MEDYAJANS.COM

ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Teknolojideki  gelişmelere karşın son dokuz yılda 22 uçak kazası oldu

    Gül Kaba / İSTANBUL (DHA) -  Günlük 11 bin uçak ile yaklaşık 2 milyon insanın kullandığı havayollarında üst üste meydana gelen uçak kazaları güvenilirlik tartışmalarını yeniden başlattı. Son yapılan araştırmalar ise dünya genelinde yolcu uçağı sayısının 22 bin civarında olduğunu ortaya koydu. 2009'dan bu yana meydana gelen 22 uçak kazasında 2 bin 976 kişi yaşamını yitirirken 2 kişi hayatta kaldı.  

    ABD üzerinde 5 bin 700, Avrupa ve Asya'da ise 5 bin 300 uçağın havada olduğu saatlerde Türkiye üzerindeki uçuş sayısı 165 olarak kaydedildi.  2013 yılında yapılan araştırmayla tüm dünyada uçak sayısının 20 bin olduğu açıklandı. Son iki yıldaki tahmini artış yüzde 5’ten bu rakama eklendiğinde karşılaşılan uçak sayısının 22 bine ulaşacağı tahmin ediliyor.

    Sivil havacılıkta kaza kayıtları 1942 yılından bu yana tutuluyor. Bu kayıtlara göre, özellikle 1950'li yıllardan itibaren hava taşımacılığındaki artışa bağlı olarak, uçak kazalarında 1970'lere kadar yıllık ortalama can kaybı bin kişi ile bin 500 kişi arısında değişiyor. Havacılık verilerine göre, 1942 yılında bu yana en fazla uçak kazası 2 bin 373 kişinin öldüğü 1972 yılında gerçekleşti. Sonraki yıllarda uçak kazaları ve can kayıpları giderek azalsa da, ikinci en büyük can kaybının verildiği yıl 2 bin 10 kişi ile 1985 ve üçüncü en büyük can kaybının verildiği yıl da bin 845 kişi ile 1997 yılı oldu.

    “Aviation-safety network database” sitesinden elde edilen verilere göre, son 9 yılın en ölümcül uçak kazaları şöyle sıralanıyor:

    20 Mayıs 2009-Endonezya-97 ölü: Jakarta-Halim Perdanakusuma Havalanı'ndan kalkıp Madiun-Iswahyudi Havalanı'na  giden Lockheed C-130 Hercules tipi uçak Java adasının doğusunda uçak düştü. Kazada 97 kişi öldü.

    1 Haziran 2009-Fransa-228 ölü: Brezilya Rio de Janeiro-Galeão Uluslararası Havaalanı'ndan kalkıp Fransa Paris-Charles de Gaulle Havaalanı'na giden Air France Havayoluna ait Airbus A330-200 tipi uçak transatlantik uçuşu sırasında Atlantik Okyanusu'na düştü. Kazada 228 kişi öldü. O dönemde Brezilya ve Fransa'da 3 günlük yas ilan edilmişti.

    30 Haziran 2009-Yemen-152 ölü: Yemenia Hava Yollarına ait Airbus 310 tipi uçak Komor açıklarında düşmüş, Kazadan sadece genç kız sağ kurtulurken 11'i mürettebat 152 kişi öldü.

     15 Temmuz 2009-İran- 168 ölü: Hazar havayollarına ait 7908 sefer sayılı Tupelov tipi yolcu uçağı, Uluslararası İmam Humeyni Havaalanı'ndan kalktıktan 16 dakika sonra Cennetabad köyü yakınlarında düştü. Ermenistan'a giden uçakta meydana gelen kazada 168 kişi öldü.

    25 Ocak 2010-Etiyopya-90 ölü: Beyrut Uluslararası Havalimanı'ndan, Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'ya giden, Boeing 737-800 tipi uçak Lübnan'da düştü. Çoğu Lübnan ve Etiyopya vatandaşı 8'i mürettebat 90 kişi öldü.

    10 Nisan 2010-Polonya- 96 ölü: Polonya'nın Warszawa-Okecie Havalimanı'ndan kalkan Tupolev Tu-154 tipi uçak Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski'ni taşıyordu.  Rusya 'nın Smolensk Havalimanı'na yaklaşırken düşen uçakta bulunan  Kaczynski, eşi ve merkez bankası başkanı, genelkurmay başkanı da dahil 96 kişi öldü.

    12 Mayıs 2010- Güney Afrika-103 ölü: Güney Afrika Johannesburg-OR Tambo Uluslararası Havalimanı'ndan kalkan  Airbus A330-202  tipi yolcu uçağı Libya'nın Trablus havaalanına inerken düştü. Kazada 11'i mürettebat, 103 kişi öldü. Sekiz yaşındaki Hollandalı çocuk ise kazadan sağ kurtuldu.

    22 Mayıs 2010-Pakistan-158 ölü: Dubai'den kalkan Air India Expres havayoluna ait Boeing 737-8HG tipi yolcu uçağı Hindistan’ın güneyindeki Mangalore kentine inerken düştü. Kazada 158 kişi öldü.

    28 Temmuz 2010- Pakistan- 152 ölü: Airblue Havayoluna ait, Airbus A321-231 tipi uçak Karachi Uluslararası Havalimanı'ndan kalkıp ,İslamabad'a inerken düştü. Kazada 152 kişi öldü.

    26 Temmuz 2011- Fas- 80 ölü: Dakhla'dan kalkan askeri uçak Goulimime Havalanı'na giderken düştü. Kazada 60 asker, 11 sivil ve 9 mürebbat 80 kişi öldü.

    20 Nisan 2012- Pakistan- 127 ölü: Karaçi Havaalanı'ndan kalkıp İslamabad'a giden Bhoja Airlines'e ait Boeing 737-236 tipi yolcu uçağı İslamabad yakınlarında düştü. Kazada 6'si mürettebat 127 kişi öldü.

    3 Haziran 2012- Nijerya- 153 ölü- Başkent Abuja'dan Lagos'a giden Dana Havayolu şirketine ait MD-83 tipi yolcu uçağı Lagos'ta bir binaya  çarparak düştü. Kazada 6'sı mürettebat 153 kişi öldü. Nijerya Devlet Başkanı Goodluck Jonathan ülkede üç günlük yas ilan etmişti.

    17 Kasım 2013-Rusya- 50 ölü:Tataristan Havayollarına ait Boeing 737-53A tipi yolcu uçağı, Rusya Kazan Havaalanı'na inerken düştü. 6'sı mürettebat 44 kişi öldü.

    8 Mart 2014-Malezya- 239 ölü: Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'dan Çin'in başkenti Pekin'e gitmek üzere havalanan Malezya Havayolları'na ait Boeing 777 tipi uçak radardan kayboldu ve bulunamadı. 12'si mürettebat 227 yolcu öldü.

     17 Temmuz 2014-Ukrayna-298 ölü: Hollanda'nın Amsterdam-Schiphol Uluslararası Havalimanı'ndan kalkıp Malezya Kuala Lumpur Subang Uluslararası Havalimanı'na giden Boeing 777-200 tipi yolcu uçağı Doğu Ukrayna üzerinde Rus füzesiyle vuruldu, 298 kişi öldü.

    28 Aralık 2014-Endonezya- 162 ölü: AirAsia Havayolları'na ait Airbus A320 tipi yolcu uçağı, Endonezya'nın Surabaya kentinden Singapur'a uçarken Java Denizi'ne düştü. 6'sı mürettebat 162 kişi öldü.

    24 Mart 2015-Fransa-150 ölü: Germanwings havayolu şirketine ait Airbus A320 tipi yolcu uçağı, Barcelona El Prat Airport Havalanı'ndan Düsseldorf Uluslararası Havalimanı'na  giderken Fransa’nın Alp Dağları bölgesine düştü. Kazada 6'sı mürettebat 150 kişi öldü.

    30 Haziran 2015-Endonezya-122 ölü: Endonezya Hava Kuvvetleri'ne ait Hercules C-130 tipi nakliye uçağı Kuzey Sumatra eyaletinin başkenti Medan'da Tanjung Pinang-Kidjang Havalanı'na gitmek için havalandıktan 5 dakika sonra yerleşim birimlerinin üzerine düştü. Kazada 122 kişi öldü.

    25 Aralık 2016 -Rusya- 92 ölü: Rusya'nın Soçi kentinden kalkarak Suriye'nin Lazkiye Hava Üssü'ne giden Tu-154B-2 tipi uçak Karadeniz'e düştü. Uçağın enkazı 50 ila 70 metre derinlikte bulundu. Kazada aralarında dünyaca ünlü Kızıl Ordu Korosu'nun üyelerinin de bulunduğu  92 kişi öldü.

    7 Haziran 2017-Myanmar-122 ölü: Myanmar Hava Kuvvetleri'ne ait Shaanxi Y-8-200F tipi askeri uçak ülkenin güney sahilinde denize düştü. Uçak, askeri personel ve ailelerini taşıyordu. Kazada 122 kişi öldü.

    11 Şubat 2018-Rusya-71 ölü: Rusya'nın başkenti Moskova'da Domodedovo Havalimanı'ndan Orsk Havaalanı'na gitmek için havalanan Saratov Havayolları'na ait Antonov An-148 tipi yolcu uçağı kalkıştan iki dakika sonra Moskova yakınlarında düştü. 6'sı mürettebat 65 kişi öldü.

    18 Şubat 2018-İran- 66 ölü: İran'da başkent Tahran'dan kalkıp Yasuc'a giden Aseman Havayolları'na ait yolcu uçağı, İsfahan eyaletine bağlı Semirom kenti yakınlarındaki dağlık alana düştü. Kazada 66 kişi öldü.

    (Fotoğraf)

     



  • (Görüntülü Haber) Geleceğin gazetecileri ders başı yaptı

    İSTANBUL, (DHA)- GELECEĞİN gazetecilerini yetiştirmek amacıyla hayata geçirilen International News Academy'de (INA) dersler başladı. Bahçeşehir Üniversitesi ve Doğan Haber Ajansı işbirliğiyle kurulan akademinin açılış dersi Prof. Dr. Haluk Gürgen tarafından verildi. "GAZETECİLİK ÖZÜ İTİBARİYLE DEMOKRASİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ" 29 kişinin katıldığı ilk dersi veren Prof. Dr. Gürgen, haberi doğru yazmak kadar ona değer katmanın da önemli olduğunu vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti: "İletişimci, gazeteci olmak sadece teknik anlamda sadece haberi doğru yazabilmek değildir. Önemli olan o haberle hayata katacağınız değerdir. Bu bir sorumluluk ve o duyguyla hareket edebilmek. Gazeteler, televizyonlar, bütün bunlar farklı boyutlarda bir şeyler anlatıyor bize. Ama özü itibariyle demokrasimiz için o kadar önemli, hayatı düzgün ve sürdürülebilir iyi olma haliyle yaşayabilmemiz için o kadar önemli bir rolü var ki. Gerçeği öğrenmemizin yolu sizlerden geçecek." "GAZETECİLİKTE UZMANLAŞMAK ÖNEMLİ" Açılış dersinde konuşan Doğan Haber Ajansı Yeni Medya ve Projeler Direktörü Salih Zeki Sarıdanişmet ise gazetecilikte genel kültür ve uzmanlaşmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bir konuyu yazmak için önce o konuyu bilmeniz lazım. O konuyla ilgili kitapları okumanız, hâkim olmanız lazım. O konuda bugüne kadar yazılmış haberleri de bilmeniz lazım ki okuyucu için ne yeni, ne eski, ne enteresan bunun farkında olasınız. Bütün bunlar hayata bakış açınızı değiştirmeyi gerektiriyor." "GAZETECİLİK HEP İÇİMDE OLAN BİR MESLEKTİ" Akademinin ilk öğrencilerinden biri olan Selen Özçelik ise gazeteciliğin hep yapmak istediği bir meslek olduğu için bu programa katılmak istediğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: "Gazete ve televizyonda gördüm. Görür görmez başvurdum. Çünkü hep içimde olan bir meslekti. Uluslararası niteliği olan bu eğitim programında yer almak istedim. Eğitimin içeriğine ve eğitmenlere baktığımda çok iyi olduğunu gördüm. Ben zaten eğitmenlerin çoğunu sosyal medya üzerinden takip ediyorum. Eğitimin çok verimli geçeceğini düşünüyorum. Doğan Haber Ajansı'nda staj yapma imkânımızın olması beni çok cezbetti. Habercilik havasını solumamız için çok büyük bir kurum. Sağlık, eğitim ve polis-adliye muhabirliği şu an için en çok istediğim alanlar. İş güvenliği bölümünü bitirdiğim için iş kazalarını ve bu konuda çıkan haberleri çok inceledim. Muhabirlik hep yapmak istediğim bir şeydi. Yaptığım haberleri sunup, insanlara aktarmak da çok istediğim bir şey o yüzden kamera önünde de olmak isterim tabii ki." Uluslararası ilişkiler mezunu 27 yaşındaki Doğukan Ünal ise programa katılma amacının mentörlerle tanışmak ve sektörde yer edinebilmek olduğunu belirtti ve şunları söyledi: " Kendimi geliştireceğim bir program bulabilmek için üniversitelerin internet sayfalarını takip ediyordum, o araştırmalarım sırasında bu akademi karşıma çıktı. Bu kadar multi disipliner bir alanı kapsamasaydı bizler de burada olmazdık muhtemelen. Teorik ve pratik eğitimin ardından mentörlerle usta-çırak ilişkisine girecek olmak da beni ayrıca heyecanlandırıyor. İçerdeki havayı kokladıktan sonra elimden gelen her şeyi yapıp önce ülkeme sonra da sektöre hizmet sağlamayı çok istiyorum. Özellikle diplomasi muhabirliği istiyorum. Tezimi de bu konuda yazdığım için diplomasi muhabirleri ile bir arada olma şansım olmuştu. Türkiye'de diplomasi gazeteciliğinin eksikliği bu alanda yapılması gerekenler ve tartışmalar üzerine bir tezim olmuştu."



  • Geleceğin gazetecileri ders başı yaptı

    İSTANBUL, (DHA)- GELECEĞİN gazetecilerini yetiştirmek amacıyla hayata geçirilen International News Academy'de (INA) dersler başladı. Bahçeşehir Üniversitesi ve Doğan Haber Ajansı işbirliğiyle kurulan akademinin açılış dersi Prof. Dr. Haluk Gürgen tarafından verildi.

    "GAZETECİLİK ÖZÜ İTİBARİYLE DEMOKRASİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ"

    29 kişinin katıldığı ilk dersi veren Prof. Dr. Gürgen, haberi doğru yazmak kadar ona değer katmanın da önemli olduğunu vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:

    "İletişimci, gazeteci olmak sadece teknik anlamda sadece haberi doğru yazabilmek değildir. Önemli olan o haberle hayata katacağınız değerdir. Bu bir sorumluluk ve o duyguyla hareket edebilmek. Gazeteler, televizyonlar,  bütün bunlar farklı boyutlarda bir şeyler anlatıyor bize. Ama özü itibariyle demokrasimiz için o kadar önemli, hayatı düzgün ve sürdürülebilir iyi olma haliyle yaşayabilmemiz için o kadar önemli bir rolü var ki. Gerçeği öğrenmemizin yolu sizlerden geçecek."

    "GAZETECİLİKTE UZMANLAŞMAK ÖNEMLİ"

    Açılış dersinde konuşan Doğan Haber Ajansı Yeni Medya ve Projeler Direktörü Salih Zeki Sarıdanişmet ise gazetecilikte genel kültür ve uzmanlaşmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bir konuyu yazmak için önce o konuyu bilmeniz lazım. O konuyla ilgili kitapları okumanız, hâkim olmanız lazım. O konuda bugüne kadar yazılmış haberleri de bilmeniz lazım ki okuyucu için ne yeni, ne eski, ne enteresan bunun farkında olasınız. Bütün bunlar hayata bakış açınızı değiştirmeyi gerektiriyor."

    "GAZETECİLİK HEP İÇİMDE OLAN BİR MESLEKTİ"

    Akademinin ilk öğrencilerinden biri olan Selen Özçelik ise gazeteciliğin hep yapmak istediği bir meslek olduğu için bu programa katılmak istediğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: "Gazete ve televizyonda gördüm. Görür görmez başvurdum. Çünkü hep içimde olan bir meslekti. Uluslararası niteliği olan bu eğitim programında yer almak istedim. Eğitimin içeriğine ve eğitmenlere baktığımda çok iyi olduğunu gördüm. Ben zaten eğitmenlerin çoğunu sosyal medya üzerinden takip ediyorum. Eğitimin çok verimli geçeceğini düşünüyorum.  Doğan Haber Ajansı'nda staj yapma imkânımızın olması beni çok cezbetti. Habercilik havasını solumamız için çok büyük bir kurum. Sağlık, eğitim ve polis-adliye muhabirliği  şu an için en çok istediğim alanlar. İş güvenliği bölümünü bitirdiğim için iş kazalarını ve bu konuda çıkan haberleri çok inceledim. Muhabirlik hep yapmak istediğim bir şeydi. Yaptığım haberleri sunup, insanlara aktarmak da çok istediğim bir şey o yüzden kamera önünde de olmak isterim tabii ki."

    Uluslararası ilişkiler mezunu 27 yaşındaki Doğukan Ünal ise programa katılma amacının mentörlerle tanışmak ve sektörde yer edinebilmek olduğunu belirtti ve şunları söyledi: " Kendimi geliştireceğim bir program bulabilmek için üniversitelerin internet sayfalarını takip ediyordum, o araştırmalarım sırasında bu akademi karşıma çıktı. Bu kadar multi disipliner bir alanı kapsamasaydı bizler de burada olmazdık muhtemelen. Teorik ve pratik eğitimin ardından mentörlerle usta-çırak ilişkisine girecek olmak da beni ayrıca heyecanlandırıyor. İçerdeki havayı kokladıktan sonra elimden gelen her şeyi yapıp önce ülkeme sonra da sektöre hizmet sağlamayı çok istiyorum. Özellikle diplomasi muhabirliği istiyorum. Tezimi de bu konuda yazdığım için diplomasi muhabirleri ile bir arada olma şansım olmuştu. Türkiye'de diplomasi gazeteciliğinin eksikliği bu alanda yapılması gerekenler ve tartışmalar üzerine bir tezim olmuştu."

    (FOTOĞRAF-VİDEO)



  • TÜRSAB'ta seçim yarışı hızlandı

    İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE Seyahat Acentaları Birliği'ne (TÜRSAB) yeni dönem başkanlık seçimlerinde adaylığını açıklayan ilk isim Hasan Erdem, tabanın birlik ve beraberlik içinde olduğunu belirterek, “Taban TÜRSAB’ta yenileşmeye, güçlü bir örgüte 'evet' diyecek” dedi.

    Turizm sektörünün en büyük örgütü TÜRSAB'ta seçim yarışı hızlandı. 'Daha güçlü TÜRSAB' sloganıyla yola çıkan Hasan Erdem, sektörün bir an önce seçimleri sonuçlandırması gerektiğini belirterek “Artık iş yapma zamanı, sezon başlıyor. TÜRSAB’ta yeni yönetim acenteleri yeni döneme hazırlamak için projeleri yaptı. 36 projeyi bir an önce hayata geçirmek istiyoruz” diye konuştu. Firuz Bağlıkaya ve ekibi ile yaptıkları işbirliğinin devam ettiğini belirten Erdem, “Ortak listeyi bir iki gün içinde kamuoyuyla paylaşacağız.  Seçimlere 4 bin 800 civarında katılım olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    TÜRSAB’in Türkiye’nin dünyada tanıtımını üstlenmesi gerektiğini söyleyen Erdem, "Projeler üretmeliyiz. Bugüne kadar KOSGEB'e sektör için tek bir proje götürmedik. Oysa KOSGEB bütün sektörlere destek veriyor. İlk işimiz bu olacak. Ben turizmin içinde gelen biriyim. Yerli ve milli bir portal kurulmasının çok önemli olduğunu düşünüyor. Bu bizim üyelerimize büyük katkı yapacak. En uygun fiyatla otelleri biz pazarlamalıyız. Yine bütün havayolları şirketlerinin biletlerinin yüzde 70’ini biz satıyoruz. Ama havayolu şirketi bizden daha avantajlı bilet satıyor. Bunu satacaksak biz satmalıyız."

    "SOSYAL MEDYAYI EN İYİ BİZ KULLANACAĞIZ"

    TÜRSAB'ın teknolojiyi iyi bir şekilde kullanacağını da vurgulayan Erdem, "TÜRSAB teknoparklarda kendine yer bulacak. Sosyal medyada en iyi biz olacağız. Hem Türkiye’yi hem sektörü iyi tanıtacağız. Rusya krizi olduğunda TÜRSAB hemen devreye girmeliydi. Her türlü krizi iyi yönetmek için hazırlıklı olmalıyız. Son iki yılda bin 250 şirkete belge verildi. Belge fiyatı 60 bin liraya kadar çıkıyor. TÜRSAB belge verip para kazanıyor. Ama acentelere sürekli rakip çıkarıyor. Yani üyelerini zor durumda bırakıyor. Böyle şey olur mu? Örneğin Trabzon’da 25 acente olması gerekirken 140 acente var. Dolayısıyla herkes zarar ediyor" şeklinde konuştu.

    (FOTOĞRAF)



  • "Hocalı'daki acıyı her gün dile getirmeliyiz"

    İSTANBUL, (DHA)- AZERBAYCAN’IN Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda 26 yıl önce Ermeni kuvvetleri tarafından katledilen 613 kişi, Altınbaş Üniversitesi’nde Adalet Haftası çerçevesinde düzenlenen etkinlikte anıldı. KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Töre, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifade ettiği gibi dünya 5'ten kurulu değil. Hocalı'daki acıyı her gün dile getirmeliyiz" dedi.

    Hocalı'yı anma programının açılış konuşmasını gerçekleştiren Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, Hocalı'da yaşanan acıya dikkat çekerek, "Hocalı'da, Balkanlar'da, Kıbrıs'ta, Myammar'da güneşten, yağmurdan, tozdan gözettiğiniz çocuklarınızın ölümünü kendi ölümünüzden önce görmenin verdiği acıyı hissedeceksiniz. Ben onu hissettim. Bu ne siyasal, ne bilimsel bir konu. Bu insanlık konusu dedim. Bir anne kol kanat geriyor evladına ve onun ölümünü kendi ölümünden önce görüyor. Bundan daha büyük bir acıyı tahmin edemiyorum. Allah kimseye göstermesin" diye konuştu.

    "BU ACIYI HER GÜN DİLE GETİRMELİYİZ"

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, 'Ermenilerin Hocalı'da yapmış olduğu toplu katliam aslında bir soykırımdır' diyerek  konuya dünyanın seyirci kaldığını vurguladı. Zorlu Töre, "Biz bunu dünyaya yeteri kadar anlatamadık ya da onlar anlamadı. Çünkü karşımızdaki millet Ermeniler. Avrupa Birliği ve BM devamlı taraf tutucu yaklaşım sergiliyorlar. Biz bunu Kıbrıs'ta da görüyoruz. Biz de soykırım hareketleri oldu. Bu tür vahşetler aslında toplu bir soykırım hareketidir. Dünya çok seyirci kalıyor ve 'Türk Milleti Ermenilere soykırım yaptı' diye kabul ediyor. Dün de Hollanda'da bunu yaptılar. Biz dünyayı kınıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifade ettiği gibi dünya 5'ten kurulu değildir. Hocalı'daki acıyı her gün dile getirmeliyiz" ifadelerini kullandı.

    "ERMENİ SOYKIRIMINI 17 KİTAPTA ANLATTIM"

    Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Danışmanı eski milletvekili Elövset Agalarov ise Ermeni soykırımı konusunda 17 kitap hazırladıklarını vurgulayarak, Türkiye'nin her zaman Azerbaycan'ın yanında olduğuna dikkat çekti. Elövset Agalarov, şöyle devam etti:

    "Sözde Ermeni soykırımı üzerine 17 kitap yaptım. İngiliz, Alman, Rus, Fransızca yayınladık. Bu kitaplarımız sayesinde sözde Ermeni soykırımı bir ülkede tanınmadı. Ukrayna Parlamentosu'nda da baktılar kitaplara.  Türkiye ayakta ve bu meselede her zaman Azarbeycan'ın yanında. Bizim Türk kardeşlerimizden beklentimiz çok. O nedenle bütün Türk kardeşlerimize teşekkür ediyorum."

    (FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)



  • (Görüntülü Haber) Eyüpsultan’dan Mehmetçiğe mektup var (Yeniden)

    İSTANBUL,(DHA)-EYÜPSULTAN Belediyesi çalışanları Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe destek vermek amacıyla cuma namazı çıkışı dua etti. Edilen duaların ardından adını Afrin şehidi Musa Özalkan'dan alan 'Rami Şehit Musa Özalkan Bilgi Evi' öğrencilerinin Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe yazdığı mektuplar okunarak, Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın'a teslim edildi. Eyüpsultan Belediyesi Afrin’de mücadele eden Mehmetçiğe destek olmak amacıyla Eyüpsultan Camii meydanında cuma namazı çıkışı basın açıklaması yaptı. Eyüpsultan'daki sivil toplum kuruluşları (STK) ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı dua programında, ortak imza atılan deklarasyon yayınlandı. 25 Şubat Pazar günü ise Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, STK ve siyasi parti temsilcilerinin de yer aldığı bir heyet ile sınır bölgesi Kilis'e giderek, Bilgi Evi öğrencilerinin Mehmetçiğe yazdığı mektupları askerlere teslim edecek. “DUALARIMIZLA BÜTÜN TÜRKİYE’YE VE DÜNYAYA HAYKIRACAĞIZ” Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, "Toplumun her kesiminden insanlarımız Afrin’deki Mehmetçiğimizin mücadelesinin arkasında olduğunu dualarıyla burada beyan etmiş oldular. Onların minik yüreklerinin sıcaklığı taşıyacağız. Bu bir anlamda manevi hassasiyetin Eyüpsultanlılara ait olması çocuklarımıza da aktarmış olduğunu gösteriyor. İnşallah onlar da kendi çocuklarına aktarmış olacak. İnsanlarımız bu anlamdaki görevlerini her zaman yerine getireceklerdir. Buradan dualarımızla bütün Türkiye’ye ve dünyaya haykıracağız” dedi.



  • (Görüntülü Haber) Eyüpsultan’dan Mehmetçiğe mektup var

    İSTANBUL,(DHA)-EYÜPSULTAN Belediyesi çalışanları Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe destek vermek amacıyla cuma namazı çıkışı dua etti. Edilen duaların ardından adını Afrin şehidi Musa Özalkan'dan alan 'Rami Şehit Musa Özalkan Bilgi Evi' öğrencilerinin Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe yazdığı mektuplar okunarak, Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın'a teslim edildi. Eyüpsultan Belediyesi Afrin’de mücadele eden Mehmetçiğe destek olmak amacıyla Eyüpsultan Camii meydanında cuma namazı çıkışı basın açıklaması yaptı. Eyüpsultan'daki sivil toplum kuruluşları (STK) ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı dua programında, ortak imza atılan deklarasyon yayınlandı. 25 Şubat Pazar günü ise Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, STK ve siyasi parti temsilcilerinin de yer aldığı bir heyet ile sınır bölgesi Kilis'e giderek, Bilgi Evi öğrencilerinin Mehmetçiğe yazdığı mektupları askerlere teslim edecek. “DUALARIMIZLA BÜTÜN TÜRKİYE’YE VE DÜNYAYA HAYKIRACAĞIZ” Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, "Toplumun her kesiminden insanlarımız Afrin’deki Mehmetçiğimizin mücadelesinin arkasında olduğunu dualarıyla burada beyan etmiş oldular. Onların minik yüreklerinin sıcaklığı taşıyacağız. Bu bir anlamda manevi hassasiyetin Eyüpsultanlılara ait olması çocuklarımıza da aktarmış olduğunu gösteriyor. İnşallah onlar da kendi çocuklarına aktarmış olacak. İnsanlarımız bu anlamdaki görevlerini her zaman yerine getireceklerdir. Buradan dualarımızla bütün Türkiye’ye ve dünyaya haykıracağız” dedi.



  • Eyüpsultan’dan Mehmetçiğe mektup var

    İSTANBUL,(DHA)-EYÜPSULTAN Belediyesi çalışanları Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe destek vermek amacıyla cuma namazı çıkışı dua etti. Edilen duaların ardından adını Afrin şehidi Musa Özalkan'dan alan 'Rami Şehit Musa Özalkan Bilgi Evi' öğrencilerinin Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçiğe yazdığı mektuplar okunarak, Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın'a teslim edildi.

    Eyüpsultan Belediyesi Afrin’de mücadele eden Mehmetçiğe destek olmak amacıyla Eyüpsultan Camii meydanında cuma namazı çıkışı basın açıklaması yaptı. Eyüpsultan'daki sivil toplum kuruluşları (STK) ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı dua programında, ortak imza atılan deklarasyon yayınlandı.

     25 Şubat Pazar günü ise Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, STK ve siyasi parti temsilcilerinin de yer aldığı bir heyet ile sınır bölgesi Kilis'e giderek, Bilgi Evi öğrencilerinin Mehmetçiğe yazdığı mektupları askerlere teslim edecek. 

    “DUALARIMIZLA BÜTÜN TÜRKİYE’YE VE DÜNYAYA HAYKIRACAĞIZ”

    Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın, "Toplumun her kesiminden insanlarımız Afrin’deki Mehmetçiğimizin mücadelesinin arkasında olduğunu dualarıyla burada beyan etmiş oldular. Onların minik yüreklerinin sıcaklığı taşıyacağız. Bu bir anlamda manevi hassasiyetin Eyüpsultanlılara ait olması çocuklarımıza da aktarmış olduğunu gösteriyor. İnşallah onlar da kendi çocuklarına aktarmış olacak. İnsanlarımız bu anlamdaki görevlerini her zaman yerine getireceklerdir. Buradan dualarımızla bütün Türkiye’ye ve dünyaya haykıracağız” dedi. 

    (FOTOĞRAFLI-GÖRÜNTÜLÜ)



  • Esenyurt Belediye Başkanı Alatepe üniversite öğrencileri ile derse katıldı

    İSTANBUL,(DHA) -İSTANBUL Esenyurt Üniversitesi öğrencisi Oğuzhan Özbinek, "Emrinizdeyiz" sloganını kullanan Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe'ye Twitter üzerinden gönderdiği mesajla üniversitesine davet etti. Sosyal medyadan yapılan bu çağrı ise belediye başkanını öğrenci sırasına oturttu.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ali Murat Alatepe’nin sosyal medya hesabından yaptığı "Emrinizdeyiz" açıklaması, İstanbul Esenyurt Üniversitesi öğrencisi Oğuzhan Özbinek’i harekete geçirdi. Özbinek, "Sayın Başkanım, emrinizdeyiz kelimesine istinaden sizleri Esenyurt Üniversitesi Siyaset Bilimleri 3’üncü sınıf öğrencileri ile derse girmeye davet ediyoruz" şeklinde çağrıda bulundu. Sosyal medya üzerinden gelen çağrıyı geri çevirmeyen Alatepe, öğrencilerle birlikte sıraya oturarak İngilizce dersine katıldı. Yoklama kâğıdını da imzalayan Alatepe, dersi dinleyerek öğrencilere de eşlik etti.

    Belediye Başkanı Alatepe'yi öğrenci sırasına oturtan mesajı gönderen Oğuzhan Özbinek, davetine icabet eden Alatepe’ye"Emir değil de estağfurullah sayın başkanım, benim sizden ricam var diye mesaj attım. Bir iki gün bir şey olmadı. Acaba silsem mi diye düşünürken sayın başkanın davetimizi memnuniyetle karşıladığını öğrendim" şeklinde konuştu.

    “ÜLKE HEDEFLERİNE ULAŞMAK İÇİN ÇOK ÇALIŞMALISINIZ”

    Öğrencilere hitap eden Başkan Alatepe, ülke hedeflerine katkıda bulunmaları için çok çalışma ve kendilerini geliştirme çağrısında bulundu. Gençlerden beklentinin yüksek olduğunu dile getiren  Alatepe, şunları söyledi:

    “Gençlerin bizim yaş ortalamamızı düşürmekle beraber akıl ortalamamızı yükselttikleri kanaatindeyim. Sizler bir yerlere geleceksiniz ki bizler de bir yerlerde olalım. Sürecin tıkanmaması lazım. Bizim öyle yada böyle 2023'e adım atmamız lazım. Sizin yaşlarınızdayken benim bir hedefim yoktu. Yıl olarak bir hedefim yoktu. Şu anda bakıyorum 2023 benim hedefim. 2053 sizin hedefiniz. 2071'de sizin çocuklarınızın, benim torunlarımın hedefi oldu. Düzen değişti, ortada hedeflerimiz var. Bunları da çalışmadan tutturmamız mümkün değil. Çok çalışmalıyız ve yanına bir şeyler ekleyerek yapabiliriz. Beklentinin yüksekliği de buradan geliyor.”

    “ÖĞRENCİLERE BURS VERİLMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

    Esenyurt ilçesinde yürütülen projeleri de anlatan Alatepe, öğrencilere burs verilmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi. Kanuni engeller nedeniyle belediyenin öğrencilere burs verme imkanının olmadığını belirten Alatepe, işadamları ve sivil toplum örgütleri vasıtasıyla ihtiyaç sahibi öğrencilere burs sağlanacağını söyledi. Başkan Alatepe, dersin sona ermesinin ardından öğrencilerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

    (FOTOĞRAFLI/GÖRÜNTÜLÜ)



  • (yeniden) Sabiha Gökçen Havalimanı çalışanları 'Hayata Dahil Sohbetler' başlıklı konferansta bir araya geldi 

    Anıl UÇAN/İSTANBUL (DHA)-SABİHA Gökçen Havalimanı’nda (İSG) İnsan Kaynakları tarafından “Hayata Dahil Sohbetler” konferansı düzenlendi. Kurumun çeşitli departmanlarında çalışan personelinin katıldığı konferansa konuşmacı olarak  doğa gezgini ve televizyon program yapımcısı Serdar Kılıç katıldı.

    İlki düzenlenen ve bir saat süren etkilinlikte havalimanı çalışanları keyifli anlar yaşadı. Havalimanı çalışanlarıyla bir araya geldiği için mutlu olduğunu belirten Serdar Kılıç;” Bize dünyayı hızlı gezdiren noktalardan bir tanesi burası. Benim işimse hayatı yavaşlatmaya çalışmak. Karakterimde böyle. İnsanlara geçmiş dönemde hayatlarının ne kadar sakin ve yavaş gittiğini burada anlatmaya çalıştım. Teknoloji tabi ki kabul edeceğiz. Teknolojiyi hayatımıza soktuk. Bir ayağımız teknoloji ile birlikteyken, diğer ayağamız ise yeniden doğanın içerisinde olması gerekiyor. Geçmiş dönemde yaşadığım anılarımı, temas ettiğim insanlardan öğrendiğim bilgileri burada ki personelle paylaşmaya çalıştım. Onları biraz da olsa doğaya götürmeye çalıştım. Farkındalık yaratmaya çalıştım.” dedi.

    AMACIMIZ ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZI STRESTEN UZAKLAŞTIRMAK

    Bu konferansın düzenlenme amacının havalimanı çalışanlarını iş stresinden uzaklaştırmak ve doğaya dahil etmek istediklerini belirten İSG İnsan Kaynakları Direktörü Ahmet Hakan Arslan; “ Burada ki amacımız iş arkadaşlarımızı iş stresinden biraz uzaklaştırmaktı. Doğaya dahil etmekti. Bunu da en güzel başarabilecek insanlardan bir tanesi de Serdar Bey’di. Sağsolsun kendisi geldi burada bizim farkındalığımızı arttırarak bizi resmen bulunduğumuz ortamdan alıp doğanın ortasına bıraktı. Harika bir deneyim oldu. Arkadaşlarımızında çok memnun olduğunu düşünüyorum“ dedi.

    KONFERANSLARIMIZ DEVAM EDECEK

    Alanında başarılı insanları çalışanlarıyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Arslan;”Alanında başarılı olmuş insanları, bizi iş stresinden uzaklaştıracak insanları burada ağırlamaya devam edeceğiz. Muhtemelen aylık dönemler içerisinde, onların ve bizim programımıza uygun tarihlerde burada çalışanlarımızı buluşturacağız. Bu konferans ilk oldu. Herkesin gözünde o farkındalığın getirdiği o hazzı gördüm. Bunu da dile getirdiler. Bizim içinde güzel bir deneyim oldu”dedi.

    Program, havalimanı çalışanlarının Serdar Kılıç ile hatıra fotoğrafı çektirmesi ile son buldu.

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • Sabiha Gökçen Havalimanı çalışanları 'Hayata Dahil Sohbetler' başlıklı konferansta bir araya geldi 

    Anıl UÇAN/İSTANBUL (DHA)-SABİHA Gökçen Havalimanı’nda (İSG) İnsan Kaynakları tarafından “Hayata Dahil Sohbetler” konferansı düzenlendi. Kurumun çeşitli departmanlarında çalışan personelinin katıldığı konferansa konuşmacı olarak  doğa gezgini ve televizyon program yapımcısı Serdar Kılıç konuşmacı katıldı.

    İlki düzenlenen ve bir saat süren etkilinlikte havalimanı çalışanları keyifli anlar yaşadı. Havalimanı çalışanlarıyla bir araya geldiği için mutlu olduğunu belirten Serdar Kılıç;” Bize dünyayı hızlı gezdiren noktalardan bir tanesi burası. Benim işimse hayatı yavaşlatmaya çalışmak. Karakterimde böyle. İnsanlara geçmiş dönemde hayatlarının ne kadar sakin ve yavaş gittiğini burada anlatmaya çalıştım. Teknoloji tabi ki kabul edeceğiz. Teknolojiyi hayatımıza soktuk. Bir ayağımız teknoloji ile birlikteyken, diğer ayağamız ise yeniden doğanın içerisinde olması gerekiyor. Geçmiş dönemde yaşadığım anılarımı, temas ettiğim insanlardan öğrendiğim bilgileri burada ki personelle paylaşmaya çalıştım. Onları biraz da olsa doğaya götürmeye çalıştım. Farkındalık yaratmaya çalıştım.” dedi.

    AMACIMIZ ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZI STRESTEN UZAKLAŞTIRMAK

    Bu konferansın düzenlenme amacının havalimanı çalışanlarını iş stresinden uzaklaştırmak ve doğaya dahil etmek istediklerini belirten İSG İnsan Kaynakları Direktörü Ahmet Hakan Arslan; “ Burada ki amacımız iş arkadaşlarımızı iş stresinden biraz uzaklaştırmaktı. Doğaya dahil etmekti. Bunu da en güzel başarabilecek insanlardan bir tanesi de Serdar Bey’di. Sağsolsun kendisi geldi burada bizim farkındalığımızı arttırarak bizi resmen bulunduğumuz ortamdan alıp doğanın ortasına bıraktı. Harika bir deneyim oldu. Arkadaşlarımızında çok memnun olduğunu düşünüyorum“ dedi.

    KONFERANSLARIMIZ DEVAM EDECEK

    Alanında başarılı insanları çalışanlarıyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Arslan;”Alanında başarılı olmuş insanları, bizi iş stresinden uzaklaştıracak insanları burada ağırlamaya devam edeceğiz. Muhtemelen aylık dönemler içerisinde, onların ve bizim programımıza uygun tarihlerde burada çalışanlarımızı buluşturacağız. Bu konferans ilk oldu. Herkesin gözünde o farkındalığın getirdiği o hazzı gördüm. Bunu da dile getirdiler. Bizim içinde güzel bir deneyim oldu”dedi.

    Program, havalimanı çalışanlarının Serdar Kılıç ile hatıra fotoğrafı çektirmesi ile son buldu.

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • "Öğrencilerin yüzde 90'ı fast-food ile okulda tanışıyor"

    Merve DUNDAR-Özgür KUMANOVALI İSTANBUL, (DHA)- ÖĞRENCİLERİN yüzde 90'ının fast-food ile okulda tanıştığını, dünyada her 10 çocuktan 1'inin obez, her 3 çocuktan 1'inin ise fazla kilolu olduğuna dikkat çeken Türk Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, "Gençlerde obezitenin önlenmesinde devlete, okullara büyük sorumluluk düşüyor" dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Diyabet Vakfı, TOÇEV ve AstraZeneca Türkiye işbirliği ile hayata geçirilen ve Türkiye'de dokuzuncu sınıf seviyesindeki 11 bin gence ulaşarak onları daha sağlıklı ve doğru beslenmeye, daha fazla hareket etmeye yönlendiren “Hey Genç! Harekete Geç!” projesi düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya TOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Uygun, Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış ve Park Antalya Spor Kompleksi Genel Müdürü ve Okullarda Hareket Eğitimi Koordinatörü Güneş Erkoç katıldı.

    "DÜNYADA HER 10 ÇOCUKTAN 1'İ OBEZ"

    Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz projeyle ilgili olarak, “Türkiye Diyabet Vakfı olarak yaptığımız 100 okul araştırmasında, 98 okulda çocukların önüne sadece kantinden beslenme seçeneğinin konulduğunu gördük. Bugün okula başlayan öğrencilerin yüzde 90’ı devlet okullarında ya da özel okullarda fast-food beslenme kültürüyle tanışıyor ve buna alışıyor. Araştırmalar, dünyada her 3 çocuktan 1’inin fazla kilolu, her 10 çocuktan 1’inin obez olduğunu gösteriyor. Özellikle gençlerde obezitenin artışında en önemli iki etken var; hareketsiz yaşam ve kötü beslenme. Bilim insanları arasında en önemli soru; hangisinin asıl neden olduğu. Gençler hareketsiz olduğu için mi kilo alıyor, kötü beslendiği için mi kilo alıyor? Doğru cevap; her ikisi. Gençlerin çok önemli bir bölümü hayatının önemli bir bölümünü bilgisayar, tablet, akıllı telefon önünde geçiriyor ve sadece hazır gıdalarla besleniyor. Karbonhidratı, yağ oranı yüksek gıdalar obeziteyi tetikliyor. Gençlerde obezitenin önlenmesinde devlete, okullara, ailelere, medyaya ve hepimize büyük sorumluluk düşüyor" dedi. 

    "TİP 2 DİYABETİN GÖRÜLME YAŞI 15'E KADAR İNDİ"      

    Artık daha az hareket edip daha kötü beslenildiğini söyleyen Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, "Ülkemizdeki obezitenin artış oranı ve obezitenin beraberinde getirdiği TİP 2 diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, karaciğer yağlanması bunlar dünya ortalamasının neredeyse iki katı oldu. Burada en önemli nokta ülke olarak spor yapmayı çok sevmediğimiz ancak bunun aksine teknolojiyle çok iç içe olduğumuz. TİP 2 diyabet önceden ellili yaşlarda ortaya çıkan bir orta yaş hastalığıydı, şimdi ise bu on beş, yirmili yaşlardaki kişilerde hatta çocuklarda görülüyor. Bu durum böyle devam ederse bundan 10 - 20 sene sonra kalp hastalıklarının, beyin-damar hastalıklarının, hipertansiyonun patlaması demek. Bizim bu noktada hızla önlem almamız lazım. Burada TOÇEV bunun en güzel örneğini veriyor. Biz de bu programın içindeyiz ve elimizden geldiğince destek olacağız" diye konuştu.

    "PİLOT ÇALIŞMALARDAN ALINAN SONUÇLAR OLUMLU"

    Projenin saha kısmını yöneteceklerini söyleyen TOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Uygun, "İlk önce bir eğitim verilecek. Türkiye Diyabet Vakfı işin bilimsel tarafını üstlenecek. Besinin nasıl doğru kullanılması gerektiği konusunda gençleri bilinçlendirecek. Ardından beden eğitimi ve spor yüksekokulundan bir eğitmenimiz gençlere gün içinde yapmaları gereken fiziksel aktiviteleri öğretecek. Daha sonra yapacağımız testlerle de çocukların aldıkları birikimi görmeye çalışacağız. Daha güzeli ise yine belirlenen okullardaki öğrenciler bir yarışmaya katılabilecekler. Hazırladıkları bir koreografi ile video çekerek bu yarışmaya başvuruda bulunabilecekler ve ödüllendirilecekler. Bu da bizim için güzel bir veri olacak" dedi.

    Projenin pilot çalışması kapsamında 5 okuldan 781 öğrenciye ulaştıklarını belirten Uygun, "Pilot çalışmalardan gördüğümüz kadarıyla bizim yaptığımız çalışmalar çok hoşlarına gidiyor. Genellikle ders çalışmaya odaklandıkları için bu hareketlilik hoşlarına gitmeye başladı. Onlara evde yapabilecekleri hareketleri de gösteriyoruz. Tüm bunlar sonucunda pozitif veriler almaya başladık" diye konuştu.

    Türkiye'de bundan önce de gençlere yönelik projeleri olduğunu söyleyen AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Ecz. Serkan Barış ise, "Ben Ergenim projesinde de yine benzer ortaklarımızla çalışma fırsatımız olmuştu. Onların sonucu da hatırlıyoruz. Yine gençlerimizin sağlıklı hareket edebilmesi, farklı düşünebilmesi için çabalarımız ve projelerimiz olmuştu. Onların sonuçlarına baktığımızda oldukça gelişim sağladığımızı gördük. Bu projenin sonun da gençlerimizin muhtemelen harekete geçmiş olacağını ve gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık sorunları ile sağlık okuryazarlığı konusunda ciddi anlamda bilinçleneceklerine inanıyoruz" dedi.

    11 BİN ÖĞRENCİYE ULAŞILACAK

    İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 9 ilde 55 farklı okulda toplam 11 bin öğrenciye ulaşmayı hedefleyen proje kapsamında,  gençlerin sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite konusunda bilinçlenmelerini sağlamak amacıyla okullarda eğitim ve atölyeler düzenlenecek. Uzman diyetisyen ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu sporcular tarafından aktarılacak interaktif içerikler ve diğer eğitim faaliyetlerinin yarattığı farkındalık seviyesi, eğitim öncesi ve sonrasında yapılan değerlendirmeler ile ölçülecek. Proje kapsamında bir de yarışma düzenlenecek. Eğitim sürecine dahil olan öğrenciler kendi takımlarını oluşturarak, beden eğitimi öğretmenlerinin rehberliğinde çekecekleri videolarla yarışmaya katılabilecek. Videolar, proje jürisi tarafından “en çok izlenen”, “en çok hareket içeren”, “en çok beğenilen”, “en çok video yükleyen okul” kategorileri kapsamında değerlendirilecek.

    (FOTOĞRAF-VİDEO)

     



  • 2'nci Abdülhamid İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde anlatılıyor

    İSTANBUL, (DHA)-İSTANBUL Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde Sultan 2'nci Abdülhamid Han Uluslararası İlmî Toplantısı düzenlendi. Bugün başlayan ve 2 gün sürecek toplantı İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Eğitim-Bir-Sen ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin (TYB) katkılarıyla gerçekleştirildi

    Açılış konuşmalarını İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, TYB Kurucu Başkanı Mehmet Doğan'ın yaptığı toplantıda 2'nci Abdülhamid konuşuldu.

    "KAPİTALİZM SADECE KENDİ ÇIKARINI DÜŞÜNEN BİR İNSAN TASAVVURUDUR"

    Rektör Prof. Dr. Bulut, yaptığı açılış konuşmasında 2'inci Abdülhamid'in son yıllarda daha doğru anlaşılmaya başlandığını belirtti ve şunları söyledi: "İki noktaya temas etmek istiyorum. Birincisi Abdükhamid Han Dönemi bizim iki omzu üzerinde baş taşıyan muhafazakar kardeşlerimizin de anlayamadığı ve anlama konusunda da çok büyük bariyerler taşınan bir dönemdir. 19'uncu yüzyılın son çeyreği ve 20'nci yüzyılın ilk yıllarında Osmanlı Devleti'nin, devlet olarak iktisadi alanda, eğitim, bilim, teknoloji alanında, yapıp ettiğini anlama konusunda zihnimizde büyük duvarlar var. İkinci işaret etmek istediğim nokta ise, 2'nci Abdülhamid Han dönemi bulunduğumuz coğrafyanın yeniden tasarlandığı ve büyük güçlerin bu coğrafya üzerinde tarihin hiçbir döneminde görülmeyen, tecrübe edilmeyen, yepyeni bir zihniyetle bu coğrafyanın kuşatma altına alındığı ve büyük güçlerin hakim olduğu bir dönemdir. Abdülhamid dönemi bu planların tümü ile realize edilmesi için hayata geçtiği dönemdir. Sonrasında da onun bertaraf edilmesi ile hayata geçirildiği dönemdir. Şunu demek istiyorum, kapitalizm tarihte ilk defa Batı Avrupa merkezli olarak 16'ncı, 17'nci yüzyılda ortaya çıkınca yepyeni bir insan ve toplum yapısı ortaya çıktı. Bu insan ve toplum yapısı sadece kendi çıkarını düşünen, 'Ben duygusu' ile hareket eden, bir insan ve toplum tasavvurudur. Paylaşmayı bilen ilk medeniyet merkezlerinde bulunan bu coğrafya, bereketli hilal coğrafyası, Kuzey Afrika, Mezopotamya, Anadolu, Akdeniz ve çevresi tarihin hiçbir döneminde böyle bir tasavvur ile karşılaşmadı. Roma burayı yönetti, Bizans yönetti ama bu Kapitalist zihniyet ile yönetmedi.

    Tarihi bir insanın, tarihi anına tanıklık edeceklerini söyleyerek söze başlayan Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ise seneye bu toplantının ikincisini gerçekleştirmek istediklerini ve Nisan ayında da "1000 yıl sonra Nizam'ül Mülk" toplantısını gerçekleştirmek istediklerini belirtti.

    Yarın da İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde gerçekleşecek olan toplantıların ardından Pazar günü Abdülhamid Han'ın mezarı ziyaret edilerek etkinlik tamamlanacak.

    (FOTOĞRAFLI)



  • CarrefourSA'nın 2018 yılında yatırım hedefi;170 milyon lira

    İSTANBUL, (DHA) - CarrefourSA Genel Müdürü Z. Hakan Ergin, 2017 yılı değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada CarrefourSA'nın 2017 yılında operasyonel karlılığını (FAVÖK) 126 milyon liraya yükselttiğini bu sene de 170 milyon lira yatırım hedefi ile ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi.

    Sabancı Holding ve Carrefour iştiraki CarrefourSA İstanbul'da  2017 yılı Değerlendirme Toplantısı düzenledi. Toplantıya CarrefourSA Genel Müdürü Z. Hakan Ergin ve İcra Kurulu Üyeleri katıldı.

    “2017’DE 4,6 MİLYAR LİRA CİRO ELDE ETTİK”

    CarrefourSA’nın 2017 yılında sergilediği finansal performansa ilişkin bilgiler paylaşan Hakan Ergin, "Operasyonel karlılığımızı, geçtiğimiz yıla oranla 126 milyon TL’ye yükselttik. Karşılaştırılabilir mağazalarımızda (LFL) satışlarımız hızlanarak artıyor, 2017 yılında bu mağazalarda ortalama yüzde 10,4 artış gerçekleştirdik. Bu yıl 170 milyon TL yatırım yapmayı planlıyoruz.Ciddi projelerimiz vardı, müşterilerin bunlara olumlu reaksiyon gösterdiklerini düşünüyoruz. Bütün bu çalışmaların sonucunda artan bir ivmeyle 2017 yılını, 4,6 milyar lira ciro ile tamamladık. 2018 yılında da bu yöne gitmek istiyoruz. Amacımız CarrefourSA’yı hak ettiği büyüklüğe ulaştırmak" dedi.

    "2018'DE 52 MAĞAZA AÇACAĞIZ, YATIRIM BÜTÇEMİZ İSE 170 MİLYON LİRA"

    2018 yılında 52 mağaza açacaklarını ve yatırım bütçelerinin 170 milyon lira olduğunu aktaran Ergin, "Yatırım bütçemiz 170 milyon lira. Bu sadece 52 mağazanın parası değil aynı zamanda mevcut mağazaların yenilenmesi var. Bunun dışında tedarik zinciri yatırımları, bilgi işlem yatırımları bütün bunların toplamında 170 milyon liralık yatırımımız olacak" diye konuştu.

    "E-TİCARETTE ALT YAPIYI TAMAMLADIK"

    E-ticarette uzun zamandır çalıştıklarını alt yapıyı tamamladıklarını dile getiren Ergin,"Şubat ayı içerisinde gıda dışında ulusal dağıtıma başladık. Artık tüm Türkiye'de gıda dışı ürünlerin müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz.Gıdada hizmet verdiğimiz mağaza sayısını hızlı bir şekilde artırdık. Bulunduğumuz şehir sayısını artırdık. Önümüzdeki dönemde daha da artırmayı düşünüyoruz. Mevcut mağazalarımızı e-ticarette, gıdada dışı, ulusal ve mağaza bazlı sistemimizde 2018 yılı içerisinde toparlamayı düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

    "ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SATTIĞIMIZ ÜRÜNLERİ AŞIRI KULLANIM TESTİNDEN GEÇİRİP RAFA KOYUYORUZ"

    Türkiye'deki tüm ulusal zincirlerin, rakipleri de dahil iyi seviyede olduklarını söyleyen Ergin," Biz burada özellikle gıda dışına çok önem veriyoruz. Farklılaşmak için Ege Üniversitesi Toksikoloji Bölümü'yle çalıştık. Özellikle okula dönüş döneminde çocuklarımızın okul ihtiyacı için sattığımız ürünlere aşırı kullanım testleri yapıyoruz. Bu ürünlerin çocuklarımız için emniyetli olduğunu anladıktan sonra rafa koyuyoruz. Meyve sebze, ette ve sütte de kalite güvencesi taşıyan ürünleri raflarımıza koyarak müşterilerimizin beğenisine sunuyoruz" dedi.

    "TÜRKİYE’NİN İLK SÜPERMARKET ZİNCİRİ OLAN GİMA’YA ANKARA'DA HAYAT VERDİK"

    Türkiye’nin 55 şehrinde 33’ü hiper, 372’si süper, 196’sı mini ve 24’ü de gurme olmak üzere toplam 625 market ve 516 bin metrekare satış alanı ile tüketicilerine ulaştıklarını belirten Ergin, geçtiğimiz yıl hiper, süper ve gurme market formatlarını yenileyip Türkiye’nin ilk süpermarket zinciri markası olan Gima’ya yeniden hayat verdiklerini söyledi.

    Türkiye’nin ilk süpermarket zinciri olan Gima’ya, doğduğu şehir Ankara’da 'Alışverişin Hesaplısı' söylemiyle yeniden hayat verdiklerini dile getiren Ergin, hala deneme aşamasında olan bir format olmasına karşın geçtiğimiz yıl beş yeni Gima marketini Ankaralılarla buluşturduklarını ve Gima’ya yatırıma devam edeceklerini belirtti.

    "TÜRKİYE TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ İLE  İŞ BİRLİĞİ YAPIYORUZ"

    Gıdada fiyatları indirebilmenin yolunun, atık oranını düşürmekten geçtiğini kaydeden Ergin, şöyle konuştu:

    " Dolayısıyla yatırımlarımızla ürünün üretiminden reyona gelmesine kadar olan sürecin her adımını izleyerek tüketicilerimize uygun fiyata daha bol ürün sunmaya başladık. Bu çerçevede Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ile bir iş birliği gerçekleştirerek Bursa, Antalya, Mersin ve Adana’da Yerli Tohum – Taze Mahsul” projesi başlattık. Bursa, Antalya, Mersin ve Adana’da çalıştığımız 2 bin sözleşmeli üreticiye yerli tohum vererek 5 bin ton ürünün hasadını gerçekleştirdik, bu ürünleri kurduğumuz paketleme tesislerinden soğuk zincir çerçevesinde tüketicilerimize ulaştırarak yüzde 20 indirim sunar hale geldik. Projenin bakliyat ayağında ise yerli üreticilerin ürettiği bakliyat ürünlerini Birlik markası altında marketlerimizden satmaya başladık. Taze gıda konusundaki çalışmalarımızın bir sonraki durağı narenciye ürünleri oldu. 10 milyon lira yatırımla Adana’da 4 bin 200 dönüm alana sahip bahçelerdeki portakal, mandarin, greyfurt (altıntop) ve limon olmak üzere toplam 220 bin ağaçtan 21 farklı çeşit ürünü toplayıp reyonlarımıza getirdik.”

    (FOTOĞRAF-VİDEO)

     

     

     

     

     



  • İstanbul Valisi Vasip Şahin’den Kartal Cemevi ile ağız ve diş sağlığı merkezine ziyaret

    İSTANBUL, (DHA) - İSTANBUL Valisi Vasip Şahin, Kartal Esentepe Mahallesi’nde aynı bina içerisinde yer alan Cemevi ile Kartal Belediyesi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ni ziyaret etti.

    Vali Şahin’in ilk durağı, Kartal Belediyesi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi oldu. Ziyarette Vasip Şahin’e, Kartal Kaymakamı Cemil Aksak, Kartal Belediyesi Başkan Yardımcıları Gülcemal Fidan, Gökhan Yüksel, Kartal Cemevi Vakfı Başkanı Selami Sarıtaş, Kartal Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Nuray Sancaklı, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de eşlik etti.

    İstanbul Valisi Vasip Şahin’e Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi hakkında bilgi veren Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Gülcemal Fidan, “Koruyucu ve önleyici sağlık hizmeti politikalarımız doğrultusunda, Kartallı vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesi için Sayın Başkanımız Op. Dr. Altınok Öz’ün öncülüğünde hayata geçirdiğimiz ağız ve diş sağlığı merkezimiz, alanında uzman diş hekimleri ve çalışan kadrosuyla 4-14 yaş aralığındaki çocuklara ve Türkiye’deki bütün engelli yurttaşlarımıza ücretsiz hizmet veriyor. Engelli vatandaşlarımızı, engelli hizmet araçlarımız ile evlerinden alıyor, sağlık merkezimize getirip tedavilerini uygulayarak tekrar evlerine bırakıyoruz” şeklinde konuştu.

    VALİ ŞAHİN KARTAL BELEDİYESİ ÇOCUK AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ’Nİ GEZDİ

    Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Fidan, konuşmanın ardından, beraberindekilerle birlikte Vasip Şahin’e eşlik ederek Kartal Belediyesi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ni gezdirdi. Gezi sırasında ağız ve diş sağlığı merkezine tedavi olmak için gelen çocuklarla karşılaşan Vasip Şahin, bir süre sohbet ederek annesinden ve doktorlardan da minik hastanın durumu ile alakalı bilgi aldı.

    KARTAL CEMEVİ VALİ ŞAHİN’İ AĞIRLADI

    Vasip Şahin’in sonraki durağı ise Kartal Cemevi oldu. Burada da Cemevi Vakfı Başkanı Selami Sarıtaş ile bir süre sohbet eden Vasip Şahin’e Selamı Sarıtaş tarafından teşekkür plaketi takdim edildi. Görüşmelerin sonunda İstanbul Valisi Vasip Şahin tüm ekiple birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

    (FOTOĞRAF)



  • Maltepe Belediye Başkanı makamına minibüsle gitti

    İSTANBUL, (DHA) -MALTEPE Belediye Başkanı Ali Kılıç, bu sabah belediyeye minibüsle gitti. Kılıç’ın, “Makam aracım” diyerek sosyal medyada paylaştığı görüntüler, büyük ilgi gördü.

    Her gün sabahın erken saatlerinde kalkarak, gün doğmadan ilçeyi dolaşmaya başlayan, esnafı ve ilçe sakinlerini ziyaret eden Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, güne farklı bir makam aracı kullanarak başladı.

    Çınar Mahallesi’nde sabahın erken saatinde vatandaşlarla bir araya gelen Kılıç, mahalle sakinlerine 4 yılda hayata geçirdiği projelerini anlatırken, mahalle sakinlerinin de sorunlarını dinledi. Kılıç, mahalle ziyaretini tamamladıktan sonra ise makam aracı yerine, minibüsle belediyeye dönmeyi tercih etti.  Minibüste vatandaşlarla selamlaşan ve sorunlarını dinleyen Kılıç’ın, sosyal medyada paylaştığı görüntüler büyük ilgi gördü. 

    (FOTOĞRAFLI/GÖRÜNTÜLÜ)



  • "Her 3 kişiden biri boyun ağrısından yakınıyor"

    İSTANBUL, (DHA)-ÖZELLİKLE çalışan kesimi etkisi altına alan boyun ağrılarının her yaş grubunda karşılaşılan önemli bir sorun olduğu belirtildi. Medicana Bahçelievler Hastanesi Beyin Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Gözcü her 3 kişiden birinin, hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısından yakındığına dikkat çekerek boyun ağrılarının en önemli sebebinin ise boyun fıtıkları olduğunu söyledi ve önemli uyarılarda bulundu.

    Op.Dr. Selçuk Gözcü boyun ağrılarını, boyun omurgasını oluşturan omur ismi verilen kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga çevresindeki kas ile bağların bozulması sonucu ortaya çıktığını söyledi.  Gözcü, " Modern yaşamın getirdiği olumsuzluklardan biri olan boyun ağrılarına boyun fıtığı, disk dejenerasyonu, boyun omurgasında kireçlenme, miyofasyal ağrı sendromları, romatizma, osteoporoz, kötü duruş ve boynu kötü kullanma ile tekrarlayan strese bağlı zedelenme gibi pek çok neden yol açıyor. Boyun ağrılarının en önemli sebebi ise boyun fıtıklarıdır" dedi.

    "KOL VE PARMAKLARDAKİ AĞRILAR BOYUN FITIĞINDAN OLABİLİR"

    Boyun fıtığının en önemli belirtisinin ağrı olduğuna işaret eden Medicana Bahçelievler Hastanesi Beyin Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Gözcü, hastalığın başlangıç döneminde boyun ve sırt ağrısının ön planda olduğunu belirtti. Gözcü "Olay ilerledikçe dejenere olan diskin sinirlere baskı yapması sonucunda kollarda, parmaklara kadar inen ağrı ve uyuşmalar ortaya çıkıyor" diyerek şöyle konuştu:

    "Bir süre sonra sinirin baskı altında kalmasına bağlı olarak kuvvet azalması başlıyor. Tedavi edilmeyen ileri olgularda omurilik baskı altında kalınca bacaklarda güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi oldukça tehlikeli bir dönem başlamakla beraber, hastalığın kesin tanısı muayene ve MR incelemesi ile konuluyor.

    "TEDAVİ İÇİN ORTALAMA 10 HASTADAN 1'İNDE CERRAHİ YÖNTEM UYGULANIYOR"

    Sanılanın aksine, boyun fıtığında cerrahi tedavi son çare olarak görülüyor. Hastaların büyük çoğunluğu için yatak istirahati, ilaç tedavisi veya fizik tedavi yeterli geliyor. Başlangıç döneminde şiddetli ağrı varsa istirahat ve ilaçlar veriliyor. Ağrı azaldığı dönemde ise Fizik Tedavi programı öneriliyor. Özellikle akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde de kısa süreli kullanım için boyunluk verilebiliyor. Fakat uzun süre boyunluk kullanılması boyun kaslarını zayıflatacağı için önerilmiyor.

    Boyun fıtığının tedavisinde cerrahi yönteme ortalama 10 hastadan 1'inde başvuruluyor. Cerrahi tedavi ancak; ilerleyici kas gücü kaybı, duyu kusuru ve refleks kaybı olacak şekilde kol sinirlerine ve omuriliğe baskı yapan boyun fıtıklarında, tedaviye rağmen şikayetleri süren hastalara, omurga kırığı ile omurga kayması olanlara, ciddi omurilik ve sinir baskısı olanlara yapılıyor."

    "BOYUN FITIĞINDA CERRAHİ TEDAVİNİN AMACI FITIĞI YOK ETMEK "

    Cerrahi tedavi tercih edildiğinde ameliyatların ön taraftan, boynun ön yüzünden ve genellikle sağ taraftan 4-5 santimlik bir kesiden girilerek uygulandığını söyleyen OP. Dr. Gözcü "Ameliyat mikroskobu kullanılarak fıtıklaşmış olan disk materyali çıkartılıyor ve kollara giden sinirlerin etrafındaki kemikler açılarak sinir rahatlatılıyor. Boyun fıtığında cerrahi tedavinin amacı, omurilik ve sinir dokusuna olan baskıyı ortadan kaldırmak. Bir başka deyişle fıtığı yok etmek. Bunun sonucunda da hasta ağrı, kolda uyuşma ve güç kaybı gibi yakınmalarından kurtuluyor. Günümüzde uygulanan cerrahi operasyonlar boyun fıtığında kesin çözüm sağlayabiliyor" diye konuştu.

    "BOYUN AĞRILARINDAN KURTULMANIN ÖNEMLİ İPUÇLARI"

     Medicana Bahçelievler Hastanesi Beyin Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Gözcü modern çağın sağlık sorunlarının başında gelen boyun ağrılarından kurtulmanın yollarını ise şöyle sıraladı:

    "Masa başında çalışıyorsanız, kol destekli bir sandalyede, omuzlarınız geride ve ayaklarınız yere değecek şekilde oturun. Sırtınıza ve belinize arkadan destek verin. Ensenize de bir yastık ile destek sağlayın. Sandalyeden öne doğru kayarak kalkın. Uzun süre bilgisayar kullanmak, kitap ve gazete okumak, televizyon seyretmekten sakının. Yüksekten bir şey alacaksanız, merdiven kullanarak o yüksekliğe yakın olmaya çalışın. Ani ve sert hareketlerden kaçının. Özellikle iş yaparken rahat ve sıkmayan kıyafetler giyin. Masada otururken kısa aralar verip, ayağa kalkın. Kısa yürüme ve gerinme egzersizleri yapın. Çok sayıda veya kalın yastıkla yatmayın, televizyon izlerken kanepenin koluna başınızı dayayıp, uyuyakalmayın. Ayrıca telefonun ahizesini omuz ile boynuzun arasına sıkıştırarak konuşmayın. Omurga sağlığınız için yüzmeyi de ihmal etmeyin."

    (FOTOĞRAF)

     

     



  • Eğitim ve teknoloji ETZ18’de konuşulacak

    İSTANBUL, (DHA)-EĞİTİM Teknolojileri Zirvesi (ETZ18) 3 Mart 2018`de eğitim ve teknolojinin tüm paydaşlarını 5’inci kez bir araya getirecek.

    ETZ18, alanında uzman yerli ve yabancı konuşmacıların yer alacağı panel ve atölyelere ev sahipliği yapacak. Katılımcıların yeni eğitim yaklaşımları ve teknolojik yeniliklerden haberdar edilmesi ve bu alanlarda çeşitli uygulamalar deneyimlemelerini hedefleyen zirvede, eğitim, iş ve medya dünyası bir araya gelecek. Radisson Blu Hotel Şişli'de düzenlenecek olan ETZ18’in açılışında 'America’s Got Talent' yarışmasının finalisti dünyaca ünlü Light Balance grubu, LED ışıklarla dans gösterisi ile sahne alacak. 88 konuşmacnın yer alacağı zirvede 34 atölye ve 7 panel gerçekleştirilecek.

    BEYİN, ÖĞRENME VE TEKNOLOJİ KONUŞULACAK

    Paneller arasında eğitim ve medya dünyasının yakından tanıdığı isimlerin yer aldığı  Deniz Bayramoğlu, Prof. Dr. Uğur Batı, Ümit Sanlav, Ece Karaboncuk, Uğur Gazenker ve Dr. Timur Yılmaz’ın yer alacağı 'Medya ve Eğitim Teknolojileri' paneli dikkat çekiyor. Panelde beyin, öğrenme ve teknoloji ilişkisinin, eğitimin geleceğini nasıl etkileyeceği konuşulacak.

    “TEKNOLOJİYİ DOĞRU KONUMLANDIRMAYI HEDEFLİYORUZ"

    Eğitim Teknolojileri Zirvesi Koordinatörü Işıl Boy Ergül, ETZ18'in eğitim dünyası açısından önemini şu sözlerle anlattı:

    "Eğitimin bugününü ve geleceğini takip eden eğitim kurumlarını, iş dünyasını, medyayı, öğrencileri ve velileri bir araya getirmek, eğitim gündemine evrensel değerleri önceler biçimde yön verebilmek açısından bu zirve çok önemli. Teknolojinin ve internetin son hızla şekillendirdiği günümüz dünyası için eğitimde teknolojiyi doğru konumlandırmak çabasında olan eğitim paydaşları, ETZ18’de fikirlerini buluşturacak, paylaşacak ve tartışacak.”

    (FOTOĞRAFLI)

     



  • Pegasus’un yeni Airbus A320neo uçağı geldi

    İSTANBUL, (DHA)-YENİ nesil çevreci motorlara sahip uçaklarla filosunu genişletmeye devam eden Pegasus Hava Yolları’nın, 2018 yılında yeni teslim alacağı 7 adet A320neo tipi uçaktan ilki olan TC-NBP kuyruk tescilli uçak, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na iniş yaptı.

    Almanya’nın Hamburg şehrinden hareket ederek önceki akşam saatlerinde İstanbul'a ulaşan 7 adet A320neo tipi uçaktan ilki olan TC-NBP kuyruk tescilli uçak, Pegasus yetkilileri tarafından havalimanında teslim alındı. Türkiye’nin en genç uçak filosuna sahip olan Pegasus’un 100 uçaklık Airbus siparişi kapsamında teslim aldığı 16. uçak olan “Eylül Masal”, filonun 75. uçağı oldu.

    'EYLÜL MASAL' ADINI ALAN UÇAK FİLONUN 75. UÇAĞI OLDU

    Filoya katılan yeni uçakla ilgili açıklama yapan Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Mehmet T. Nane, “Pegasus Hava Yolları olarak, en önemli önceliklerimizden biri misafir deneyimini iyileştirmektir. Bunun için yer işletmeden operasyona, pazarlamadan tekniğe tüm alanlarda misafirlerimizin hayatlarını kolaylaştıracak ve seyahat deneyimlerini iyileştirecek çözümler üretiyoruz. Yine bu hedeften hareketle, filomuzun 75. uçağı olan A320neo tipi uçağımızı teslim aldık. ‘Eylül Masal’ adını verdiğimiz yeni uçağımızla, misafirlerimize çok daha iyi bir seyahat deneyimi sunabileceğimiz için mutluyuz. Filomuzu adım adım büyütmeye ve gençleştirmeye devam edeceğiz” dedi.

    Şubat 2018 itibarıyla 5,7 yaş ortalamasına sahip olan Pegasus filosunda 46 adedi Boeing B737-800, 1 adedi Boeing B737-400, 12 adedi Airbus A320ceo ve 16 adedi Airbus A320neo olmak üzere toplam 75 adet uçak bulunuyor.

    41 ÜLKEDE 108 NOKTAYA ULAŞIYOR

    1990 yılında charter uçuşlarla havacılık sektörüne giriş yapan Pegasus, 2005 yılında ESAS Holding tarafından satın alınarak düşük maliyetli iş modelini benimsemiştir. Pegasus, uygun ücretle ulaşım imkânı sunan, Türkiye’nin lider düşük maliyetli havayoludur. Hava yolu ile yolculuğun herkesin hakkı olduğuna inanan Pegasus, uyguladığı “low cost (düşük maliyetli hava yolu)” modeli ile misafirlerine uygun fiyatlı, zamanında kalkan ve genç uçaklarla seyahat etme imkânı sağlamaktadır. Pegasus, misafirlerini 38’i yurt içinde, 70’i yurt dışında olmak üzere toplam 41 ülkede 108 noktaya ulaştırmakta ve İstanbul Sabiha Gökçen üzerinden Türkiye ile Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Rusya, Orta Asya arasında bağlantılı uçuşlar gerçekleştirmektedir.

    (FOTOĞRAF)



  • Uzman Diyetisyen Filiz: Vücudumuz vitamin üretmez

    İSTANBUL,(DHA)-SAĞLIK Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaklaşa geliştirdiği 'Sağlıklı Besleniyorum' semineri, Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü'nce düzenlendi. Uzman Diyetisyen Billur Filiz, "Vücudumuz vitamin üretmez, bu vitamin ve mineralleri beslenme yolu ile dışarıdan almak zorundayız" dedi.

    Beylikdüzü’nde 'Sağlıklı Besleniyorum' seminerleri başladı. İlk kez İbrahim Feridun Tınaztepe İlkokulu’nda yapılan seminere ilgi de büyük oldu. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın imzaladığı protokol sonucu projeyi okulda uygulayan Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, sağlıklı beslenme noktasında toplumda farkındalık yaratmak amacıyla önemli bir sorumluluk almış oldu. Müdürlük, talepler doğrultusunda Beylikdüzü’ndeki tüm devlet okullarında bu seminerleri gerçekleştireceklerini belirtti.

    “KARBONHİDRATI TAMAMEN KESMEK DOĞRU DEĞİL”

    Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nde görevli Uzman Diyetisyen Billur Filiz’in verdiği seminerde doğru ve dengeli beslenme, ideal kilo, fazla kilo alımı sorunu, obezite, beslenmedeki temel bileşenler ve çocuklarda beslenme ele aldı. Filiz, dengeli beslenme içinde karbonhidrat, yağ ve protein dengesinin çok iyi sağlanması gerektiğini belirterek, “Günümüzde karbonhidratı tamamen kesip protein alımına odaklanan diyetler var. Taş Devri, Dukan gibi diyet yöntemleri sağlıklı değil. Yeterli ve iyi karbonhidrat hiç almazsanız, bir noktadan sonra vücutta iflaslar başlar” diye konuştu.

    "MEYVE VE KURUYEMİŞİ GÜNDÜZ TÜKETİN"

    Vitamin ve minerallerin de önemine değinen Filiz, vücudun vitamin üretmeyeceğine dikkat çekerek, "Bu vitamin ve mineralleri beslenme yolu ile dışarıdan almak zorundayız. Özellikle kış aylarında D vitamini seviyeniz çok önemli. Eksikse kendinizi bunalımda dahi hissedebilirsiniz. Bir dahiliye uzmanına görünerek basit bir kan testi yolu ile vücudunuzda eksik olan vitamin ve mineralleri öğrenebilirsiniz" dedi. Akşam geç saatlerde yenen meyve ve kuruyemiş gibi sağlıklı görünen gıdaların saat itibari ile vücutta yağ birikimine sebep olabileceğinin altını çizen Filiz, “Meyve ve kuruyemişleri gündüz saatlerinde sınırlı tüketmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “VÜCUT KİTLE İNDEKSİNİZİ BİLİN VE HAREKETE GEÇİN”

    Diyetisyen Filiz boyunuzun karesini kilonuza bölerek vücut kitle indeksinin öğrenilebileceğini belirterek; “Zayıf, normal, şişman, aşırı şişman ve obez gibi kategorilerden hangisindesiniz görürsünüz. Ancak bu yöntemi çocuklarda uygulamayın. Çocuklarda çok farklı ölçüm yöntemleri kullanırız. Onlarda dikkat ettiğimiz en önemli husus boy uzunlukları ve kemik gelişimleri gibi konulardır” şeklinde konuştu.

    (FOTOĞRAF)