MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Turkcell’in Elçiler Zirvesi bu yıl Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşecek.

    LEFKOŞA, (DHA)- Bu sene "Gücünü Hisset" mottosuyla 10'uncu kez düzenlenecek Turkcell’in Elçiler Zirvesi 19-27 Kasım tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleşecek.

    Sosyal medya üzerinden yapılan anket sonucunda belirlenen etkinliğe ev sahipliği yapacak Kuzey Kıbrıs, zirve kapsamında 7 bin 5 yüz elçiyi ağırlayacak. Firmanın tüm bayi çalışanlarının yanı sıra üst düzey yöneticilerin de katılacağı zirvede strateji ve hedefler ele alınacak, eğitim ve bilgilendirme toplantıları düzenlenecek. 8 gün boyunca devam edecek zirvede sunuculuğunu Jess Molho ve ünlü oyuncu Çağlar Ertuğrul’un yapacağı birbirinden renkli turnuva ve şovlar düzenlenecek, ünlü sanatçılar da konser verecek.  

    Kuzey Kıbrıs Turkcell çalışanlarının da katılacağı zirve, ülkenin  tanıtımına ve turizmine de katkı sağlanacak.

     



  • Diyabetten korunmak için 'sağlıklı beslenin, egzersiz yapın' önerisi

    LEFKOŞA,(DHA) - YAKIN Doğu Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Özgür Sirkeci, erken teşhis edilip gerekli önlemler alındığı takdirde, günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olan diyabet ve buna bağlı birçok hastalığın yıllar içerisinde kontrol edilebilir hale gelebileceğini ifade etti.

    Şeker hastalığının günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Sirkeci, diyabetin görülme sıklığının gittikçe arttığını, örneğin Türkiye çapında yapılan bir araştırmada diyabet sıklığının yüzde 13,7 olarak tespit edildiğini söyledi.

    Şeker hastalığının sadece kan şekeri yüksekliği anlamına gelmediğini de belirten Uzm. Dr. Sirkeci, diyabetin yıllar içerisinde kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar ile göz hastalıklarına yol açtığını bildirdi.

    "SAĞLIK SORUNLARINDAKİ ARTIŞIN TEMEL NEDENİ DÜZENSİZ VE SAĞLIKSIZ BESLENME"

    Sağlık sorunu sıklığının giderek artmasının temel nedeninin düzensiz ve sağlıksız beslenme ve buna bağlı olarak görülen obezite olduğunu belirten Uzm. Dr. Sirkeci, diyabetin sadece diyetsel ve hareketli bir yaşam tarzı ile önlenebilir, gelişimi geciktirebilir bir hastalık olduğunu, obezite ve sedanter yaşam tarzının ise şeker hastalarının en büyük düşmanı olduğunu ifade etti.

    "ERKEN TEŞHİSLE OLUŞABİLECEK DİYABETE BAĞLI HASTALIKLAR KONTROL EDİLEBİLİR"

    Erken teşhis edilip gerekli önlemler alındığı takdirde yıllar içerisinde oluşacak birçok diyabete bağlı hastalığın kontrol edilebilir hale geleceğini anlatan Uzm. Dr. Sirkeci, bu yüzden özellikle karın çevresi geniş, kilolu, kilo vermekte zorlanan, ailesinde şeker hastalığı hikâyesi olan kişilere, mutlaka sağlıklı yaşam tarzını benimsemnin yanında, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmaları önerisinde de bulundu.

    EN SIK GÖRÜLEN DİYABET TİPİ "TİP 2 DİYABET"

    Uzm. Dr. Sirkeci sözlerine şöyle son verdi:

    "Temel olarak iki tip diyabet olmakla birlikte özel diyabet tipleri de mevcuttur.  Fakat en sık görüleni, obezite ve insülin direnci ile ilişkili olanı Tip 2 Diyabet’tir. İnsülin direnci kan tetkikleri ile ölçülebilir, hastanın karın çevresinin geniş olması, obezite varlığı ile tahmin edilebilir bir parametredir. Tip 2 Diyabet’in gelişiminde temel rolü oynayan insülin direncinin ortadan kaldırılması ile diyabetin gelişiminin önlenmesinde büyük bir adım atılmış olur.  Sadece diyet ve egzersiz, bazen de eklenebilecek birtakım ilaçlarla kontrol edilebilecek bir durum haline gelir.  Özetle diyabet önlenebilir bir hastalıktır, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ise sağlıklı yaşamanın temel yapı taşlarıdır."



  • Sabiha Gökçen’deki 'Seksek' alanları çoğalıyor

    Sabiha Gökçen’deki “Seksek” alanları çoğalıyor

    Anıl UÇAN / İSTANBUL,(DHA) - Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda kurulan “Seksek” alanlarının sayısı  çocuk yolcuların yoğun ilgi göstermesi nedeniyle artıyor.

    Türkiye’nin şehir havalimanı Sabiha Gökçen (İSG) Uluslararası Havalimanı,terminal içerisinde yaptığı yenilikler ile örnek teşkil etmeye devam ediyor. 29 Ekim Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında terminal içerisine konulan “Seksek” alanlarının sayısı, çocuk yolcuların yoğun ilgisi nedeniyle artırılıyor.

    İSG Kurumsal İletişim Müdürü Canan Soysal, Demirören Haber Ajansı (DHA)’ya yaptığı açıklamada, "Bundan yaklaşık 7 ay önce 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Günü İstanbul Sabiha Gökçen olarak farklı bir uygulama yapmak istedik. Arkamda bulunan Sabiha Gökçen Havalimanı Giden yolcu katında bu 'Seksek' oyun alanını hayata geçirdik. O gün sadece çocuk misafirlerimiz değil, anneleri, babaları, havalimanı çalışanları seksek uygulamasına çok büyük ilgi gösterdiler. Bu yoğun ilgi nedeniyle bu seksek uygulamamızı kaldırmamaya karar verdik" dedi.

    “AMACIMIZ ÇOCUK DOSTU HAVALİMANI OLABİLMEK”

    Canan Soysal, İSG olarak amaçlarının yolcu dostu havalimanı olmalarının yanında çocuk dostu havalimanı olabilmek olduğunu belirterek, "7 aydır buradan geçen yolcularımız, personelimiz günün stresini atmak için Seksek alanımıza uğruyorlar. Sabiha Gökçen Havalimanı her alanda öncü bir havalimanı. Burada da öncü bir rol üstlendik. Bugün başka havalimanlarında benzer uygulamaların hayata geçtiğini görüyoruz. Bu bizi çok mutlu ediyor. Amacımız yolcu dostu havalimanını aynı zamanda çocuk dostu bir havalimanı haline getirmek O yüzden seksek uygulamamızı terminal içerisinde başka noktalara da uygulamak istiyoruz. Sadece seksek değil, başka zemin uygulamalarımızı faaliyete geçirip çocuk yolcularımızın daha keyifli zaman geçirmelerini sağlayacağız" ifadelerini kullandı.



  • Beylikdüzü Apartman Görevlileri Sosyal Tesisi açıldı

    İSTANBUL, (DHA) - Beylikdüzü’nde apartman görevliler için sosyal tesis açıldı. Beylikdüzü Apartman Görevlileri Sosyal Tesisi” ile kentin yükünü en çok çeken meslek grubu olan apartman görevlileri, aileleriyle ve meslektaşlarıyla birlikte mutlu ve huzurlu zaman geçirecekleri bir sosyal tesise kavuşmuş olacak.

    Apartman Görevlileri Sosyal Tesisi açılışına CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP il ve ileçe protokolü ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı. Dereağzı Mahallesi Korukent Caddesi’nde açılan sosyal tesis apartman görevlileri tarafından tam not aldı.

    “MİNİK AMA İŞLEVİ BÜYÜK BİR TESİS”

    Tesisle ilgili konuşan Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Burası apartman görevlilerinin huzurla vakit geçirebilecekleri dinlenebilecekleri bir yer olacak. Herkesin apartman görevlilerinin yanında olmasını istiyorum. Burası minik gözükse de işlevi çok büyük bir yer” diye konuştu.

    Açılışta konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise, projenin Türkiye’ye örnek olduğunu dile getirdi.

    Program, apartman görevlilerine sertifika dağıtılması sonrası kesilen açılış kurdelesi ile sona erdi.



  • Harput müziğinin üstadı İstanbul'da anıldı

    İSTANBUL,(DHA) - İSTANBUL'DA Elazığ-Harput müziğinin en büyük üstadı ve kaynak kişisi olan Hafız Osman Öge anısına İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu tarafından konser verildi.

    Yaran-ı Harput Derneği, Elazığ-Harput Müziği' nin en büyük üstadı ve kaynak kişisi olan Harput’lu Hafız Osman Öge'yi anmak için bir konser düzenledi.

    Eyüpsultan Belediyesi'nin destekleri ile düzenlenen geceye Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, Elazığ Dernekleri Federasyonu Başkanı Faik İçmeli, Yaran-ı Harput Derneği Başkanı İshak Şadi Çarsancaklı ve Hafız Osman Öge'nin geride kalan aile bireyleri ve sevenleri katılım sağladı.

    "Bu etkinlik Yaran-ı Harput Derneğimizin Hafız Osman Öge Projesi'nin bir parçası" diyen Yaran-ı Harput Derneği Başkanı İshak Şadi Çarsancaklı, "Proje çerçevesinde Hafız Osman Öge'nin hayatı, seslendirdiği eserler, bize kaynaklık ettiği eserlerin toplandığı bir kitap üretildi. Hafız Osman Öge Harput Musikisi'nin bilinen en eski ve temel kaynak kişisidir. Bu nedenle öne çıkarmak istedik. Ayrıca kişiliği ile de sıradışı, örnek olabilecek bir insandır" dedi.

    Harputlu Hafız Osman Öge’yi tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak üzere yürütülen projenin son ayağını yaptıklarını ifade eden Çarsancaklı, "Harput'un yüzü olabilecek vasfı nedeniyle onu öne çıkarmak istedik. Bu anlamda bir kitap çıkardık. Projenin ikinci ayağında Elazığ Belediye'sinin de katkısıyla Harput'ta bir parka onun ismi verildi. Kimliği, hayatı o parkta yer alacak. Aynı şekilde Elazığ'da da eserlerinin okunduğu bir konser düzenlendi. Anma gecesi mahiyetindeydi" ifadelerini kullandı.

    Törende İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu, Hafız Osman Öge tarafından nakledilen ve söylenen mahalli eserleri seslendirdi.

    HAFIZ OSMAN ÖGE KİMDİR?

    Elazığ-Harput Müziği' nin en büyük üstadı ve kaynak kişisidir. 1892 yılında Harput' da doğdu. Asıl adı Osman Feyzi'dir. Harputlu Kamilzâde Muallim Hafız Tevfik Efendi'nin oğludur. İlk tahsilini, hafızlık eğitimini ve bütün makamatı babasından öğrenmiştir.

    Elaziz Askeri Rüşdiyesini (Ortaokul) ve İdadisini (Lise) bitirdi. 1908 yılında birinci derece ile diplomasını (şehadetname) aldı. 1909 yılında babası vefat edince harbiyeye devam edemedi. Yardımcı muallim olarak atandığı Harput okullarında 1924 yılına kadar çalıştı. 1924 yılında Muallim Mektebi ambar memurluğuna, 1932 yılında da Elaziz Orta Mektep memurluğuna atandı. 1938-1950 yılları arasında ise Malatya Lisesi sekreterliği ve idari işler şefliği yaptı. 1950 yılında emekli oldu ve tekrar Elazığ'a döndü.

    İlk nağmeleri ve Harput Makamatını daha çocuk yaşlarda iken babası ve  dedesinden alan Hafız Osman Öge, zamanın ustalarının yorumlarını irdeleyerek yöre ağzının en köklü nağmelerini elde eder. Genç yaşta sesi ve güzel okuyuşu ile tanınır. 1936 yılında Elaziz Halkevi'nde katıldığı derleme çalışmaları ile 56 adet Elaziz ezgisi notalara alınır ve kitaba geçer. Bu, Hafız Osman Öge'nin kaynak kişi olarak katıldığı ilk ciddi programdır. Sonraki yıllarda da bir yandan memuriyetini sürdürürken bir yandan da elinde dokümanlarla  Harput ezgilerini irdeler, araştırır ve inceler. Onlarca türkü, hoyrat ve tüm Harput Gazelleri onun sesinden günümüze ulaşmış ve kaybolmaktan kurtulmuştur. 1955 ve 1960 yılında, ilerlemiş yaşına rağmen 114 Elazığ ezgisini makara bantlara okumuştur. İki adet taş plağı vardır. TRT'ye kayıtlı Elazığ ezgilerinden 27 adedinin kaynak kişisidir.

    İki kızı ve örnek bir aile hayatı olan sanatçı klasik Türk ve onun bir şubesi olan Harput Musikisi ile sadece kültürel amaçla ilgilenmiştir. Hafız Osman Öge 18.10.1975 tarihinde Elazığ'da vefat etmiştir. Kabri, Harput'taki aile kabristanındadır.



  • Türk çizgi romanı, eski günlerine dönmek için destek bekliyor

    Sinem ERYILMAZ - Ömer HASAR / İSTANBUL,(DHA) - TÜRK çizgi romanları eski ihtişamlı gülerindeki okuyucu sayısına yeniden ulaşabilmek için büyük sermaye gruplarının ve yayınevlerinin desteğini bekliyor.

    Zagor, Tex, Mr. No, Tommiks, Tarkan, Kara Murat, Karaoğlan gibi 1950'li yıllardan bu yana  geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan çizgi romanlar eski ihtişamlı günlerini yeniden yakalamak istiyor.

    Bu anlamda 2017 yılında dernek çatısı altında bir araya gelen çizgi roman tutkunları dün Caddebostan Kültür Merkezi'nde Çizgi Romanı Yaşatanlar Orjinal Resim Sergisi adında bir etkinliğe imza attılar. Etkinlikte ayrıca Çizgi Roman Kültürü Dergisi'nin de tanıtımı yapıldı.

    Türkiye'deki çizgi roman okur sayısını yeniden arttırmak, onları bir araya getirmek, yerli çizgi roman sanatını yaşatmak ve sevdirmek için böyle bir sergi düzenlediklerini ifade eden Çizgi Roman Okurları Derneği (ÇRODER) Başkanı Önder Çakı, "Burada Çizgi Romanı Yaşatanlar Orjinal Resim Sergisi var. Bu resim sergisinde geçmişten günümüze çizilmiş çizgi roman kapaklarının ve iç sayfalarının orijinallerini sergiliyoruz. Bunun yanında bir de çizgi romandan sinemaya uyarlanmış filmlerin orijinal afişlerini sergiliyoruz. Etkinliği Çizgi Roman Okurları Derneği olarak yapıyoruz. Amacımız çizgi romanı sevdirmek, yaşatmak ve okuyucuyu, çizerleri, yayıncıları bir arada tutmak" şeklinde konuştu.

    "ÇİZGİ ROMAN ÖLMESİN İSTİYORUZ"

    1970'li yıllardaki hemen hemen tüm çizgi romanların kapaklarını çizen usta isim Aslan Şükür de, "1971 yılında çizgi romana başladım. Aşağı yukarı 25 sene sürdü. 9-10 adet çizgi roman kitabımız vardı. Hepsinin kapaklarını ben yaptım. O zamanlar elle çiziliyordu. Şimdi biliyorsunuz ki bilgisayarla çizilen kapaklar var. Ve o zamanlar okur sayımız çoktu. Her bir kitabın fasikülü aşağı yukarı 45 bin civarında satılıyordu. Her sene okuyucu azaldı. 90'lı yıllarda da sona erdi. Okuyucu sayısı düştü. Fakat şu anda okuyucuyu geri kazanmak için bir çabamız var. Çizgi roman ölmesin istiyoruz" diye açıklamada bulundu.

    "ÇOCUKLARA OKUMAYI SEVDİRİYOR"

    Çizgi romanların çocuklarda hayal dünyasının gelişmesine ve onların okumayı sevmesine yardımcı olduğunu belirten Şükür, "İnşallah okur sayısı artar. Bu çünkü çocukların hayal dünyasını geliştiriyor ve okumayı sevdiriyor. Bir zamanlar çok engellendi ve okuma sayısı bizde düşük. Aslında çocuklara okumayı sevdiren bir olay" dedi.

    BATILI ANLAYIŞLA YEPYENİ BİR JENERASYON

    "Teknolojinin gelişimi, internet çağının başlaması gibi olaylar Türkiye'de sadece çizgi roman okuru olarak değil, toplumsal yaşam biçimimize değişiklikleri yansıttı. Okuma alışkanlıklarımız, hayata bakış şeklimiz, genç kuşağın ilgi alanlarının yeni arayışlara yönelmesi okuyucuyu çok farklı platformlara getirdi" diyen 80'li yıllarda Teks, Teksas, Tommiks, Bob Kroket, Süpermen ve Conan olmak üzere pek çok seriye kapak illüstrasyonları hazırlayan Sanatçı Ömer Muz ise şunları söyledi:

    "Batı'dan gelen çizgi romanların çok fazla Türkiye'de okuyucu kitlesine ulaşması bunu değiştirdi. Teknolojinin de buna çok büyük katkısı var. Kitle iletişim araçlarının yabancı çizgi romanlara tanıdığı fırsatlar bizim çağımızda maalesef yoktu. Günümüzde doğal olarak genç kuşaklar Batılı kahramanlara yöneldi. Film endüstrisi de buna çok büyük katkı yapıyor. Hollywood'un getirdiği bir katkı bu. O katkı ile birlikte bugün çizgi roman sektöründe tamamen Batılı anlayışla yepyeni bir jenerasyon var.

    "AMERİKAN ÇİZGİ ROMANLARININ ETKİSİNDEYİZ"

    Türk çizgi romanının eski günlerine geri dönebilmesinin tek yolunun desteklenmesinden geçtiğini dile getiren Sanatçı Ömer Muz, "Çizgi romancılar destek bulamıyor. Amerikan çizgi romanlarının etkisindeyiz. Dolayısıyla geliştirebilmek için çok büyük sermaye gruplarının, büyük yayınevlerinin destek vermesi lazım. Ama onlar da çizgi romanlar çok geniş kitlelere ulaşmadığı ve basılmadığı için destek vermiyor. Çizgi romana büyük sermaye gruplarının destek vermesi lazım ve sponsorlara ihtiyacı var" diye konuştu.

     

     

     

     

     



  • Çocuk Hakları Şenliği’nde haklarını eğlenerek öğrendiler

    İSTANBUL,(DHA)-  Şişli Belediyesi, Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında Çocuk Hakları Şenliği düzenledi.  Şenliğe katılan 9 yaşındaki Ege Zambakçı okul kantinlerinde satılan tostun 3 lira olması gerektiğini söyledi.

    Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde halka açık bir şekilde yapılan ve üç gün süren şenlikte çocukların haklarını eğlenerek öğrendiği tiyatro ve animasyon film gösterimleri, atölye ve konserler düzenlendi.  Çocuğun bedensel haklarını eğlenceli bir şekilde çocuklara ve ailelerine öğretmeyi amaçlayan “Kendimi Koruyorum Haklarımı Koruyorum” tiyatro oyunu ile başlayan şenlikte çocuklar için Up, Wall-E ve ÇoÇa animasyon filmleri gösterildi.

     “OKULLARDA TENEFFÜS SÜRELERİ DAHA UZUN TUTULMALI”

    Şenliğe katılan 10 yaşındaki Duru Aslan, “Çocukların eğitim, oyun, seyahat ve eğlenme hakları olmalı. Okullarda teneffüsler 10 dakika ise bir 5 dakika daha eklenmeli. Kantinlerdeki ürün çeşitleri artırılmalı. Daha fazla ürün olmalı” dedi.

    “KANTİNLERDE TOSTUN 3 LİRA OLMASI LAZIM”

    En önemli çocuk haklarından birinin mutlu olmak olduğunu söyleyen 3’üncü sınıf öğrencisi 9 yaşındaki Ege Zambakçı,”Kantinlerde tost 3 lira olması gerekirken 5 liradan satılıyor. Bu durumda cebindeki paran da bitiyor. Tostların daha düşük fiyatlı olması gerekir. Beden derslerinin de uzun olması gerekir. 2 dersten 3 derse çıkarılması lazım. Bir zil çaldığı gibi sınıfa gidiyoruz” diye konuştu.

    Çocuk Hakları Şenliği ŞUBADAP Çocuk Şarkıları Orkestrası'nın konseri ile sona erdi.



  • (Görüntülü) Halil Sezai sevenleriyle buluştu

    İSTANBUL,(DHA)- Farklı tarzıyla adından sıkça söz ettiren Halil Sezai Paracıkoğlu dün akşam Trump Cadde’de sevenleriyle buluştu. Geniş hayran kitlesine sahip olan yorumcu ve besteci Halil Sezai, Trump Cadde sahnesinde hayranlarıyla bir araya geldi. Sevilen şarkılarını hayranlarıyla birlikte hep bir ağızdan söyleyen Halil Sezai, konserin açılışını ‘Beni Unutma’ şarkısıyla yaptı. Sevilen duygusal şarkılarıyla milyonların sevgisini kazanan ünlü şarkıcı Halil Sezai, Trump Cadde’de verdiği konserle sevenlerine unutulmaz bir akşam yaşattı. Dinleyenlerden büyük alkış toplayan Halil Sezai, yaklaşık iki saat sahnede kaldı. Trump Alışveriş Merkezi’nin terasında yer alan Trump Cadde’de gerçekleşen ücretsiz konser takvimi ise şöyle: “1 Aralık Cumartesi Bülent Ortaçgil, 15 Aralık Cumartesi Resul Dindar, 29 Aralık Pera”



  • Halil Sezai sevenleriyle buluştu

    İSTANBUL,(DHA)- Farklı tarzıyla adından sıkça söz ettiren Halil Sezai Paracıkoğlu dün akşam Trump Cadde’de sevenleriyle buluştu.

    Geniş hayran kitlesine sahip olan yorumcu ve besteci Halil Sezai, Trump Cadde sahnesinde hayranlarıyla bir araya geldi. Sevilen şarkılarını hayranlarıyla birlikte hep bir ağızdan söyleyen Halil Sezai, konserin açılışını ‘Beni Unutma’ şarkısıyla yaptı.

    Sevilen duygusal şarkılarıyla milyonların sevgisini kazanan ünlü şarkıcı Halil Sezai, Trump Cadde’de verdiği konserle sevenlerine unutulmaz bir akşam yaşattı. Dinleyenlerden büyük alkış toplayan Halil Sezai, yaklaşık iki saat sahnede kaldı.

    Trump Alışveriş Merkezi’nin terasında yer alan Trump Cadde’de gerçekleşen ücretsiz konser takvimi ise şöyle:

    “1 Aralık Cumartesi Bülent Ortaçgil, 15 Aralık Cumartesi Resul Dindar, 29 Aralık Pera”

     

     



  • Lezzet dünyasının usta isimleri İstinyeli Ödülleri'nde buluştu

    İSTANBUL, (DHA)- Bu yıl ilk kez düzenlenen İstinyeli Ödülleri'nin "lezzet" bölümü kazananlarının belli olduğu ödül töreni lezzet dünyasının ünlü simalarını bir araya getirdi.

    İstinye Üniversitesi'nin Topkapı Kampüsünde gerçekleşen tören, yiyecek-içecek sektörünün birbirinden önemli isimlerini öğrencilerle buluşturdu. Ödül alan isimler, 17 farklı kategoride öğrenciler tarafından kullanılan oylar sonucunda belirlendi.

    "SAĞLIKLI BİR TOPLUM İÇİN ÖNCE BİLİNÇLENMEMİZ LAZIM"

    Törenin açılış konuşmasını yapan İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu, "Üniversite olarak yemek konusuna ayrı bir ilgimiz var. Hem yemek yapımı hem sağlık tarafı ile ilgili bölümlerimiz bulunuyor. Yeme içme konusu hayatımızın önemli bir parçası. Modern çağın getirdiği hareketsizlik ve fast-food alışkanlıklarımız var.  Diyabet, kalp gibi hastalıklar artıyor. Bu ve benzeri hastalıklardan korunmak için öncelikle yiyip içtiklerimize dikkat etmemiz lazım. Eğitim kurumu olarak bize de bu konuda önemli görevler düşüyor. Sağlıklı bir topluma ulaşmak için yediğimizi içtiğimizi iyi biliyor olmamız ve hakkımızı bilinçlendirmemiz lazım" dedi. 

    Açılış konuşmasının ardından ödüller sahiplerini buldu. "En İyi Sokak Lezzeti" dalında Midyeci Ahmet, "En İyi Mekan Tasarımı" dalında The House Cafe'nin ödül aldığı törende  "En İyi Köfteci" dalında Sultanahmet Köftecisi,  "En İyi Yemek Tv Programı" dalında Arda'nın Mutfağı kazanan oldu. Öğrenciler verdikleri oylarla "En İyi Gastronomi Şehri"ni  Gaziantep, "En İyi Şef"i ise Yunus Emre Akkor olarak belirledi.

    "MUTFAKTA ÇALIŞMAK MESAİSİ AĞIR BİR İŞTİR"

    Törende "En İyi Yemek Tv Programı" dalında ödül alan ünlü şef Arda Türkmen, "Pek çok kurumdan ödül alıyoruz ancak içlerinde en değerlileri gençler tarafından verilenler oluyor. Çünkü üniversitelerdeki arkadaşlarımız değerlendirme konusunda son derece net ve keskinler. Onların süzgecinden geçip böyle bir ödülü almak bizim için  mutluluk verici" dedi. Hayatlarına şef olarak devam etmek isteyen gençlere önerilerde bulunan Türkmen, "Öncelikle çok çalışmaları lazım. Hiçbir zorluk karşısında yılmamaları lazım. Çünkü mutfakta çalışmak dünyanın neresinde olursa olsun mesaisi ağır ve zor bir iş. Her zaman kendilerini geliştirmeleri, çok araştırmaları ve okumaları, denemekten korkmamaları ve yılmamaları lazım. Bunları yapanlar başarılı olacaktır" diye konuştu.

    "TÜRK MUTFAĞINI DAHA İYİ PAZARLAMALIYIZ"

    Türk mutfağının oldukça gelişmiş olduğunu söyleyen Türkmen, "Tatlısı, tuzlusu, ana yemekleri, börekleri, zeytinyağlıları, balıkları ve daha birçok şeyi  ile sonsuz bir dünya var. Biz kendimizi Kuzey Avrupa ülkeleri gibi balıkla veya Güney Amerika ülkeleri gibi etle sınırlandıramayız. Bizde çok daha fazlası var. Tek eksiğimiz  pazarlama. Eğer sahip olduğumuz değerleri daha yüksek normlarla pazarlayabilirsek dünyada hak ettiğimiz değeri daha çok göreceğiz" dedi.

    "ÖNEMLİ OLAN ZANAATKAR RUHLU USTA OLABİLMEK"

    "En İyi Tatlıcı" kategorisinde ödül alan Karaköy Güllüoğlu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Güllü ise, "Ben beşinci kuşak, 45 yıllık ustayım. İşi eliyle yapana işçi derler, kafasını kullanarak yapana usta derler, bunların üstüne yüreğini ve ruhunu koyan ise zanaatkar derler. Zanaatkar ruhlu usta olmak ise ayrı bir şey. Bu ödülleri alabilmek için de zaten usta olmak önemli. Tüm öğrencilere bize verdikleri bu değerden dolayı teşekkür ediyorum" dedi. 

    "ÇIRAKLIĞINI YAPMADIĞINIZ İŞİN USTASI OLAMAZSINIZ"

    Gençlere "Çıraklığını yapmadığınız işin ustası olamazsınız" diye seslenen Güllü, "Gözlemci olsunlar. Bir işin ya aşığı ya da muhtacı olursunuz. Bir işi sevgi ve saygıyla yaparsanız marka olursunuz. İsterim ki yaptıkları işe gönüllerini koysunlar. 'Önemsenmek için önemseyeceğiz' sözünü prensip edinsinler. Bu hayatta büyüklerin, bilim öğreten hocaların ve meslek öğretenlerin eli öpülür.  Hocalarını iyi dinlesinler, gönüllerini koyarak buradan mezun olup hayata atılsınlar. Çünkü bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamazlar" diyerek sözlerini noktaladı.

    Törene  babası Mehmet Seracettin Tezçakın ile katılan Sultanahmet Köftecisi'nin dördüncü kuşak sahibi Mert Tezçakın bu ödüle layık görülmekten dolayı çok mutlu olduklarını belirterek, gençlere her zaman çok çalışmalarını ve işlerinin başında olup o işin her yönünü öğrenmelerini tavsiye etti.

    ORGANİZASYONUN MİMARİ ÖĞRENCİLER

    Organizasyonun baştan sona öğrenciler tarafından gerçekleştirildiğini söyleyen İstinye Üniversitesi Öğrenci Merkezi Direktörü  ve Genel Sekreter Yardımcısı Mehtap Gülaçtı, "Biz onlara sadece koordinasyon ve sponsorluklarda destek olduk. Farklı sektörlere yılda birkaç kez ödül vermek istediler. Biz de onları destekledik. 'Lezzet Ödülleri' ilk gruptu. Ama bunun arkası gelecek. Bu konuda da çalışmalara başladılar. Medya, hizmet gibi gruplarda da ödüller verecekler. Tamamen objektif yöntemlerle seçimlerini yaptılar. Ödül kazanan firmaları onlar arayıp, davet etti" diye konuştu.

    "SEKTÖREL ÇALIŞMALARI AYRICA ÖNEMSİYORUZ"

    Üniversite öğrencilerinin dünya görüşü ve vizyonlarının çok geniş olması gerektiğini ifade eden Gülaçtı, "Artık hayata, çevreye, siyasete, çevreye dair daha fazla fikirlerinin gelişmesi lazım. Bu amaçla da biz sektörel çalışmaları çok önemsiyoruz.  Bu çalışmalar hem öğrencilerimizi sektör liderleriyle bir araya getiriyor hem takım çalışmasını öğretiyor hem de kendi aralarında rekabet sağlıyor. Firma temsilcileriyle tanışarak iş, staj fırsatları elde edebiliyorlar, çevre oluşturabiliyorlar. Çünkü artık çevreniz ne kadarsa artık iş dünyanızdaki değerinizde o kadar" dedi.

    Törende ödül alan firma ve isimler şöyle sıralandı:

    En İyi Sütlü Tatlıcı - Tarihi Sarıyer Muhallebicisi

    En İyi Sokak Lezzeti - Midyeci Ahmet

    En İyi Pideci - Meşhur Karadeniz Pidecisi

    En İyi Kuru Fasulyeci - Tarihi Meşhur Kuru fasulyeci Erzincanlı Ali Baba

    En İyi Kahvaltıcı - Namlı Karaköy Gurme

    En İyi Türk Mutfağı - Hatay Medeniyetler Sofrası

    En İyi Mekan Tasarımı - The House Cafe

    En İyi Blogger - Refika'nın Mutfağı

    En İyi Köfteci - Sultanahmet Köftecisi

    En İyi Kebapçı - Bağdat Ocakbaşı

    En İyi Gastronomi Şehri - Gaziantep

    En İyi Esnaf Lokantası - Balkan Lokantası

    En İyi Yemek Tv Programı - Arda'nın Mutfağı

    En İyi Şef - Yunus Emre Akkor

    En İyi Çorbacı - Karaköy Çorba Evi

    En İyi Tatlıcı - Karaköy Güllüoğlu

    En İyi Kahveci - Coffee Department



  • 2,5 tonluk Türk kahvesi ile rekor denemesi

    İSTANBUL, (DHA)- ‘International Forum Coffee Weeks’ etkinliği kapsamında düzenlenen 2,5 tonluk Türk kahvesi rekor denemesi Marmara Forum Alışveriş Merkezi’nde yapıldı. 10 usta tarafından 3 saat kaynatılarak yapılan kahveyle, Bosna Hersek’te 650 litre ile olan dünya rekorunun kırılması için yapılan deneme başarıyla gerçekleşti.  
    Marmara Forum Alışveriş Merkezi, 1 Kasım Perşembe günü başlayan “International Forum Coffee Weeks” ile yarışmalardan tadımlara, workshoplardan özel dekorlara kadar kahveye dair pek çok etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bosna Hersek’te 650 litre ile olan Guinness rekorunun yeni sahibi 2,5 tonluk Türk kahvesi ile heyet onayının ardından Türkiye’nin olacak.
    REKOR KİTABINA TÜRKİYE’NİN ADINI YAZDIRDIK
    Türk kahvesinin milli değerimiz olduğunu vurgulayan Marmara Forum AVM Pazarlama Yöneticisi Reyhan Aslan, Guinness’in vermiş olduğu onayın ardından Türk kahvesiyle rekorlar kitabına Türkiye’nin adını yazdıracak olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Aslan, “Milli değerimiz Türk kahvesi rekorunu neden Türkiye’ye taşımayalım dedik ve böyle bir girişimde bulunduk. Dünyanın en büyük Türk kahvesi cezvesi ölçülerine uygun olarak bir cezve ürettik. Eski rekor 1 metre 25 santim uzunluğunda bir cezveydi ve biz 1 metre 85 santim olan daha büyük bir cezve ürettik. Hakem heyeti ölçümleri yaptılar, uygunluk verdiler. Bütün ölçüler şimdi Guinness’e gidecek. Onayın ardından rekorlar kitabına adımızı yazdırmış olacağız” dedi.
    TÜRK KAHVESİNE ÖZEL EMOJİ
    Marmara Forum’da ayrıca Türk Kahvesi sevdasını sanal dünyaya taşıyacak bir emoji kampanyası da başlattıklarını dile getiren Reyhan Aslan, #CEZVEmoji adı verilen kampanya hakkında bilgi verdi. Aslan, “#CEZVEmoji kampayası da başlattık. Emoji klavyesinde neden milli değerimiz cezve de olmasın diye düşündük ve böyle bir kampanya başlattık. Sayfamızdan takipçilerimizin kampanyaya ulaşıp oy kullanması gerekiyor. Elektronik imza ile kampanyaya katılım sağlandığında belli bir sayıya ulaşacağız ve emoji yetkilileri de bunu dikkate alarak, emoji klavyelerine cezveyi de ekleyecekler. Şu anda çok başarılı bir sayıya ulaştık” diye konuştu.
    90 KİLO KAHVE İLE 20 KİLO ŞEKER KULLANILDI
    Dünya rekoru denemesi için Guinness tarafından görevlendirilen hakem heyeti Marmara Forum’da yerini aldı ve kahve pişirme işlemi başlamadan önce dev cezvenin tüm ölçümleri video ve fotoğraflarla kayıt altına alındı. Geleneksel pişirme usulüne uygun bir hazırlık süreci gerçekleştirilebilmesi için hazırlanan 1 metre 85 santim yüksekliğindeki Dev Türk Kahvesi cezvesinde pişen kahve için 90 kilo kahve ve 20 kilo şeker kullanıldı.
    “KAHVE GELENEKSEL YÖNTEMLERLE PİŞTİ”
    Barista eğitmeni olarak rekor denemesinde çalışmalarda bulunan Koray Erdoğdu, sabahın erken saatlerinden beri rekor denemeleri için çalıştıklarını ve kahvenin geleneksel yöntemlerle piştiğini söyledi. Erdoğdu, “90 kilo kahve 20 kilo şeker ve 2,5 ton su kullandık. Bunların hepsini cezveye parça parça ekledik. Büyük bir cezve olduğu için demlenmesi uzun sürdü. Klasik küçük cezvenin 21 kat büyüklüğünde bir cezvede kahveleri yaptık. Türk kahvesini geleneksel yöntemlerle demledik. Kullanılan kahve ve teknikler yöresel ve gelenekseldi. Köpüğü yerinde bir Türk Kahvesi oldu. Böyle bir olaya dahil olduğum için ben de oldukça heyecanlıyım. Bosna Hersek’te olan rekoru Türkiye’ye getirdik. Rekoru 2 defa geçmiş olduk. Türkiye’ye gelmesi çok güzel oldu, çünkü kahve bize ait bir şey” ifadelerini kullandı.
    Hijyen koşullarına dikkat edilerek gerçekleşen ve hakem heyeti eşliğinde tescillenen Türk kahvesi 25 bin kişiye dağıtıldı. Raporlar, Guinness heyetine ulaştığında Türkiye, Bosna Hersek’te olan rekorun sahibi olacak.



  • Prematüre bebeklere kutlama partisi yapıldı

    ANKARA ,(DHA)- MEMORİAL  Ankara Hastanesinde doğan prematüre bebekler için 17 Kasım Dünya Prematüre Günü nedeniyle kutlama yapılarak pasta kesildi.
    Memorial Ankara  Hastanesinde dünyaya gelen prematüre bebekler 17 Kasım Dünya Prematüre Günü nedeniyle bir araya geldi. Prematüre bebekler kutlamada pamuk prenses ve palyaço ile oynadı, daha sonra hep birlikte pasta kesti.
    “BU SÜRECİN MANEVİ AÇIDAN BÜYÜK GETİRİLERİ OLDU”
    Erken doğum yapan 29 yaşındaki Melek İlhan Özmen, bebeklerinden birini doğum sonrasında kaybettiğini diğerinin 5 ay kuvözde yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Kuzey adını verdiği oğlunun bir ay sonra 1 yaşına gireceğini söyleyen anne Özmen  zorlu süreci şöyle anlattı:
    “İlk gebelik deneyimimdi.  Hamile olduğumu öğrendikten sonra üçüncü ayda  ikiz gebe olduğumu öğrendim. Daha sonra ikiz gebeliğin en riskli türü olduğunu öğrendik. Sonrasında biraz sıkıntılı bir süreç oldu. İki bebek tek kordona bağlıydı. Oradan besleniyorlardı. Riskli tarafı bebekler birbirine müdahale edebiliyorlardı. Karın ağrısı şikayetiyle ve bebeklerin hareketinde azalma sezdiğim için apar topar hastaneye gittik ve erken doğum olacağını öğrendik. Sonrası biraz kabus gibi bir süreç oldu bizim için. 25 haftalık doğdu ikizler. Kuzey’in ikizi bir gün yaşadı ve öldü. Kuzey mide ve beyin kanaması, bağırsak delinmesi, göz damalarında kanama gibi birçok hastalığı yaşadı. Fıtık ameliyatı oldu.  Bağırsak ameliyatı ise vücudu kaldırmayacağı için anestezi verilmeden yapıldı.  O dönem çok üzücü bir süreçti. Sürekli kaybetme korkusu vardı ama ben oğluma çok güvendim. Her gün aynı saatte günde iki kez ziyaret ettim oğlumu. Hiçbir zaman yanında ağlamadım. Şimdi sık sık doktora götürüyoruz. Hijyene çok dikkat ediyoruz. Kalabalık yerlere sokmamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki ay bir yaşına girecek. Belirli bir süre  hep geriden gideceğiz. Muhtemelen hep minyon bir bebek olarak kalacak. Kilo almamasını ilk başlarda kafama çok takıyordum ancak şimdi sağlıklı olması yeterli. Bu sürecin bana manevi açıdan büyük getirileri oldu. Beni süt anne yaptı. Başka bir bebeğe de süt verdim o dönemde.”
    “PREMATÜRE BEBEKLERE YAKLAŞIRKEN İKİ KAT DİKKAT EDİLMESİ LAZIM”
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Memnune Aladağ, prematüre bebek bakımının önemine vurgu yaparak bu süreçte dikkat edilmesi gerekenleri kaydetti. Yaklaşık her 10 çocuktan birinin prematüre olarak doğduğunu ifade eden Dr. Aladağ, “Prematüre bakımı çok çok önemli bir konu. 17 Kasım Prematüre Günü de bu önemli duruma farkındalık yaratmak için seçilmiş bir gün. Her yıl dünyada 15 milyon çocuk dünyaya geliyor prematüre olarak. 37 haftanın altına dünyaya gelen bütün bebekler prematüredir. Prematüre henüz gelişimini tamamlayamadan organları gelişmemişken dünyaya geldikleri için çok önemli bir bakıma ihtiyaçları vardır. Bunun için yoğun bakım üniteleri gelişmiş durumdadır” dedi.
    Prematüre bebeklerin ailelerine de eğitim verildiğini ifade eden Dr. Aladağ, konuşmasını şöyle bitirdi:
    “Prematürelerin öncelikle hastanede iyi bakılması gerekiyor. Bunun için yeni doğan yoğun bakım ünitesi, yeni doğan hekimi ve hemşiresi, yeni doğanlar için özel kuvözlerin olduğu yerde bakılması gerekiyor. Bu bakım  süreci çok önemli tabi ki. Taburculuktan sonra da biz aileleri eğitiyoruz çünkü normal bir bebeği büyütmekle prematüre bir bebeği büyütmek ve ona bakmak çok farklı şeyler. Yaklaşık bir hemşire kadar eğitimli olarak eve gönderiyoruz ki evde de bakımları o şekilde sürsün diye. Prematüre bebeklerin aileleri  beslenmelerinden enfeksiyonların korunmasından büyüme takiplerinden gelişim takiplerinden her şey hakkında fikir sahibi oluyorlar. Bebekler prematüre doğmasın, hepsi vaktinde doğsun isteriz ama  iyi bir yeni doğanda takip edilsinler. Mutlaka ailelerin eğitimi çok önemli. Onları eğittiğimiz zaman  çok güzel sonuçlar alıyoruz. Toplumunda bu konuda eğitilmesi lazım. Prematüre bebekler enfeksiyonlara çok açık bebekler. Onlara yaklaşırken iki kat daha özen gösterilmesi lazım.”



  • Medya Okulu ve Sinema Akademisi öğrencileri sertifikalarını aldı

    İSTANBUL,(DHA)-EYÜPSULTAN Belediyesi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) tarafından yeni nesil iletişimciler yetiştirmek amacıyla başlatılan İstanbul UMED Medya Okulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleştirilen Sinema Akademisi için sertifika töreni düzenlendi.
    Eyüpsultan Belediyesi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) tarafından yeni nesil iletişimciler yetiştirmek amacıyla başlatılan İstanbul UMED Medya Okulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde gerçekleştirilen Sinema Akademisi için düzenlenen törende sertifikalar sahiplerini buldu.
    Medya Okulundan 36 katılımcı, Sinema Akademisinden ise 18 katılımcı sertifika aldı. Bahariye Mevlevihanesi'nde gerçekleştirilen sertifika törenine Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın’ın yanı sıra UMED Başkanı Alparslan Değirmenci, Sinema Genel Müdürü Fikret Işık ve çok sayıda sinemasever katıldı.
    “YERLİ VE MİLLİ COĞRAFYAMIZA GÖRE HAREKET EDEBİLECEK GENÇLERE İHTİYACIMIZ VAR”
    Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın ise, “Bizim sinema ve iletişim alanında hem dünyayı tanıyan, dünyadaki gelişmeleri kavrayan aynı zamanda da yerli ve milli coğrafyamızın refleksleriyle hareket edebilecek gençlere, iletişimcilere, sinemacılara ihtiyacımız var. Bu çalışma bu amaca mahsup bir program oldu. Sertifikalarını alan gençlerimizi tebrik ediyorum” dedi.
    “GENÇLERLE BİRLİKTE TEORİK VE PRATİK EĞİTİMLER YAPTIK “
    UMED Sinema Akademisi Koordinatörü Abdülhamit Güler, “Sinemayı önemsiyoruz ve bu yüzden birçok çalışmalar, atölyeler yapıyoruz. Eyüpsultan merkezimizde 10 hafta süren eğitimler düzenledik. Gençlerle birlikte teorik ve pratik eğitimler yaptık. Daha sonra kendileri film, belgesel çektiler ve o şekilde sonlandırdık. Bu tarz faaliyetler çok önemli. Artık sinema yeni medya araçlarıyla beraber en güçlü kitle iletişim araçlarından. Bu tarz eğitimlerin devam etmesini temenni ederim” diye konuştu.
    “SİNEMA DÜNYAYA SÖYLEMEK İSTEDİĞİMİZ SÖZ”
    Sinema Akademisinden sertifika alan Ömer Topkara, “Sinemayı içimizde yansıtmak istediğimiz, dünyaya söylemek istediğimiz söz olarak görüyorum. Kültürümüzden beslenerek bir şeyler anlatabilme ümidi taşıyoruz. Bizim için çok verimli hem de sektöre dair çok güzel bir program oldu” dedi.



  • (Görüntülü) Kadıköy’de ‘Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nin temeli atıldı

    İSTANBUL, (DHA)-KADIKÖY Belediyesi, sokak hayvanlarına özgürlük alanı yaratmak için ‘Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nin temelini attı. Kadıköy Merdivenköy Caddesi’nde hizmete sunulacak Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nin temel atma törenine Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi il ve ilçe protokolü, birçok sanatçı ve hayvanseverler katıldı. Hayvan resimli balonlarla sahneye çıkan çocuklar ile birlikte merkezin temeli atıldı. “EN BÜYÜK EKSİĞİMİZİ TAMAMLADIK” Projeye ilişkin konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, “Burası sadece sahipsiz sokak hayvanlarının değil, tüm hayvanların bakım yeri olacak. Bu merkez bizim en büyük eksiğimizdi, eksiğimizi tamamladık” ifadelerini kullandı. “DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEK OLSUN” Hayvanlar için yapılan merkezlerin tüm belediyelere örnek olmasını temenni eden sanatçı Yeliz, “Ben ve tüm Kadıköylüler bu merkezin açılmasından çok mutluyuz. Çünkü bizler hayvanları gerçekten çok seviyoruz. Böyle yerlerin daha çok olmasını istiyoruz. Çünkü bizler Allah’ın sessiz kullarında ayrım yapmıyoruz. Bizlerin çok daha duyarlı olması lazım” dedi. “BU MERKEZLER HAYVANLARIN HAPİSHANESİNE DÖNÜŞMESİN” Hayvanlarla ilgili sunulan yeni yasa tasarısından endişeli olduğunu belirten ünlü oyuncu Özge Özder ise, “Kadıköy Belediyesi dünden bugüne hep örnek projelerle gündemde oldu. Umarım böyle projeler hayvan dostlarımızın kapatıldığı yer olmaz. Buralar hayvanlarımızın hapishanesi haline dönüşmez. Ülkemizde barınaklar maalesef hayvanların kapatıldığı yer gibi görülüyor. Buralar hayvanların tedavi edildiği yerler olur inşallah” diye konuştu. SAHİPSİZ HAYVANLAR REHABİLİTASYON VE EĞİTİM MERKEZİ Kadıköy Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi'nde, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu sağlanacak. Merkezde, muayene, acil müdahale, tanı ve tedavi, operasyon, kısırlaştırma, aşılama, aşılanan ve kısırlaştırılan hayvanların tanınmasını sağlamak amacıyla işaretleme, kimliklendirme, sahiplendirme ya da alındıkları ortama geri bırakılma gibi hizmetler yürütülecek. Merkezde kanun kapsamında sahipsiz hayvanlar hakkında genel bilgilendirmenin yanı sıra hayvanların yaşam hakları, sokak hayvanları için neler yapılabileceği, fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı gibi konularda eğitimler düzenlenerek, bilinçlendirme çalışmaları da yapılacak. Rehabilitasyon merkezi bin 970 metrekarelik alanda, 3 kat olarak projelendirilen yapıda depo alanlarının yanı sıra muayene, operasyon ve acil müdahale odaları ile eğitim odaları yer alacak. Bin metrekarelik alanı hayvanların dolaşabileceği yeşil alan olarak tasarlanan merkez acil, ilk yardım gibi hızlı ve anlık müdahaleleri yapılan hayvanların barınağa sevki konusunda da ara istasyon olma özelliğine sahip olacak.



  • Kadıköy’de ‘Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nin temeli atıldı

    İSTANBUL, (DHA)-KADIKÖY Belediyesi, sokak hayvanlarına özgürlük alanı yaratmak için ‘Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nin temelini attı.
    Kadıköy Merdivenköy Caddesi’nde hizmete sunulacak Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nin temel atma törenine Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi il ve ilçe protokolü, birçok sanatçı ve hayvanseverler katıldı. Hayvan resimli balonlarla sahneye çıkan çocuklar ile birlikte merkezin temeli atıldı.
    “EN BÜYÜK EKSİĞİMİZİ TAMAMLADIK”
    Projeye ilişkin konuşan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, “Burası sadece sahipsiz sokak hayvanlarının değil, tüm hayvanların bakım yeri olacak. Bu merkez bizim en büyük eksiğimizdi, eksiğimizi tamamladık” ifadelerini kullandı.
    “DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEK OLSUN”
    Hayvanlar için yapılan merkezlerin tüm belediyelere örnek olmasını temenni eden sanatçı Yeliz, “Ben ve tüm Kadıköylüler bu merkezin açılmasından çok mutluyuz. Çünkü bizler hayvanları gerçekten çok seviyoruz. Böyle yerlerin daha çok olmasını istiyoruz. Çünkü bizler Allah’ın sessiz kullarında ayrım yapmıyoruz. Bizlerin çok daha duyarlı olması lazım” dedi.
    “BU MERKEZLER HAYVANLARIN HAPİSHANESİNE DÖNÜŞMESİN”
    Hayvanlarla ilgili sunulan yeni yasa tasarısından endişeli olduğunu belirten ünlü oyuncu Özge Özder ise, “Kadıköy Belediyesi dünden bugüne hep örnek projelerle gündemde oldu. Umarım böyle projeler hayvan dostlarımızın kapatıldığı yer olmaz. Buralar hayvanlarımızın hapishanesi haline dönüşmez. Ülkemizde barınaklar maalesef hayvanların kapatıldığı yer gibi görülüyor. Buralar hayvanların tedavi edildiği yerler olur inşallah” diye konuştu.
    SAHİPSİZ HAYVANLAR REHABİLİTASYON VE EĞİTİM MERKEZİ
    Kadıköy Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi'nde, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu sağlanacak. Merkezde, muayene, acil müdahale, tanı ve tedavi, operasyon, kısırlaştırma, aşılama, aşılanan ve kısırlaştırılan hayvanların tanınmasını sağlamak amacıyla işaretleme, kimliklendirme, sahiplendirme ya da alındıkları ortama geri bırakılma gibi hizmetler yürütülecek. Merkezde kanun kapsamında sahipsiz hayvanlar hakkında genel bilgilendirmenin yanı sıra hayvanların yaşam hakları, sokak hayvanları için neler yapılabileceği, fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı gibi konularda eğitimler düzenlenerek, bilinçlendirme çalışmaları da yapılacak. Rehabilitasyon merkezi bin 970 metrekarelik alanda, 3 kat olarak projelendirilen yapıda depo alanlarının yanı sıra muayene, operasyon ve acil müdahale odaları ile eğitim odaları yer alacak. Bin metrekarelik alanı hayvanların dolaşabileceği yeşil alan olarak tasarlanan merkez acil, ilk yardım gibi hızlı ve anlık müdahaleleri yapılan hayvanların barınağa sevki konusunda da ara istasyon olma özelliğine sahip olacak.



  • Yeni keşfedilen ‘Geven Otu’ türüne Prof. Dr. İhsan Çalış’ın ismi verildi

    LEFKOŞA, (DHA)-BAKLAGİLLER familyasından ‘Geven Otu’ olarak bilinen ve bilimsel adı ‘Astragalus’ olan bitkinin yeni bir türü keşfedildi. 30 yılı aşkın bir süredir ‘Astragalus’ türlerinin kimyasını belirleme üzerine yaptığı önemli çalışmalar nedeniyle keşfedilen yeni türe Prof. Dr. İhsan Çalış’ın isminin verildi.
    ‘Bilime Yön Veren 100 Türk’ arasında gösterilen Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış’ın adı, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı baklagiller familyasından ‘Geven Otu’ olarak bilinen ve bilimsel adı ‘Astragalus’ olan bitkinin yeni keşfedilen türüne verildi.
    Erzurum’da bulunan yeni türe, 30 yılı aşkın bir süredir ‘Astragalus’ türlerinin kimyasını belirleme üzerine yaptığı önemli çalışmalar nedeniyle Prof. Dr. İhsan Çalış’ın isminin verildiği Hacettepe Üniversitesi Botanik Profesörü Ali Dönmez ve asistanı Zübeyde Uğurlu Aydın tarafından belirtildi. Yeni geven türü bundan böyle tüm dünyada ‘Astragalus İhsancalisii’ olarak anılacak.
    Dönmez ve Uğurlu adıyla dünya botanik literatürüne giren ‘Astragalus İhsancalisii’ Erzurum yöresine has bir endemik tür olarak Türkiye florasında yerini aldı. Prof. Dr. İhsan Çalış’ın adını yeni türe veren Botanik Profesörü Ali Dönmez ve Zübeyde Uğurlu Aydın’ın bitki ile hazırladığı makalesi Berlin’de basılan dünyaca tanınmış Willdenovia dergisinde yayımlandı.
    İLAÇ SANAYİSİNDE KULLANILIYOR
    Bilim dünyasına kazandırılan ‘Astragalus İhsancalisii’ gibi geven türlerinden elde dilen bileşiklerin bağışıklık sistemini düzenleyici, idrar söktürücü, kuvvet verici ve antikanser etkilerinden dolayı ilaç olarak kullanılıyor. Antioksidan özelliği yüksek olan bitki, selenyum açısından çok zengin. Uzak Doğu’da Geleneksel Çin Tıbbı’nda ve Japonya’da Kampo ilaçları arasında Astragalus membranaceus türü kullanılıyor. Başlıca üretim alanları ise Türkiye, İran, Irak ve Suriye.
    “BİTKİYE ADIMIN VERİLMESİNDEN DOLAYI ŞÜKRAN BORÇLUYUM”
    Adının yıllardır çalıştığı Astragalus türlerinden birine verilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Prof. Dr. Çalış, “Bu cinsin yeni keşfedilen türüne adımın verilmesi bu cinsin kimyasının aydınlatılmasına yaptığım çabalardan dolayıdır. Bitkiye adımı veren çalışmanın yazarları olan Haccettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Ali Sönmez ve Dr. Zübeyde Uğurlu Aydın’a şükran borçluyum” dedi.
    Astragalus türleri üzerinde çalışmalarının 1990’lı yıllara başladığını dile getiren Prof. Dr. Çalış, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) askerlik görevini yapan bir doktora öğrencisi olan Dr. Murat Zor’un bir gün elinde üç kök parçası ile gelmesi ile ilk kimyasal çalışmalarına başladığını ve bu köklerden hazırlanan ekstreyi kullanan lösemili bir hastanın kan tablosunda görülen olumlu değişiklikler görüldüğünü anlattı.
    “20’YE YAKIN ASTRAGALUS TÜRÜNDEN 100 CİVARINDA BİLEŞİK ELDE ETTİK”
    Yaptıkları çalışmalarla 20’ye yakın Astragalus türünden 100 civarında bileşik elde ettiklerini belirten Prof. Dr. Çalış, “Bunların 74’ü sikloartan yapısında bileşik olup, 36’sı ise yeni bileşik olarak bilime kazandırıldı. Bu çalışmaları, SCI kapsamında yer alan bilimsel dergilerde 20’den fazla makalemle bilim dünyasına tanıttım. Fitokimyasal çalışmalar yanında, bağışıklık sistemi üzerindeki etkinlikleri yanında, çok farklı biyoaktivite çalışmaları diğer araştırıcılar tarafından da incelenmeye başlandı. Kimyasal türevlendirme ve biyotransformasyon çalışmaları ile antikanser aktiviteye sahip türevler yanında telomeraz enziminin aktivasyonunu sağlayan etkin moleküller üretilmeye başlandı” diye konuştu.



  • (Görüntülü) Türkiye’nin ilk organik pazarı 13’üncü yaşını kutladı

    İSTANBUL,(DHA)- ‘YÜZDE 100 Ekolojik Pazar’ olarak faaliyet gösteren Feriköy Organik Pazarı, Şişli Belediye Başkanı H. Hayri İnönü ve Buğday Derneği Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın katılımıyla 13’üncü yaşını kutladı. Tamamen organik sebze, meyve ve birbirinden çeşitli ürünlerin yer aldığı Feriköy Organik Pazar, Şişli Belediye Başkanı H. Hayri İnönü ve Buğday Derneği Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın katılımıyla 13’üncü yaşını kutladı. Pazardaki üreticilerin ve müşterilerin katılımıyla yapılan kutlamada Şişli Belediyesi ve Buğday Derneği pazarın geleceği için bir protokol de imzalandı. “ÇOK ÖNEM VERDİĞİMİZ BİR PAZARIMIZ” Organik pazarda alışveriş yapan Şişli Belediye Başkanı H.Hayri İnönü, “Çok güzel sağlıklı ürünler var. Ürünler gerçek anlamda organik. Herhangi organik olmayan bir ürün satılır ya da bu belirlenirse kişinin burayla olan ilişkisi kesiliyor. Onun için çok önem verdiğimiz ve ciddiye aldığımız bir pazarımız” dedi. FERİKÖY ORGANİK PAZARI’NDA TÜM ÜRÜNLER TAKİP EDİLİYOR Şişli Belediyesi’nin denetimini de üstlendiği pazarda, Buğday Derneği’nin oluşturduğu ‘Yüzde 100 Ekolojik Pazar Standartları uygulanıyor. Buna göre haftalık olarak kayıt altına alınan satış verileri tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat bazında internet veritabanına aktarılıyor. Ayrıca istenilen tarih aralığında istenen üretici veya ürüne dair her türlü veri tek bir tuşla elde edilebiliyor. FERİKÖY ORGANİK PAZARI 13 YILDA PEK ÇOK İLKE İMZA ATTI Yüzde 100 Ekolojik Pazarlar projesinin ilk halkası olan Feriköy Organik Pazar, ilk kurulduğundan bu yana pek çok ilke imza attı. Türkiye’de naylon poşet kullanımının kaldırıldığı ilk pazar olan Feriköy’ün yönetiminde Şişli Belediyesi ve Buğday Derneği’nin yanı sıra pazarcıların, üreticilerin ve tüketicilerin de söz hakkı bulunuyor. 2006 yılında 48 tezgahta 25 üretici ve esnafla başlayan Şişli Yüzde 100 Ekolojik Pazar, bugün 307 tezgahta 76 üretici ve esnafla büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Türkiye’nin her bölgesinden gelen 110 marka ve 274 çeşit ürün tüketicilerle buluşuyor. Vatandaşlar her cumartesi günü kurulan organik pazardan sağlıklı ürünler alabiliyor.



  • (Görüntülü) Dilek Akdemir, Çatalca'da Ak Parti'den aday adayı

    İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL Çatalca'da daha önce Ak Parti teşkilatlarında görev yapan Dilek Akdemir, yerel seçimlerde Ak Parti'den belediye başkanı aday adayı oldu. Dilek Akdemir, “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet’in de dediği gibi ‘Köylü milletin efendisidir’ diye düşünüyoruz. İstanbul’un efendileri Çatalcalılardır. Biz bu hizmete talibiz” dedi. Yerel seçimler öncesinde, Ak Parti teşkilatlarında uzun süre görev yapan ve mesleği sigortacılık olan Dilek Aydemir, Çatalca ilçesi için aday adaylık başvurusu yaptı. Başvuru için ilçe binasına giden Akdemir'i Ak Parti İlçe Başkanı Mesut Üner karşıladı. Aday adaylık başvurusunu yaptıktan sonra Çatalca Meydanı'ndan açıklama yapan Akdemir, Ak Parti teşkilatlarında önemli görevler üstlendiğini söyledi ve Çatalca’nın kendisinin evi olduğunu, ilk teşkilat faaliyetlerinde de burada bulunduğunu ifade etti. “SÜREÇ İÇERİSİNDE 17 TANE ADAY ADAYIMIZ MEVCUT” Dilek Akdemir, “15 Temmuz ve darbe girişimi sonrasındaki süreçte ben bir teşkilat mensubu olarak nöbetlerin yarısını Beylikdüzü, yarısını da Çatalca'da geçirdim. Çatalca teşkilatımdan ve Çatalca teşkilatındaki kardeşlerime olan inancımdan vazgeçmedim. 17 senelik geçmişimde ilk kez belediye başkanlığı aday adaylığında bulunuyorum. Vicdanen ilk yaptığım bu başvuruyu Çatalca teşkilatında yapmamın doğru olacağı kararına verdim. Ak Parti'nin bir neferi olmaktan ve bu teşkilata emek vermekten gurur duydum. Süreç içerisinde 17 tane aday adayımız mevcut. Teşkilat çerisinde bir yarış olmaz. Bayrağı hangi arkadaşımız taşırsa, teşkilatımız onun yanında durur” diye konuştu. “2002 RUHUYLA KURUCU KADROLAR HALA PARTİNİN SAHİBİ” “Malum ülkenin yaşadığı sıkıntılı bir süreç söz konusu. Sayın genel başkanımıza ve parti üzerinden genel bir psikolojik saldırı söz konusu” diyerek sözlerine devam eden Akdemir, “Başvurumu şu psikolojik manevi desteğe katkı sağlamak amacıyla yaptım. 2002 ruhuyla kurucu kadrolar hala partinin sahibi. Yeni iştirak eden kardeşlerimizle birlikte Ak Parti’de bir kan kaybı yok. 17 sene önce burada bu göreve talip olanlar hala buradalar. 2019 yerel seçimlerinin Ak Parti’nin ivmesini tekrar yükselteceğini düşünüyorum. 25 milyonu ardı sıra götüren bir Reis'in ardındaki neferleriz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet’in de dediği gibi ‘Köylü milletin efendisidir’ diye düşünüyoruz. İstanbul’un efendileri Çatalcalılar. Biz bu hizmete talibiz” dedi. "KADINLARIN KATILIMI ÇATALCA'YA RENK KATAR" 69 senedir Çatalca’da yaşadığını dile getiren ilçe sakinlerinden Davut Özdemir ise kadın aday adaylarının belediye başkanı olmasından duyacakları memnuniyeti dile getirerek, “1949 doğumluyum. Çatalca’da doğdum. 69 senedir buradayım. Kadınların katılımı Çatalca’ya renk katar. Daha önce de kadın adaylar vardı. Başarılılar bana göre” diye konuştu. Ayşe Can Aslan ise kadının elinin olduğu her yerin çok daha güzel olduğunu dile getirerek, “Yuvayı dişi kuş yapar diye bir söz var. Sesini duyuramayan okumuş gerekse okumamış belirli kesimlere ulaşamayan insanların sesini duyurmamız lazım. Bu şekilde kadın başkanlarımızın aday adayı olmasının arkasındayız. ‘Mutlu bir Türkiye mutlu bir kadınla olur’ düşüncesindeyim. Özellikle kadınlarımızın her yerde olması yardım ve dayanışmalar genç kızlarımızın yükselen Türkiye ve iş kadınlarının her yerde olmasından gurur duyuyoruz ve yanlarındayız. Kadın kadına destek olmalı. Komplekslerden sıyrılıp, ‘bir elin nesi var iki elin sesi var’ bilinciyle yürümemiz lazım” şeklinde konuştu.



  • (Görüntülü) Kılıçdaroğlu, 44 dönümlük Maltepe Cumhuriyet Parkı’nı ziyaret etti

    İSTANBUL, (DHA) - CUMHURİYET Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Maltepe Belediyesi tarafından 29 Ekim’de açılan ve Anadolu Yakası’nın en büyük parklarından biri olan Cumhuriyet Parkı’nı ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti.

    Maltepe Cevizli Mahallesi Tugayyolu Caddesi’nde bulunan 44 dönümlük arazi üzerine yapılan ve Maltepe Belediyesi tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda görkemli bir törenle açılan Cumhuriyet Parkı’nı ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ve Maltepe Belediyesi başkan yardımcıları eşlik etti.

    İncelemelerde bulunan Kılıçdaroğlu’na park ile ilgili bilgi veren Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, “Burası 44 dönümlük bir arazi. Eskiden kurban kesim alanı olarak kullanıyordu. Biz Maltepelilere danıştık. Burada ne yapılmasını istersiniz, dedik. Park istiyoruz, dediler. İki yıllık bir çalışmanın sonucunda 44 dönümlük bu araziyi, bölgenin en büyük yeşil alanlarından birine dönüştürdük. Parkımızda gül bahçesi, yapay bir gölet, seyir terasları, yürüyüş ve koşu parkuru ve çocuklar için oyun alanları bulunuyor. Parkımızın diğer bölümünde ise çalışmalarımız devam ediyor. Buraya da güzel bir spor alanı yapacağız” dedi.

    Spor yapmak için parka gelen vatandaşlarla sohbet eden Kılıçdaroğlu, Anadolu Yakası’na ve Maltepe’ye böylesi büyük bir yeşil alanın kazandırılmasından dolayı memnuniyetini dile getirirken, emeği geçenleri de tebrik etti.



  • Türkiye’nin ilk organik pazarı 13’üncü yaşını kutladı

    İSTANBUL,(DHA)- ‘YÜZDE 100 Ekolojik Pazar’ olarak faaliyet gösteren Feriköy Organik Pazarı, Şişli Belediye Başkanı H. Hayri İnönü ve Buğday Derneği Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın katılımıyla 13’üncü yaşını kutladı.
    Tamamen organik sebze, meyve ve birbirinden çeşitli ürünlerin yer aldığı Feriköy Organik Pazar, Şişli Belediye Başkanı H. Hayri İnönü ve Buğday Derneği Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’ın katılımıyla 13’üncü yaşını kutladı. Pazardaki üreticilerin ve müşterilerin katılımıyla yapılan kutlamada Şişli Belediyesi ve Buğday Derneği pazarın geleceği için bir protokol de imzalandı.
    “ÇOK ÖNEM VERDİĞİMİZ BİR PAZARIMIZ”
    Organik pazarda alışveriş yapan Şişli Belediye Başkanı H.Hayri İnönü, “Çok güzel sağlıklı ürünler var. Ürünler gerçek anlamda organik. Herhangi organik olmayan bir ürün satılır ya da bu belirlenirse kişinin burayla olan ilişkisi kesiliyor. Onun için çok önem verdiğimiz ve ciddiye aldığımız bir pazarımız” dedi.
    FERİKÖY ORGANİK PAZARI’NDA TÜM ÜRÜNLER TAKİP EDİLİYOR
    Şişli Belediyesi’nin denetimini de üstlendiği pazarda, Buğday Derneği’nin oluşturduğu ‘Yüzde 100 Ekolojik Pazar Standartları uygulanıyor. Buna göre haftalık olarak kayıt altına alınan satış verileri tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat bazında internet veritabanına aktarılıyor. Ayrıca istenilen tarih aralığında istenen üretici veya ürüne dair her türlü veri tek bir tuşla elde edilebiliyor.
    FERİKÖY ORGANİK PAZARI 13 YILDA PEK ÇOK İLKE İMZA ATTI
    Yüzde 100 Ekolojik Pazarlar projesinin ilk halkası olan Feriköy Organik Pazar, ilk kurulduğundan bu yana pek çok ilke imza attı. Türkiye’de naylon poşet kullanımının kaldırıldığı ilk pazar olan Feriköy’ün yönetiminde Şişli Belediyesi ve Buğday Derneği’nin yanı sıra pazarcıların, üreticilerin ve tüketicilerin de söz hakkı bulunuyor. 
    2006 yılında 48 tezgahta 25 üretici ve esnafla başlayan Şişli Yüzde 100 Ekolojik Pazar, bugün 307 tezgahta 76 üretici ve esnafla büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Türkiye’nin her bölgesinden gelen 110 marka ve 274 çeşit ürün tüketicilerle buluşuyor. Vatandaşlar her cumartesi günü kurulan organik pazardan sağlıklı ürünler alabiliyor.