MEDYAJANS.COM

MEDYAJANS.COM : ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • (Görüntülü Haber)Arnavutköy'de yapılan Boğazköy Merkez Camisi ibadete açıldı

    İSTANBUL,(DHA)- ARNAVUTKÖY Belediyesi ve İlçe Müftülüğü ‘nün iş birliği ile yapılan Boğazköy Merkez Cami de vatandaşların yoğun katılımıyla ibadete açıldı, Boğazköy Kültür ve Spor Merkezi'nin inşasına başlandı. Caminin açılışı için düzenlenen törende konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Haşim Baltacı, “Uzun bir zaman yapımı devam etse de çok şükür güzel bir eser ortaya çıktı. Bu eseri ortaya çıkmasında en büyük pay sahibi şüphesiz mahalle sakinlerimiz. Buraya gönlünüzü koydunuz, maddi ve manevi desteklerinizi sundunuz, bizlere geldiğinizde de Arnavutköy’ün diğer kurumlarına nasıl destek sunduysak aynı gayreti bu camimizde de gösterdik” diye konuştu. Protokol konuşmalarından sonra İlçe Müftüsü Bahri Şamat’ın duaları ile Boğazköy Merkez Cami vatandaşların ibadetine açıldı. KÜLTÜR VE SPOR MERKEZİ YAPILIYOR 20 bin metre kare alana inşa edilecek Boğazköy Kültür ve Spor Merkezi inşasının yapım çalışmalarının başladığını söyleyen Arnavutköy Belediye Başkanı Haşim Baltacı, “Boğazköy Bölgemizde sosyal kültürel ağırlıklı, her yaş grubundan vatandaşlarımıza hizmet verecek tesisimizin de yapım çalışmaları başladı. Yanı başımızda yapımına başlanan Arnavutköy, Boğazköy Kültür ve Spor Merkezi 20 bin metre kare alana inşa ediliyor. İçerisinde kapalı pazarı, otopark, gençlerin yararlanacağı spor alanları, etkinlik alanları, gençlik merkezi, kadın kültür merkezi ve meydan alanıyla vatandaşlarımıza hizmet verecek” dedi.



  • (Görüntülü Haber) HIV'e karşı farkındalık için üretilen 'Vespa 946 RED', Tasarım Tomtom Sokakta'da sergileniyor

    Merve DUNDAR - Özgür KUMANOVALI / İSTANBUL, (DHA)- BİRÇOK farklı tasarımı ve markayı bir araya getiren "Tasarım Tomtom Sokakta" etkinliğinde katılımcılar Vespa motosiklet modellerini inceleme ve test sürüşü yapma fırsatı da buluyor. Motosikletler arasında en çok dikkat çeken ise "946 RED" adıyla üretilen ve HIV hastalığına karşı farkındalık yaratmayı amaçlayan model. Tomtom Mahallesi'nde sanat, tasarım ve alışverişi "Kendini izle" temasıyla buluşturan etkinlikte katılımcıları sergiler, söyleşiler, atölye çalışmaları ve canlı performanslar bekliyor. Birçok ünlü m marka ve tasarımcının yer aldığı etkinlikte Vespa motosiklet modelleri de ziyaretçilerle buluşuyor. Firmanın Türkiye Distribütörü Trend Motosiklet Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü Ümit Karaarslan böyle bir ortamda yer almaktan dolayı oldukça mutlu olduklarını belirterek, "Yeni ürünlerimizle birlikte çok önemli markalarla bir aradayız. Vespa'nın kedine has, değişmeyen, teknik özellikleri güvenli sürüşü yansıtan ve keyif veren bir tasarımı var. Buradaki "946 RED" modeli de özellikle dünyada AIDS hastalığına karşı farkındalığı artırmak için seçilmiş bir model. Bunun özelliği her satılan 946 RED modelinden 150 Euro civarında bir bedelin HIV ile alakalı yapılan araştırmalara destek olması. Dünya çapında düzenlenen bu tür aktivitelerde bu model sergileniyor. Bunun yanı sıra diğer renkli modellerimizi de burada sergiliyoruz. İsteyen katılımcılarımıza arkadaşlarımız test sürüşü yaptırıyor. Böylece Vespa kullanmanın hazzını herkes yaşasın istiyoruz" diye konuştu.



  • Pana Yatırım Holding sermaye piyasalarına girdi

    İSTANBUL, (DHA) - YATIRIM yaptığı iş kolları arasında inşaat ve medya grubu olan Raci Şaşmaz, 55.4 Milyon TL bedelle Denge Yatırım Holding’in yüzde 48.5’ini aldı. İstanbul'da düzenlenen toplantıda Pana Yatırım Holding'in 2017 ve 2018 yatırım hedefleri, sermaye piyasalarına giriş süreci, kısa ve uzun vadede ekonomik stratejileri paylaşıldı. Toplantıya Mahir Şaşmaz, Maruf Dindar, Al Bawakir Şirketler Grubu, Recep Ali Keydal, Oktay Kaynarca, Tarık Ünlüoğlu ve sektör temsilcileri katıldı.

    Toplantısı sonrasında açıklama yapan Raci Şaşmaz, "Amacımız sermaye piyasasına girerek, medya ve gayrimenkul sektöründe daha şeffaf, daha doğru yönetilen, daha halkla iç içe bir yatırım yapmak" dedi ve ekledi:

    "Gayrimenkule ve medyaya yatırım yapmaya devam edeceğiz. İnsanların her alanda yatırım yapabileceği; bir başka deyişle, medya sektörünü geliştirirken, insanların hem gayrimenkul yatırımı yapabilecekleri hem de borsada bu hisseleri satın alarak,bu şirketin projelerine güvenerek, hisselerini satın alabileceği, beraber çalışabileceğimiz, beraber kazanabileceğimiz bir hedef ile yoldayız.

    Bütün hedefimiz bu yatırımın açık, şeffaf bir yönetim ve mali disiplinle ekonomiyi tamamen vatandaşlarımızla paylaşarak projeksiyonumuzu sunmak."

    Denge Yatırım Holding'in sermayesinin şu anda 140 milyon lira olduğunu dile getiren Raci Şaşmaz, "Yatırımlarımız ve projelerimiz hala devam ediyor. Bunların hepsine baktığınız zaman 5 yıllık bir projeksiyon var ortada. Hepsinin tamamlanması 5 milyar TL civarına geliyor. 5 yıl içerisindeki projeksiyon sadece şuandaki yaptığımız kontratlar ve anlaşmalar üstünden. 5 yıl içerisinde tabi ki bunlar bitecek yenileri başlayacak diye umuyoruz" diye konuştu.

    Gayrimenkul sektöründen birlik olunmasını beklediğini belirten Raci Şaşmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Ben birlik ve beraberlikle, doğru ifade ederek yatırımcının gayrimenkulde daha önce ne kadar kazandıysa yine kazanabileceğini göstermemiz gerektiği kanaatindeyim."

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • (Görüntülü Haber) Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta“Kars’ı görmeden Türkiye’yi gezdim demeyin”

    İstanbul (DHA)-Beylikdüzü 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’nda başlayan 2. Kars-Ardahan-Iğdır Tanıtım Günleri’ne katılan Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, “Buram buram tarih kokan Kars’ı gezip görmeden Türkiye’yi gezdim demeyin” dedi. Kars-Ardahan-Iğdır Sanayicileri ve İşadamları Kültür ve Dayanışma Derneği’nin desteğiyle (KAISİAD) bu yıl ikincisi düzenlenen Kars-Ardahan-Iğdır Tanıtım Günleri, Beylikdüzü 15 Temmuz Şehitleri Meydanı’nda dün başladı. 22 Ekim Pazar gününe kadar sürecek tanıtım günlerinde Kars, Ardahan, Iğdır valilikleri ve belediyelerine ait stantlarla birlikte kentlere yönelik tanıtım ve yiyecek stantları yer aldı.Tanıtım günlerine katılan Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, “Ankara’dan sonra bu 2. Kars-Ardahan-Iğdır tanıtım günleri. Bizim amacımız ilimizin güzelliklerini Karslı olmayan ama merak edip de gelen hemşerilerimize de tanıtabilmek. Dolayısıyla Kars’ı yalnız Kars’ta değil Türkiye’de de uluslararası bir platformda görebilmek amacındayız. Kars’ı tanıtabilmek adına getirdiğimiz minyatürlerimiz, ketemiz, balımız, kaşarımız burada sergileniyor. Kars’ı tanıtabilmemiz için gereken ne varsa burada yapacağız” dedi. “KARS’I ANLAMAK BURAYLA BİTMEZ” Kars’ın mutlaka yerinde gezilip görülmesi gerektiğinin altını çizen Murtaza Karaçanta, “Kars burada tanıtmakla bitmez. Mutlaka yerinde gezilmelidir. Çünkü, Kars denildiği zaman kış, inanç, kültür turizmini bir arada yaşarsınız. Şehrimiz buram buram tarih kokar. Dolayısıyla Kars’ı mutlaka yerinde gezmeli ve görmeli sonra Türkiye’yi gezdim gördüm demeliler” diye konuştu.



  • (Görüntülü Haber) Alışveriş yapıp, otomobil kazandılar

    İSTANBUL, (DHA) - HAZİRAN ile Eylül 2017 tarihleri arasında bir alışveriş ve eğlence merkezinde yaptıkları alışverişle çekiliş hakkı alan 175 bin 505 kişi arasından seçilen 3 talihli dün otomobillerini teslim alırken, kazandıklarına inanamadıklarını belirterek çok mutlu olduklarını söylediler. Türkiye?nin ve Avrupa?nın gözde eğlence ve alışveriş merkezlerinden Vialand?in, 19 Haziran ? 17 Eylül tarihleri arasında düzenlediği kampanyanın sonucunda 3 adet Mini Cooper hediyesinin sahipleri belli oldu. Kampanyaya katılmaya hak kazanan 175.505 kişi arasından Esin Kaya, Murat Kalay ve Emre Yılmaz otomobillerin sahibi oldu. Araçlarını teslim alırken oldukça keyifli oldukları gözlemlenen talihliler, bu büyük heyecanı aileleri ve sevdikleri ile paylaştı. Araçların anahtar teslimleri Vialand ve Venezia Projeleri Genel Müdürü Cenk Hayırlıoğlu ve Vialand Operasyon Direktörü Kemal Baştürk tarafından yapıldı. Vialand ve Venezia Projeleri Genel Müdürü Cenk Hayırlıoğlu kampanya ile ilgili şunları dile getirdi: ??Türkiye?nin en eğlenceli ve keyifli yaşam merkeziVialand olarak,kampanyamızı yoğun katılımla gerçekleştirdik ve tam 3 adet Mini Cooper?ı talihlileri ile buluşturduk.Vialand sezon boyunca hem kampanyaları hem de etkinlikleri ile misafirlerine, buraya adım attıkları andan itibaren eğlenceli ve büyülü bir dünya sundu. O nedenle Vialand?de sürprizler hiç bitmez diyoruz. Vialand önümüzdeki sezona da çok büyük yeniliklerle merhaba diyecek. Hem tema parkımızda hem de AVM'mizde yepyeni sosyal alanlar ve eğlence alanlarını misafirlerimizle buluşturacağız.Vialand Türkiye'de ve Avrupa?da eğlencenin tek markası olmaya devam edecek.?? dedi. "HİÇ BEKLEMİYORDUM, ÇOK MUTLU OLDUM" Çekilişte kırmızı Mini Cooper kazanan ev hanımı Esin Kaya, "Öylesine doldurmuştum aslında ama her geçerken özellikle kırmızı rengine bakıyordum. 'Bu araba benim olacak' diyordum, içimden geliyordu. Çok mutlu oldum çok heyecanlandım ismimi duyunca hemen komşuma çıktım onunla paylaştım sonra eşimi aradım. Çok mutlu oldum.Hiç beklemiyordum. Kampanyayı düzenleyenlere teşekkür ederim" diye konuştu. "EŞİM VE OĞLUM BİZE ÇIKACAĞINA HEP İNANMIŞTI" İşletmeci Emre Yılmaz da, "Eşim alışveriş yapmıştı 'illa bunları götür yatır' dedi. Geldim, çok sıra da vardı, yatırmamayı düşündüm. Sonra dedim 'vereyim belki nasip çıkar'. Sırayı bekledim, hatta oradaki görevli arkadaş 'neden çıkmasın/' dedi biraz konuştuk, eşim ve oğlum hep inanmıştı bize çıkacak diye, hiç beklemiyorduk oğlumun kısmetine çıktı. Hala inanamıyorum. Çok mutluyuz.Allah herkese nasip etsin inşallah" diyerek duygularını dile getirdi. "İLK ARADIKLARINDA DOLANDIRICI SANDIM, İNANMADIM" Harita Mühendisi Murat Kalay ise "Evimiz yakın olduğu için zaten buradan sürekli alışveriş yapıyorduk. Alışveriş yaptığımızda da kampanyanın olduğundan haberdardık .Önce sıra vardı bayağı yoğundu. Ama evim yakın olduğu için geçerken baktım sıra yoktu. Sıra olmadığı için başvuralım dedik. Başvurduk nasip o da çıktı. İlk haberi aldığımız da inanamadık doğal olarak, çünkü biliyorsanız hani telefon dolandırıcılığı falan çok meşhurdur. Ama sonra numaramı teyit etmemi istediler. Yine tam inanmadım. Sonra internetten bakabileceğimi söylediler. İnternetten baktığımda ismim yazıyordu. Sonra doğru olduğunu anladım ve çok sevindik" dedi.



  • TOKİ bundan sonra ödüllü projeleri hayata geçirecek

    İSTANBUL, (DHA) - TOKİ'NİN düzenlediği '7 İklim 7 Bölge Ulusal Mimari ve Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu. TOKİ Başkanı Ergün Turan, yarışmaların mimarlık-mühendislik ve yapı kültürünün gelişmesini sağlayan ve daha yaratıcı çözümler aramaya yönelten bileşenlerden olduğunu söyleyerek ödül alan projelerin hayata geçeceğini belirtti.

    Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı ve iştirak şirketi Emlak Konut GYO tarafından 'mahalle' teması ile düzenlenen 7 İklim 7 Bölge Ulusal Mimari Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu. TOKİ’nin İstanbul’daki Hizmet Binası’nda düzenlenen törene TOKİ Başkanı Ergün Turan, Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, jüri üyeleri, ödül sahipleri, köşe yazarları, kamu kurum ve kuruluşları yetkilileri katıldı.

    "BÖYLE YARIŞMALAR KURUMSAL DESTEK OLUŞTURUYOR"

    Yarışmaların mimar ve mühendislere kendini ifade edebilme imkânı tanıdığı gibi ufuklarını  ve eleştirme yeteneklerini de geliştirdiğini belirten Turan, “Bu tür yarışmaların güçlü rollerinden biri de; karar ve politika üretenler ile planlamacıları, tasarımcıları, araştırmacıları, öğrencileri yani tüm paydaşları hatta meslekten olmayanları da yanına alarak kamusal bir destek oluşturmasıdır” dedi.

    "PROJELER RAFTA KALMAYACAK, HAYATA GEÇECEK"

    Yarışma konseptinin neden 'mahalle' olduğuna açıklık getiren Turan, "İkincisini yaptığımız yarışmayı tamamladık. Bu yıl konsept 'mahalle' neden 'mahalle' çünkü TOKİ son 3 yılda hemen hemen bütün yaptığı projelerde üç ana öğe ile hareket ediyor. Bunlardan biri yatay mimari, diğeri yöresel mimari normlarına dikkat ediyoruz ve 'mahalle' konseptiyle projeleri inşa ediyoruz. Bu arayışın bir sonucu olarak iştirak şirketimiz Emlak Konut ile beraber  yarışma düzenledik. Mimarlarımız, şehir plancılarımız Türkiye'nin 7 ayrı bölgesinde gerçek arazi verdik ve bu arazi üzerine 123 tane proje çalışıldı. TOKİ'ye teslim edildi ve bunlardan 35 tane eser yarışmada ödüle layık görüldü. Bugün ödül törenini yaptık. Bu projeleri ortak akılla üretmiş olacağız. Bu projeler rafta kalacak bir yarışma değil hayata geçecek" diye konuştu.

    "ESNAFIYLA, OKULLARIYLA, YAYA AĞIRLIKLI TRAFİĞİYLE ŞEHİRLERİ İNŞA EDECEĞİZ"

    2014 yılındaki yarışmada elde edilen sonuçlarla 11 binin üzerinde konutu inşa ettiklerini belirten Turan, "Türkiye'de şehir üretimi açısından çok önemli bir nokta. Yeni gelişen şehirleşme modelimizde ya siteleşme yoluyla binalar yapılıyor ya da çarpık yapılaşma ile inşa edildi. Bu şehirleşme modelini derleyip, toparlayıp kadim geleneğimizden gelen, gelenekle geleceği birleştirecek, modern yaşamında unsurlarını içinde taşıyacak bir 'mahalle'  nasıl inşa ederiz sorusunu mimarlarımıza sorduk ve çok orijinal dönüşler aldık. İnşallah esnafıyla, okullarıyla, yay ağırlıklı trafiğiyle bu şehirleri inşa edeceğiz. Yarışmada ödül alan arkadaşları ve ekipleri tebrik ediyorum" açıklamalarında bulundu.

    "123 PROJE BAŞVURDU 35’İ ÖDÜL ALDI"

    Bu yıl ikincisi yapılan 7 İklim 7 Bölge, Ulusal Mimari Kentsel Tasarım Fikir Yarışmasına büyük bir ilginin olduğunu dile getiren Turan, “Yarışmaya katılan 123 projeden 35’i ödüle değer bulunmuştur. Bu 35 projede çeşitli disiplinlerde görev alan uzman sayısı 305’tir. Bu oldukça önemli bir rakamdır. Bu yarışmanın önemli ve farklı olan taraflarından birisi 7 bölgede ve gerçek alanlarda çalışma yapılmış olmasıdır" şeklinde konuştu.

    Her bölgeye ayrı ayrı verilen ödüllerde, 1'inci 125 bin TL, 2'nci 100 bin TL, 3'üncü 75 bin TL ve mansiyon sahipleri 35 bin TL ödül aldı. Ödül almaya hak kazanan projeler, kendi bölgelerinde inşa edilecek.

    (FOTOĞRAFLI)



  • (Görüntülü Haber) "Boyunuzun kısaldığını düşünüyorsanız nedeni osteoporoz olabilir"

    İlknur SARGUT - Faruk KAHRAMAN, İSTANBUL - (DHA) MEMORIAL Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar, sinsi bir hastalık olarak tanımlanan ve erken dönemde belirti vermeyen kemik erimesinin, düzenli spor ve doktor kontrollü ilaç tedavisi, kalsiyumdan yönünden zengin beslenme ve D vitaminin desteği ile tedavisinin mümkün olduğunu söyledi. Kemik erimesinin, kemiğin kütlesinde ya da yoğunluğunda ortaya çıkan zayıflama olduğunu belirten Prof. Dr. Engin Çakar, 'Kemiğin iç yapısını bir bal peteğine benzetebiliriz. Kemik erimesini de o bal peteğindeki küçük deliklerin giderek artması ve aralarındaki köprü şeklindeki yapının zayıflaması olarak tanımlayabiliriz. Genellikle 50 yaş sonrası dönemde sık görülen bir tablodur' dedi. HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR, İLERİ YAŞTA BOYDA KISALMA ÖNEMLİ BİR SİNYAL Kemik erimesinin her yaşta görülebileceğini belirten Prof. Dr. Engin Çakar sözlerine şöyle devam etti, "Kemik erimesi, her yaşta görülmekle birlikte genellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde daha sık ortaya çıkıyor. 50 yaş sonrası her 2 kadından birinde ve 4-5 erkekten birinde kemik erimesi sorunu oluşabiliyor. Kemik erimesi sinsi ve erken dönemde belirti vermeyen bir hastalık olduğu için insanların bu sorun ile karşı karşıya olup olmadıklarını anlamaları çok zor. Bu nedenle bazı bulgulara çok dikkat etmek gerekiyor. Bir kişi en başta kendi boyunu değerlendirebilir. 20?li yaşlara göre eğer boyunda kısalma hissediyorsa ve bu 3-4 santimden fazlaysa kemik erimesi bulgusu olarak kabul edilebilir. Hareket kabiliyetinde azalma, artmış sırt ağrıları önemli bir bulgu olabilir. Aile hikayesinde kişinin annesinde babasında basit osteoporoz denilen kemik erimesine bağlı kırık hikayeleri de önemli bulgular arasındadır. Hasta eğer çok fazla sigara içiyorsa, bunun yanında genel dengesiyle ilgili sıkıntıları varsa, düşme sorunu yaşıyorsa, kemik erimesi akla bu gelmeli. Kırığı önlemek için fizik tedaviye başvurulmalı." KEMİK ERİMESİ SORUNU ÇOCUKLUK YAŞLARDAKİ BESLENME İLE İLGİLİ Kemik erimesinin temellerinin çocukluk çağında atıldığını dile getiren Prof. Dr. Engin Çakar, kemik erimesinin aslında toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu ve bunun temellerinin çocuk yaşlarda atıldığını belirtti. Yaşam stili değişikliğinin, hastalıktan korunmada önemli bir faktör olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çakar sözlerine şöyle devam etti, "Kemik mineral yoğunluğunun artması sağlanarak, kemik erimesine karşı önlem alınabilir. Bunun için de düzenli spor ve kalsiyumdan zengin beslenme ile D vitaminin yeterli miktarda alımı önemlidir. D vitamini, cildin güneşe maruziyetiile vücutta sentezlenen bir hormondur. Günlük 1000-1500 mg kalsiyum alımı, düzenli spor ve D vitamini ile kemik kütlesi artar. Bu artış 35?li yaşlara kadar devam eder ve 35?ten sonra da bir plato çizmeye başlar. Bu süreçte düzenli spor yapmak, dengeyi korumak, yer çekimine karşı bazı hareketlerin yoğun olduğu sporlara yönelmek kemik mineral yoğunluğunu artırır." VAKİT KAYBETMEDEN DOKTORA BAŞVURUN Kemik erimesinin tedavi sürecinde öncelikle, var olan kalsiyum eksikliğinin giderildiğini anlatan Prof. Dr. Çakar, "Kalsiyumdan zengin beslenme, spor ve düzenli ilaç kullanımı tedavi programını oluşturmaktadır. Takiplerin düzenli olması ve hastaların kullandıkları ilaçların yan etkilerine karşı doktorunu bilgilendirmesi çok önemlidir. Bunun yanında kemik erimesine bağlı kırıkların oluşmaması için düşmeyi engelleyecek denge egzersizleri yapılmalıdır" dedi.



  • DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3 

    1 - BAKAN KAYA: 81 İLİN ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNDE KREŞ AÇMA PROJEMİZ VAR

    * Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya,
    "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında önümüzdeki dönemde 81 ilin Organize Sanayi Bölgelerinde kreş açma projemiz var"

    * Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan,
    "Kadının elinin değmediği bir kalkınma modeli kadük kalmaya mahkumdur"

    Haber-Kamera: Enver Alas / İstanbul DHA 
    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğiyle düzenlenen 'Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde Kadının Rolü Zirvesi', Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın katılımıyla İstanbul'da gerçekleşti. 
    Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen zirvenin açılışında konuşan Fatma Betül Sayan Kaya, sürdürülebilir kalkınma hedefinde, kadınların toplum hayatının her alanında yer almalarının sağlanması, kadının statüsünün güçlendirilmesinin temel unsurlardan biri olduğunu söyledi. 

    KIZ ÇOCUKLARININ OKULLAŞMA ORANI
    Bakan Kaya, kız çocuklarının okullaşma oranında son 15 yılda önemli bir başarıya imza attıklarını belirtti. Kaya, "Ülkemizde kız çocukları için ortaöğretim kademesinde net okullaşma oranı 2002-2003 öğretim yılında yüzde 45,2 iken, bu oran 2016-2017 öğretim yılında yüzde 82,4'e yükselmiştir. Yüksek öğrenimde kız çocuklarımızın 2002'de katılım oranı yüzde 13,5 iken bugün yüzde 42,6'dır. Tabii bu oranlardaki artışı memnuniyetle karşılıyoruz ama asla yeterli görmüyoruz. Bunları yüzde 100'e çıkarana kadar çalışmaya devam edeceğiz" dedi. 

    "16, 17 YAŞINDA EVLENEN KIZ ÇOCUKLARININ TOPLAM EVLİLİKLER İÇİNDEKİ ORANI 2016'DA GERİLEDİ"
    Kız çocuklarının okullaşma oranındaki yükselişin erken yaşta evlilikle mücadeleye de olumlu katkı sunduğuna dikkat çeken Kaya, "16, 17 yaşında evlenen kız çocuklarının toplam evlilikler içindeki oranı 2002 yılında yüzde 7.3 iken, bu oran 2016'da yüzde 4.6'ya geriledi. Ancak bu orandaki düşüşü de yeterli bulmadığımızı ve ülke ortalaması üzerinde orana sahip 8 ilde özel bir çalışma yürüttüğümüzü de belirtmek isterim. Bu alanda da hedefimiz erken yaşta evlilikleri tamemen ortadan kaldırmak" ifadelerini kullandı. 

    "2023'TE KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI HEDEFİ YÜZDE 41"
    Konuşmasında sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin temel önceliklerinden birinin kadın istihdamının arttırılması olduğunu aktaran Bakan Kaya, şunları söyledi:
    "Ulusal İstihdam Stratejisi'nin öncelikli hedeflerinden biri 'kadın istihdamının arttırılmasıdır'. 2005 yılında kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 23,3 iken, 2017 Temmuz ayı itibariyle bu oran yüzde 34,3'e yükselmiştir.  Aynı dönem için yüzde 20,7 olan kadın istihdamı oranı yüzde 29,3'e yükselmiştir. Ulusal İstihdam Stratejisi'ne, 2023 yılında, kadınların işgücüne katılım oranında hedefimiz, yüzde 41'e ulaşmaktır."

    KREŞ PROJESİ...
    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya, konuşmasında kadınların, çocuklarının bakımı nedeniyle işgücü piyasasından çekilmelerini önlemek ve çalışma hayatında kalmaya devam etmelerini sağlamak üzere, yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Bakan Kaya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında 81 ilin Organize Sanayi Bölgelerinde kreş açma projelerinin olduğunu açıkladı. 

    "İNCE BİR AKIL SÜZGECİYLE OLAYLARA YAKLAŞIYORUM"
    Hükümet olarak atılan adımların kadının statüsünü zayıflatan değil, güçlendiren hamleler olduğunu dile getiren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, "Herkesin içi rahat olsun. Hükümet olarak kadınları güçlendirmeyen hiçbir adıma imza atmayacağız. Bu hükümetin bir bakanı olarak, kadınlarla ilgili tüm çalışmalarda çok hassas bir şekilde, ince bir akıl süzgeciyle olaylara yaklaşıyorum. Kadınlarımızın lehine olmayan hiçbir işe imza atmayacağım" şeklinde konuştu. 

    BAKAN ELVAN: KALKINMADA KADININ ROLÜ BİR DÜNYA MESELESİ
    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ise konuşmasında kadınların ekonomik, sosyal ve toplumsal anlamda daha güçlü olmalarının ekonomik anlamda kalkınmanın şartlarından olduğunu söyledi. Kalkınmada kadının rolünün bir dünya meselesi olduğunu dile getiren Elvan, "Kadının elinin değmediği bir kalkınma modelinin kadük kalmaya mahkumdur" dedi. 
    Kadınların istihdamına yönelik önemli avantajlar sağladıklarını belirten ve bu alanda verilen teşviklerden bahseden Lütfi Elvan, yarı zamanlı çalışma imkanı getirdiklerini, özlük haklarında iyileştirmeler yaptıklarını söyledi. 
    Konuşmaların Bakanlar Lütfi Elvan ve Fatma Betül Sayan Kaya'ya, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasemin Açık bir plaket takdim etti. 

    Görüntü Dökümü:
    ------------------------
    -Zirvenin yapıldığı salondan görüntüler
    -Protokol üyeleri
    -Bakan Lütfi Elvan'ın yerini alması
    -Zirvenin katılımcıları
    -Bakan Kaya'nın konuşması
    -Lütfi Elvan'ın konuşması
    -Genel ve  detaylar

    ==========================

    2- BAKAN YILMAZ'DAN AFRİKA ÜLKELERİNE "FETÖ OKULU" ÇAĞRISI

    * Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,

    "Ülkemizdeki FETÖ iltisaklı tüm kurumları kapattık. Afrika'da da bu terör örgütü ile bağlantısı olan yapılar bulunmakta. Bu yapılarında da terör örgütüne finans kaynağı sağladığı bilinmektedir. Kardeş Afrika ülkelerinden bu terör yapılanmalarına karşı daha iyi bir mücadele için Türkiye ile daha çok iş birliği yapmalarını bekliyoruz"

    "FETÖ okullarının kapatılması, öğrencilerimizin ihtiyacı olan daha kaliteli, daha fırsat eşitliğini sağlayan bir eğitimi de Türkiye Maarif Vakfı aracılığıyla daha iyisini karşılayabileceğimizi taahhüt ediyoruz. Maarif vakfımız sizlerle bu konuda çalışmak istemektedir"

    "Türkiye Maarif Vakfı 15 Temmuz'un hemen ardından bazı Afrika ülkelerinde FETÖ okullarını devraldı. Bazı Afrika ülkelerinde yeni okullar açtı. Bazıları ile görüşmeler halen devam ediyor.  Bu konuda da sizlerin desteğini bekliyoruz" 

    Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Güven USTA / İstanbul DHA
    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Türkiye-Afrika Ülkeleri Eğitim Bakanları Konferası"na katıldı. İstanbul'da düzenlenen konferansa Yılmaz'ın yanı sıra Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün ile 27 Afrika ülkesinden Eğitim Bakanlığı temsilcileri katıldı. Programda İstanbul Fatih Sultan Mehmet Uluslararası İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden oluşan mehteran takımı bir gösteri yaptı.

    "FETÖ OKULLARININ KAPATILMASI…"
    Konferansta açılış konuşmasını yapan İsmet Yılmaz, "Yurt dışında eğitim alanında yapacağımız faaliyetlere rehberlik etmesi amacıyla Türkiye Maarif Vakfını kurduk. Bu vakıf yurt dışında açmayı planladığımız okullarla ilgili koordinasyonu sağlayacaktır" dedi. 
    Bakan Yılmaz, vakfın bu koordinasyonun yanında çok önemli bir görevi daha üstlendiğini belirterek şunları kaydetti:
    "Ülkemiz 15 Temmuz günü çok büyük bir terör saldırısı ile karşı karşıya kaldı. Adeta uçurumun kenarından döndü desek yeridir. FETÖ o gün içinde çıkmış olduğu toplumun üzerine kurşun yağdırdı. O gece vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanımızın çağrısıyla sokaklara sokaklara döküldü, demokrasisine sahip çıktı, kendi hakkını hukukunu korudu. Bundan sonra da bu terör örgütüne karşı Türkiye'nin mücadelesi devam edecektir. Ülkemizdeki FETÖ iltisaklı tüm kurumları kapattık. Afrika'da da bu terör örgütü ile bağlantısı olan yapılar bulunmakta. Bu yapılarında da terör örgütüne finans kaynağı sağladığı bilinmektedir. Kardeş Afrika ülkelerinden bu terör yapılanmalarına karşı daha iyi bir mücadele için Türkiye ile daha çok iş birliği yapmalarını bekliyoruz. FETÖ okullarının kapatılması, öğrencilerimizin ihtiyacı olan daha kaliteli, daha fırsat eşitliğini sağlayan bir eğitimi de Türkiye Maarif Vakfı aracılığıyla daha iyisini karşılayabileceğimizi taahhüt ediyoruz. Maarif Vakfımız sizlerle bu konuda çalışmak istemektedir. Türkiye Maarif Vakfı 15 Temmuz'un hemen ardından bazı Afrika ülkelerinde FETÖ okullarını devraldı. Bazı Afrika ülkelerinde yeni okullar açtı. Bazıları ile görüşmeler halen devam ediyor.  Bu konuda da sizlerin desteğini bekliyoruz. Türkiye Maarif Vakfı, yurt dışında örgün ve yaygın eğitim hizmetleri vermek ve geliştirmek amacıyla 30'u Afrika'da olmak üzere 60 ülkeyle resmî temas sağlamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda 30 ülkeye yönetici atayarak çalışmalarına başlamıştır" 

    "SINIRLANDIRILMIŞ, KAPATILMIŞ VEYA YEREL DEVLETLERİN KONTROLÜNE GEÇMİŞTİR"
    Bakan Yılmaz, "İlk yılda Afrika'da 5 ülkede, Somali, Gine, Nijer, Sudan ve Kongo Cumhuriyeti'nde FETÖ iltisaklı toplam 32 okul devir alınmış bu ülkelerde Türkiye Maarif Vakfı eğitim-öğretim faaliyetlerine başlanmıştır. Bu ay içerisinde Mali ve Moritanya'da  eğitim öğretim faaliyetlerine başlanılmış. Burkina Faso, Çad ve Senegal ülkeleriyle de protokol imzalanmış bu ayın sonuna kadar da eğitim-öğretim faaliyetlerine başlanılacaktır. Yürütülen müzakereler sonucunda 100'ü Afrika'da olmak üzere yaklaşık 200 FETÖ iltisaklı okulun faaliyeti sınırlandırılmış, kapatılmış veya yerel devletlerin kontrolüne geçmiştir" şeklinde konuştu.

    UNESCO ADAYLIĞINA DESTEK TALEBİ
    İsmet Yılmaz, "Afrika ülkeleri ile dış politikada birçok konuda birlikte hareket ediyoruz. Birlikte hareket etmenin aramızdaki bağları daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Bu bağı kalıcı hale getireceğine inandığımız bir hususu da sizlerle paylaşmak isterim ve sizlerin açık desteğini bekliyorum. UNESCO ideallerine güçlü bir şekilde inanan Türkiye, örgütün oynadığı önemli rolün daha da güçlendirilmesini amaçlamaktadır ve bu maksatla 2017-2021 dönemi Yürütme Kurulu Üyeliğine adaylığını açıklamıştır. UNESCO'da Afrika adına da faaliyetler sürdürmek için 8 Kasım 2017 tarihinde seçimleri yapılacak olan Yürütme Kurulu adaylığımıza destek vermenizi istiyoruz" diye konuştu.

    Görüntü Dökümü:
    ---------------
    - Mehteran gösterisi
    - Yılmaz'ın açıklamaları
    - Genel ve detay görüntüler
    19.10.2017 - 12.50 Haber Kodu : 171019076_
    =============================

    3- ESKİ PATRONUNU YOLUNU KESİP VURDU

    Haber-Kamera: Zeki GÜNAL/İSTANBUL,(DHA)
    Şişli'de bir kişi alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle yolunu kestiği eski patronunu vurdu.
    Olay saat 10:30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Ali Aytekin, Ali Osman Aykut'un Sarıyer'deki restoranında garson olarak çalışıyordu. Restoran sahibi Ali Osman Aykut işyerini  kapattı. Eski patronundan alacağı olan Ali Aytekin, Şişli Paşa Mahallesi Batı Caddesi üzerinde aracını eski patronunun aracının önüne çekerek yolunu kesti. Ali Aytekin ve Ali Osman Aykut araçlardan inerek burada bir süre tartıştı. Tartışma sırasında silahını çeken Ali Aytekin,  Aykut'u karnından vurarak kaçtı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerine yapılan Ali Osman Aykut ambulansla Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Olay yerinde incelemelerde bulunan polis kimliğini tespit ettiği Ali Ayten'i yakalamak için çalışma başlattı. 

    Görüntü dökümü
    --------------------
    -Olay yeri
    -Olay yerindeki polis ekipleri
    -Ambulansın hastaneye gidişi (Kask Kamerası)
    -Yaralının ambulanstan indirilip sedye ile hastaneye girişi (2 Kamera)
    -Polisin olay yeri inceleme çalışması
    -Esnaf ile röportaj
    -Genel ve detay görüntüler
    19.10.2017 - 13.19 Haber Kodu : 171019087
    ===========================

    (ÖZEL) 
    4- KÖPRÜ ALTINDA YAŞAYAN EVSİZE GASP

    - Bıçaklanan evsize, saatler sonra tesadüfen yoldan geçen bir kişi yardım etti.

    Haber-Kamera: Zeki GÜNAL İSTANBUL DHA
    Çağlayan'da köprü altında yaşayan evsiz Hüseyin Nurel (40) önce dövüldü daha sonra bıçaklanarak gasp edildi. Yaralı halde olduğu yere yığılan Hüseyin Nurel'i kimse fark etmedi. Yaklaşık 6 saat sonra yoldan geçen bir kişinin fark etmesiyle ambulansla hastaneye kaldırıldı.
    40 yaşındaki Hüseyin Nurel yollardır sokakta yaşıyor. Nurel, Çağlayan'da köprü altında küçük bir alanı evi gibi benimseyerek orada kalıyor. Dün sabah saatlerinde köprü altına gelen bir kişi,  Hüseyin Nurel'i gasp etmek istedi. Saldırgan, Hüseyin Nurel direnince önce dövdü daha sonra bıçaklayarak gasp etti. Cebindeki az miktardaki parası alınıp bacağından bıçaklanan Nurel'i kimse fark etmedi. Yaklaşık 6 saat sonra bir arkadaşının yardımıyla hastaneye kaldırılan Hüseyin Nurel'in sağlık durumu iyi.

    "EVSİZLERE YARDIM EDİLMELİ"
    Gasp edilen Hüseyin Nurel'e yardım eden Ferit Şahin, "Ben paket servis elemanı  olarak çalışıyorum. Buradan geçerken arkadaşı gördüm. Gasp edilmiş, dövülmüş ve ayağından bıçaklanmış. Bunu da yapan başka bir evsiz diye düşünüyorum. Yaklaşık 5-6 saat önce bıçaklanmış. Telefonu olmadığı için kimseye haber verememiş. Ben orada görmesem, ağır yaralı olsa ölebilirdi. Hemen ambulansı aradım. Hastaneye getirdik. Geçen sene evsizlerin toplandığı yerde tanıştık. Evsizler acizler, güçsüzler, muhtaçlar. Hor görülüyorlar. Yardım istedikleri zaman yanlış anlaşılıyorlar. Evsizlere yardım edilmeli. Sıcak bir aş, sıcak bir yer verilmeli.Bu insanlar da sokaktan kurtulur" diye konuştu.

    Görüntü Dökümü:
    ---------
    -Ambulansla hastaneye kaldırılan yaralı
    -Arkadaşı Ferit Şahin ile röp.
    -Gasp edilen Hüseyin Nurel'in yaşadığı köprü altı
    -Köprü altındaki yaşam alanı
    -Genel ve detaylar

    =======================

    5- ÜMRANİYE'DE SİLAHLI SOYGUN

    Haber-Kamera: Cengiz ÇOBAN -İSTANBUL-DHA
    Ümraniye'de maskeli kişi, girdiği markette kadın kasiyeri tabancayla tehdit edip kasadaki paralarla kaçtı.
    Olay, saat 11.45 sıralarında Ihlamurkuyu Mahallesi Petrolyolu cacddesi üzerindeki markette meydana geldi. Kar maskeli ve siyah giyimli  bir kişi, markete girerek kasiyeri tabancayla tehdit etti. Kasadaki 890 liralı  alan soyguncu daha sonra yaya olarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen polis ekipleri, kasiyerin ifadesine başvurup, güvenlik kamerası görüntülerini inceledi. Polis, soyguncuyu yakalamak için çalışma başlattı.

    Görüntü Dökümü:
    -------------
    -Marketten görüntü
    -Çevredeki vatandaşlardan görüntü
    -Polis ekiplerinden görüntü
    -Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması

    ==============================


    (Görüntüyle yeniden) 
    6- SAHTE KİMLİKLE BANKALARDAN KREDİ ÇEKEN 6 KİŞİ YAKALANDI

    * Şüpheliler, bankaların güvenlik kameraları tarafından da görüntülendi. 

    Haber: Çağatay KENARLI - Kamera: İstanbul DHA
    İstanbul'da banka şubelerinden sahte belgelerle kredi çeken kişilere Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 2 ayrı operasyon düzenledi. Polis ekipleri, bankaların güvenlik kameraları tarafından da görüntülenen 1'i kadın toplam 6 kişiyi yakalayarak gözaltına aldı. Şüphelilerin sahte kimliklerle 2 kişinin banka hesaplarından yaklaşık 39 bin lira çektiği tespit edildi. 
    Polis ekipleri, 19 Eylül'de yaptığı ilk operasyonda bir bankanın Sefaköy şubesinden sahte belgelerle kredi çeken V.Ş. ile T.Ü.'yü yakalayarak gözaltına aldı. V.Ş.'nin üst aramasında 20 bin 987 lira para Ü.A. adına düzenlenmiş sahte kimlik, ehliyet ve 4 telefon hattı ele geçirildi. Polis ekipleri, V.Ş ve T.Ü. hakkında 'Nitelikli Dolandırıcılık' ve 'Resmi-Özel belgede sahtecilik' suçlarından işlem başlattı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden T.Ü. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, V.Ş. ise çıkartıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    KENDİSİNE PARA ÇEKTRENLERİ POLİSE İTİRAF ETTİ 
    İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 26 Eylül'de yaptıkları ikinci operasyonda ise, bir bankanın Çağlayan şubesinden sahte belgelerle kredi çekmeye çalışan H.T. isimli bir kadını yakalayarak gözaltına aldı. H.T.'nin yapılan üst aramasında 17 bin 700 lira para Z.E. adına düzenlenmiş sahte kimlik, sahte kimlikle alınan sim kart ve telefon ile Z.E.'ye ait gerçek kimlik ele geçirildi. Emniyette ifadesi alınan H.T.'nin, kendisine sahte kimlik yaparak bankalara kredi çekmesi için yönlendiren S.K, E.H. ve A.Z.'nin isimlerini polise itiraf ettiği öğrenildi. Bunun üzerine yapılan operasyonda S.K, E.H. ve A.Z. yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin telefonlarında yapılan incelemede bin kişiye ait kimlik fotokopileri, banka bilgileri, emeklilik ve iş yeri bilgileri ele geçirildi. Şüphelilerin emniyette yapılan sorgularında, H.T. isimli kadının 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası, S.K, E.H. ve A.Z.'nin ise çok sayıda dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kayıtlarının olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

    POLİS GEÇMİŞE DÖNÜK OLAYLARI İNCELİYOR
    Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri şüphelilerin son 1 yıl içinde başka kişilerin adına da bankalardan kredi çekip çekmedikleri belirleyebilmek için çalışma başlattı.  

    Görüntü Dökümü:
    -------------------------
    -Şüphelilerin bankaya girişlerinin güvenlik kamera kayıtları

    19.10.2017 - 14.10 Haber Kodu : 171019111_


     



  • DHA YURT BÜLTENİ-10

    1)HABUR’DAKİ TATBİKATTA ASKERLERDEN ZIRHLI ARAÇLI TAARRUZ

    TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Şırnak'ın Silopi İlçesi ile Habur Sınır Kapısı yakınlarındaki TIR parkı karşısında başlattığı tatbikatın 31'nci gününde manevra alanına çıkan askerler, zırhlı araçların arkasından temsili düşman hedeflerini imha etti. Silopi'de 5 gündür sessizliğin yaşandığı tatbikat alanında bugün temsili düşman hedeflerine yönelik taarruz gerçekleştirildi. Temsili olarak belirlenen 2 düşman zırhlı aracının imhasına yönelik tatbikatta hava taarruzunun engellenmesi için lastiklerin yakılması üzerine hedef, kara birliklerince kuşatma altına alındı. Zırhlı araçların arkasında temsili düşman hedefine yaklaşıldığı sırada zırhlı muharebe aracı (ZMA), temsili düşman mevzisi yakınlarında dairesel sürüşler yaparak hedef şaşırttı. Temsili düşman hedefini dört koldan kuşatma sırasında, tatbikat mermileri ile temsili bir çatışma ortamı yaratıldı. Irak ve Türk askerlerince ortak yapılan tatbikatta hedeflerin teslim alınması ile birlikte tanklar manevra alanına hızlı manevralar ile geri çekildi. Burada taktiksel manevralar yapan zırhlı araçlar ve piyadeler, birliklerine geri döndü.

    Görüntü Dökümü
    -------------------------
    -Zırhlı aracın geçişi
    -Yakılan lastikler ve dumanlar
    -ZMA’ların arkasından gelen askerler
    -Dairesel dönüş yapan zırhlı araç
    -Tatbikat mermilerini sıkılması
    -Temsili hedeflerin askerlerce işgal edilmesi
    -Zırhlı araçlar ve tankların geçişleri
    -Manevra yapmaları
    -Genel ve detaylar
     
    Haber-Kamera: Mehmet Selim YALÇIN, (SİLOPİ-DHA)

    ==================================================

    2)HDP'LİLER, İMRALI'YA GİTMEK İÇİN ADALET BAKANI İLE GÖRÜŞTÜ
     
    HALKLARIN Demokratik Partisi'nin (HDP) çözüm sürecinde görev alan İmralı heyeti, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüşerek, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan iddialar nedeniyle İmralı Adası'na gitmek istediklerini söyledi. HDP'nin İmralı heyeti üyesi olan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ve HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bugün Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile telefonla görüşerek İmralı Adası'na gitmek istediklerini bildirdi. Heyetin özellikle son günlerde İmralı Adası'nda ağırlaştırılmış hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan iddialar üzerine İmralı Adası'na gitmek istediklerini söyledikleri belirtildi. HDP'nin İmralı heyeti üyelerinin, yarın İstanbul'da konu ile ilgili basın toplantısı yapacağı açıklandı. 

    (Ferit ASLAN-DİYARBAKIR, (DHA)- 

    ===============================================

    3)TATBİKATTA GÖVDESİ ÜZERİNE DÜŞEN UÇAĞA MÜDAHALE EDİLDİ

    MUĞLA'nın Dalaman Havalimanı'nda yapılan tatbikatta, senaryoya göre gövdesi üzerine iniş yaparken pisten çıkarak alev alan bir uçağa müdahale edildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatın, başarıyla tamamlandığı belirtildi.  
    Dalaman Havalimanı'nda bugün saat 10.10'da yapılan tatbikat, gerçeğini aratmadı. Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan, Garnizon Komutan Vekili Hava Pilot Albay Savaş Cenik, Dalaman Belediye Başkanı CHP'li Muhammet Şaşmaz, Ulaştırma Bakanlığı İşletme Daire Başkanı Cevat Yılmaz, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Dalaman Havalimanı Başmüdürü Osman Serdar, Dalaman Havalimanı Emniyet Müdürü İsmail Ayhan, Dalaman İlçe Emniyet Müdürü Namık Söylemez, YDA Koordinatörü Dr. Cengiz Tuğrul Ayaz, Havalimanı Müdür yardımcıları, kurum müdürleri ve çok sayıda personel tatbikatta katıldı. Tatbikatta 21 kurum ve kuruluş, 58 araç ile 246 personel görev yaptı. Yaklaşık 1 saat süren tatbikatta senaryo gereği Papatya Havayolları'na ait SF 2308 sefer sayılı yolcu uçağı, uçuş sırasında yaşadığı teknik bir problem nedeniyle zor anlar yaşadı. 172 yolcu ve 8 mürettebatı bulunan uçak, havalimanı pist başına gövdesi üstüne düştü ve yangın çıktı. Yaklaşık 5 bin litre yakıtla, piste 100 metre kala düşen uçağa müdahale etmek için önceden hazırlanan ekipler harekete geçti. Polislerin güvenlik önleminin aldığı yangın bölgesinde sağlık görevlileri, yaralanan yolculara ilk müdahaleyi yapıp, ambulanslarla hastanelere sevk etti. Yangında itfaiye ekiplerince söndürüldü. Tatbikat sonrasında Kaymakam Güldoğan ve protokol, tatbikata katılan personeli teker teker tebrik etti. Çekilen hatıra fotoğrafı sonrasında tatbikat sona erdi. 
    "TATBİKATLARDA YETERLİLİĞİMİZİ TEST EDİYORUZ"
    YDA Dalaman İşletme Koordinatörü Dr. Cengiz Tuğrul Ayaz, yıl içerisinde sürekli ateşli ve ateşsiz tatbikatların yapıldığını, itfaiye personelinin 12 ay boyunca sürekli eğitimden geçtiğini söyledi. Olası kazalara erken müdahalenin çok önemli olduğunu vurgulayan Ayaz, bu tür olaylarda ekiplerin zamanla yarışmaları gerektiğini ifade etti. Dalaman Havalimanı Başmüdürü Osman Serdar, tatbikatın yılda iki kez tekrar edildiğini söyledi. Olası bir kaza sonrası itfaiye ekiplerinin 120 saniye içinde enkaza ulaşmaları gerektiğini hatırlatan Serdar, "Dalaman Havalimanı dünyanın önemli destinasyonlarından birine hizmet ediyor. Bu tür tatbikatlar hem kendimizi geliştirmemizi hem de olası kazalarda nasıl hareket etmemiz gerektiğini, yeterliliğimizi ve kendimizi test etmemizi sağlıyor. Bu tür olayların olmasını kesinlikle istemeyiz ancak her ihtimali göz önünde bulundurmamız gerekir. Havalimanımızda 60 personel ve 14 araçtan oluşan bir itfaiye teşkilatımız günün 24 saati nöbettedir" diye konuştu.
    İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin ise "Bilindiği gibi ilimizde iki havalimanı bulunmakta. Bugüne kadar herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı ama biz her ne kadar yaşanmasa da her daim hazırlıklı olmak açısından ilimizde bu tür tatbikatları periyodik aralıklarla gerçekleştiriyoruz. Bu günde burada başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik. Allah gerçeğinden korusun" dedi.
    "OTURDUĞUMUZ YERDE TÜYLERİMİZ ÜRPERDİ" 
    Dalaman Belediye Başkanı Muhammet Şaşmaz, "Bugüne kadar ilçemizde böyle bir kaza meydana gelmedi inşallah bundan sonrada yaşanmaz. Gerçekten gerçeği aratmayan bir tatbikat yapılmadı. Oturduğumuz yerde tüylerimiz ürperdi. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum" dedi.
    Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan ise, görev alan ekipleri tebrik ederek, Dalaman Havalimanı'nın her türlü olağanüstü duruma hazır olduğunu kaydetti. Tatbikatın başarılı şekilde tamamlandığını anlatan Kaymakam Güldoğan, "Bu noktada tatbikatta görev alan bütün ekiplerimizi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Ekipmanı ve personel eğitimi her türlü olumsuzluğa hazır bir altyapımızın olduğu Dalaman Havalimanı'nda her türlü olağanüstü şarta hazır olduğumuzu gördük" dedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------:
    - Tatbikattan görüntü
    - Yaralılardan görüntü
    - Genel ve Detay görüntü

    (Haber- Kamera: Cihan KAYA- Ercan KAYLI / DALAMAN (Muğla), (DHA)

    ====================================

    4)ADIYAMAN'DA PARK HALİNDEKİ OTOMOBİL YANDI

    ADIYAMAN'da, park halindeyken bilinmeyen nedenle alev alan otomobil, kullanılmaz hale geldi.
    Olay, merkeze bağlı Vartana köyünde meydana geldi. Abdulkadir Özlem'e ait park halindeki 02 AJ 663 plakalı otomobil, bilinmeyen nedenle alev aldı. Otomobilden alevler yükseldiğini görenler, durumu polis ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri tarafından 1 saatlik müdahalenin ardından yangın kontrol altına alındı. Elektrik aksamından çıktığı tahmin edinilen yangında otomobil tamamen yandı.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    - Olay yeri
    - Alevlerin yükselmesi
    - İtfaiye ekiplerin müdahalesi
    - Otomobilden dumanlar yükselmesi 
    - Genel ve detay görüntüler 
    ( Haber-Kamera: Mahir ALAN-ADIYAMAN-DHA)
    GÖRÜNTÜ BOYUTU: 139 MB

    =================================================

    5)ÇORUM'DA NARKOTİM EKİPLERİ OKUL ÖNLERİNDE GÖZ AÇTIRMIYOR

    ÇORUM Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan narkotim ekipleri, öğrencilerin güvenliğini sağlamak adına okul ve öğrenci yurtları önlerindeki şüpheli şahıslara göz açtırmıyor.
    İl Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şubesi ekipleri okul önlerinde önlem aldı. Bu kapsamda narkotim ekipler, son dönemlerde öğrencileri hedef alan uyuşturucu tacirlerine karşı sıkı bir çalışma başlattı. Uyuşturucu ile mücadele kapsamında okul ve öğrenci yurtları çevreleri Narkotim ekiplerince denetlendi. Özellikle kent merkezindeki okullarda çalışmalarını yoğunlaştıran Narkotim ekibi, dedektör köpeği ile birlikte uygulama yaptı. Okul çevreleri ve okul bahçelerini denetleyen polis, şüpheli şahısları durdurarak üst araması ve kimlik kontrolü yaparken, okul çevrelerinde şüpheli görülen otomobilleri de aradı.
    Narkotim ekipleri öğrencilerle de sohbet ederek, uyuşturucu tacirlerine karşı uyarılarsa bulundu. Polis okul çevrelerinde şüpheli kişilerin fark edilmesi durumunda 155 polis ihbar hattına bilgi verilmesini istedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    -Polisin şüpheliler üzerinde arama yapması
    -Polisin öğrencilerle konuşması
    -Bir velinin öğrencilere nasihat çekmesi
    - Detaylar

    (SÜRE: 4 Dk) (BOYUT 155 MB)
    Haber-Kamera: Yusuf ÇINAR/ÇORUM, (DHA)

    ===================================================

    6)KIRIKKALE VALİSİ HAKTANKAÇMAZ: ARANAN 340 KİŞİ MOBESE KAMERALARI SAYESİNDE YAKALANDI

    KIRIKKALE’nin Valisi Mehmet İlker Haktankaçmaz, kontrol noktaları, mobese kameraları ve plaka tanıma sistemleri sayesinde Kırıkkale’de 2017 yılı Ocak ayından bu yana 170 bin araç ve 440 bin şahıs sorgulandığını, aranan 340 şahsın yakalandığını açıkladı. Kırıkkale Valisi Mehmet İlker Haktan Kaçmaz, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı ve Emniyet Müdürü Mahmut Çorumlu Sağlık Caddesi’ne mobese montajını yerinde inceledi.
    Vali Haktankaçmaz,  kent genelinde mobese kameraları ve plaka tanıma sistemlerinin sayısı arttığını belirterek, “Mevcut 102 olan mobese sayısı 240’a çıkartılacak. 11 adet olan plaka tanıma sistemi ise 23’e çıkarılacakö dedi.
    Haktankaçmaz, burada yaptığı açıklamada, “Kırıkkale’miz 43 ilin kesiştiği bir nokta da. Dolayısıyla Kırıkkale’nin ve civar illerin güvenliği bakımından önemli kritik bir noktadayız. Bu çerçeve de hem il merkezinde hem de yol üzerinde mobese kameraları var. Yine Samsun yolu üzerinde ağırlıklı olarak plaka tanıma özelliği olan kameralar varö dedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    Mobese temal atmadan detay görüntüler
    Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürünün gelişi
    Mobesenin kurulacağı yere beton atılması
    Vali haktankaçmaz ın açıklaması

    Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, (DHA)- 

    ====================================================

    7)'YORGUN HERAKLES'Lİ STONE DESİGN SHOW BAŞLADI
     
     ANTALYA'nın dünyaca ünlü tarihi değeri 'Yorgun Herakles' heykelinin simge olarak kullanıldığı Stone Design Show Antalya, ANFAŞ Fuar Merkezi'nde başladı. 18-21 Ekim tarihleri arasındaki fuarda proje, tasarım, uygulama ve teknolojileri sergileniyor.80'in üzerinde firmanın katıldığı fuarın açılışını, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Türk Maden Vakfı Başkanı Erol Ersoy, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı birlikte yaptı. Başkan Menderes Türel, Antalya'nın gündeminde geçmişte sadece tarım ve turizm varken artık 10 milyon turisti aşan ve bu fuar gibi önemli organizasyonlara da ev sahipliği yapıldığını belirtti. Menderes Türel, özellikle Antalya'daki mermercilik potansiyeline dikkat çekerek, bu konunun önemini ifade etmek ve farkındalık oluşturmak istediğini söyledi. Doğal kaynakları çevreye zarar vermeden çok dikkatli bir şekilde kullanma zorunluluğu olduğunu belirten Türel, “Bu zenginliklerimizi ekonomiye katma değer olarak da sunmak durumundayız. Antalya'ya baktığımızda 2004-2005 yıllarında sadece 40 milyon dolarlık krom ihracatı söz konusuydu. Ama bu yıl maden ihracatı dediğimizde 250 milyon dolarları konuşabiliyoruz. Batı Akdeniz olarak yarım milyar dolara yaklaşan bir ihracat potansiyelinden bahsediyoruz" dedi.

    'MERMERDE DÜNYA MARKASI ÇIKMALI'

    Fuarın mermerde tasarıma, işlemeye de dikkat çektiğini kaydeden Türel, "Sadece bir doğaltaş zenginliği değil, bir sanatçı hassasiyetiyle mermerin işlendiğini gördüğümüzde ürünlerin katma değerinin artışını da sağlamamız mümkün. Allah Afyonkarahisar'dan Antalya'ya kadar bölgemizde bu zenginliği vermiş. Fakat mesele yer altı zenginliğine sahip olmak dışında bunu yer üstü zenginliğine de dönüştürmektir. Taşı veya mermeri bir sanat eserine dönüştürmeli ve bunu kendi markamızla satmalıyız. Hükümetimiz ar-ge yatırımları, üniversite sanayi işbirliği konularında çok önemli destekler veriyor. Giyimde nasıl dünya çapında Türk markaları ortaya çıktıysa bu mermerde de olmalıdır. Antalya'da mimari açıdan taş ve mermerin güzel örnekleri her köşede dikkatinizi çekebilir. Ama bunun kesinlikle yeterli olduğunu söyleyemeyiz" diye konuştu.

    Kamu kurumları ve belediyelerin mermer veya taş işçiliği ve sanatında yeterli kaynağı bulamadığını söyleyen Türel, "Bunu bazen mevzuat engelliyor, hem de madencilik meselesini çok kolay bir şekilde siyasi istismar meselesi, itibar suikastı haline dönüştürebiliyoruz. Biz yat limanımız, kruvaziyer liman gibi projelerimizle dünyaya hitap eden eserler ortaya koyma peşindeyiz, bir küresel vizyon projesini ortaya koyuyoruz ama maalesef bunu anlamak istemeyenler var. Yurtdışına sadece turist olarak gelen, hiçbir uluslararası teması olmayan, küresel sermayedeki yarışta yer almayan, hiçbir uluslararası hedefi olmayan arkadaşlara, maalesef vizyon fukaralarına derdimizi anlatmakta zorluk yaşıyoruz. Bu nedenle bu konuda özel sektörümüze çok daha önemli sorumluluklar düşmektedir" dedi.

    'TON BAŞINA ÇOK GERİDEYİZ'

    Türkiye'nin son 20 yıldır mermer ihracatında büyük yükseliş göstererek dünyada ilk üç ülke arasına girdiğini belirten Türk Maden Vakfı Başkanı Erol Ersoy ise "Ancak ton başına gelire baktığımız zaman maalesef rakiplerimizin çok gerisinde kalıyoruz. Sektörün bu noktada yapması gereken katma değerli ürünlere daha ağırlık vererek işlemek ve bu ürünleri yüksek fiyattan satabileceği yeni müşteriler ve değişik pazarlar bulmak. Firmaların ürünlerini dünyanın farklı ülkelerinde projelere kabul ettirmeleri üreticileri yoğun bir rekabetten kurtarıp ülkemize daha fazla gelir getirme yollarını açacaktır. Sektörün yükselen performansına paralel olarak Isparta, Burdur ve Antalya illeri sektörümüzde mermer ihracatını en çok artıran şehirler olmuştur. Batı Akdeniz dediğimiz bu bölgede üreticimizin sektör içindeki yıldızı parlamıştır. Nitekim Ottoman, Burdur Bej, Cappicino, Limra, Myra Bej gibi bölge ürünleri dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelerde isimleriyle aranan taşlar olmuşlardır. Dünyada artık bej mermer denildiğinde akla ilk gelen bölge burasıdır" diye konuştu.

    2 METRELİK YORGUN HERAKLES

    Fuarda Afyonkarahisar'ın İhsaniye İlçesi'ndeki atölyesinde heykeller yapan heykeltıraş Mehmet Atay ise Stone Design Show Antalya kapsamında, Antalya'nın dünyaca ünlü tarihi değeri 'Yorgun Herakles' heykelinin orijinal boyutlarından biraz daha yükseğini yaptı. Mehmet Atay, fuarda sergilenen heykelin 2 metre, orjinalinin ise 1.60 metre olduğunu kaydetti.

    Fuarda Suriyeli sanatçı Khaled Hammadi tarafından yapılan ve aralarında Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu, çeşitli mermer türlerinden resim ve portreler de sergileniyor.

    Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)-



  • DHA YURT BÜLTENİ-10

    1)HABUR’DAKİ TATBİKATTA ASKERLERDEN ZIRHLI ARAÇLI TAARRUZ

    TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Şırnak'ın Silopi İlçesi ile Habur Sınır Kapısı yakınlarındaki TIR parkı karşısında başlattığı tatbikatın 31'nci gününde manevra alanına çıkan askerler, zırhlı araçların arkasından temsili düşman hedeflerini imha etti. Silopi'de 5 gündür sessizliğin yaşandığı tatbikat alanında bugün temsili düşman hedeflerine yönelik taarruz gerçekleştirildi. Temsili olarak belirlenen 2 düşman zırhlı aracının imhasına yönelik tatbikatta hava taarruzunun engellenmesi için lastiklerin yakılması üzerine hedef, kara birliklerince kuşatma altına alındı. Zırhlı araçların arkasında temsili düşman hedefine yaklaşıldığı sırada zırhlı muharebe aracı (ZMA), temsili düşman mevzisi yakınlarında dairesel sürüşler yaparak hedef şaşırttı. Temsili düşman hedefini dört koldan kuşatma sırasında, tatbikat mermileri ile temsili bir çatışma ortamı yaratıldı. Irak ve Türk askerlerince ortak yapılan tatbikatta hedeflerin teslim alınması ile birlikte tanklar manevra alanına hızlı manevralar ile geri çekildi. Burada taktiksel manevralar yapan zırhlı araçlar ve piyadeler, birliklerine geri döndü.

    Görüntü Dökümü
    -------------------------
    -Zırhlı aracın geçişi
    -Yakılan lastikler ve dumanlar
    -ZMA’ların arkasından gelen askerler
    -Dairesel dönüş yapan zırhlı araç
    -Tatbikat mermilerini sıkılması
    -Temsili hedeflerin askerlerce işgal edilmesi
    -Zırhlı araçlar ve tankların geçişleri
    -Manevra yapmaları
    -Genel ve detaylar
     
    Haber-Kamera: Mehmet Selim YALÇIN, (SİLOPİ-DHA)

    ==================================================

    2)HDP'LİLER, İMRALI'YA GİTMEK İÇİN ADALET BAKANI İLE GÖRÜŞTÜ
     
    HALKLARIN Demokratik Partisi'nin (HDP) çözüm sürecinde görev alan İmralı heyeti, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüşerek, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan iddialar nedeniyle İmralı Adası'na gitmek istediklerini söyledi. HDP'nin İmralı heyeti üyesi olan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ve HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bugün Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile telefonla görüşerek İmralı Adası'na gitmek istediklerini bildirdi. Heyetin özellikle son günlerde İmralı Adası'nda ağırlaştırılmış hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan iddialar üzerine İmralı Adası'na gitmek istediklerini söyledikleri belirtildi. HDP'nin İmralı heyeti üyelerinin, yarın İstanbul'da konu ile ilgili basın toplantısı yapacağı açıklandı. 

    (Ferit ASLAN-DİYARBAKIR, (DHA)- 

    ===============================================

    3)TATBİKATTA GÖVDESİ ÜZERİNE DÜŞEN UÇAĞA MÜDAHALE EDİLDİ

    MUĞLA'nın Dalaman Havalimanı'nda yapılan tatbikatta, senaryoya göre gövdesi üzerine iniş yaparken pisten çıkarak alev alan bir uçağa müdahale edildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatın, başarıyla tamamlandığı belirtildi.  
    Dalaman Havalimanı'nda bugün saat 10.10'da yapılan tatbikat, gerçeğini aratmadı. Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan, Garnizon Komutan Vekili Hava Pilot Albay Savaş Cenik, Dalaman Belediye Başkanı CHP'li Muhammet Şaşmaz, Ulaştırma Bakanlığı İşletme Daire Başkanı Cevat Yılmaz, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Dalaman Havalimanı Başmüdürü Osman Serdar, Dalaman Havalimanı Emniyet Müdürü İsmail Ayhan, Dalaman İlçe Emniyet Müdürü Namık Söylemez, YDA Koordinatörü Dr. Cengiz Tuğrul Ayaz, Havalimanı Müdür yardımcıları, kurum müdürleri ve çok sayıda personel tatbikatta katıldı. Tatbikatta 21 kurum ve kuruluş, 58 araç ile 246 personel görev yaptı. Yaklaşık 1 saat süren tatbikatta senaryo gereği Papatya Havayolları'na ait SF 2308 sefer sayılı yolcu uçağı, uçuş sırasında yaşadığı teknik bir problem nedeniyle zor anlar yaşadı. 172 yolcu ve 8 mürettebatı bulunan uçak, havalimanı pist başına gövdesi üstüne düştü ve yangın çıktı. Yaklaşık 5 bin litre yakıtla, piste 100 metre kala düşen uçağa müdahale etmek için önceden hazırlanan ekipler harekete geçti. Polislerin güvenlik önleminin aldığı yangın bölgesinde sağlık görevlileri, yaralanan yolculara ilk müdahaleyi yapıp, ambulanslarla hastanelere sevk etti. Yangında itfaiye ekiplerince söndürüldü. Tatbikat sonrasında Kaymakam Güldoğan ve protokol, tatbikata katılan personeli teker teker tebrik etti. Çekilen hatıra fotoğrafı sonrasında tatbikat sona erdi. 
    "TATBİKATLARDA YETERLİLİĞİMİZİ TEST EDİYORUZ"
    YDA Dalaman İşletme Koordinatörü Dr. Cengiz Tuğrul Ayaz, yıl içerisinde sürekli ateşli ve ateşsiz tatbikatların yapıldığını, itfaiye personelinin 12 ay boyunca sürekli eğitimden geçtiğini söyledi. Olası kazalara erken müdahalenin çok önemli olduğunu vurgulayan Ayaz, bu tür olaylarda ekiplerin zamanla yarışmaları gerektiğini ifade etti. Dalaman Havalimanı Başmüdürü Osman Serdar, tatbikatın yılda iki kez tekrar edildiğini söyledi. Olası bir kaza sonrası itfaiye ekiplerinin 120 saniye içinde enkaza ulaşmaları gerektiğini hatırlatan Serdar, "Dalaman Havalimanı dünyanın önemli destinasyonlarından birine hizmet ediyor. Bu tür tatbikatlar hem kendimizi geliştirmemizi hem de olası kazalarda nasıl hareket etmemiz gerektiğini, yeterliliğimizi ve kendimizi test etmemizi sağlıyor. Bu tür olayların olmasını kesinlikle istemeyiz ancak her ihtimali göz önünde bulundurmamız gerekir. Havalimanımızda 60 personel ve 14 araçtan oluşan bir itfaiye teşkilatımız günün 24 saati nöbettedir" diye konuştu.
    İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin ise "Bilindiği gibi ilimizde iki havalimanı bulunmakta. Bugüne kadar herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı ama biz her ne kadar yaşanmasa da her daim hazırlıklı olmak açısından ilimizde bu tür tatbikatları periyodik aralıklarla gerçekleştiriyoruz. Bu günde burada başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik. Allah gerçeğinden korusun" dedi.
    "OTURDUĞUMUZ YERDE TÜYLERİMİZ ÜRPERDİ" 
    Dalaman Belediye Başkanı Muhammet Şaşmaz, "Bugüne kadar ilçemizde böyle bir kaza meydana gelmedi inşallah bundan sonrada yaşanmaz. Gerçekten gerçeği aratmayan bir tatbikat yapılmadı. Oturduğumuz yerde tüylerimiz ürperdi. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum" dedi.
    Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan ise, görev alan ekipleri tebrik ederek, Dalaman Havalimanı'nın her türlü olağanüstü duruma hazır olduğunu kaydetti. Tatbikatın başarılı şekilde tamamlandığını anlatan Kaymakam Güldoğan, "Bu noktada tatbikatta görev alan bütün ekiplerimizi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Ekipmanı ve personel eğitimi her türlü olumsuzluğa hazır bir altyapımızın olduğu Dalaman Havalimanı'nda her türlü olağanüstü şarta hazır olduğumuzu gördük" dedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------:
    - Tatbikattan görüntü
    - Yaralılardan görüntü
    - Genel ve Detay görüntü

    (Haber- Kamera: Cihan KAYA- Ercan KAYLI / DALAMAN (Muğla), (DHA)

    ====================================

    4)ADIYAMAN'DA PARK HALİNDEKİ OTOMOBİL YANDI

    ADIYAMAN'da, park halindeyken bilinmeyen nedenle alev alan otomobil, kullanılmaz hale geldi.
    Olay, merkeze bağlı Vartana köyünde meydana geldi. Abdulkadir Özlem'e ait park halindeki 02 AJ 663 plakalı otomobil, bilinmeyen nedenle alev aldı. Otomobilden alevler yükseldiğini görenler, durumu polis ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri tarafından 1 saatlik müdahalenin ardından yangın kontrol altına alındı. Elektrik aksamından çıktığı tahmin edinilen yangında otomobil tamamen yandı.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    - Olay yeri
    - Alevlerin yükselmesi
    - İtfaiye ekiplerin müdahalesi
    - Otomobilden dumanlar yükselmesi 
    - Genel ve detay görüntüler 
    ( Haber-Kamera: Mahir ALAN-ADIYAMAN-DHA)
    GÖRÜNTÜ BOYUTU: 139 MB

    =================================================

    5)ÇORUM'DA NARKOTİM EKİPLERİ OKUL ÖNLERİNDE GÖZ AÇTIRMIYOR

    ÇORUM Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan narkotim ekipleri, öğrencilerin güvenliğini sağlamak adına okul ve öğrenci yurtları önlerindeki şüpheli şahıslara göz açtırmıyor.
    İl Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şubesi ekipleri okul önlerinde önlem aldı. Bu kapsamda narkotim ekipler, son dönemlerde öğrencileri hedef alan uyuşturucu tacirlerine karşı sıkı bir çalışma başlattı. Uyuşturucu ile mücadele kapsamında okul ve öğrenci yurtları çevreleri Narkotim ekiplerince denetlendi. Özellikle kent merkezindeki okullarda çalışmalarını yoğunlaştıran Narkotim ekibi, dedektör köpeği ile birlikte uygulama yaptı. Okul çevreleri ve okul bahçelerini denetleyen polis, şüpheli şahısları durdurarak üst araması ve kimlik kontrolü yaparken, okul çevrelerinde şüpheli görülen otomobilleri de aradı.
    Narkotim ekipleri öğrencilerle de sohbet ederek, uyuşturucu tacirlerine karşı uyarılarsa bulundu. Polis okul çevrelerinde şüpheli kişilerin fark edilmesi durumunda 155 polis ihbar hattına bilgi verilmesini istedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    -Polisin şüpheliler üzerinde arama yapması
    -Polisin öğrencilerle konuşması
    -Bir velinin öğrencilere nasihat çekmesi
    - Detaylar

    (SÜRE: 4 Dk) (BOYUT 155 MB)
    Haber-Kamera: Yusuf ÇINAR/ÇORUM, (DHA)

    ===================================================

    6)KIRIKKALE VALİSİ HAKTANKAÇMAZ: ARANAN 340 KİŞİ MOBESE KAMERALARI SAYESİNDE YAKALANDI

    KIRIKKALE’nin Valisi Mehmet İlker Haktankaçmaz, kontrol noktaları, mobese kameraları ve plaka tanıma sistemleri sayesinde Kırıkkale’de 2017 yılı Ocak ayından bu yana 170 bin araç ve 440 bin şahıs sorgulandığını, aranan 340 şahsın yakalandığını açıkladı. Kırıkkale Valisi Mehmet İlker Haktan Kaçmaz, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı ve Emniyet Müdürü Mahmut Çorumlu Sağlık Caddesi’ne mobese montajını yerinde inceledi.
    Vali Haktankaçmaz,  kent genelinde mobese kameraları ve plaka tanıma sistemlerinin sayısı arttığını belirterek, “Mevcut 102 olan mobese sayısı 240’a çıkartılacak. 11 adet olan plaka tanıma sistemi ise 23’e çıkarılacakö dedi.
    Haktankaçmaz, burada yaptığı açıklamada, “Kırıkkale’miz 43 ilin kesiştiği bir nokta da. Dolayısıyla Kırıkkale’nin ve civar illerin güvenliği bakımından önemli kritik bir noktadayız. Bu çerçeve de hem il merkezinde hem de yol üzerinde mobese kameraları var. Yine Samsun yolu üzerinde ağırlıklı olarak plaka tanıma özelliği olan kameralar varö dedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    Mobese temal atmadan detay görüntüler
    Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürünün gelişi
    Mobesenin kurulacağı yere beton atılması
    Vali haktankaçmaz ın açıklaması

    Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, (DHA)- 

    ====================================================

    7)'YORGUN HERAKLES'Lİ STONE DESİGN SHOW BAŞLADI
     
     ANTALYA'nın dünyaca ünlü tarihi değeri 'Yorgun Herakles' heykelinin simge olarak kullanıldığı Stone Design Show Antalya, ANFAŞ Fuar Merkezi'nde başladı. 18-21 Ekim tarihleri arasındaki fuarda proje, tasarım, uygulama ve teknolojileri sergileniyor.80'in üzerinde firmanın katıldığı fuarın açılışını, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Türk Maden Vakfı Başkanı Erol Ersoy, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı birlikte yaptı. Başkan Menderes Türel, Antalya'nın gündeminde geçmişte sadece tarım ve turizm varken artık 10 milyon turisti aşan ve bu fuar gibi önemli organizasyonlara da ev sahipliği yapıldığını belirtti. Menderes Türel, özellikle Antalya'daki mermercilik potansiyeline dikkat çekerek, bu konunun önemini ifade etmek ve farkındalık oluşturmak istediğini söyledi. Doğal kaynakları çevreye zarar vermeden çok dikkatli bir şekilde kullanma zorunluluğu olduğunu belirten Türel, “Bu zenginliklerimizi ekonomiye katma değer olarak da sunmak durumundayız. Antalya'ya baktığımızda 2004-2005 yıllarında sadece 40 milyon dolarlık krom ihracatı söz konusuydu. Ama bu yıl maden ihracatı dediğimizde 250 milyon dolarları konuşabiliyoruz. Batı Akdeniz olarak yarım milyar dolara yaklaşan bir ihracat potansiyelinden bahsediyoruz" dedi.

    'MERMERDE DÜNYA MARKASI ÇIKMALI'

    Fuarın mermerde tasarıma, işlemeye de dikkat çektiğini kaydeden Türel, "Sadece bir doğaltaş zenginliği değil, bir sanatçı hassasiyetiyle mermerin işlendiğini gördüğümüzde ürünlerin katma değerinin artışını da sağlamamız mümkün. Allah Afyonkarahisar'dan Antalya'ya kadar bölgemizde bu zenginliği vermiş. Fakat mesele yer altı zenginliğine sahip olmak dışında bunu yer üstü zenginliğine de dönüştürmektir. Taşı veya mermeri bir sanat eserine dönüştürmeli ve bunu kendi markamızla satmalıyız. Hükümetimiz ar-ge yatırımları, üniversite sanayi işbirliği konularında çok önemli destekler veriyor. Giyimde nasıl dünya çapında Türk markaları ortaya çıktıysa bu mermerde de olmalıdır. Antalya'da mimari açıdan taş ve mermerin güzel örnekleri her köşede dikkatinizi çekebilir. Ama bunun kesinlikle yeterli olduğunu söyleyemeyiz" diye konuştu.

    Kamu kurumları ve belediyelerin mermer veya taş işçiliği ve sanatında yeterli kaynağı bulamadığını söyleyen Türel, "Bunu bazen mevzuat engelliyor, hem de madencilik meselesini çok kolay bir şekilde siyasi istismar meselesi, itibar suikastı haline dönüştürebiliyoruz. Biz yat limanımız, kruvaziyer liman gibi projelerimizle dünyaya hitap eden eserler ortaya koyma peşindeyiz, bir küresel vizyon projesini ortaya koyuyoruz ama maalesef bunu anlamak istemeyenler var. Yurtdışına sadece turist olarak gelen, hiçbir uluslararası teması olmayan, küresel sermayedeki yarışta yer almayan, hiçbir uluslararası hedefi olmayan arkadaşlara, maalesef vizyon fukaralarına derdimizi anlatmakta zorluk yaşıyoruz. Bu nedenle bu konuda özel sektörümüze çok daha önemli sorumluluklar düşmektedir" dedi.

    'TON BAŞINA ÇOK GERİDEYİZ'

    Türkiye'nin son 20 yıldır mermer ihracatında büyük yükseliş göstererek dünyada ilk üç ülke arasına girdiğini belirten Türk Maden Vakfı Başkanı Erol Ersoy ise "Ancak ton başına gelire baktığımız zaman maalesef rakiplerimizin çok gerisinde kalıyoruz. Sektörün bu noktada yapması gereken katma değerli ürünlere daha ağırlık vererek işlemek ve bu ürünleri yüksek fiyattan satabileceği yeni müşteriler ve değişik pazarlar bulmak. Firmaların ürünlerini dünyanın farklı ülkelerinde projelere kabul ettirmeleri üreticileri yoğun bir rekabetten kurtarıp ülkemize daha fazla gelir getirme yollarını açacaktır. Sektörün yükselen performansına paralel olarak Isparta, Burdur ve Antalya illeri sektörümüzde mermer ihracatını en çok artıran şehirler olmuştur. Batı Akdeniz dediğimiz bu bölgede üreticimizin sektör içindeki yıldızı parlamıştır. Nitekim Ottoman, Burdur Bej, Cappicino, Limra, Myra Bej gibi bölge ürünleri dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelerde isimleriyle aranan taşlar olmuşlardır. Dünyada artık bej mermer denildiğinde akla ilk gelen bölge burasıdır" diye konuştu.

    2 METRELİK YORGUN HERAKLES

    Fuarda Afyonkarahisar'ın İhsaniye İlçesi'ndeki atölyesinde heykeller yapan heykeltıraş Mehmet Atay ise Stone Design Show Antalya kapsamında, Antalya'nın dünyaca ünlü tarihi değeri 'Yorgun Herakles' heykelinin orijinal boyutlarından biraz daha yükseğini yaptı. Mehmet Atay, fuarda sergilenen heykelin 2 metre, orjinalinin ise 1.60 metre olduğunu kaydetti.

    Fuarda Suriyeli sanatçı Khaled Hammadi tarafından yapılan ve aralarında Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu, çeşitli mermer türlerinden resim ve portreler de sergileniyor.

    Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)-



  • DHA YURT BÜLTENİ-10

    1)HABUR’DAKİ TATBİKATTA ASKERLERDEN ZIRHLI ARAÇLI TAARRUZ

    TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Şırnak'ın Silopi İlçesi ile Habur Sınır Kapısı yakınlarındaki TIR parkı karşısında başlattığı tatbikatın 31'nci gününde manevra alanına çıkan askerler, zırhlı araçların arkasından temsili düşman hedeflerini imha etti. Silopi'de 5 gündür sessizliğin yaşandığı tatbikat alanında bugün temsili düşman hedeflerine yönelik taarruz gerçekleştirildi. Temsili olarak belirlenen 2 düşman zırhlı aracının imhasına yönelik tatbikatta hava taarruzunun engellenmesi için lastiklerin yakılması üzerine hedef, kara birliklerince kuşatma altına alındı. Zırhlı araçların arkasında temsili düşman hedefine yaklaşıldığı sırada zırhlı muharebe aracı (ZMA), temsili düşman mevzisi yakınlarında dairesel sürüşler yaparak hedef şaşırttı. Temsili düşman hedefini dört koldan kuşatma sırasında, tatbikat mermileri ile temsili bir çatışma ortamı yaratıldı. Irak ve Türk askerlerince ortak yapılan tatbikatta hedeflerin teslim alınması ile birlikte tanklar manevra alanına hızlı manevralar ile geri çekildi. Burada taktiksel manevralar yapan zırhlı araçlar ve piyadeler, birliklerine geri döndü.

    Görüntü Dökümü
    -------------------------
    -Zırhlı aracın geçişi
    -Yakılan lastikler ve dumanlar
    -ZMA’ların arkasından gelen askerler
    -Dairesel dönüş yapan zırhlı araç
    -Tatbikat mermilerini sıkılması
    -Temsili hedeflerin askerlerce işgal edilmesi
    -Zırhlı araçlar ve tankların geçişleri
    -Manevra yapmaları
    -Genel ve detaylar
     
    Haber-Kamera: Mehmet Selim YALÇIN, (SİLOPİ-DHA)

    ==================================================

    2)HDP'LİLER, İMRALI'YA GİTMEK İÇİN ADALET BAKANI İLE GÖRÜŞTÜ
     
    HALKLARIN Demokratik Partisi'nin (HDP) çözüm sürecinde görev alan İmralı heyeti, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüşerek, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan iddialar nedeniyle İmralı Adası'na gitmek istediklerini söyledi. HDP'nin İmralı heyeti üyesi olan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ve HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bugün Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile telefonla görüşerek İmralı Adası'na gitmek istediklerini bildirdi. Heyetin özellikle son günlerde İmralı Adası'nda ağırlaştırılmış hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan ile ilgili ortaya atılan iddialar üzerine İmralı Adası'na gitmek istediklerini söyledikleri belirtildi. HDP'nin İmralı heyeti üyelerinin, yarın İstanbul'da konu ile ilgili basın toplantısı yapacağı açıklandı. 

    (Ferit ASLAN-DİYARBAKIR, (DHA)- 

    ===============================================

    3)TATBİKATTA GÖVDESİ ÜZERİNE DÜŞEN UÇAĞA MÜDAHALE EDİLDİ

    MUĞLA'nın Dalaman Havalimanı'nda yapılan tatbikatta, senaryoya göre gövdesi üzerine iniş yaparken pisten çıkarak alev alan bir uçağa müdahale edildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatın, başarıyla tamamlandığı belirtildi.  
    Dalaman Havalimanı'nda bugün saat 10.10'da yapılan tatbikat, gerçeğini aratmadı. Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan, Garnizon Komutan Vekili Hava Pilot Albay Savaş Cenik, Dalaman Belediye Başkanı CHP'li Muhammet Şaşmaz, Ulaştırma Bakanlığı İşletme Daire Başkanı Cevat Yılmaz, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, Dalaman Havalimanı Başmüdürü Osman Serdar, Dalaman Havalimanı Emniyet Müdürü İsmail Ayhan, Dalaman İlçe Emniyet Müdürü Namık Söylemez, YDA Koordinatörü Dr. Cengiz Tuğrul Ayaz, Havalimanı Müdür yardımcıları, kurum müdürleri ve çok sayıda personel tatbikatta katıldı. Tatbikatta 21 kurum ve kuruluş, 58 araç ile 246 personel görev yaptı. Yaklaşık 1 saat süren tatbikatta senaryo gereği Papatya Havayolları'na ait SF 2308 sefer sayılı yolcu uçağı, uçuş sırasında yaşadığı teknik bir problem nedeniyle zor anlar yaşadı. 172 yolcu ve 8 mürettebatı bulunan uçak, havalimanı pist başına gövdesi üstüne düştü ve yangın çıktı. Yaklaşık 5 bin litre yakıtla, piste 100 metre kala düşen uçağa müdahale etmek için önceden hazırlanan ekipler harekete geçti. Polislerin güvenlik önleminin aldığı yangın bölgesinde sağlık görevlileri, yaralanan yolculara ilk müdahaleyi yapıp, ambulanslarla hastanelere sevk etti. Yangında itfaiye ekiplerince söndürüldü. Tatbikat sonrasında Kaymakam Güldoğan ve protokol, tatbikata katılan personeli teker teker tebrik etti. Çekilen hatıra fotoğrafı sonrasında tatbikat sona erdi. 
    "TATBİKATLARDA YETERLİLİĞİMİZİ TEST EDİYORUZ"
    YDA Dalaman İşletme Koordinatörü Dr. Cengiz Tuğrul Ayaz, yıl içerisinde sürekli ateşli ve ateşsiz tatbikatların yapıldığını, itfaiye personelinin 12 ay boyunca sürekli eğitimden geçtiğini söyledi. Olası kazalara erken müdahalenin çok önemli olduğunu vurgulayan Ayaz, bu tür olaylarda ekiplerin zamanla yarışmaları gerektiğini ifade etti. Dalaman Havalimanı Başmüdürü Osman Serdar, tatbikatın yılda iki kez tekrar edildiğini söyledi. Olası bir kaza sonrası itfaiye ekiplerinin 120 saniye içinde enkaza ulaşmaları gerektiğini hatırlatan Serdar, "Dalaman Havalimanı dünyanın önemli destinasyonlarından birine hizmet ediyor. Bu tür tatbikatlar hem kendimizi geliştirmemizi hem de olası kazalarda nasıl hareket etmemiz gerektiğini, yeterliliğimizi ve kendimizi test etmemizi sağlıyor. Bu tür olayların olmasını kesinlikle istemeyiz ancak her ihtimali göz önünde bulundurmamız gerekir. Havalimanımızda 60 personel ve 14 araçtan oluşan bir itfaiye teşkilatımız günün 24 saati nöbettedir" diye konuştu.
    İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin ise "Bilindiği gibi ilimizde iki havalimanı bulunmakta. Bugüne kadar herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı ama biz her ne kadar yaşanmasa da her daim hazırlıklı olmak açısından ilimizde bu tür tatbikatları periyodik aralıklarla gerçekleştiriyoruz. Bu günde burada başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik. Allah gerçeğinden korusun" dedi.
    "OTURDUĞUMUZ YERDE TÜYLERİMİZ ÜRPERDİ" 
    Dalaman Belediye Başkanı Muhammet Şaşmaz, "Bugüne kadar ilçemizde böyle bir kaza meydana gelmedi inşallah bundan sonrada yaşanmaz. Gerçekten gerçeği aratmayan bir tatbikat yapılmadı. Oturduğumuz yerde tüylerimiz ürperdi. Emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum" dedi.
    Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan ise, görev alan ekipleri tebrik ederek, Dalaman Havalimanı'nın her türlü olağanüstü duruma hazır olduğunu kaydetti. Tatbikatın başarılı şekilde tamamlandığını anlatan Kaymakam Güldoğan, "Bu noktada tatbikatta görev alan bütün ekiplerimizi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Ekipmanı ve personel eğitimi her türlü olumsuzluğa hazır bir altyapımızın olduğu Dalaman Havalimanı'nda her türlü olağanüstü şarta hazır olduğumuzu gördük" dedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------:
    - Tatbikattan görüntü
    - Yaralılardan görüntü
    - Genel ve Detay görüntü

    (Haber- Kamera: Cihan KAYA- Ercan KAYLI / DALAMAN (Muğla), (DHA)

    ====================================

    4)ADIYAMAN'DA PARK HALİNDEKİ OTOMOBİL YANDI

    ADIYAMAN'da, park halindeyken bilinmeyen nedenle alev alan otomobil, kullanılmaz hale geldi.
    Olay, merkeze bağlı Vartana köyünde meydana geldi. Abdulkadir Özlem'e ait park halindeki 02 AJ 663 plakalı otomobil, bilinmeyen nedenle alev aldı. Otomobilden alevler yükseldiğini görenler, durumu polis ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen polis çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri tarafından 1 saatlik müdahalenin ardından yangın kontrol altına alındı. Elektrik aksamından çıktığı tahmin edinilen yangında otomobil tamamen yandı.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    - Olay yeri
    - Alevlerin yükselmesi
    - İtfaiye ekiplerin müdahalesi
    - Otomobilden dumanlar yükselmesi 
    - Genel ve detay görüntüler 
    ( Haber-Kamera: Mahir ALAN-ADIYAMAN-DHA)
    GÖRÜNTÜ BOYUTU: 139 MB

    =================================================

    5)ÇORUM'DA NARKOTİM EKİPLERİ OKUL ÖNLERİNDE GÖZ AÇTIRMIYOR

    ÇORUM Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan narkotim ekipleri, öğrencilerin güvenliğini sağlamak adına okul ve öğrenci yurtları önlerindeki şüpheli şahıslara göz açtırmıyor.
    İl Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile Mücadele Şubesi ekipleri okul önlerinde önlem aldı. Bu kapsamda narkotim ekipler, son dönemlerde öğrencileri hedef alan uyuşturucu tacirlerine karşı sıkı bir çalışma başlattı. Uyuşturucu ile mücadele kapsamında okul ve öğrenci yurtları çevreleri Narkotim ekiplerince denetlendi. Özellikle kent merkezindeki okullarda çalışmalarını yoğunlaştıran Narkotim ekibi, dedektör köpeği ile birlikte uygulama yaptı. Okul çevreleri ve okul bahçelerini denetleyen polis, şüpheli şahısları durdurarak üst araması ve kimlik kontrolü yaparken, okul çevrelerinde şüpheli görülen otomobilleri de aradı.
    Narkotim ekipleri öğrencilerle de sohbet ederek, uyuşturucu tacirlerine karşı uyarılarsa bulundu. Polis okul çevrelerinde şüpheli kişilerin fark edilmesi durumunda 155 polis ihbar hattına bilgi verilmesini istedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    -Polisin şüpheliler üzerinde arama yapması
    -Polisin öğrencilerle konuşması
    -Bir velinin öğrencilere nasihat çekmesi
    - Detaylar

    (SÜRE: 4 Dk) (BOYUT 155 MB)
    Haber-Kamera: Yusuf ÇINAR/ÇORUM, (DHA)

    ===================================================

    6)KIRIKKALE VALİSİ HAKTANKAÇMAZ: ARANAN 340 KİŞİ MOBESE KAMERALARI SAYESİNDE YAKALANDI

    KIRIKKALE’nin Valisi Mehmet İlker Haktankaçmaz, kontrol noktaları, mobese kameraları ve plaka tanıma sistemleri sayesinde Kırıkkale’de 2017 yılı Ocak ayından bu yana 170 bin araç ve 440 bin şahıs sorgulandığını, aranan 340 şahsın yakalandığını açıkladı. Kırıkkale Valisi Mehmet İlker Haktan Kaçmaz, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı ve Emniyet Müdürü Mahmut Çorumlu Sağlık Caddesi’ne mobese montajını yerinde inceledi.
    Vali Haktankaçmaz,  kent genelinde mobese kameraları ve plaka tanıma sistemlerinin sayısı arttığını belirterek, “Mevcut 102 olan mobese sayısı 240’a çıkartılacak. 11 adet olan plaka tanıma sistemi ise 23’e çıkarılacakö dedi.
    Haktankaçmaz, burada yaptığı açıklamada, “Kırıkkale’miz 43 ilin kesiştiği bir nokta da. Dolayısıyla Kırıkkale’nin ve civar illerin güvenliği bakımından önemli kritik bir noktadayız. Bu çerçeve de hem il merkezinde hem de yol üzerinde mobese kameraları var. Yine Samsun yolu üzerinde ağırlıklı olarak plaka tanıma özelliği olan kameralar varö dedi.

    Görüntü Dökümü:
    -----------------------
    Mobese temal atmadan detay görüntüler
    Vali, Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürünün gelişi
    Mobesenin kurulacağı yere beton atılması
    Vali haktankaçmaz ın açıklaması

    Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, (DHA)- 

    ====================================================

    7)'YORGUN HERAKLES'Lİ STONE DESİGN SHOW BAŞLADI
     
     ANTALYA'nın dünyaca ünlü tarihi değeri 'Yorgun Herakles' heykelinin simge olarak kullanıldığı Stone Design Show Antalya, ANFAŞ Fuar Merkezi'nde başladı. 18-21 Ekim tarihleri arasındaki fuarda proje, tasarım, uygulama ve teknolojileri sergileniyor.80'in üzerinde firmanın katıldığı fuarın açılışını, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Türk Maden Vakfı Başkanı Erol Ersoy, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı birlikte yaptı. Başkan Menderes Türel, Antalya'nın gündeminde geçmişte sadece tarım ve turizm varken artık 10 milyon turisti aşan ve bu fuar gibi önemli organizasyonlara da ev sahipliği yapıldığını belirtti. Menderes Türel, özellikle Antalya'daki mermercilik potansiyeline dikkat çekerek, bu konunun önemini ifade etmek ve farkındalık oluşturmak istediğini söyledi. Doğal kaynakları çevreye zarar vermeden çok dikkatli bir şekilde kullanma zorunluluğu olduğunu belirten Türel, “Bu zenginliklerimizi ekonomiye katma değer olarak da sunmak durumundayız. Antalya'ya baktığımızda 2004-2005 yıllarında sadece 40 milyon dolarlık krom ihracatı söz konusuydu. Ama bu yıl maden ihracatı dediğimizde 250 milyon dolarları konuşabiliyoruz. Batı Akdeniz olarak yarım milyar dolara yaklaşan bir ihracat potansiyelinden bahsediyoruz" dedi.

    'MERMERDE DÜNYA MARKASI ÇIKMALI'

    Fuarın mermerde tasarıma, işlemeye de dikkat çektiğini kaydeden Türel, "Sadece bir doğaltaş zenginliği değil, bir sanatçı hassasiyetiyle mermerin işlendiğini gördüğümüzde ürünlerin katma değerinin artışını da sağlamamız mümkün. Allah Afyonkarahisar'dan Antalya'ya kadar bölgemizde bu zenginliği vermiş. Fakat mesele yer altı zenginliğine sahip olmak dışında bunu yer üstü zenginliğine de dönüştürmektir. Taşı veya mermeri bir sanat eserine dönüştürmeli ve bunu kendi markamızla satmalıyız. Hükümetimiz ar-ge yatırımları, üniversite sanayi işbirliği konularında çok önemli destekler veriyor. Giyimde nasıl dünya çapında Türk markaları ortaya çıktıysa bu mermerde de olmalıdır. Antalya'da mimari açıdan taş ve mermerin güzel örnekleri her köşede dikkatinizi çekebilir. Ama bunun kesinlikle yeterli olduğunu söyleyemeyiz" diye konuştu.

    Kamu kurumları ve belediyelerin mermer veya taş işçiliği ve sanatında yeterli kaynağı bulamadığını söyleyen Türel, "Bunu bazen mevzuat engelliyor, hem de madencilik meselesini çok kolay bir şekilde siyasi istismar meselesi, itibar suikastı haline dönüştürebiliyoruz. Biz yat limanımız, kruvaziyer liman gibi projelerimizle dünyaya hitap eden eserler ortaya koyma peşindeyiz, bir küresel vizyon projesini ortaya koyuyoruz ama maalesef bunu anlamak istemeyenler var. Yurtdışına sadece turist olarak gelen, hiçbir uluslararası teması olmayan, küresel sermayedeki yarışta yer almayan, hiçbir uluslararası hedefi olmayan arkadaşlara, maalesef vizyon fukaralarına derdimizi anlatmakta zorluk yaşıyoruz. Bu nedenle bu konuda özel sektörümüze çok daha önemli sorumluluklar düşmektedir" dedi.

    'TON BAŞINA ÇOK GERİDEYİZ'

    Türkiye'nin son 20 yıldır mermer ihracatında büyük yükseliş göstererek dünyada ilk üç ülke arasına girdiğini belirten Türk Maden Vakfı Başkanı Erol Ersoy ise "Ancak ton başına gelire baktığımız zaman maalesef rakiplerimizin çok gerisinde kalıyoruz. Sektörün bu noktada yapması gereken katma değerli ürünlere daha ağırlık vererek işlemek ve bu ürünleri yüksek fiyattan satabileceği yeni müşteriler ve değişik pazarlar bulmak. Firmaların ürünlerini dünyanın farklı ülkelerinde projelere kabul ettirmeleri üreticileri yoğun bir rekabetten kurtarıp ülkemize daha fazla gelir getirme yollarını açacaktır. Sektörün yükselen performansına paralel olarak Isparta, Burdur ve Antalya illeri sektörümüzde mermer ihracatını en çok artıran şehirler olmuştur. Batı Akdeniz dediğimiz bu bölgede üreticimizin sektör içindeki yıldızı parlamıştır. Nitekim Ottoman, Burdur Bej, Cappicino, Limra, Myra Bej gibi bölge ürünleri dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelerde isimleriyle aranan taşlar olmuşlardır. Dünyada artık bej mermer denildiğinde akla ilk gelen bölge burasıdır" diye konuştu.

    2 METRELİK YORGUN HERAKLES

    Fuarda Afyonkarahisar'ın İhsaniye İlçesi'ndeki atölyesinde heykeller yapan heykeltıraş Mehmet Atay ise Stone Design Show Antalya kapsamında, Antalya'nın dünyaca ünlü tarihi değeri 'Yorgun Herakles' heykelinin orijinal boyutlarından biraz daha yükseğini yaptı. Mehmet Atay, fuarda sergilenen heykelin 2 metre, orjinalinin ise 1.60 metre olduğunu kaydetti.

    Fuarda Suriyeli sanatçı Khaled Hammadi tarafından yapılan ve aralarında Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu, çeşitli mermer türlerinden resim ve portreler de sergileniyor.

    Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)-



  • Osmanlı Ocakları Başkanı Canpolat'tan, Baykal'a geçmiş olsun ziyareti

    ANKARA, (DHA) -  OSMANLI Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat ve genel merkez yöneticileri, Eski CHP Genel Başkanı ve CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın tedavi gördüğü hastaneye gelerek, yetkililerden sağlık durumu hakkında bilgi aldı, geçmiş olsun dileklerini sundu.

    Canpolat’ı, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesine gelişinde Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş karşıladı. Hastanede yaklaşık 30 dakika kalıp, CHP milletvekilleri ile sohbet eden Canpolat, Baykal’ın sağlığı hakkında Yılmaz Ateş’ten bilgi alıp, geçirmiş olduğu rahatsızlıktan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

    Hastane çıkışında açıklama yapan Canpolat, "Sayın Deniz Baykal, Türk siyasetinin önemli figürlerinden biri, iyi bir devlet adamıdır. Bizim kültürümüzde acı ve sevinç günlerinde birlik ve beraberlik vardır. Türk milletini büyük yapan bu medeniyettir.Bizler de bu medeniyetimize ve devlet adamlarımıza sahip çıkmak adına buradayız. CHP ailesine geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum’’ dedi.

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu: Kefir çocukları okulda hastalıklardan koruyor

    Gül KABA- -Faruk KAHRAMAN/İSTANBUL, (DHA) - İSTİNYE Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocukların beslenme çantasına mutlaka taze sıkılmış meyve suyu, kefir, süt veya ayran koyulması gerektiğini söyleyerek " Kefir bağışıklık sistemini destekleyerek, çocukları okulda hastalıklardan koruyor "dedi.

    Prof. Dr. Elmacıoğlu kefirin çocukların bağırsaklarındaki faydalı bakteriyi arttırdığını ve bağırsakların beyinle doğrudan ilişkisi olduğu için de bunun çocukların psikolojisini  olumlu etkileyeceğini açıkladı. Prof. Dr. Elmacıoğlu, kefirin bağışıklık sistemini destekleyici ve öğrencileri hastalıklardan koruyucu etkisi olduğunu belirtti.

    "BESLENME ÇANTASINDAKİ KURU MEYVE DİŞ ÇÜRÜKLERİNE NEDEN OLABİLİYOR"

    Ayrıca beslenme çantasında peynirli poğaça, kıymalı poğaça, peynirli- kıymalı- sebzeli börek ve kuruyemişlerin de olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Elmacıoğlu, mümkünse kuru meyveler yerine mevsimindeki taze meyvelerin beslenme çantasına koyulmasının uygun olduğunu dile getirdi. Kuru meyvelerin beslenme çantasına  koyulmamasının nedenini  açıklayan Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Çünkü beslenme çantasına incir, kayısı gibi kuru meyveleri koyduğunuz zaman çocukların dişlerine yapışıyor; eğer uzun süre çocuk dişini fırçalamazsa çok küçük yaşlardan itibaren diş çürüklerine neden olabilir. Dolayısıyla mevsiminde taze ne meyve varsa çocukların beslenme çantasına o koyulmalıdır" dedi.

    "ELMA, ARMUT, ÜZÜM GİBİ MEYVELER MUTLAKA BESLENME ÇANTASINDA OLSUN"     

    Tam mevsiminde olduğu için elma, armut, üzüm gibi meyvelerin de beslenme çantasında olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Önümüz kış, portakal ve mandalinanın en bol olduğu dönemleri göreceğiz, bunları da  beslenme çantasına koyabiliriz. Çoğu anne, meyve suyunu önemser ama meyve suyu koymak yerine meyvenin kendini koymak, kalsiyum ve fosfor zengini olan süt ürünlerinden yararlanmak çok daha isabetli olur" diye konuştu.

    ‘’ BÖREKLERE, POĞAÇALARA VE EKMEK ARASINA PATATES KOYMAYALIM’’

    Çocuklar için hazırlanan börek, poğaçanın mutlaka peynir, çökelek, lor, kıyma ve sebzeler ile hazırlanması gerektiğini  dile getiren Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Ancak patates saf karbonhidrat olduğu için bu tür ürünler de patates kullanılmamalıdır. Çoğu zaman çocukların beslenme çantasına konulan ekmek arası patatesin sadece enerji sağlayacağını ancak ihtiyaç duyulan diğer besin öğelerini karşılamayacağını ebeveynlere hatırlatmak isterim" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • Prof. Dr. Yavuz: Grip aşısı kalp krizi riskini azaltıyor

    İSTANBUL , (DHA) - ÇOCUK Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Taner Yavuz, grip aşısı yaptırmanın kalp krizinin önlenmesinde en az sigarayı bırakmak ve kolesterol ilaçları kullanmak kadar etkili olduğunu söyledi.

    Okan Üniversitesi Hastanesi, Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Taner Yavuz grip aşısı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Grip aşısının gribe yakalanma riskini azaltarak grip olunsa bile hastalığı hafif geçirmeye  olanak sağladığını belirten Prof. Dr. Yavuz, grip aşısının kalp krizi riskini yarı yarıya düşürdüğünü dile getirdi. Prof. Dr. Yavuz,"Grip vücutta akut enflamasyona neden olur, koroner damarlardaki aterosklerotik (damar sertliği) plakların stabilizasyonunu bozabilir ve bu durum pıhtı oluşumunu kolaylaştırarak kalp krizine yol açabilir.Grip aşısı yaptırmak kalp krizinin önlenmesinde en az sigarayı bırakmak ve kolesterol ilaçları kullanmak kadar etkilidir" dedi.

    "KALP HASTALARINI KRİZDEN KORUMAK İÇİN GRİP AŞISI ÖNERİLMELİDİR"

    Kalp hastalarına krizden korunmaları için grip aşısı önerilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, "Kalp krizinin önlenmesinde genel öneriler şunlardır; sigara içilmemesi, sağlıklı beslenme, egzersiz, stresin azaltılması, kalp krizi riskini artıran diyabet gibi hastalıkların kontrolü, bazı hastalarda da aspirin kullanımıdır. Ayrıca kalp hastalarına kalp krizinden korunmada grip aşısı önerilmeli ve bunun önemi vurgulanmalıdır. Yapılan çalışmalarda kalp yetersizliği, doğumsal kalp hastalığı ve kapak hastalığı olanlarda aşı yapıldığı takdirde grip nedeniyle hastaneye yatırılma ve ölüm oranının önemli ölçüde azaldığı gösterilmiştir. Aşı yaptırmamız durumunda kendimizin yanı sıra çevremizde bulunan ve hastalığı ağır geçirme riski olan küçük çocukları, kalp hastalarını, akciğer hastalarını ve yaşlı yakınlarımızı da gribe karşı korumuş oluruz" diye konuştu.

    "5 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUKLAR MUTLAKA GRİP AŞISI OLMALI"

    Grip aşısının gripten korunmada en etkili ve güvenli yöntem olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yavuz şöyle konuştu:

    "Amerikan Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi ve Amerikan Pediatri Akademisi 6 aydan büyük tüm bireylere her yıl grip aşısı yapılmasını önermektedir.Gripten korunmada başka genel önerilerde bulunmaktadır. Bunlar sırasıyla; gripli insanlardan uzak durmak, grip salgını başladığında aşısız iseniz kalabalıktan uzak durmak, elleri sık yıkamak ve yüzden uzak tutmaktır. Grip olduğunuzu düşündüğünüzde hemen doktorunuza müracaat ederek erken tedaviyle hastalığın uzun sürmesi önlenebilir. Gebeler, 5 yaşından küçük çocuklar (aşı 6 ay üzerindeki çocuklara yapılabilir), 50 yaşın üzerindekiler, kronik hastalığı olanlar (Özellikle kalp hastaları, kronik akciğer ve böbrek hastaları, diyabetikler vb.), bakım evlerinde yaşayanlar, yüksek riskli hastalarla birlikte yaşayanlar ve sağlık hizmeti sunanlar mutlaka grip aşısı olmalıdır."

    Gebe kadına grip aşısı yapılmasının bir taşla iki kuş vurmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz, "Gebelerin grip hastalığını ağır geçirme ve hastaneye yatırılma oranı yaşıtlarından 4 kat daha fazladır. Bu nedenle tüm gebeler ve grip sezonunda hamilelik planlayan tüm kadınlar aşı olmalıdır. Aşı yapılan gebenin bebeği de 6 ay süreyle ve en az yüzde 50 oranda gripten korunmaktadır. Gebeye aşı yapılması bir taşla iki kuş vurarak hem anneyi hem de bebeği gripten korur" dedi.

    Aşı için en uygun zamanın ekim-kasım ayları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yavuz, ülkemizde grip sezonu aralık ayında başlar ve nisan ayına kadar devam eder. Çocuklar 9 yaşın altında ve ilk kez aşı oluyorsa 4 hafta arayla 2 doz aşı yapılmalıdır. Bu nedenle ilk aşı en geç ekim aynın son haftalarında yapılmalıdır" şeklinde konuştu.

    "GRİP AŞISINDAKİ YUMURTA PROTEİNİ, ALERJİK REAKSİYON YAPAMAYACAK KADAR KÜÇÜK MİKTARDADIR"

    Eski görüşün aksine yapılan çalışmaların ışığında yumurta alerjisi olanlarda da grip aşısı önerildiğini kaydeden Prof. Dr. Yavuz, "Günümüzde en yaygın kullanılan aşı adaleye yapılan inaktif grip aşısıdır. Aşıda kullanılan virüsün proteinleri bağışıklık oluşturur. Bu proteinler grip yapacak özellik taşımamaktadır. Diğer bir ifadeyle grip aşısı grip yapmaz.Ancak aşı yerinde hassasiyet, nadiren de hafif ateş ve sırtta kas ağrısı oluşturabilir. Grip aşısındaki yumurta proteini, alerjik reaksiyon yapamayacak kadar küçük miktardadır. Eski görüşün aksine yapılan çalışmaların ışığında yumurta alerjisi olanlarda grip aşısı önerilmektedir" açıklamalarında bulundu.

    Prof. Dr. Yavuz grip aşısı olmaması gerekenlere ilişkin şunları, "Grip aşısına bağlı daha önce gelişmiş tehlikeli alerjik reaksiyon(anaflaksi), orta ya da ağır şiddette hastalık durumunda (aşının yan etkileriyle mevcut hastalığın bulguların karıştırmamak için iyileşme beklenmelidir), grip aşısından sonraki ilk 6 hafta içinde Guillain-Barre sendromu denilen nörolojk bir hastalık geçirmiş olanlar kesinlikle grip aşısı olmamalıdır" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     

     

     



  • TGDF 'iklim değişikliği' raporunu açıkladı; Mikdat Kadıoğlu "Tarım alanlarını ve su havzalarını çakıl taşına kadar korumalıyız"

    İSTANBUL, (DHA) - TÜRKİYE Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF), iklim değişikliğinin tarım ve gıda üretiminde yol açacağı tehlikeleri ortaya koyan 'Türkiye’de İklim Değişikliği ve Tarımda Sürdürülebilirlik' raporunun detaylarını açıkladı.

    Rapor, TGDF Çevre ve Tarım Komisyonu Başkanı Ayhan Sümerli, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve sektör temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda açıklandı.Raporda, sürdürülebilir tarım ve gıda güvencesi için 'günübirlik politikalarla değil, uzun vadeli ve bilimsel bir yaklaşımla hemen harekete geçilmesi' gerektiğinin altı çizildi.

    "ÇAKIL TAŞINA KADAR KORUMALIYIZ"

    Şehir kurulacak, fabrika yapılacak, su ve tarım arazisi olarak kullanılacak alanların iklime göre belirlenmesi ve buraların çakıl taşına kadar korunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kadıoğlu, "Bunlar yapılmadığı takdirde bizi daha fazla gıda ithalatı, daha pahalı gıda ürünleri, daha fazla köyden kente göç ve işsizlik artışı bekliyor. Türkiye'de ve dünyada iklim değişikliği konusu çok önem arz ediyor. Üçüncü bin yıla doğru giden dünyada en önemli sorunlardan bazıları nüfus artışı, iklim değişikliği ve terördür. Türkiye iklim değişikliği konusunu daha bilimsel ele alması gerekiyor.Özellikle nüfus artarken, gıda ve beslenmedeki kalite yükselirken, tarımsal üretim seviyesinin artırılması lazım. Bu şekilde ancak dünyadaki diğer tarım üreten ülkelerle rekabet edilebilir. Tarım yapılan toprağın üstü açık bir fabrikadır ve hava şartlarından birebir etkilenir. Tarım havzalarının belirlenmesinde, tarımsal ürünlerin teşvik edilmesinde, tarımsal yatırımda iklimin hem bugünün hem de geleceğini ele almak gerekir" dedi.

    "DOĞRU YERDE DOĞRU BİTKİNİN TEŞVİK EDİLMESİ ÇOK ÖNEMLİ"

    Tarımdaki en önemli girdinin su olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kadıoğlu, "Bu yüzden iklim değişikliği ile su kaynaklarımız nasıl değişecek, yağışlarda nerelerde azalma olacak, buharlaşma nerelerde artacak ve buna bağlı olarak sulamadaki ihtiyaçları belirleyerek doğru yerde doğru bitki ekilmesi ve doğru bitkinin teşvik edilmesi çok önemli ki sürdürülebilir tarım ve rekabetimiz devam edebilsin. O yüzden bu raporumuzda tarım ve ziraatçılara ve gıda sektörüne, Türkiye'deki 30 tarım havzası için gerekli temel bilgileri ürettik.Böylece çiftçimiz, gıda sektöründe çalışanlar, ilgili planlamacılar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hangi sektörde 12 ayda ne kadar yağışlar azalacak, biz bunu 4 periyotta inceledik 2100 yılına kadar, hangi ayda buharlaşma ne kadar artacak, toprak nemi ne olacak, buna bakarak teşvik ve planlamalarını yapsınlar, böyle bir temel bilgi sağlamak" diye konuştu.

    "TARIM ALANLARINI VE SU HAVZALARINI KORUMALIYIZ"

    Rapor kapsamında bazı uyarılarda bulunduklarını ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, "Öncelikle tarım havzalarının doğru belirlenmesi gerekiyor. Türkiye'de tarım alanlarının kaybedilmemesi lazım. Nüfus artışı ve iklim değişikliği sonrası bu tarım alanlarına daha fazla ihtiyaç olacak, bu alanların yanlış kullanılmaması lazım. Yarın öbür gün pişman olmamamız için, tarımda sürdürülebilirlik bakımından, tarım alanlarını ve su havzalarını korumak çok önemli. Doğru ürün ekmek gerekiyor, oradaki yağışa ve su potansiyeline göre ürün ekmek daha doğru. Kuru ya da sulu tarımın mümkün olmayacağı yerleri bugünden belirleyerek oraların kalkınma stratejilerini geç kalmadan tarım dışına çıkarmak gerekiyor. Marmara'da sıkışan sanayinin yükünü Anadolu'ya, bu yerlere aktararak oranın kalkınmasını devam ettirmemiz gerekiyor" açıklamalarında bulundu.

    "RAPORDA HAVZALARIN GELECEĞİNİ ORTAYA ÇIKARMAYA ÇALIŞTIK"

    Raporun çıkış noktasına ilişkin açıklama yapan TGDF Genel Sekreteri İlknur Menlik, "Raporun çıkış noktası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın hazırladığı Havza Bazlı Tarım Modeli'dir. Bu modelin Türkiye'ye gerek gıda endüstrisi gerek çiftçi ayağıyla etkisini incelemek istediğimizde karışımıza  'iklim değişikliği' çıktı. Bu modeli öncelikle iklim değişikliği ile ele aldık ve havzaların geleceğini ortaya çıkarmaya çalıştık. Bu projeksiyonlar oldukça düşündürücü. Hedefimiz gerek kanun koyucu ve politika yapıcıya, gerekse kendi üyelerimize ve küçük işletmelerimize yol gösterici bir çalışma yapabilmek. İklim değişikliğiyle mücadele anlamında somut öneriler ortaya koymak istiyoruz. Raporun içinde herkesin ev ödevi var" açıklamalarında bulundu.

    "SU VE TARIM ALANI, TOPRAK AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELİ"

    Acil olarak yapılması gerekenlere ilişkin ise Menlik, "Gıda endüstrisinin ithalat ve ihracatta güçlü olduğu kalemler aşağı yukarı belli zaten. Buradaki ham maddenin kalite ve sürdürülebilirliği açısından o kategorilere odaklanmalıyız. Buralardaki hem temel madde girdilerimizin su ayak izine bakmalıyız hem de ihracat su ayak izine bakmalıyız. Artı havza bazlı tarım modelinin tekrar tüm taraflarca optime edilmesi gerekli. Model yanlış demiyoruz model, yaklaşım ve felsefe son derece doğru. Ama bunu temelinde su ve tarım alanı, toprak açısından değerlendirmeli. Çünkü su olmadan, toprak olmadan tarım olmaz. Artı endüstrinin de tarım üretim kesiminin de hızlıca daha az toprak, daha az su, daha az çevresel etki konusunda hem yatırımlarını hem çalışmalarını artırmalı" şeklinde konuştu.

     “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÖÇÜ TETİKLİYOR”

    Konuşmasında, BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) bu yıl için 16 Ekim Dünya Gıda Günü temasını “Göçün geleceğini değiştirin, gıda güvenliği ve kırsal kalkınmaya yatırım yapın” olarak belirlediğine dikkat çeken Dr. Ayşegül Selışık, söz konusu tema ile göçün engellenmesinde gıda güvenliği ve kırsal kalkınmaya yapılan yatırımların öneminin vurgulandığını söyledi.

    Dünyadaki göç hareketlerine ilişkin verileri paylaşan Selışık, “İklim değişikliği, tarım ve gıda üretimine olumsuz etkileri ile göçü tetikleyen unsurların başında geliyor. Savaş ve çatışmalardan, iklim değişikliğinin yol açtığı tarım ve gıda üretimindeki azalmalardan en fazla kırsal kesimdeki insanlar etkileniyor. Bu nedenle iklim değişikliği ile mücadele kapsamında atılacak adımlar, hem ulusal sınırlar içerisinde hem de uluslararası göçün önlenmesi bakımından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

    NELER YAPILMALI?

    TGDF Raporu’nda yer verilen önerilerden bazıları şöyle:

    “Türkiye’de Tarım Üretim Havzaları, değişen iklim şartları dikkate alınarak belirlenmeli, iklim değişikliğinin tarım havzalarımıza etkileri tüm tarım ürünleri için araştırılmalı ve iklim değişikliğine uyum politikaları bilimsel çalışmalara göre geliştirilip uygulanmalıdır.

    İklim değişikliğine göre acilen Ulusal Arazi Kullanımı Planlaması yapılarak, gelecekte öne çıkacak tarım alanları ve su havzaları gecikmeden ve tam anlamda koruma altına alınmalıdır.

    Hem değişen iklim şartlarına hem de bitkilerin su ayak izine göre doğru yerde, doğru bitki türünün seçilmesi ve doğru zamanda ekilmesi teşvik edilmeli, iyi tarım ve hayvancılık uygulamaları ülke geneline yaygınlaştırılmalıdır.

    Suya olan talebin azaltılması ve suyun tasarruflu kullanımı için akılcı su kullanımına gidilmeli, su havzaları ile tarım havzalarındaki su kullanımı ve yönetimi entegre edilerek suyun teknik ve idari yönleri birlikte ele alınmalıdır.

    Katma değeri çok küçük, fakat su ayak izi çok büyük olan tarım ürünlerinin ihracatına kısıtlama getirilmeli, su ayak izi yüksek olan ürünlerin ithalatının sürdürülebilir olması için de geldikleri ülkelerin iklim ve su kaynakları dikkate alınarak uzun vadeli bağlantılar yapılmalıdır.

    Sayısı ve şiddeti artan meteorolojik afetlerden korunmak için tarıma yönelik erken uyarı ve kapsamlı sigorta uygulamaları geliştirilip, çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmalıdır.

    Tarım ve gıda sektörü ile ilgili yatırım ve teşviklere, mutlaka o bölgenin değişen iklimine göre karar verilmelidir. İklim değişikliğine uyum sağlayamayacak ve artık tarımla kalkınamayacak olan bölgelerimizin kalkınma stratejileri değiştirilip, tarım dışı yatırımlar ile başka sektörlere kaydırılarak Marmara Bölgesi’ne sıkışan sanayinin yükü azaltılmalıdır.”

    (FOTOĞRAF)



  • (Görüntülü Haber) YKS'de ilk prova

    Merve Dundar - Özgür Kumanovalı / İstanbul, 17 Ekim, (DHA)- YENİ üniversiteye giriş sistemi olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 'nin ilk denemesi yapıldı. Türkiye genelindeki tüm Bahçeşehir Kolejlerinde eğitim gören 12'nci sınıf öğrencileri iki oturumdan oluşan ve yeni sistemin uygulandığı sınavda kendilerini deneme şansı buldu. Geçtiğimiz hafta YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından açıklanan yeni üniversiteye giriş sistemi YKS'nin ilk örneğini uygulayan Bahçeşehir Koleji, bütün kampüslerinde deneme sınavı yaptı. Tüm güne yayılan sınavda 12'nci sınıf öğrencileri sabah 80 sorudan oluşan Temel Yeterlilik Sınavı'na girdi. Bu oturum için toplam 100 dakikanın verildiği öğrenciler, öğleden sonra ise alanlarına ait soruların yer aldığı sınavda kendilerini denedi. Bu oturumda ise alanlarına göre 80 soru çözen öğrencilere 120 dakika verildi. "YENİ SİSTEMLE HIZLI BİR ŞEKİLDE TANIŞTIK" Sınavın ardından öğrenciler uygulamadan memnun olduklarını dile getirdi. Diş hekimliği veya genetik mühendisliği okumak istediğini söyleyen Belen Arya San, "Sistemin değişeceğini duyunca önce telaşlandık. Bu karar şu anda da iyi mi kötü mü bilmiyoruz. Ama okulumuz bizi bu sistemle hızlı bir şekilde tanıştırdı. O nedenle şu anda kendimizi rahat hissediyoruz. En azından neler yapabileceğimizi görebiliyoruz. Bundan sonra yapılacak denemelerin alışma sürecimizi hızlandıracağını düşünüyorum" dedi. "FAZLA PRATİK YAPMAK BİZE AVANTAJ SAĞLAYACAK" Sınav sisteminin değişeceğini ilk duyduklarında panik olduklarını dile getiren Koray Tekin, "Daha sonra sistem açıklandı ve okulumuz birkaç gün içinde yeni sistemin olduğu bir deneme sınavı hazırladı. Denemeyle birlikte daha rahat uyum sağladım. Ne kadar çok pratik yaparsak o kadar avantajlı olacağız. Ayrıca mühendislik okumayı düşünen bir aday olarak Matematik ve Fen Bilimlerinden sınava girecek olmak daha iyi olacak diye düşünüyorum" diye konuştu. "BEKLEDİĞİMDEN ÇABUK ADAPTE OLDUM" Hedefinin tıp olduğunu belirten Gizem Ağtaş, "Yeni sisteme beklediğimden daha çabuk adapte oldum. Sadece kendi alanımıza yönelik bir sitemin olması bizim yararımıza oldu. Zaman kısıtlıyken deneme sürecini şimdiden oturtmaya başlamamız da önemli. Ne kadar çabuk olursak bu durum bizim için o kadar faydalı olacak" dedi. "OLUMSUZ ETKİLENMEDİM ÇÜNKÜ TEMPOMU DÜŞÜRMEDİM" Hukuk bölümünde okumak istediğini ifade eden Duru Gültekin ise, "Sistem değişikliği beni olumsuz etkilemedi. Çünkü biz tempomuzu düşürmedik. Deneme sınavım da iyiydi. Benim daha çok ağırlık verdiğim Türkçe ve Matematik derslerinden sorular daha fazla. Önceden YGS'de Fen Bilimleri soruları çıkınca arada kafa karışıklığı oluyordu. O nedenle böyle olması bizim için daha iyi oldu. Herkes bocalama sürecindeyken bizim böyle bir sınava girmemiz de çok faydalı oldu. Okulumuza bu konuda teşekkür ediyorum" diye konuştu. "43 KAMPÜSÜMÜZDE AYNI ANDA UYGULAMA" Bu sınavları düzenli olarak uygulamaya devam edeceklerini söyleyen Bahçeşehir Koleji Ortaokul ve Lise Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan, "43 kampüsümüzde yeni sisteme uygun ilk YKS'yi gerçekleştirdik. Öğrenciler sabah birinci oturum olan Temel Yeterlilik testini aldılar. Burada kendilerine 40 Türkçe, 40 Matematik sorusu soruldu. Öğleden sonraki ikinci oturumumuzda ise öğrencilere kendi alanlarına ilişkin sorular soruldu. Bu oturumda sayısal öğrencileri Matematik ve Fen Bilimleri testini, eşit ağırlık öğrencileri Türk Dili ve Edebiyatı - Coğrafya 1 ve Matematik testini, sözel öğrenciler ise Türk Dili ve Edebiyatı - Coğrafya 1 ve Sosyal Bilimler sorularını çözdüler. Alanları dışında hedefi olan, tercih yapmak isteyen öğrencilere ise istedikleri takdirde alan dışındaki diğer testler de çözmeleri için verildi’’dedi. "SİSTEM FARKLI AMA İÇERİK AYNI" Sistemin şekil olarak değiştiğini ancak konu dağılımın ve içeriğin aynı kaldığını belirten Dr. Aslan, "Temel Yeterlilik Sınavı ve öğleden sonra uygulanan alan oturumları içerik olarak YGS ve LYS’ lere benziyor. Bu yüzden genel müdürlük ekibimiz, bölüm başkanlarımız, koordinatör ve direktörlerimizle hızlı bir şekilde çalışmalara başladık. YGS ve LYS' de hangi içerikler var ise buna uygun olarak her dersten hem çoktan seçmeli hem de açık uçlu sorularla testlerimizi hazırladık. 40 soru üzerinden planlama yaptık.Öğrencilerimizin sistemin değiştiğini ancak içeriğin değişmediğini bilerek yüksek tempoda çalışmaya devam etmeleri gerekiyor.Şu anda sistem de açıklandı, örnekleri yapılıyor. Bu yüzden yeni sisteme uygun çok fazla soruyla karşılaştıklarında ve deneme çözdüklerinde başarıya ulaşacaklarına inanıyorum" diye konuştu.



  • Prof. Dr. Hasan Ünal: Türk-Amerikan ilişkilerinin toparlanması mümkün değil

    ANKARA, (DHA) - AMERİKA’NIN Suriye’de Kürdistan kurma sevdasının Türk-Amerikan ilişkilerini çıkmaza sürüklediğini belirten Prof. Dr. Hasan Ünal, ilişkilerin toparlanmasının mümkün olmadığını söyledi.

    Türkiye ve Amerika arasında yaşanan vize krizi sonrasındaki gelişmeleri ve ardında yatan nedenleri anlatan Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, krizin uzun süredir beklendiğini vurguladı. 20 yıldır Türk-ABD ilişkilerinin yeniden formatlandığına dikkat çeken Prof. Dr.  Ünal, “ABD'nin özellikle Suriye'de PKK/PYD'yi silahlandırma ve bölgede bir Kürdistan kurma projesinden vazgeçmemesi halinde ilişkilerin toparlanabilmesi mümkün görünmüyor. Amerika 20 küsur yıldır ikili ilişkileri yeniden formatlıyor. Gerek Kıbrıs sorunu, gerekse Ege konusunda Türkiye, Amerika ve Batılı müttefikleri ile ciddi görüş ayrılığı içerisinde” dedi.

    "KONSOLOSLUK GÖREVLİSİNİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ YARGILAYAMAYACAK MI?”

    Türkiye’nin PKK ile mücadelede Batıdan hiçbir zaman destek almadığını vurgulayan Prof. Dr. Ünal, “ABD gözümüzün içine baka baka PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’ye ağır silahlar veriyor ve orada bir ordu kurmaya çalışıyor. Ben bu krizi perşembenin gelişinin çarşambadan belli olması diye düşünüyorum. Yani bu gidişat bir yerde kırılacaktı. Amerikalılar bunu kendi konsolosluk çalışanlarının tutuklanması üzerine yapmaya karar verdi. Bir konsolosluk görevlisi tutuklandıysa bunları Türkiye Cumhuriyeti yargılayamayacak mı?” diye konuştu.

    "TÜRKİYE İNCİRLİK ÜSSÜ'NÜ KAPATABİLİR"

    Türkiye’nin İdlib sonrası Afrin’e müdahale edebileceğini o noktada da ilişkilerin gerileceğini dile getiren Ünal, “Vize konusu aşılabilir. Ama bu konu ortadan kalksa bile Türk-Amerikan ilişkilerinde dikenli konular var olduğu sürece ilişkilerin herhangi bir şekilde düzeleceğini beklemek fazla iyimserlik olur. Ben ilişkilerin artan bir oranla kötüleşeceği kanaatindeyim. Çünkü İdlib’ten sonra Türkiye Afrin’e müdahale ettiğinde, ki etmesi gerekecek, Amerikalılar 'siz benim kara gücümü bombalıyorsunuz, siz benim kara gücümü vuruyorsunuz' gibi gerekçelerle Türkiye’nin karşısında yer alabilir. Türkiye’nin İncirlik Üssünü kapatacağını düşünüyorum” açıklamalarında bulundu.

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • "Sigara erken menopoza neden olabilir"

    İSTANBUL, (DHA) MENOPOZUN kadınlar tarafından olumsuz algılandığını ancak hayatın sonu değil, aksine yeni bir başlangıç olduğunu söyleyen Op. Dr. Başak Öndeş, sigara kullanan bir kişinin 2 yıl erken menopoza girme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. 

    Adet düzensizliği, ateş basması, aşırı terleme ve istemsiz kilo alımının kadınların menopoz sürecinde yaşadığı olumsuz etkilerden sadece birkaçı olduğunu belirten Dr. Öndeş, kadınların bu dönemi kişiye özel tedaviyle sağlıklı bir şekilde geçirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Başak Ovayurt Öndeş, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” öncesinde menopozu sağlıkla geçirmenin yolları hakkında bilgi verdi.

    SÜREÇ 6 YILA KADAR UZAYABİLİR

    Bir yıl adet görmeyen kadının menopoz sürecine girdiğini belirten Op. Dr. Başak Ovayurt Öndeş, “Kadının hormonal, biyolojik bir takım değişiklikler yaşadığı, bunların sonucunda da menopoz belirtilerinin gözlendiği dönem perimenopoz olarak adlandırılır. Bu 6 ayda sürebilir, 5-6 yıla kadar da uzayabilir. Belirtilerin başlamasından menopoza kadar geçecek süreyi söyleyebilmek mümkün değildir. En sık görülen belirtiler arasında düzensiz adet kanamaları, ateş basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, ani duygu durum değişiklikleri, libidoda azalma, kilo almaya yatkınlık, konsantrasyon güçlüğü, vajinal kuruluk hissi sayılabilir” dedi.

    EGZERSİZİ RUTİN HALE GETİRİN

    Menopoz dönemindeki kadınların gerekli tıbbi değerlendirmelerden geçmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Öndeş, dikkat edilmesi gereken hususları şu sözlerle anlattı: “Sağlık açısından en temel iki sorun osteoporoz ve kalp damar hastalıkları. Bunların yanı sıra depresyon açısından diyabet, hipertansiyon, obezite, varis, damar tıkanıklığı gibi hastalıklarda gözden geçirilmeli. Menopozu tetikleyen en büyük etken sigara kullanımı. Sigara içen kadınlar yumurtalarını erken kaybederek menopoza 2 yıl önce girme tehdidiyle karşı karşıya kalırlar. Menopoz sonrası cinsel yaşam devam eder. İstenmeyen gebelik endişesi ortadan kalktığı için daha özgür bir cinsel yaşam sağlanır.”
    (FOTOĞRAFLI) 



  • "Meme küçültme ameliyatı sadece estetik değil, sağlık için de gerekli"

    İSTANBUL, (DHA) ESTETİK , Plastik ve RekonstrüktifCerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Beyhan, büyük ölçülerde memeye sahip kadınların sadece estetik değil sağlık amacıyla da meme küçültme ameliyatına başvurduğunu açıkladı.

    Dr. Beyhan, güzel memenin her zaman büyük meme demek olmadığını belirtti ve genellikle cerrahi, bazen de liposuction ile meme küçültme yapılabildiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti, 

    "Görünüm açısından vücut kitle endeksi ile doğru orantılı göğüslere sahip olmak hem sağlık hem de dış görünüm açısından idealdir. Büyük göğüslü kadınlar, sırt ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, hareket kısıtlılığı, meme altında pişik ve mantar gibi ciddi sorunlarla baş ediyor. Meme kistleri ve meme kanserinin de büyük memesi olan kadınlarda görülme sıklığının daha yüksek olduğunu biliyoruz." 

    ‘’MEME KÜÇÜLTME AMELİYATI GÖRSELLİK KADAR, İŞLEVSELLİĞİN DE ÖN PLANDA TUTULDUĞU BİR AMELİYATTIR’’

    Meme estetiği alanında en önemli operasyonlardan birisinin meme küçültme ameliyatı olduğunun altını çizen Op. Dr. Gökhan Beyhan, özellikle aşırı büyük memelere sahip olan kadınların sıkça yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle meme küçültme işlemi yaptırdığını ifade etti.

    Meme büyümesinin 13-14 yaşından itibaren başlayıp, 20 yaşına kadar devam eden bir süreç olduğunu ifade eden Beyhan, meme büyüklüğünün sağlık açısından oldukça rahatsız edici bir durum olduğundan dolayı 20 yaş üzeri hastalarda uygulanmasının önerildiğini dile getirdi. Meme küçültme yaşı 35'in üzerinde ise, rutin olarak mamografi sistemiyle olası bir meme hastalığının taranmasının gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Gökhan Beyhan, çok daha erken yaşlarda sonografinin daha fazla fikir veren bir sistem olduğunun altını çizdi.
     
    "MEME KÜÇÜLTMENİN İKİ AMACI VAR"

    Meme küçültme ameliyatlarının iki amacı olduğunu söyleyen Op. Dr. Beyhan, birincisinin memenin küçültülerek ağırlığının azaltılması olduğunu, bunun kişinin konforunu arttırmak ve kişiyi meme büyüklüğünün neden olduğu sağlık problemlerinden kurtarmak için yapıldığını, ikinci amacın ise, geride bırakılan meme dokusundan, kişiyi mutlu eden güzel ve doğal görünümlü göğüslerin oluşturulması olduğuna dikkat çekti.

    "AMELİYAT ÖNCESİ DOKTORLA KONUŞULMALI"

    Op. Dr. Gökhan Beyhan, ameliyat öncesinde doktorla hastanın memenin ameliyattan sonra alacağı şekli ve boyutu detaylı konuşmaları gerektiğini belirtti ve "Bu aşamada doktor gereken bilgiyi verecektir. Ameliyat öncesi planlama ameliyatın kendisi kadar önemlidir" dedi. Meme küçültme ameliyatları hakkında hastaların en sık endişe duydukları durumun, ameliyat sonrasında kalacak izler olduğunu belirten Beyhan, ameliyat planlanması, çizim aşamasında kalacak ameliyat izinin yeri ve şekli hakkında hastanın aydınlatılması gerektiğini ifade etti.  Op. Dr. Gökhan Beyhan, "Ameliyatı gerçekleştirecek olan plastik cerrahınızla, memenin ameliyat sonrası alacağı büyüklüğe ve şekle birlikte karar verilmelidir" dedi. 

    (FOTOĞRAFLI)



  • (Görüntülü Haber) Mavi Balina oyunu 130 ergeni intihara sürükledi

    Betül KARABACAK/Ömer HASAR İSTANBUL, (DHA) - BREZİLYA Ceza Bilimleri Akademisi Siber Suçlar Komite üyesi aynı zamanda Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, Rus mühendis Philipp Budeikin tarafından dizayn edilen 'Blue Whale' (Mavi Balina) adlı oyunun tüm dünyada çocuklar için tehlike yaratmaya devam ettiğini söyleyerek uyarıda bulundu. Brezilya Ceza Bilimleri Akademisi Siber Suçlar Komitesi'nin 7 uluslararası bilişim hukuku uzmanından birisi olan Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, tüm dünyada ciddi bir problem olarak görülen ve 130'dan fazla çocuğun yaşamını yitirmesine sebep olan 'Mavi Balina' isimli oyun ile ergenlik döneminde olan 14-17 yaş arasındaki çocukların nasıl tuzağa düşürülerek intihara sürüklendiğini söyledi. Sınar, "Bu oyun sosyal medya ortamında bu hızla çocukları etki altına almaya devam ettiği takdirde çok daha fazla çocuğumuzun bu oyunun kurbanı olduğunu ve yaşamını yitirdiğini görebiliriz" dedi. YAŞIN GETİRDİĞİ ZAAFLAR GÖZ ÖNÜNE ALINIYOR Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, oyun hakkında şu bilgileri verdi: "Oyunda hedef alınan oyuncuya verilen isim Mavi Balina. Kendisinden bu aşamaları gerçekleştirmesi istenilen hedefteki kişi prensip olarak 14-17 yaş aralıklarında yer alan yeni yetişmekte olan ergen bir genç kız veya delikanlı olabiliyor. O yaşın getirdiği özellikler ve zaaflar göz önüne alınmak suretiyle oyunun yürütücüsü tarafından hedef seçiliyor. Eğer bir kız çocuğu ise özellikle fiziksel yetersizlikleri göz önüne konulmak suretiyle bu kişi etki altına alınıyor. Eğer bir erkek ise kendi karakterinden kaynaklanan, o yaş grubunda çok gördüğümüz kendine özgü yetersizlik hissi gibi özelliklerden yakalanıyor ve oyunu oynamaya mecbur bırakılıyor.Bu ismin verilmesinin nedeni ise mavi balinaların sebebi anlaşılamaz bir şekilde bazen kendilerini karaya vurarak intihar eden canlılar olması. Buradan yola çıkarak bu oyuna mavi balina ismi koyuluyor." KOLUNA JİLETLE BALİNA RESMİ ÇİZİLMESİ İSTENİYOR Oyunda korkunç talimatlar olduğunu söyleyen Sınar, daha ilk aşamada çocuktan koluna jiletle balina resmi çizerek fotoğrafının çekilip gönderilmesi istendiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar şöyle konuştu: "Oyunun içeriği gerçekten korkunç. 50 ayrı aşamadan oluşuyor. Her aşamada bir biçimde çocuğa zor bir talimatın yerine getirilmesi ve çoğu kez de şiddet içeren, kendisine zarar vermesini öngören bir talimatın verilmesi söz konusuDaha ilk aşamada bu kadar korkunç bir şey isteniyor. Belirli aşamalarda başka yöntemler de izleniyor. Örneğin devam etmek istiyorsan ?bacağına jiletle evet yaz fotoğrafını gönder? deniyor. Çocuk bunu yapmak zorunda kalıyor. Mutlaka fiziksel zarar veren şeyler olması gerekmiyor. Örneğin onu intihar fikrine alıştırmak için belli bir aşamadan sonra 'sabah erken saatlerde çatıya çıkıp, çatının kenarında belli bir süre duracaksın ve bunu bize belgeleyeceksin' diyorlar. Benzer şekilde 28. aşama örneğin 'bütün gün hiç kimseyle konuşmayacaksın' deniyor. O gün çocuk hiç kimseyle iletişim kurmuyor. 40. aşamadan sonra artık diğer balinalar ile iletişim kurması isteniyor. Burada aslında çaresiz ve kendini tereddüt halinde hisseden çocuğun benzer durumda olan bir başka çocuk ile bir araya getirilmek suretiyle birbirlerinden güç alarak oyunun sonuna kadar gitme noktasında iradesinin pekiştirilmesi amaçlanıyor. Bu da bir aşama. Nihayet tüm bu görevler tek tek tamamlandıktan sonra 50. görevde çocuğun ya yüksek bir yerden atlayarak yada bileklerini kesmek suretiyle intihar etmesi sağlanıyor. Cesaretlendirme noktasında 'zaten o ölümden sonra sen küllerinden yeniden doğacaksın. Bu eziklikten, bu çirkinlikten kurtulmuş bir insan olarak yeniden doğacaksın' deniyor. Buna inandırılıyor ve çocuk sonunda intihara zorunlu kalıyor. OYUNDAN NEDEN AYRILAMIYORLAR? Oyuna bir şekilde başlayan çocuğun kendine zarar verme noktasında oyundan ayrılmak istemesine nasıl engel olunduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Sınar, "Bu oyuna bir biçimde başlatılan çocuğa aynı zamanda virüslü bir takım iletişim bilgileri gönderilmek suretiyle çocuğun sosyal medyadaki gizlive kişisel bilgileri ortaya çıkarılıyor. Ve çocuk bir biçimde oyundan ayrılmak isterse söz gelimi çocuğa anında annesinin fotoğrafı gönderilip ?onun ölmesini ister misin?? şeklinde bir söylem ile oyundan ayrılması engelleniyor, tamamen çaresiz bırakılıyor. Oyunun aşamalarını tek tek gerçekleştirmeye mecbur bırakılıyor. Merkezi bir siteden değil sosyal medya hesapları üzerinden bu çocuklara çengel atarak oyuna başlatıyorlar" diye konuştu. OYUNUN YARATICISI YAKALANDI, NASIL HALA DEVAM EDİYOR? Oyunun belli bir aplikasyon yada web sitesi üzerinden değil, sosyal medyadan kişisel profiller aracılığıyla direk iletişim kurularak sağlandığı için psikopat eğilimli kişiler tarafından ilham alınarak devam ettirildiğini söyleyen Sınar, "Oyunu dizayn eden bu kişi Rusya'da yakalandı ve şu an hapiste. Fakat aslında içinde psikopat eğilimler taşıyan, çocukları bu şekilde kendi emellerine alet etmek, onlara acı çektirmek, zarar vermek isteyen her türlü kötü niyet sahibi insanın oyun yöneticisi olarak görev alabileceği ve çocukları ağına düşürebileceği bir durum. Çünkü kuralları belli, oyunun aşamaları belli, verilecek görevler belli. Eğer bu kadar kötü niyetli, psikopat eğilimler taşıyan biriyseniz sosyal medya ortamından kendinize kurban edecek bir çocuk bulmanız yeterli" dedi. #Iamwhale #benbalinayım HASHTAGLERİ İLE 'MAVİ BALİNA' PROFİL FOTOĞRAFINA DİKKAT! Başta aile ve sosyal çevrenin bu konuda dikkatli ve bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Sınar, şu uyarılarda bulundu: "Bu noktada yapılması gereken şey en başta ailelerin ve sosyal çevrenin çocuğun internet ortamındaki iletişimleri konusunda dikkatli olmaları. Özellikle bu belirtilen 50 aşamada çocuğa yüklenen görevler çocuğa büyük ölçüde fiziksel zarar veren yada onu günlük hayat rutinin dışına çıkartan şeyler. Çocuğunuzun vücudunda bu oyunda bahsedildiği şekilde bir takım yara izleri görülebilir.Çocuk normal hayat rutini dışında davranış biçimleri gerçekleştirilebilir.Ya da en basitinden sosyal medya hesaplarında #Iamwhaleyada #benbalinayım şeklinde bir hashtag paylaşması yada profiline mavi balina fotoğrafı koyabilir. Aileler ve sosyal çevre bunlara çok dikkat etmeli." DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN HUKUKÇULAR BİR ARAYA GELDİK Çocuklara yönelik bu tehlikenin önlenmesi amacıyla Türkiye'de ve dünyada yapılan çalışmalar ve ceza sistemleri hakkında da bilgi veren Sınar, sözlerini şöyle noktaladı: "Türk Ceza Hukuku sisteminde bu gibi fiillerin hiçbirisi yaptırımsız değil. Örneğin bu çocuk aşamalardan hepsini gerçekleştirerek intihar ettiyse faile ulaştığınız takdirde ceza kanununun 84. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu şekilde intihara yönlendirmeyi gerçekleştiren dolaylı fail kasten adam öldürme suçunun cezasıyla yani müebbet hapis cezasıyla yargılanır. Benzer şekilde vücudunda fiziksel olarak zarar verme sonucu yaratan eylemler gerçekleştirdiyse bunların da her biri kasten yaralama suçunun dolaylı faili olmasıyla sonuçlanıyor. Önemli olan ona ulaşabilmek. Bu konuyla ilgili olarak ben de şahsen Brezilya Ceza Bilimleri Akademisibünyesinde kurulan Uluslararası Siber Suçlar Komitesinde dünya üzerinde farklı ülkelerden 7 ayrı uzmanla birlikte danışmanlık görevi ifa ediyorum. Bu, dünyanın bütün ülkelerinde herkesi her şekilde etkileyebilecek sınır tanımayan bir suçtur. Dolayısıyla bu tarz suçlarla mücadelede çalışma yaparak hukukçuların dünyanın dört bir yanında bir araya gelerek 'bu sorunlara nasıl daha etkin, hızlı ve adil bir şekilde çözüm üretebiliriz' noktasında kafa yoruyoruz."



NAMAZ VAKİTLERİ