli çoraplar ve düğmelerle kendi kuklalarını tasarlayacaklar. Etkinlikler tüm gün boyunca 3 seans olarak gerçekleşecek. Venezia Mega Outlet’te 26-27 Ocak tarihlerinde çocuklar için dans yarışmaları, yüz boyama ve sürpriz aktiviteler gerçekleştirecek özel ekip de yer alacak.



  • Hepsiburada Davos Zirvesi’ne katılacak

    İSTANBUL, (DHA)- DÜNYA Ekonomik Forumu’nun (WEF) 22-25 Ocak tarihlerinde Davos’ta gerçekleşecek zirvesine Doğan Online Kurucusu ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner'in katılacağı açıklandı. 350’yi aşkın oturumun yapılacağı zirvede Boyner'in, 'Dijital Ekosistemler Dünyasında Şirket Teorisi' başlıklı panelde konuşmacı olarak yer alacağı belirtildi.

    Dünya Ekonomik Forumu’nun 22-25 Ocak’ta İsviçre’nin Davos kasabasında düzenleyeceği zirvenin bu yılki ana teması 'Küreselleşme 4: Dördüncü Sanayi Devrimi Çağında Küresel Yapıyı Şekillendirmek'. Zirveye 110 ülkeden 3 binden fazla iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak ve 350'yi aşkın oturum gerçekleştirilecek.

    DİJİTAL DÖNÜŞÜM ELE ALINACAK

    Hepsiburada'dan yapılan açıklamada, 60'dan fazla ülkenin devlet başkanı ve başbakan düzeyinde temsil edileceği zirvede, dijitalleşme ekosisteminin masaya yatırılacağı panelde Doğan Online Kurucusu ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner'in Türkiye’nin yeni ekonomisinin büyük potansiyeline değineceği, perakendenin dijital dönüşümüne nasıl öncülük ettiklerini, Hepsiburada’nın çalışmalarından ve projelerinden örnekler vererek paylaşacağı ifade edildi.  Boyner'in, panelde Türkiye’nin dijital dönüşümünü, devletin bu konudaki vizyon ve öncü bakış açısını da ele alarak tüm dünyaya anlatacağına dikkat çekildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    "Hanzade Doğan Boyner, global büyümenin katılımcı ve sürdürülebilir olması gerekliliğine vurgu yaparken eğitimin ve fırsat eşitliğinin öneminin de altını çizecek. Ekosistemin ve özellikle işletmelerin dijital ekonomiye dahil olmalarının nasıl kolaylaştırılması gerektiğine ışık tutacak olan Boyner, dijitalleşme sürecinde müşterisinden çalışanlarına tüm ekosistem için gerekli kalkınma modellerine işaret edecek."

    DAVOS ZİRVESİ HAKKINDA

    22 Ocak’ta düzenlenecek olan panelde dijital platformlar ve dijitalleşme ekosistemi 'radikal müşteri odaklılık', 'girişimci kültür ve organizasyonel çeviklik', 'işbirliği ve rekabetin yeni yolları', 'teknoloji ve dijitalleşmenin küreselleşmeye etkileri' gibi çeşitli başlıklar ele alınacak. Hepsiburada, Dünya Ekonomik Forumu tarafından geçen yıl gerçekleşen zirve sonrasında Ocak 2018’de yayımladığı farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve kendi sektörünün öncüsü şirketlerin uygulamalarını örnek vaka olarak sunan 'Geleceğin Çalışma Modelleri' raporunda da hem Türkiyehem e-ticaret alanından incelenen tek firma olarak yer almıştı.



  • McGurk'ün açıklamasına TEPSAM'dan tepki

    İSTANBUL, (DHA)- ABD’nin eski terör örgütü DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk'ün 'Türkiye’nin Suriye konusunda güvenilir partner olmadığına' yönelik açıklamasına TEPSAM'dan tepki geldi. TEPSAM tarafından yapılan açıklamada, "Bu söylem, PKK propagandasının tekrarı olmaktan başka bir şey değildir" ifadelerine yer verildi.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın, ABD’nin eski terör örgütü DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi McGurk'a Twitter'dan tepki göstermesinin ardından Ortadoğu üzerine önemli araştırmalar yapan Türkiye Ekonomik Politik ve Stratejik Araştırma Merkezi'nden de (TEPSAM) konuya ilişkin bir açıklama geldi. TEPSAM'ın yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin Suriye'de, aralarında aşırılık yanlılarının da bulunduğu muhalif gruplarına destek verdiğini yazan McGurk, bu grupların çok küçük olduğunu, bu yüzden ABD'nin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) alternatif olamayacağını ifade etmiş olması ABD terör örgütlerine desteğinin göstergesidir" denildi.

    "TÜRKİYE OLMADAN ORTADOĞU DÜŞÜNÜLEMEZ"

    TEPSAM Başkanı Teoman Yıldırım, Brett McGurk için, "Türkiye, karşı tarafında hamlelerini gözlediği satranç tahtasındaki hamlelerini yapıyor. Türkiye’nin toprak bütünlüğü adına her ne pahasına olursa olsun her türlü gerekli adımı atacaktır. Türkiye Afrin operasyonu ile göstermiş olduğu gibi Türkiye’nin Suriye’de ABD ihtiyacı yok aksine ABD’nin Ortadoğuda her zaman Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Ortadoğu kaynayan bir kazan olmuş olsada Türkiye olmadan Ortadoğu düşünülmez" ifadelerini kullandı.

    "SİYASİ BİR ALGI OPERASYONU"

    Teoman Yıldırım, "Türkiye'nin desteklediği silahlı muhaliflerin, şu anda SDG'nin bulunduğu Suriye'nin kuzeydoğusuna yerleştirilmesiyle ilgili görüşmelerin yürütüldüğünü ileri süren McGurk, bu tür adımların kaosa yol açacağını, aşırılığın yayılması için uygun ortamı oluşturacağını, binlerce Kürt'ü evinden edeceğini ve Suriyeli Hristiyanların hayatını riske atacağı söylemlerinin tamamen ülkemiz üzerinden Türkiye'nin üniter devlet yapısının bozmak amaçlı olarak Kürt vatandaşlarımız üzerinden yapılan siyasi bir algı operasyonudur. ABD’nin PKK ile Kürt vatandaşları ayrımını yapmalı yoksa aksi durumda Türkiye gerekli adımları atmak zorundadır" diye konuştu.

    "ABD DESTEĞİNE İNANIYORLAR"

    'ABD desteği PKK, PYD ve YPG terör örgütlerinin kendilerine fazla güvenmesine neden oldu' diyen Teoman Yıldırım, "ABD, Suriyeli Kürtler ve Türkiye arasında bir ateşkesin sağlanması için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Güvenli bölge önerisini de bu yüzden ortaya atıyor. Fakat Ankara 'terörist' olarak tanımladığı Suriyeli Kürtlerle herhangi bir anlaşmaya girmeyecektir. Aynı zamanda Türklerle Kürtlerin bölgede karşı karşıya gelerek birbirleriyle çatışmaya gireceklerini hesaplayan bir PKK /PYD mevcut. Bu noktadan sonra kuzey Suriye'de devlet benzeri bir yapı kuran Suriyeli Kürtlerin ABD hava kuvvetleriyle yürüttükleri müttefikliği devam ettirmeleri çok zor. ABD ile yapılan iş birliği  PKK, PYD ve YPG destekçilerinin kendilerine fazla güvenmesine ve ABD hava desteğinin devam edeceğine inanmalarına yol açmaktadır" ifadelerini kullandı.

    'Barajların ve suyun PKK'nın elinde olmamasını Türkiye izin vermez' diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

    "Türkiye'nin isteği Fırat'ın PKK'nın kontrolünde olmaması ve bu konuda Fırat Nehri'nin doğusundaki Kürt yönetimindeki bölgeler, Türkiye'den gelebilecek olası saldırılara karşı oldukça savunmasız. Önemli yerleşim yerlerinin neredeyse tamamı sınırda bulunuyor. Barajların ve suyun PKK'nın elinde olmamasını Türkiye izin vermez. Brett McGurk’ün söylemleri bireysel değil. Bölgede SDG, YPG, PYD, DEAŞ ve diğer gruplar ABD'nin askerlerini çekmesi halinde Avrupa ve Arap devletlerine bağlı askerler Suriye'nin kuzeyinde olduğu düşüncesi ile kendilerini güvende zannediyorlar. Arap devletleri bölgeyi maddi yönden destekliyor. ABD askerlerini çekse dahi başka ülkelerin bölgede askeri yardımı engellenmelidir."

    Bölgenin Türkiye'ye teslim edilmesi terör örgütlerinin en büyük korkusu olduğunu ifade eden Yıldırım, "Brett McGurk, Türkiye’nin Suriye konusunda güvenilir partner olmadığını ifade etmesi ABD başta olmak üzere Avrupa ve Arap devletlerinin terörün bitmesini istemediğinin bir göstergesidir" dedi.

    ABD'NİN ÖNCELİĞİ SURİYE DEĞİL IRAK

    Washington yönetimi için Irak'taki stratejik çıkarların daha ön planda olduğunun altını çizen Yıldırım, "ABD, bunun için başta Irak olmak üzere bölgedeki çıkarlarının güvenliğini ve istikrarını sağlamak istiyor. Pompeo'nun Irak ziyareti, ABD Başkanı Trump'ın dış siyaseti üzerinde büyük tartışmaların yaşandığı, Suriye'den çekilme konusunda net bir vizyonun ortaya konulmadığının en büyük göstergesi. ABD Suriye konusunda net bir stratejiden yoksun görünüyor. ABD'nin Suriye’deki  çıkarlarını tehdit eden bazı ciddi ve zor faktör sahada mevcut. Bu faktörlerin en önemlileri; Suriye’deki askeri gücünü sınırlı tutacağı için, ABD’nin, bu ülkedeki varlığını önemli ölçüde kuzey ve doğu bölgelerindeki Kürt ve Arap unsurların birlikte oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) dayandıracağı aşikârdır. SDG’nin omurgasında PKK’nın uzantısı olan YPG örgütü yer aldığından, ABD’nin Suriye’de dayanacağı en önemli müttefikin aslında YPG üzerinden Suriyeli Kürtler olması ABD’nin ciddi adımlar atmamasına sebep oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

    ABD Suriye’den çekilmek istemesinin en önemli faktörü olarak DAEŞ'in yeniden ortaya çıkmasını önlemek olduğunun altını çizen Yıldırım, "Suriye’de devam eden ana stratejik tehdit olarak ABD İran olarak görüyor. Washington yönetimi, Irak'taki askeri varlığını koruyarak, İran'ın hem Irak hem de Suriye'deki yayılmacı nüfuzunun önüne geçmeyi hedefliyor. Ancak tüm bu faktörlere rağmen, ABD'nin Suriye’den tam olarak çekileceğine dair ortaya koyduğu net bir stratejisi henüz görünmüyor. ABD NATO müttefiki Türkiye’ye kulak vermek zorunda yoksa Ortadoğu’da haritalar değişir. Ortadoğu kazanı kaynamaya devam edecek. Asıl önemli olan, onların ne yaptığı değil, bizim ne yapacağımız" ifadelerini kullandı.



  • "Kadın kotası yerel seçimlerde de uygulansın"

    İSTANBUL, (DHA)- Altınbaş Üniversitesi ve KA.DER işbirliğiyle yerel seçimlerde kadın adaylara yönelik olarak düzenlenen Şirin Tekeli Yerel Yönetimler Akademisi eğitimlerini tamamlayan kadınlar sertifikalarını aldı. Yerel yönetimlere aday olan kadın siyasetçiler, Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi, kadın kollarının kaldırılması ve kadın kotasının yerel seçimlerde de uygulanması gibi taleplerini dile getirdiler.

    Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe yerleşkesinde gerçekleştirilen 'Şirin Tekeli Yerel Yönetimler Akademisi’nde eğitimlerini tamamlayan muhtar ve belediye meclis üyesi adayı yaklaşık 90 kadın aday sertifikalarını aldı. 10 hafta süren eğitimler boyunca kadın adaylara; Türkiye siyasi tarihi, yerel yönetimler tarihi, muhtarlık mevzuatı, yerel yönetimler ve göç, yerel yönetimlerde stratejik yönetim ve belediyelerin organizasyon yapısı gibi birçok konuda eğitimler verildi.

    “LİYAKAT GÖZETİLİRSE EŞİTLİK ZATEN SAĞLANIR”

    Sertifika töreninde konuşan Altınbaş Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi Başkanı Zeynep Banu Dalaman, Türkiye’de ataerkil bir siyaset ortamının bulunduğunu ve amaçlarının kadın adayların siyasette daha çok yer almalarını sağlamak olduğunu söyledi. Kadın adayların arttığı ölçüde siyasette toplumsal cinsiyet eşitliğinin de artacağını ifade eden Dalaman, “Siyasi partilerin aday belirleme sürecinde asıl kriter liyakat olmalı, adayın kadın veya erkek olması önemli değil aslında. Eğer liyakate göre hareket edilirse zaten bir toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmış olur” şeklinde konuştu. Türkiye’de kadınların siyasette yer alıp almamasına erkeklerin karar verdiğini ve kendilerinin buna karşı çıktığına değinen Zeynep Banu Dalaman, “Kadın kotası birçok partide var, ancak bu genel seçimlerle sınırlı. Biz bunun yerel seçimlerde de uygulanmasını istiyoruz” dedi.

    “KADIN KOLLARI KADINLARA HİZMET ETMİYOR”

    Törende Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) adına konuşan Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Beyhan Seher Aydın, en önemli hedeflerinin Siyasi Partiler Kanununun değiştirilmesi olduğunu belirterek, “Kadınların siyasette daha çok hak sahibi olması yönünde çabamız var” dedi. Kadın kollarının sadece erkekleri siyasete taşımak için oluşturulan bir birim olduğunu ve kadınlara hizmet etmediğini söyleyen Aydın, kadınların siyasetin merkezinde olması gerektiğini ifade etti. KA.DER olarak siyasi partiler konusunda bir ayrım yapmadıklarını ve bütün kadınların bir araya gelerek beraber mücadele etmeleri gerektiğini vurgulayan Beyhan Seher Aydın; “Kadınları siyasete özendirmek için aslında en önemli etkenlerden biri içinde yaşadıkları mahalleydi. Biz bu yüzden bir muhtarlar projesi başlattık. Arkasından buna meclis üyeleri dahil oldu ve en sonunda belediye başkan aday adayları dahil oldu. Ve bu üç grubu da kapsayan bir eğitim düzenledik. Bununla ilgili çok ciddi talepler oldu ve bu bizi çok mutlu etti. Türkiye’nin birçok yerinde eğitimlerimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “EĞİTİMLER ÇOK FAYDALI OLDU”

    Eğitim programına katılan kadın adaylardan Şişli, Halide Edip Adıvar Mahallesi Muhtar Adayı Serap Ergül, daha önce çeşitli derneklerde yöneticilik yaptığını ve artık mahallesinden başlayarak siyasete girmeye karar verdiğini belirtti. Muhtar adaylığı kararından sonra özellikle mahallesindeki kadınlardan destek aldığını belirten Ergül, “Buraya gelmemin nedeni de KA.DER, bana destek oldular ve burada yerel yönetimlerle ilgili eğitim aldım. Çok da faydalı oldu. Bunun için herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu. 

    Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa Mahallesi Muhtar Adayı Sevgi Işık da eğitim için KA.DER’e başvurduğunu belirterek mahallesi için çalışmak istediğini bunun için de muhtar adayı olduğunu söyledi. Kadınların yönetimde söz hakkı olması gerektiğinin altını çizen Işık, “Yönetimde bizler de olalım. Kadınların yönetimde daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü kadınların toplumda birçok rolü var. Yönetimde neden olmasın?” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi Kadıköy Belediyesi Meclis Üyesi Aday Adayı olan Filiz Önay da, temsiliyet eşitliği açısından kadınlar için genel seçimlerde olduğu gibi yerel yönetimlerde de belirli bir kota olması gerektiğini ifade etti. Filiz Önay; “Uzun yıllardır siyasetin içindeyim aynı zamanda KA.DER’de zaten aktif olarak çalışıyorum. Buradaki eğitim bana çok şey kazandırdı, iletişim, vücut dili, daha pratik düşünme gibi konularda faydalı oldu diyebilirim” şeklinde konuştu.



  • “Kalıcı görme kaybına neden olan birçok hastalık tedavi edilebiliyor”

    İSTANBUL, (DHA)- MEDICANA Bahçelievler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Yaşar, modern tıp teknolojilerinin gelişmesiyle görme kaybına neden olan birçok hastalığın tedavi edilebildiğini söyledi. Göz bebeği ve göz merceğinin arkasının etkilendiği durumlar için kullanılan yöntemlerden bir tanesi olan vitrektomi cerrahisinin de bu yöntemlerden biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Özgür Yaşar, ameliyat hakkında bilgi verdi.

    Gözün içinin vitreus denilen saydam ve jölemsi bir maddeyle dolu olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yaşar, sözlerine şöyle devam etti:

    “Gözün içindeki bu madde sayesinde, göz anatomik bir bütün olarak kalabilmektedir. Bazı retina hastalıklarında bu jölemsi madde boşaltılarak operasyon yapılabilmektedir. Vitreusun boşaltılması, vitreoretinal cerraha, retinaya ve onda oluşan patolojilere ulaşma imkânı verir. Bu boşaltılan maddenin yerini, göz içi sıvı (hümöraköz) doldurur. Vitrektomi genel olarak vitreus ve bazı retina hastalıklarında, yani göz bebeği ve merceğinin arkasındaki kısım etkilendiğinde yapılır. Bunlar, makula deliği, diyabete bağlı kanama, katarakt cerrahisi komplikasyonları, üveite bağlı vitre bulanıklıkları gibi hastalıklarda yapılır.”

    “GÖZ ZAMANLA YENİDEN SIVI ÜRETİYOR”

    Jelin temizlendikten sonra tekrar oluşmasının mümkün olmadığını belirten Dr. Özgür Yaşar, “Ameliyatın sonunda göz içine sıvı, hava, gaz veya silikon bırakılır. Gözün kendi ürettiği sıvı zaman içerisinde göz içinde bırakılan maddenin yerini alır. Bu hava için 1 hafta, gaz için ise 2-8 haftadır. Silikon ise göz içinde kaybolmaz ve alınması için ikinci bir ameliyat gerekir. Eğer hastanın gözünde katarakt varsa ve gözün arka kısmının görülmesini engelliyorsa mutlaka aynı seansta katarakt cerrahisi de gerekir” dedi.

    “AMELİYAT SONRASI GÖRME TAHMİNİ YAPILAMIYOR”

    Dr. Özgür Yaşar, vitrektomi cerrahisi hakkında bilgi verdi ve şunları söyledi:

    “Göz doktorları tarafından, ameliyat sonrası görme tahmini yapmanın en zor olduğu ameliyat vitrektomi ameliyatıdır. Ameliyatın anatomik başarısı göz dokularının olması gerektiği şekle yeniden döndürülmesidir. Bu genellikle sağlanmaktadır. Fonksiyonel başarıysa, kabaca görme düzeyinde artış olarak düşünülebilir.  Bu başarının sağlanıp sağlanmadığı ise ancak ameliyattan belli bir süre sonra anlaşılabilmektedir. Elbette fonksiyonel başarı, görmeyi sağlayan hassas yapılarının operasyon öncesinde ne kadar etkilenmiş olduğu ile de ilgilidir. Operasyondan önceki retina dokusundaki hasar az ise ameliyat sonrası görme artışı oldukça yüksek oranda sağlanabilmektedir.”

    “AMELİYAT SONRASIYLA İLGİLİ DOKTORA SORULAR SORULMALI”

    Ameliyattan sonra gözün, aksi söylenmediği takdirde kapalı kalması gerektiğini belirten Dr. Yaşar, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Göze bir hafta süreyle su değmemeli, duş alırken sadece boyundan aşağısı yıkanmalıdır. Göze asla dokunulmamalı, silinmemelidir. Operasyon sonrasında reçete edilen ilaçlar tarife göre disiplinli bir şekilde kullanılmalıdır. Operasyon sonrasında 1-2 hafta hafif bir batma ve yanma normaldir. Ancak şiddetli bir ağrıda doktora başvurulmalıdır. Operasyondan sonra baş pozisyonu önemli olup doktordan nasıl yatmak gerektiğini ve ne kadar süre ile böyle yatmak gerektiğini sorarak öğrenilmeli ve söylenen pozisyonda kalınmalıdır. Operasyon gereği göz içine gaz verilmişse görmenin az olması normaldir. Gözün önünde siyah bir karartı hissedilmesi olasıdır.”



  • Beyoğlu’nda 'Disleksi Semineri' düzenlendi

    İSTANBUL,(DHA)- Akademi Beyoğlu disleksi ile farkındalık oluşturmak ve erken teşhisin önemini vurgulamak için “Dislekside Tanılama Yöntem ve Kriterleri” konulu seminer düzenledi. Seminere konuşmacı olarak katılan Çocuk Psikiyatristi Prof. Dr. Seher Akbaş, “Disleksi olan çocuklara doğru ve uygun desteğin verilmesi için erken teşhis çok önemli.” dedi.

    Akademi Beyoğlu’nda, bir tür öğrenme bozukluğu olarak da bilinen disleksi (okuma bozukluğu) ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla “Dislekside Tanılama Yöntem ve Kriterleri” konulu seminer düzenlendi. Beyoğlu Belediyesi ve Liv Hospital işbirliğinde Akademi Beyoğlu’nda gerçekleştirilen seminer yoğun ilgi gördü. Seminere konuşmacı olarak katılan Çocuk Psikiyatristi Prof. Dr. Seher Akbaş, Dislekside erken teşhisin önemli olduğunu söyledi.

    SOSYAL YAŞAMLARI ETKİLENİYOR

    Çocuk Psikiyatristi Prof. Dr. Seher Akbaş, “Bazen gelişimsel olarak pek çok alanda iyi olan çocuklar, bazı alanlarda daha fazla güçlük yaşıyorlar. Bu özellikle okuma, yazma, matematik alanında olabiliyor. Bu çocuklar dil gelişimi, başka konularla ilgili anlama kavramaları çok yerindeyken akademik becerilerde çok güçlük yaşıyorlar. Bu fark edilmediği zaman da bu çocukların akademik becerilerle ilgili sorunları artarak devam ediyor. Daha isteksiz oluyorlar. Kendine güvenleri, arkadaş ilişkileri ve sosyal yaşamları etkileniyor. Bu çocuklara uygun tanı tedavi ve yaklaşım geliştirildiğinde ise yaşıtlarını hızla yakalayıp iyi bir noktaya gelebiliyorlar. Bu nedenle disleksi olan çocuklara doğru ve uygun desteğin verilmesi için erken teşhis çok önemli.” ifadelerini kullandı.

     



  • (Görüntülü) Havalimanında yarıyıl tatiline çıkan öğrencilere kukla sürprizi

    Anıl UÇAN / İSTANBUL,(DHA) - Yarıyıl tatiline çıkmak için İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na gelen yolcular büyük bir sürpriz ile karşılaştı. Yarıyıl tatilini İstanbul dışında geçirmek isteyen yolcular İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na akın etti. Çocukları ile gelen aileler büyük bir sürpriz ile karşılaştı ve burada onlar için kukla gösterisi yapıldı. İç hatlar gidiş terminali ikinci güvenlik kontrol noktasının önünde yapılan gösteri sırasında havalimanında olan çocuklar ve aileleri yoğun ilgi gösterdiler. Ayrıca havalimanı içerisinde bulunan “Sek Sek” alanlarında oynayan çocuklar seyahate çıkmadan önce keyifli anlar yaşadılar. Yarıyıl tatili boyunca her cuma günü saat 15:00'de “Kalipso Kukla Tiyatrosu”, havalimanını kullanan çocuk yolculara gösteri yapacaklar. SABİHA GÖKÇEN'DE YARIYIL TATİLİ YOĞUNLUĞU Öte yandan milyonlarca öğrencinin karnelerini almasının ardından dün başlayan başlayan yarıyıl tatili nedeniyle seyahate çıkanlar, Sabiha Gökçen Havalimanı’na akın etti. Yolcuların bilet işlemlerinin gerçekleştirildiği kontuarlarda ve pasaport kontrol noktalarında zaman zaman uzun kuyruklar oluştu. Sabiha Gökçen Havalimanı yetkilieri, pasaport noktalarında, terminal giriş ve çıkışlarında ve kontuarlarda önlemlerini alarak büyük yoğunluklar yaşanmamasının önüne geçtiler. Karnesini aldıktan sonra babasıyla birlikte Antalya’ya tatile giden Çınar Yılmaz,”Karnem çok iyi değil. Okul dönemi biraz yorucu oldu. Babam ile birlikte Antalya’ya tatile gidiyorum” dedi. Sömestir tatili süresince arkadaşlarını özleyeceğini söyleyen İpek Naz ise, “ İstanbul Şile’de yaşıyorum. Üçüncü sınıftayım. Arkadaşlarımı özleyeceğim. Anneannemlere Kapadokya’ya gidiyorum" diye konuştu.



  • Havalimanında yarıyıl tatiline çıkan öğrencilere kukla sürprizi

    Anıl UÇAN / İSTANBUL,(DHA) - Yarıyıl tatiline çıkmak için İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na gelen yolcular büyük bir sürpriz ile karşılaştı.

    Yarıyıl tatilini İstanbul dışında geçirmek isteyen yolcular İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na akın etti. Çocukları ile gelen aileler büyük bir sürpriz ile karşılaştı ve burada onlar için kukla gösterisi yapıldı.

    İç hatlar gidiş terminali ikinci güvenlik kontrol noktasının önünde yapılan gösteri sırasında havalimanında olan çocuklar ve aileleri yoğun ilgi gösterdiler. Ayrıca havalimanı içerisinde bulunan “Sek Sek” alanlarında oynayan çocuklar seyahate çıkmadan önce keyifli anlar yaşadılar. Yarıyıl tatili boyunca her cuma günü saat 15:00'de “Kalipso Kukla Tiyatrosu”, havalimanını kullanan çocuk yolculara gösteri yapacaklar.

    SABİHA GÖKÇEN'DE YARIYIL TATİLİ YOĞUNLUĞU

    Öte yandan milyonlarca öğrencinin karnelerini almasının ardından dün başlayan başlayan yarıyıl tatili nedeniyle seyahate çıkanlar, Sabiha Gökçen Havalimanı’na akın etti.

    Yolcuların bilet işlemlerinin gerçekleştirildiği kontuarlarda ve pasaport kontrol noktalarında zaman zaman uzun kuyruklar oluştu. Sabiha Gökçen Havalimanı yetkilieri, pasaport noktalarında, terminal giriş ve çıkışlarında ve kontuarlarda önlemlerini alarak büyük yoğunluklar yaşanmamasının önüne geçtiler.

    Karnesini aldıktan sonra babasıyla birlikte Antalya’ya tatile giden Çınar Yılmaz,”Karnem çok iyi değil. Okul dönemi biraz yorucu oldu. Babam ile birlikte Antalya’ya tatile gidiyorum” dedi.

    Sömestir tatili süresince arkadaşlarını özleyeceğini söyleyen İpek Naz ise, “ İstanbul Şile’de yaşıyorum. Üçüncü sınıftayım. Arkadaşlarımı özleyeceğim. Anneannemlere Kapadokya’ya gidiyorum" diye konuştu.



  • KKTC Dışişleri Bakanı Özersay: KKTC kara delik değildir

    Gül KABA-Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, (DHA) - KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, kara delik olmadıklarını belirterek, "Doğu Akdeniz'de KKTC ve Türkiye olmadan mutabakat sağlanamaz" dedi.

    Kudret Özersay, Türkiye'deki akademisyen ve siyasetçilerle Kıbrıs sorununu ele almak için İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) ev sahipliğinde bir araya geldi.

    Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı sonrasında Demirören Haber Ajansı'na (DHA) açıklamalarda bulunan Özersay, bu hafta başında Mısır'da Akdeniz'e kıyısı olan 7 ülkenin resmi katılımlarıyla düzenlenen 'Doğu Akdeniz Gaz Forumu'na ilişkin "Doğu Akdeniz'de KKTC ve Türkiye'nin katılımı ve rızası olmaksızın mutabakat olamaz. Bölge gereksiz tartışmaların, gerginliklerin olduğu istikrarın zarar gördüğü bir bölgeye dönüşebilir" diye konuştu.

    "ŞİRKETLER KIBRIS RUM KESİMİNİ ANLAŞMAYA ZORLAMALIDIR"

    Bölgenin istikrarı ve barışın sağlanması için doğalgaz konusunda anlaşmanın önemine dikkat çeken Özersay, "Burada önemli olan şey sadece çatışma ihtimali değil daha da önemlisi, şirketler gözüyle baktığımızda karşı karşıya kalacakları ekonomik yaptırımlar, kendilerini içinde bulacakları ekonomik kayıplar veya sorumluluk halidir. Sadece üçüncü devletler değil aynı zamanda uluslararası şirketlerde Kıbrıs Rum tarafını Kıbrıslı Türklerle masaya oturup doğalgaz konusunda anlaşmaya zorlamalıdır. Bu bölgenin istikrarı, barışı ve karşılıklı ekonomik bağımlılığın yaratılması için önemlidir" ifadelerini kullandı.

    KIBRIS SORUNU NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?

    İş birliğine dayalı ortaklık geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Özersay, "Aynı şeyleri söyleyip birbirinden farklı şeyler anlıyoruz, büyük ihtimalle o yüzden çözüm olmuyor. İki toplumda federal ortaklık istediğini söylüyor ama her iki taraf da bundan farklı şeyler anlıyor. Federasyon dediğiniz şey yönetimi ve zenginliği paylaşmaya dayalı bir ortaklık türüdür. Kıbrıs Rum tarafının özellikle yönetimi ve zenginliği Kıbrıs Türk tarafıyla paylaşmaya çok da hazır olmadığı, siyasi eşitliği, aktif katılımı kendi içine çok da sindirmediği anlaşılıyor. Bunu 2004 yılındaki referandumda kapsamlı çözüm planını reddetmesinden anlıyoruz" dedi.

    "BUGÜN ÇOK BİR ŞEYİN DEĞİŞMEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"

    Özersay, "Bugün geldiğimiz noktada çok fazla bir şeyin değiştiğini düşünmüyorum. Daha da önemlisi doğal zenginlikler konusunda Kıbrıslı Türklerin rızasını almaksızın bu kaynakları işletip,çıkarıp dünya piyasasına aktarabileceğini gören uluslararası toplum tarafından da bu konuda kendisine çok fazla sorun çıkarılmayan Kıbrıs Rum liderliği 'neden ben o zaman Kıbrıs sorunun çözüp, bu kaynakları Kıbrıslı Türklerle paylaşayım' der noktaya geldi" diye konuştu.

    EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ VURGUSU

    Çözüm için iş birliğinin önemine değinen Özersay, "Geleceğe dönük olarak Kıbrıs'ta, Doğu Akdeniz bölgesinde barışa ve istikrara hizmet edecek olan şey ekonomik anlamda karşılıklı bağımlılık ilişkisinin gelişmesidir. İlgili bütün tarafların ticaret, turizm, enerji, doğalgaz gibi konularda iş birliği yaparak birbirlerine bağımlı hale gelmeleri bölgedeki çatışmayı, istikrarsızlığı da önleyecektir" ifadelerini kullandı. 

    VİCDANI RED AÇIKLAMASI

    KKTC'de Cumhuriyet Meclisine sunulan ve tartışma yaratan 'vicdani red' yasasına ilişkin açıklama yapan Özersay, "Bizim hassas olduğumuz konu şudur, 'vicdani red' yasasının istismar edilmeyecek şekilde düzenlenmesi gerekir. Bu da samimiyet testiyle yapılabilecek olan bir şey. Yasa, askerlikten kaçma haline dönüşmeyecek olan ama silahlı kuvvetlerde veya başka bir kamu kurumunda sivil hizmet niteliğinde belki askerlik süresinden daha uzun süre yine de bir görev yerine getirilmesi söz konusu olacak şekilde düzenlenmelidir diye düşünüyorum. Vicdani red hakkını ülke savunmasını tehlikeye düşürecek bir hale dönüştürmeye sıcak bakmayız, bu çerçevede yasal düzenleme yapacak değiliz" dedi.

    "TÜRKİYE İLE SORUNLARI ÇÖZMEYE YÖNELİK SİYASET YAPACAĞIZ"

    Hak ve menfaatlerinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Özersay, "KKTC'nin Türkiye ile birlikte ortaya koyacağı siyaset çatışmacı değil, sorunları çözmeye dönük bir siyaset olacak. Ama bu hak ve menfaatlerimizden vazgeçeceğimiz şeklinde kesinlikle ve kesinlikle görünmemeli ve okunmamalıdır. Önümüzdeki dönemde aktif bir diplomasi uygulayarak hak ve menfaatlerimizi gerek Doğu Akdeniz bölgesinde gerekse uluslararası platformlarda savunma ve ileriye taşıma vizyonumuz var.Buna ilaveten terörizme karşı, kara para aklanmasına yönelik mücadele, suçluların iadesi ve benzer konularda KKTC olarak uluslararası toplumun parçası olmak istiyoruz" diye konuştu.

    "KKTC KARA DELİK DEĞİLDİR"

    Uluslararası hukukun dışında bırakılmayı kabul etmeyeceğini belirten Özersay, "KKTC kara delik değildir. Kara delik olmak istememektedir. Uluslararası toplumun değerlerini paylaşan, çağdaş Kıbrıs Türk halkı vardır. Dolayısıyla uluslararası hukukun dışında bırakılmamızı kabul edemem" ifadelerini kullandı.



  • Yatağa bağımlıydı, Türkiye’de yürüdü

    İlknur SARGUT - Özgür KUMANOVALI / İSTANBUL, (DHA) - LİBYA'DA geçirdiği trafik kazası sonrası beyninde meydana gelen hasar sonucu yatağa bağımlı kalan 13 yaşındaki Yumni Mohammed, İstanbul'da sağlığına kavuştu. 4 aylık rehabilitasyon sürecinin ardından ilk adımlarını atmaya başlayan Mohammed, "Her gün bir adım daha ilerlediğimi hissediyorum. Türk doktorlarına teşekkür ederim" dedi.

    Libya'nın başkenti Trablus'ta yaşayan Yumni Mohammed (13) geçtiğimiz eylül ayında ailesiyle bir trafik kazası geçirdi. Kazada annesi ve teyzesini kaybeden Yumni Mohammed, beyninde oluşan hasar sonucu komaya girdi. Vücudunun sol tarafı felç olan, yatağa bağımlı kalan, başını bile hareket ettiremeyen Mohammed, tedavi için Türkiye'ye geldi. Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nde Prof. Dr. Engin Çakar ve ekibi tarafından tedavi altına alınan Yumni, 4 aylık rehabilitasyon süreci ardından yürümeye ve konuşmaya başladı.

    "LİBYA'YA SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DÖNECEĞİM"

    Kendisini her geçen gün daha iyi hissettiğini ifade eden Mohammed, "Kazadan sonra beni Türkiye'ye getirdiler. Burada, yaklaşık bir ay komada kaldım. Yavaş yavaş kendime gelmeye başladım. Fizik tedavi sürecim başladı. İlerleyen süreçte daha iyi olacağıma inanıyorum. Şu an daha iyiyim ve her gün bir adım daha ilerlediğimi hissediyorum. Buradan sağlıklı şekilde ayrılacağım. Buradaki doktorlarıma teşekkür ediyorum. Libya'ya döndüğümde eğitimime devam etmek ve ileride onkoloji doktoru olmayı hedefliyorum" diye konuştu.

    "SADECE GÖZ İLETİŞİMİ KURUYORDU"

    Libyalı Yumni'nin trafik kazasına bağlı ağır beyin hasarı geçirdiğini anlatan Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar, küçük kızın İstanbul'a ilk geldiğinde sadece gözleriyle iletişim kurabildiğini vurguladı. 4 aylık bir rehabilitasyon süreci olduğunu söyleyen Prof. Dr. Engin Çakar, "Yumni’nin durumunda bize dünyanın pek çok ülkesinden hastalar geliyor. Kendisi yoğun bakımda iken sadece gözle iletişim kurduğu sırada bize ulaştı. Biz de incelemeler sonucu rehabilitasyon sürecinden fayda göreceğini düşündük. Geldiğinde baş hareketi bile yoktu. Sadece hareketsiz şekilde yatıyordu. Yaklaşık 4 aydır bizde tedavi görüyor. Kapsamlı bir rehabilitasyon uyguluyoruz" ifadelerini kullandı.

    "ROBOTİK UYGULAMALARLA YÜRÜMEYE BAŞLADI"

    Rehabilitasyon süreci sonrası küçük kızın hızla iyileşmeye başladığını söyleyen Prof. Dr. Çakar, "Bu süreçte Yumni'nin şuuru kademeli olarak açıldı. Kolları da fonksiyonel olarak her işi yapabilecek bir düzeye geldi. Walker dediğimiz bir yürüteç ile yürüme aşamasına geldi. Şu anda kısa mesafe yürüyebiliyor. Bu arada yutması ile ilgili problemler olmuştu. Yutma testi yapıp akciğere kaçak olup olmadığına baktık. Ona göre beslenmesini belirledik. Beyin hasarında istemsiz kasılmalar olur ve bu hastamızın özellikle ayaklarını çok zorluyordu. Kasılmasını gevşetmek için bir ayağına botoks yaptık. Önce robotik yatakla ayağa kaldırdık. Ardından ise robotik yürümeye geçtik. Ergoterapi ile eli artık her işi yapacak duruma geldi. Böyle bir süreç işledi ve şu anda da gövde kontrolü oldukça iyi. Yavaş yavaş bağımsız yürümeye doğru gidiyor" değerlendirmesinde bulundu.

    "BEYİN HASARLARI YAYGIN GÖRÜLÜYOR"

    Trafik kazalarındaki artışa dikkat çeken Prof. Dr. Çakar, "Bu tür vakalar çok görülüyor. Özellikle trafik kazaları çok fazla arttı. Dünya genelini düşünürsek ateşli silah yaralanmalarını ve düşmeleri çok sık görüyoruz. Bu gibi olaylara bağlı oldukça çok beyin hasarı bize geliyor. Beyin hasarında biz genel durumu stabilleşince hemen yoğun bakımdan sonra hastayı alıyoruz. Burada bir yutma ve solunum, el-kol kullanım, yürüme potansiyeli değerlendirmesi yapıyoruz. Değerlendirme sonrası ise uygun fizik tedavi rehabilitasyon programını ayarlıyoruz" dedi.



  • Press TV'nin 'Polat Alemdar'lı paylaşımı TEPSAM'dan tepki

    İSTANBUL,(DHA) - İran resmi haber ajansı Press TV'nin Menbiç'teki saldırının failinin MİT olduğunu iddia ettiği haberi, Kurtlar Vadisi dizisindeki Polat Alemdar karakteriyle bilinen Necati Şaşmaz'ın fotoğrafıyla paylaşmasına tepkiler büyüyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan TEPSAM Başkanı Teoman Yıldırım, "Press Tv’nin Ortadoğu haberlerinin ne kadar inandırıcı ve ne denli doğruluktan uzak olduğu bir kez daha ispatlanmış oldu" dedi.

    İran Resmi Haber Ajansı Press TV, önceki gün Suriye'nin Menbiç şehrinde gerçekleştirilen saldırının failinin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) olduğunu iddia edip, haberi Kurtlar Vadisi'ndeki 'Polat Alemdar' karakteriyle bilinen Necati Şaşmaz'ın fotoğrafıyla paylaştı. Bu paylaşımla tepki toplayan ajans daha sonra haberi kaldırdı.

    Konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan Türkiye Ekonomik Politik Ve Stratejik Araştırma Merkezi (TEPSAM) Başkanı Teoman Yıldırım, İran Resmi Haber Ajansı Press TV'nin bir skandala imza attığını dile getirerek, "Suriye'nin Menbiç şehrinde gerçekleştirilen saldırının failinin ortaya çıktığı haberini, Kurtlar Vadisi'ndeki 'Polat Alemdar' karakteriyle bilinen Necati Şaşmaz'ın fotoğrafıyla paylaşmış olması İran basın organlarının istihbaratının zayıf olduğunun göstergesidir" dedi.

    Haberlerle Türkiye’nin dünyanın dört bir yanına hedef gösterilmeye çalışıldığını ifade eden Yıldırım, asıl hedefin MİT olduğunu söyleyerek, basın organlarının istihbaratının sağlam olması gerektiğini vurguladı ve, "İran Resmi Haber Ajansı Press TV Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığını ifşa etmiştir" diye konuştu.

    "GAZETECİLİK DEĞİL TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI"

    PKK Terör örgütü Menbiç’teki DEAŞ saldırısıyla Türkiye’yi ilişkilendirmek amacıyla propagandaya başlamış olması ve teröristlerin yalan haberini dolaşıma sokan İran televizyonu öyle bir hata yaptı ki, terör palavrası anında deşifre olmuş olması bir gazetecilik değil Türkiye düşmanlığıdır" diyerek sözlerine devam eden Yıldırım şunları söyledi.

    "Ortadoğu’da süren savaş ve stratejilerin önemini her gün arttırdığı dönemde biz eğer şanslıysak yaşarken bazı olayların sır perdesini aralama ihtimalimiz var. İran resmi haber ajansı Press TV Ortadoğu haberleri ile ilgili dünyada güvenirliğini yitirmiştir. Mesele her koşula göre partner seçip seçememe inisiyatifine sahip olup olmamanızdır."

    "ORTADOĞU HABERLERİNİN İNANDIRICILIKTAN UZAK OLDUĞU İSPATLANDI"

    'Menbiç’e terör saldırısı için gelen MİT ajanı' diye servis edilen haber üzerine Yıldırım, basının bir ülkeyi dünyaya karşı yayın politikası ile temsil ettiğini ve terör propagandasına destek vermemesini gerektiğini de vurguladı.

    Yıldırım, terör propagandasına destek veren basın organının dünya nezdinde güvenilirliği yitirdiğini belirterek, "Terör örgütü PKK’nın sahte Polat Alemdar kimliğini servis ederken, o görseli 'Türk ajanı' diye yayınlayan İran devlet televizyonu Press Tv’nin de Ortadoğu haberlerinin ne kadar inandırıcı ve ne denli doğruluktan uzak olduğu da bir kez daha ispatlanmış oldu. Eğer yabancı bir devletin basın organı vatandaşlarınızdan birinin sizin istihbaratınızda görev yaptığını ve bir saldırı ile bağlantılı olduğunu söylüyorsa ve bunun kaynağını sorgulamanda yapıyorsa o ülkede basın temel değerlerini yitirmiştir. Press Tv'nin paylaşımı istihbarat ile bağlantılı olduğu bilgisi verilmiş; Türkiye ilişkilendirilmek istemesi İran basının ülkemize karşı durumunu açık ve net göstermektedir" şeklinde açıklamada bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    Menbiç şehir merkezinde önceki gün saat 14:00 sularında ABD askerlerine yönelik bir saldırı düzenlenmişti. Şehir merkezinde bulunan Kasr El-Umara adlı restoranda gerçekleşen patlamada 4 ABD askeri toplam 16 kişi ölmüştü. Saldırıyı ise DEAŞ üstlenmişti.

     



  • (Görüntülü) "Sömestr tatilinde çocukların duyu eğitimlerine önem verin"



  • (Görüntülü) Mesut Hakkı Caşın: Münbiç saldırısını PKK yaptı

    Mesut Hakkı Caşın: ABD dünyanın jandarması değil "ABD Türkiye pazarını kaybetmek istemez" İSTANBUL, (DHA) - Türkiye-ABD ilişkilerini yorumlayan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, "ABD Türkiye pazarını kaybetmek istemez. Ayrıca, ABD dünyanın jandarması değil, bilet kesemez" dedi. Münbiç saldırısına yönelik de konuşan Prof. Dr. Caşın, saldırıyı ABD'nin Suriye'den çıkmasını istemeyen PKK'nın yaptığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'yi ‘ekonomik yıkıma uğratma' tehdidini, Türk-Amerikan ilişkilerinde oluşan belirsiz ortamını, Münbiç saldırısını ve ikili ilişkilerdeki ‘Trump faktörünü' değerlendiren Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi ve İstinye Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden (İİSBF) Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD'nin askerlerini Irak'a çekip operasyonlara devam edebileceğini belirtti. "PKK RUSYA İLE TÜRKİYE'NİN MUTABAKATINI KOPARMAK İSTİYOR" ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı yaptırımların geri teptiğini söyleyen Caşın, "ABD bölgeden çekilmediği takdirde Amerikan ve Türk askerleri birbirlerini vuracaktır. Bu da NATO'nun çökmesine sebep olur. Amerikan halkı bunu kaldırabilir mi?" diye konuştu. Prof. Dr. Caşın, "Münbiç saldırısıyla PKK'nın iki amacı vardı. Hem Rusya ile Türkiye'nin mutabakatını koparmak hem de ABD'nin Suriye'den çekilmesini önlemek" ifadelerini kullandı. "'TÜRKLER KÜRTLERİ KATLEDİYOR' İDDİASI KÖTÜ BİR İFTİRADIR" "ABD askerlerini Suriye'den çekse de çekmese de Türkiye operasyon yapacaktır" diyen Prof. Dr. Caşın, Türklerin kürtleri katlediyor iddiasının kötü bir iftira olduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin yapacağı operasyon hakkında da konuşan Caşın, "Bunun uzlaşı ile yapılması lazım. Türkiye diplomasiyi iyi kullandı. Astana sürecinde akan kanı durdurdu. Ülkemiz, Suriye'nin toprak bütünlüğünde en önemli müttefik ve garantör devlettir" dedi. PKK İNSAN HAKLARINI İHLAL EDİYOR Bölgede katliam yapanın PKK/PYD olduğunu ve insan haklarını ihlal ettiklerini belirten Caşın, "Çocuklara silah veren, onları terörist yapan, Arapları, Hıristiyanları öldüren, Nasturi ve Asuri'lere zulüm eden PKK'dır, bunlar Birleşmiş Milletler (BM) raporlarında da var" diye konuştu. "ABD TÜRKİYE PAZARINI KAYBETMEK İSTEMEZ" Türkiye'nin ABD ile müttefik olduğunu aktaran Prof. Dr. Caşın, "ABD Türkiye gibi gelecekte 100 milyonluk bir pazarı kaybetmek istemez. Türkiye, ABD ile ortak ve müttefiktir. TSK'nın bütün uçak,tank ve savaş gemileri ABD malı, silahımızı ABD'den alıyoruz. Silah şirketleri de Türkiye'yi kaybetmek istemez. ABD'nin Türkiye'yi kaybetmesi demek Kafkasya'yı, Karadeniz'i, Balkanları kaybetmesi demektir. Ayrıca çok istediği İsrail güvenliğini sağlayamaz. Dünya barışı için ben Amerikalı olsam Türkiye ile iyi geçinirim. Piyasalar Trump'ın açıklamalarına itibar etmedi. Türkiye ile ABD'nin ekonomik olarak ambargo ile karşı karşıya geleceğine kimse inanmadı. Çünkü Türkiye uluslararası hukukun öngördüğü ambargoya tabi olacak bir suç, katliam işlemedi. ABD dünyanın jandarması değil, bilet kesme hakkı yok" açıklamalarında bulundu. "PKK DAEŞ'LİLERİ SERBEST BIRAKTI" Saldırıda PKK'nın parmağı olduğunu iddia eden Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, "Münbiç'teki terörden kimin beslendiğine bakılması lazım. Neden burada bomba patladı? Haziran ayından beri Türk ve ABD askerleri bölgede devriye geziyorlar? Münbiç daha önce DAEŞ'in kontrolündeydi, ABD'nin etkisiyle buraya PKK/PYD yerleşti. ABD bölgeden çekilirse oraya Türk askeri gelecek bunu PKK istemez. O zaman PKK DAEŞ'i harekete geçirdi. PKK son birkaç haftadır elinde tuttuğu DAEŞ'lileri serbest bıraktı. Onlara iki seçenek sundu 'ya sizi öldüreceğiz' ya da 'gidip Münbiç ve İdlib'te saldırılarda bulunun'. Hem ABD'nin çıkmasını istemiyor burada DAEŞ'İ kullanıyor. Hem de Rusya ile Türkiye'nin mutabakatını bozmayı amaçlıyor, hedefi veren PKK'dır" ifadelerini kullandı. PROF. DR. CAŞIN'DAN YENİ KİTAP Bu ay 'Siber Güvenlik Politikaları Ve Kritik Alt Yapı Güvenliği' başlıklı kitap çıkardığını söyleyen Prof. Dr. Caşın, " Kitaba Türkiye'de elektronik ortamdan ulaşılabilir. İçerisindeki makalelerde, Türkiye'de 'Rönesans' olarak nitelendiren iki nükleer santralin nasıl korunacağı, Akkuyu nükleer santralinin çok iyi korunduğunu, siber güvenlik konusunda Türkiye'nin aldığı tedbirleri yazdım. Kitapta ayrıca, Türkiye kritik alt yapılarda nasıl hareket ediyor ve geleceğe yönelik çevre güvenliğini ele aldım" dedi. ALMANYA'DA BASILDI Kitabın editörlüğünü yaptığını ve içerisinde yazıları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Caşın, "Almanya'da İstinye Üniversitesi tarafından basılan kitap, siber güvenlik konusunda kritik alt yapıların nasıl korunacağı, özellikle havaalanları ve tren istasyonlarına yapılan terör saldırılarının önlenmesi yönündeki alınması gereken tedbirleri politik, askeri ve hukuki açıdan inceliyor, bunun içerisinde NATO'da var" diye konuştu.



  • "Sömestir tatilinde çocukların duyu eğitimlerine önem verin"

    İSTANBUL, (DHA)- Öğrenci ve öğretmenler 2018-2019 eğitim öğretim döneminin ilk yarısını geride bıraktı. Karne sevinci yaşayan öğrenciler için 15 günlük tatil de başlamış oldu. Tatilde kaliteli vakit geçirmenin önemine değinen uzmanlar, özellikle küçük çocukların bu dönemde duyu eğitimlerinin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    2018-2019 eğitim öğretim yılının sona ermesiyle 18 milyon öğrenci dün karnelerini aldı. Bugünün karne günü olarak değil, geri bildirim günü olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uğur Okulları Psikolojik Danışmanlık Rehberlik ve Ar-Ge'den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Sezgin, "Başarılı ve başarısını geliştirmesi gereken öğrencilerimiz var, mutluluklar ve hüzünler iç içe. Aileler bu duruma olgu olarak bakıp çocuklarına doğru geri bildirimler vermeli. Başarıları motive etmek gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

    "ÇOCUKLARIN DİNLENMEYE İHTİYACI OLDUĞUNU UNUTMAYIN"

    Ailelerin çocukların dinlenmeye ihtiyacı olduğunu bilmesi gerektiğini ifade eden Barış Sezgin, "Öğrencilere bu dönemde mutlaka dinlenme özgürlüklerini geri vermemiz lazım. Bunu yaparken de zamanın verimli ve kaliteli geçirilmesi çok önemli. Bizler öğrencilerimize kitap okuma ödevleri verdik çünkü bu süreçte çocukların kitap okuyor olması daha kaliteli vakit geçirmelerini sağlayacaktır. Şehirlerde, ülkelerde, yurt dışında çocukların gideceği müzeler, katılacakları sosyal etkinlikler çocukların entelektüel birikimine destek olacaktır" dedi.

    "YABANCI DİLİN DOĞRU DESTEKLENMESİ GEREKLİ"

    Ara tatilde yabancı dilin doğru desteklenmesi gerektiğini ve bu yönde çalışmalara katılmaları gerektiğini söyleyen Barış Sezgin, "Çocuklar İngilizceye değil, coğrafyaya ilgi duyuyor olabilir. O çocuğun bu ara dönemde coğrafya belgeselini İngilizce izliyor olması, İngilizcesini destekleyecektir. Yani bunu farklı disiplinlerle İngilizcenin entegrasyonu gibi düşünebiliriz. Bu süreçte onlarca şans var ve bunları doğru şekilde değerlendirmeliyiz" diye konuştu.

    "ÇOCUKLARIN DUYU EĞİTİMLERİNE DESTEK VERİN"

    Çocukların daha çok hareket etmesi, sporla ilgilenmesi gerektiğini söyleyen Sezgin, aileleri çocukların duyu eğitimlerine destek vermeleri konusunda uyardı.

    Sezgin, "Aileler ve çocuklar birlikte müzik günleri düzenleyebilir. Aileler özellikle küçük yaş grupları için duyu eğitimlerine destek vermeliler. Çocuklar dürbünü, büyüteci kullansın ve çocukların görme duyularını desteklesinler. Hamur oyunlarıyla dokunma duyularına destek versinler. Duyu gelişimi evde çok doğru desteklenebilir. Özellikle küçük yaş gruplarında bu faaliyetlere önem vermek gerekmektedir" ifadelerini kullandı.

    Ailelere tavsiyeler veren Sezgin, özellikle küçük çocuklara okulun ne zaman açılacağını anlatmaları gerektiğini söyledi. Sezgin, "Çocukların zaman kavramı bizlerden farklı olduğu için bir sabah uyandığında 'yine mi okula gidiyorum' diye düşünebilirler. Bu yüzden bu bilgileri çocuklara önceden vermek çok önemli. Zaman yönetimiyle ilgili çalışmalar yapılmalıdır" dedi.

    SOSYAL MEDYA VE BİLGİSAYAR OYUNLARINA DİKKAT

    Özellikle bu süreçte en çok dikkat edilmesi gereken noktanın sosyal medya ve bilgisayar oyunları olduğuna dikkat çeken Sezgin, "Çocuklarımızın çok fazla teknoloji ve bilgisayar bağımlılığının geliştiğini görüyoruz. Ailelerin bu konuya mutlaka sınır koyması gerektiğini düşünüyorum. Büyük yaş gruplarında kazanılan bütün alışkanlıklar kaybedilebiliyor çünkü eylemlerle birlikte düşünce değişiyor. Çocuklar akademik becerileri için gerekli alışkanlıkları kazanmışken bir anda tekrar geriye dönüşler yaşayabiliyorlar. Bu yüzden teknolojiye dikkat etmek lazım" ifadelerini kullandı.

    Sezgin, sınava hazırlanan öğrencilere de bu sürecin geçici olduğunu hatırlattı ve kendilerine de mutlaka vakit ayırmaları gerektiği tavsiyesinde bulundu.

    "ÖDÜL SİSTEMİ DAVRANIŞLARI PEKİŞTİRİYOR"

    Ödül sistemini yanlış bulmadığını ifade eden Barış Sezgin, ödül sisteminin davranışları pekiştirdiğini gösteren araştırmalar olduğunu söyledi.

    Özellikle başarılı öğrencilerin mutlaka ödüllendirilmesi gerektiğini belirten Sezgin, "Bunlar maddi ödüller olmak zorunda değil. Birlikte iyi vakit geçiriyor olmak bile önemli bir ödül. Metropollerde aileler çocuklarıyla çok fazla vakit geçiremiyorlar. Ödülün olması gerektiğini düşünüyorum ancak ceza konusunda mesafeli yaklaşıyorum. Akademik anlamda yetersizliği olan öğrencilerimizin mutlaka bu yetersizlikleri tespit edilmeli ve çocuklara kısa süreli hedefler koyulması gerektiğini düşünüyorum. Hedeflerin uzun süreli koyulması çok yanlış. Kısa süreli hedefler için yol haritaları oluşturulması gerekiyor. Ceza verilmemelidir çünkü karne hayat değildir. Sadece geri bildirim sürecidir" diye konuştu.



  • Mesut Hakkı Caşın: ABD dünyanın jandarması değil

    Mesut Hakkı Caşın: Münbiç saldırısını PKK yaptı

    "ABD Türkiye pazarını kaybetmek istemez"

    İSTANBUL, (DHA) - Türkiye-ABD ilişkilerini yorumlayan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, "ABD Türkiye pazarını kaybetmek istemez. Ayrıca, ABD dünyanın jandarması değil, bilet kesemez" dedi. Münbiç saldırısına yönelik de konuşan Prof. Dr. Caşın, saldırıyı ABD'nin Suriye'den çıkmasını istemeyen PKK'nın yaptığını söyledi.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'yi ‘ekonomik yıkıma uğratma' tehdidini, Türk-Amerikan ilişkilerinde oluşan belirsiz ortamını, Münbiç saldırısını ve ikili ilişkilerdeki ‘Trump faktörünü' değerlendiren Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi ve  İstinye Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden (İİSBF) Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD'nin askerlerini Irak'a çekip operasyonlara devam edebileceğini belirtti.

    "PKK RUSYA İLE TÜRKİYE'NİN MUTABAKATINI KOPARMAK İSTİYOR"

      ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı yaptırımların geri teptiğini söyleyen Caşın, "ABD bölgeden çekilmediği takdirde Amerikan ve Türk askerleri birbirlerini vuracaktır. Bu da NATO'nun çökmesine sebep olur. Amerikan halkı bunu kaldırabilir mi?" diye konuştu. Prof. Dr. Caşın, "Münbiç saldırısıyla PKK'nın iki amacı vardı. Hem Rusya ile Türkiye'nin mutabakatını koparmak hem de ABD'nin Suriye'den çekilmesini önlemek" ifadelerini kullandı.

    "'TÜRKLER KÜRTLERİ KATLEDİYOR' İDDİASI KÖTÜ BİR İFTİRADIR"

    "ABD askerlerini Suriye'den çekse de çekmese de Türkiye operasyon yapacaktır" diyen Prof. Dr. Caşın, Türklerin kürtleri katlediyor iddiasının kötü bir iftira olduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin yapacağı operasyon hakkında da konuşan Caşın, "Bunun uzlaşı ile yapılması lazım. Türkiye diplomasiyi iyi kullandı. Astana sürecinde akan kanı durdurdu. Ülkemiz, Suriye'nin toprak bütünlüğünde en önemli müttefik ve garantör devlettir" dedi.

    PKK İNSAN HAKLARINI İHLAL EDİYOR

    Bölgede katliam yapanın PKK/PYD olduğunu ve insan haklarını ihlal ettiklerini belirten Caşın, "Çocuklara silah veren, onları terörist yapan, Arapları, Hıristiyanları öldüren, Nasturi ve Asuri'lere zulüm eden PKK'dır, bunlar Birleşmiş Milletler (BM) raporlarında da var" diye konuştu.

    "ABD TÜRKİYE PAZARINI KAYBETMEK İSTEMEZ"

    Türkiye'nin ABD ile müttefik olduğunu aktaran Prof. Dr. Caşın, "ABD Türkiye gibi gelecekte 100 milyonluk bir pazarı kaybetmek istemez. Türkiye, ABD ile ortak ve müttefiktir. TSK'nın bütün uçak,tank ve savaş gemileri ABD malı, silahımızı ABD'den alıyoruz. Silah şirketleri de Türkiye'yi kaybetmek istemez. ABD'nin Türkiye'yi kaybetmesi demek Kafkasya'yı, Karadeniz'i, Balkanları kaybetmesi demektir. Ayrıca çok istediği İsrail güvenliğini sağlayamaz. Dünya barışı için ben Amerikalı olsam Türkiye ile iyi geçinirim. Piyasalar Trump'ın açıklamalarına itibar etmedi. Türkiye ile ABD'nin ekonomik olarak ambargo ile karşı karşıya geleceğine kimse inanmadı. Çünkü Türkiye uluslararası hukukun öngördüğü ambargoya tabi olacak bir suç, katliam işlemedi. ABD dünyanın jandarması değil, bilet kesme hakkı yok" açıklamalarında bulundu.

    "PKK DAEŞ'LİLERİ SERBEST BIRAKTI"

    Saldırıda PKK'nın parmağı olduğunu iddia eden Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, "Münbiç'teki  terörden kimin beslendiğine bakılması lazım. Neden burada bomba patladı? Haziran ayından beri Türk ve ABD askerleri bölgede devriye geziyorlar? Münbiç daha önce DAEŞ'in kontrolündeydi, ABD'nin etkisiyle buraya PKK/PYD yerleşti. ABD bölgeden çekilirse oraya Türk askeri gelecek bunu PKK istemez. O zaman PKK DAEŞ'i harekete geçirdi. PKK son birkaç haftadır elinde tuttuğu DAEŞ'lileri serbest bıraktı. Onlara iki seçenek sundu 'ya sizi öldüreceğiz' ya da 'gidip Münbiç ve İdlib'te saldırılarda bulunun'. Hem ABD'nin çıkmasını istemiyor burada DAEŞ'İ kullanıyor. Hem de Rusya ile Türkiye'nin mutabakatını bozmayı amaçlıyor, hedefi veren PKK'dır" ifadelerini kullandı.

    PROF. DR. CAŞIN'DAN YENİ KİTAP

    Bu ay 'Siber Güvenlik Politikaları Ve Kritik Alt Yapı Güvenliği' başlıklı kitap çıkardığını söyleyen Prof. Dr. Caşın, " Kitaba Türkiye'de elektronik ortamdan ulaşılabilir. İçerisindeki makalelerde, Türkiye'de 'Rönesans' olarak nitelendiren iki nükleer santralin nasıl korunacağı, Akkuyu nükleer santralinin çok iyi korunduğunu, siber güvenlik konusunda Türkiye'nin aldığı tedbirleri yazdım. Kitapta ayrıca, Türkiye kritik alt yapılarda nasıl hareket ediyor ve geleceğe yönelik çevre güvenliğini ele aldım" dedi.

    ALMANYA'DA BASILDI

    Kitabın editörlüğünü yaptığını ve içerisinde yazıları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Caşın, "Almanya'da İstinye Üniversitesi tarafından basılan kitap, siber güvenlik konusunda kritik alt yapıların nasıl korunacağı, özellikle havaalanları ve tren istasyonlarına yapılan terör saldırılarının önlenmesi yönündeki alınması gereken tedbirleri politik, askeri ve hukuki açıdan inceliyor, bunun içerisinde NATO'da var" diye konuştu.



  • Uluslararası sanat projesine Türkiye'den bir üniversite

    İSTANBUL ,(DHA) - Küratörlüğünü Belçikalı sanatçı Prof. Martin R. Baeyens ve koordinatörlüğünü Doğu Akdeniz Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Başkanı Doç. Dr. Senih Çavuşoğlu'nun yürüttüğü “Unusual Message (Sıradışı Mesaj)” Sanat Projesi’nde Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi de yer aldı.

    12 farklı ülkeden üniversitenin, 70’e yakın akademisyen sanatçı ve tasarımcının çalışmalarından oluşan proje, dünyanın farklı kültürlerinden kurum ve sanatçıları bir araya getirerek geniş bir sanat ve tasarım ağı kurma, öğrenci-öğretim üyesi değişimleri ile geniş bir uluslararası iş birliği ortamı oluşturma amacı taşıyor.

    Amerika, Bosna Hersek, Çin, Fransa, İran, Kıbrıs, Kore, Kosova, Meksika, Polonya, Romanya ve Türkiye'nin katılımıyla gerçekleşen proje kapsamında, 10 adet obje belirlenip üniversitelere gönderilirken, her kurumun belirlemiş olduğu 6 kişilik sanatçı/tasarımcı öğretim üyesi birer obje seçerek eserlerini hazırladılar. Sanatçılar, seçtikleri objeleri manipülasyonlarla, yeni ve şaşırtıcı fikirler kullanarak fantastik ve gerçeküstücü yeni anlamlara ve hikâyelere dönüştürdüler.

    Uluslararası “Unusual Message” Sanat Projesi’ne Türkiye’den Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş liderliğinde Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Hasip Pektaş, Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, Doç. Dr. Bengisu Bayrak, Dr. Öğr. Üys. Merve İlbak Tahmaz, Dr. Öğr. Üys. Burcu Kurtiş ve Dr. Öğr. Üys. Nesli Türk eserleriyle katıldılar.

    Uluslararası “Unusual Message” Sanat Projesi dünyanın farklı kıtaları ve kültürlerinden belirlenmiş katılımcı ülkelerin üniversitelerinin 2018–2019 Akademik Yılı’nda hazırlayacakları uluslararası kapsamlı, ardışık sergilerle, dünyanın dört bir tarafından izleyicilerle buluşacak.



  • Oğlu için 2 haftada okuma yazma öğrendi

    Satılmış AKKAŞ/AFYONKARAHİSAR, (DHA) - AFYONKARAHİSAR Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Onkoloji ve Hematoloji Hastanesi'nde tedavi gören 54 öğrenci karne sevinci yaşadı. Hasta oğluna derslerinde yardımcı olabilmek için hastanede iki haftada okuma yazmayı öğrenen anne Gülsen Şimşek'e de başarı belgesi verildi.
    AFSÜ Onkoloji ve Hematoloji Hastanesi bünyesinde oluşturulan sınıflarda eğitim gören 54 ilkokul ve lise öğrencisi için karne töreni düzenlendi. Öğrencilere karneleri AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Nurullah Okumuş ile İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın tarafından verildi.
    İl Milli Eğitim Müdürü Yalçın, AFSÜ'de açtıkları eğitim sınıflarında eğitim gören öğrencilere karnelerini verdiklerini belirterek, "Farklı hastalıkları olan öğrencilerimiz sürekli burada ve hastaneden dışarı çıkamıyor. Bu çocuklarımızın da eğitimden mahrum kalmaması için biz yaklaşık 4 aydır 54 çocuğumuza temel eğitim ve lise düzeyinde eğitim veriyoruz" dedi.
    NORMAL BİR OKUL GİBİ EĞİTİM VERİLİYOR
    AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Nurullah Okumuş da, hastaların evlerindeki haklarının hastanede de devam etmesini önemsediklerini vurguladı. Çocukların en önemli haklarından birinin de eğitim hakkı olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Okumuş, "Bu eğitim hakkının en iyi ve kaliteli bir şekilde tedavi alırken hastane ortamında sürdürülmesi gerekiyor. Hastanemiz içerisinde hastane okulları açılmış durumda. Bunlar uzun süredir hizmet veriyor. Başlangıçta ortam ve öğrenci devamlılığı çok iyi değildi. Öğretmen ve ekipman bulmada zorluğumuz vardı. Ama şimdi normal bir okul sınıfından farkı yok" diye konuştu.
    'OĞLUM İÇİN 2 HAFTADA OKUMA YAZMA ÖĞRENDİM'
    Daha önce Kütahya'nın Altıntaş ilçesinde öğrenim gören, 1,5 aydır da AFSÜ'de tedavi sürecinde eğitim alan Süleyman Şimşek'e de karnesi verildi. Doktorların, "Derslerinde oğluna yardımcı ol" tavsiyesi üzerine, okuma yazma öğrenen anne Gülsen Şimşek'e de başarı belgesi verildi.
    Okuma yazma bilmediği için derslerinde oğluna yardımcı olamadığını belirten Gülsen Şimşek, doktorların tavsiyesi üzerine okuma yazma öğrenmeye karar verdiğini söyledi. Oğlunun ameliyat olduğunu ve sürekli gözetim altında olması gerektiğini belirten Gülsen Şimşek, "Oğlumun durumu şu an çok iyi gidiyor. Yaklaşık 1,5 aydır burada tedavi görüyoruz. Oğlum burada eğitim hayatını sürdürdü. Hocası, 'akşamları oğluna yardımcı ol' dedi. Ben de 'hocam ben okuma yazma bilmiyorum' deyince hocam bana da yardımcı oldu. Allah ondan razı olsun. Çok şükür iki haftada okuma yazma öğrendim" diye konuştu.

    FOTOĞRAFLI



  • Bursa'da 600 yıllık Muradiye Medrese'si müze olarak hizmette

    Muammer İRTEM/BURSA, (DHA)- BURSA’da Muradiye Külliyesi’nde yer alan 600 yıllık Muradiye Medresesi, Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan restorasyonun ardından Kur’an ve El Yazmaları Müzesi olarak ziyarete açıldı.
    Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin tarihi ve kültürel miras çalışmaları sayesinde 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Muradiye Külliyesi’nin en önemli parçalarından biri olan Muradiye Medresesi de restorasyonun ardından ilk günkü özgün kimliğine kavuştu. Sultan 2. Murad tarafından 1425-1426 yılları arasında yaptırılan Muradiye Külliyesi içinde Fatih Sultan Mehmet'ten itibaren 100 yılı aşkın bir dönem içinde peyderpey yaptırılan 12 adet türbe, daha önce Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek ziyarete açılmıştı. Külliyenin en önemli parçalarından olan Muradiye Medresesi de tamamlanan restorasyonun ardından Kur’an ve El Yazmaları Müzesi olarak kente kazandırıldı. 6 asırlık medresenin açılış törenine Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın yanı sıra Bursa Milletvekili Mustafa Esgin, Osmangazi Kaymakamı Zafer Orhan, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Bilal Kemikli, akademisyenler, müze bağışçıları ve çok sayıda davetli katıldı.
    'MURADİYE KÜLLİYESİ 2. MURAD'IN BURSA'YA VERDİĞİ DEĞERİ GÖSTERİYOR'
    Muradiye Medresesi’nin tipik bir erken devir Osmanlı medresesi olduğunu ifade eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “2. Murad’ın Edirne’de oturmasına rağmen bir ilim merkezi olan Bursa’da böylesine büyük bir eğitim yapısı inşa ettirmesi Bursa’ya verdiği değeri göstermektedir. 600 yıllık uzun bir geçmişe sahip bu müstesna yapı pek çok kez tamir ve onarım geçirmiştir. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabul edilen Muradiye Külliyesi’nin en önemli parçası olan medreseyi de kapsamlı bir restorasyonun ardından “Muradiye Kur’an ve El Yazmaları Müzesi” olarak ziyarete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Bursa’ya kazandırdıkları Muradiye Kur’ân ve El Yazmaları Müzesi’nin, konusu itibari ile Türkiye’de bu anlamda önemli örnekler arasında yerini alacağına inandığını vurgulayan Başkan Aktaş, “Müzemizde 10 medrese odasında Kur’ân-ı Kerim’in ilk nazil olduğu zamandan günümüze Kur’ân’ın yazılışındaki aşamalar, hat sanatının gelişimiyle birlikte kronolojik olarak izlenebilecek. Ana eyvanda ise 18. yüzyıldan kalan Sultan Murad Hüdâvendigâr sanduka örtüsü ve Bursa’da medfun olan diğer sultan isimlerinin yazılı olduğu sanduka levhaları sergileniyor. Müzede ayrıca, geleneksel Türk-İslam sanatlarının unutulmaya yüz tutmuş alanlarını yaşatmak adına hat, tezhip, minyatür, cilt sanatına ilişkin atölye çalışmaları gerçekleştirilecek ve yeni hattatların, müzehheplerin, mücellitlerin, ebru ve minyatür sanatçılarının yetişmesine imkân sağlanacak. Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli illerinden bağışta bulunarak müzemizi zenginleştiren bütün üstatlarımıza, müze danışmanımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ederim” diye konuştu.
    ANLAMLI BAĞIŞ
    Açılış töreninde aynı zamanda bir de bağış sürprizi yapıldı. Müze bağışçılarından Hayrettin Akpınar, 1876 tarihli el yazması Kur’an-ı Kerim ve Evliya Çelebi’nin 400’üncü yılı anısına özel olarak hazırlanan altın uçlu kalemi, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a vererek, müzeye bağışladı. Başkan Aktaş da bağışçı Hayrettin Akpınar, Müze Danışmanı Doç.Dr. Hicabi Gülgen, Hattat Mahmut Şahin, Bab-ı Nun Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği ve İbrahim Koca’ya müzeye katkıları nedeniyle teşekkür belgesi verdi.
    Başkan Aktaş ve beraberindekiler daha sonra kurdele keserek ziyarete açtıkları müzeyi gezdi.

    FOTOĞRAFLI



  • 7 yaşındaki Suriyeli Alloş, işitme cihazına kavuştu 

    ELAZIĞ, (DHA)- ELAZIĞ'da yaşayan işitme engelli Suriyeli Selsebil Alloş'a (7), İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı'nın (İHH) girişimiyle işitme cihazı alındı. 
    2016 yılında, ülkelerindeki savaştan kaçıp, Elazığ’a yerleşen Suriyeli Alloş ailesinin kızı Selsebil Alloş, işitme cihazı yokluğundan duymada yaşadığı sorunu çözmek için İHH girişimde bulundu. İHH Yetim Birimi Gönüllüsü Besime Yaman, hayırseverlerin desteğiyle işitme cihazı alındığını dile getirerek, dil, din ve ırk ayırımı yapmadan dünyanın dört bir yanında mazlumların yanında olmaya devam eden İHH’nın Selsebil Alloş için de aynı şekilde bir organizasyon yaparak ihtiyacı olan işitme cihazını temin ettiklerini söyledi.

    FOTOĞRAFLI
     



  • Yozgat'ta jandarma ekipleri, doğaya yiyecek bıraktı

    YOZGAT, (DHA) - YOZGAT'ta İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kar örtüsü altında yiyecek bulmakta güçlük çeken yaban hayvanları için doğaya buğday ve ekmek bıraktı.
    Yozgat il genelinde etkili olan tipi ve kar yağışının ardından, jandarma ekipleri, kar örtüsü altında yiyecek bulmakta zorlanan yaban hayvanlarını unutmadı. Kuşlar için buğday, yaban hayvanları için ekmek temin eden ekipler, yerleşim alanları dışında bulunan bölgelere yiyecek bıraktı. Kuşların görebilecekleri açık alanlara buğday döken ekipler, ağaç dallarına da ekmek koydu.

    FOTOĞRAFLI
     



POPÜLER ARAMALAR