MEDYAJANS.COM

MEDYAJANS.COM : ANASAYFA » SON DAKİKA » DHA SON DAKİKA HABERLERİ

SON DAKİKA HABERLERİ

DHA RSS Video Foto

  • Esenler’de Kudüs için dua edildi

    İSTANBUL, (DHA) - GENÇLİK ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun da aralarında bulunduğu yüzlerce kişi Esenler’de sabah namazında buluştu ve Kudüs için dua etti.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararına tepkiler sürerken, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun da bulunduğu yüzlerce kişi Esenler Dörtyol Merkez Camii'nde sabah namazında bir araya geldi. Kudüs için dua edenler, daha sonra Filistin'e gösterdiği yakın ilgiden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yazılan “Teşekkür Mektubu” için imza kampanyası başlattı. Bir hafta boyunca Esenler'in değişik noktalarına konulacak stantlarda imzalanacak “Teşekkür Mektubu”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulacak.

    “İÇİMİZDE KUDÜS’ÜN ATEŞİ YANMALI”

    Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, yaptığı açıklamada, “Birbirimize sarılmalıyız. Sadece ve sadece İslam’ın gücünü içimizde hissetmeliyiz. İçimizde Kudüs’ün ateşi yanmalı ve işte o zaman biz başarılı oluruz” ifadesini kullandı.

    “KUDÜS SADECE HARİTADA GÖSTERİLEN BİR ŞEHİRDEN İBARET DEĞİL”

    Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu da Kudüs’ün sadece haritada gösterilen bir şehirden ibaret olmadığını belirterek, “Kudüs bizim için Hz. Ömer’in emaneti, Kudüs bizim için Selahaddin Eyyubi’nin emaneti, Kudüs bizim için Sultan Selim’in emaneti, Kudüs bizim için Allah’ın emanetidir. Cumhurbaşkanımızın arkasında yiğitçe, mertçe, ayak üstünde duran bütün zalimlere karşı, ‘Burada zalimlerin dostu olan bir millet var, Osmanlının torunları var’ diyen Recep Tayyip Erdoğan’a bir ‘Teşekkür Mektubu’ yazalım. Bu ‘Teşekkür Mektubu’nun altına da imzalarımızı atalım ve diyelim ki ‘Başkomutanımız biz arkandayız, her zaman yanında beraberiz’” diye konuştu.

     (FOTOĞRAF)



  • (Görüntülü Haber) Yazar Elçin Oflaz, imza gününü çikolata yapımıyla süsledi

    İSTANBUL, (DHA)- D&R imza günü etkinlikleri kapsamında sevenleriyle buluşan yazar Elçin Oflaz, hem "Raw Food Mucizesi" kitabını imzaladı hem de "raw food" beslenme şekline uygun çikolata yaptı. Etkinlikte, çiğ beslenme anlamına gelen "raw food" beslenmenin faydalarını anlatan Elçin Oflaz, katılımcılardan gelen soruları da yanıtladı. Çiğ beslenme deyince insanların aklına ilk olarak havuç, salatalık, meyve gibi gıdaların geldiğini söyleyen Oflaz, "Dünyada özellikle son on yılda gurme raw food akımı var. Ben bu akımla on yıl önce tanıştım. O zaman haşimato tiroid hastalığım çıktı ve bundan sonra raw food ile ilgili deneyimler kazanmaya başladım. Okudum, araştırdım. Hastalığımı, kilo alma nedenlerimi araştırdım. Bu akımla tanışınca ise önce gluteni kestim ve kilo vermeye başladım. Tiroid üzerinde glutenin çok kötü bir etkisi olduğunu gördüm" dedi. "RAW FOOD 21'İNCİ YÜZYILIIN BESLENME TARZI" Kitabının Türkiye'de raw food hakkında yazılmış ilk kitap olduğunu belirten Oflaz, "Bu beslenme tarzının faydalarını anlatmaya çalışıyorum. Bu beslenme türüne geçtikten sonra artık diyete gerek kalmayacak. Lezzetli, sağlıklı, pratik yemekler hayatınızda olacak. Ben bunu 21'inci yüzyılın beslenme tarzı olarak görüyorum" diye konuştu.



  • "20 dakikalık manevra tedavisi ile vertigodan kurtulun"

    İSTANBUL,(DHA)-MEDICANA Bahçelievler Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ömer Aşkıner, vertigo (baş dönmesi, denge hissi kaybı) tedavisi hakkında önemli açıklamalarda bulunarak " Pozisyonel vertigoda, ilaçların tedavi edici özelliği yoktur. Kaymanın olduğu kanala yönelik kristal repozisyon manevrası yapılır. En çok uygulanan manevra Epley manevrasıdır "dedi.

    "Vertigo bir hastalık değil, diğer hastalıkların belirtisidir" diyen Yrd. Doç. Dr. Ömer Aşkıner " Pozisyonel vertigoda, ilaçların tedavi edici özelliği yoktur. İlaç asıl tedavinin gecikmesine yol açmaktadır.  İlaç verilen hastalar tedavi arayışı içinde hastane hastane dolaşırlar. Vertigoyla ilgilenen bir merkeze giden hastalar ise genelde bir defa yapılan kristal repozisyon manevralarıyla hemen o anda tedavi olurlar. Özellikle tedavisi gecikmiş hastaların bu durum karşısında şaşkınlık yaşadığı görülür. Nadiren bazı hastalarda manevranın birkaç kez tekrarlanması gerekebilmektedir" diye konuştu.

    "VERTİGO BAŞ DÖNMESİ VE DENGE HİSSİNİN KAYBOLMASI DEMEK"

    Medicana Bahçelievler Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aşkıner vertigo ile ilgili şunları söyledi: " Vertigom var demek, baş dönmem var demektir. Yani yaygın kullanımın aksine ‘vertigo’ bir hastalık değildir, çoğunlukla iç kulaktan kaynaklanan hastalıkların belirtilerinden bir tanesidir. Birçok hastalık vertigoya neden olabilir. Nedenler farklı olduğu için tedaviler de hastalığa göre farklı farklıdır.Vertigonun şiddetine göre dengesizlik hissi, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma ve yataktan kalkamayacak kadar ağır tablolar görülür. Uzun süre tedavi edilmediğinde hastada her an başının döneceği korkusu oluşur. Bundan dolayı hasta dışarı çıkmaktan, topluma karışmaktan korkmaya başlar. Yaşlılarda düşmelere ve kemik kırıklarına yol açabilir."

    VERTİGOYA NEDEN OLAN BAŞLICA HASTALIKLAR 

    Yrd. Doç. Dr. Aşkıner vertigoya neden olan diğer hastalıkları ise şöyle sıraladı: "Benignparoksismalpozisyonelvertigo,BPPV( pozisyonelvertigo- kristal kayması )", "Meniere hastalığı ( iç kulak tansiyonu )", "Vestibülernörit ( denge sinirinin viralenfeksiyonu )", "Labirentit ( iç kulak iltihabı ) "Perilenf fistülü ( iç kulaktan sıvı kaçağı )", "Süperior kanal dehissansı ( Denge kanalında kemik defekti)","Migren", "Akustik tümör", "Serebrovasküler olay ( beyin kanaması )."

    Bunlar arasında en sık görüleni pozisyonelvertigo ve Meniere hastalığı olduğunu belirten Aşkıner, Pozisyonelvertigoda baş hareketleriyle dönmenin başladığına işaret ederek söyle dedi: "Hareketsiz durunca 1-2 dakika içinde baş dönmesi rahatlar. Bazı hastalarda ise baş dönmesi sabah yataktan kalkarken başlar. Baş dönmesi ve mide bulantısı vardır, dönme şiddetliyse kusma olur.Bunlar dışında hastanın şikayeti olmaz.

    "HIZLI ŞEHİR HAYATI VERTİGO ATAKLARINI TETİKLİYOR"

    Kalsiyum kristallerinin asıl yerinden iç kulaktaki denge kanallarına düşmesi kristal kayması olarak isimlendirilir. Kristal kaymasının nedeni olarak bazı hastalarda bir süre önce kafa travması, başını çarpma, düşme, trafik kazası öyküsü bulunabilir. Travma olmadan da yatıp kalkma sırasında, ani kalkışlarda, yatakta dönerken, öne eğilip birden doğrulunca bile kristal kayması oluşabilir. Öyküde ayrıca stres, üzüntü, uyku düzensizliği, aşırı yorgunluk olabilir. Hızlı şehir hayatı ve stresli yaşam nedeniyle son yıllarda pozisyonelvertigoda önemli miktarda artış görülmektedir."

    "20 DAKİKALIK MANEVRA TEDAVİSİ İLE VERTİGODAN KURTULUN"

    Pozisyonelvertigo tanısının hasta hikayesi ve manevra testleriyle konulduğunu, bu testlerle kristal kaymasının varlığı ve hangi kanalda olduğunun belirlendiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Aşkıner  sözlerine şöyle devam etti: "Tedavisinde ise kaymanın olduğu kanala yönelik kristal repozisyon manevrası yapılır. En çok uygulanan manevra Epley manevrasıdır. Kristal yerine oturduğu zaman hastanın şikayetleri hemen düzelir. Ani hareketlerle kristaller tekrar yerinden oynayabilir. Bu nedenle hastaların kafasını yukarı aşağı hareket ettirmesi, öne eğilip kalkması 4-5 gün kısıtlanmalıdır. Eğer hasta bunlara dikkat edemeyecekse boyunluk kullanması faydalı olacaktır. Özellikle küçük çocuğu olan anneler çocuğa bakarken ani hareket yasağına uymakta zorlanabilirler.

    "POZİSYONELVERTİGODA, İLAÇLAR SADECE TEDAVİYİ GECİKTİRİYOR"

    İlaçların pozisyonelvertigoda tedavi edici özelliği yoktur. İlaç asıl tedavinin gecikmesine yol açmaktadır. İlaç verilen hastalar tedavi arayışı içinde hastane hastane dolaşırlar.Vertigoyla ilgilenen bir merkeze giden hastalar ise genelde bir defa yapılan kristal repozisyon manevralarıyla hemen o anda tedavi olurlar. Özellikle tedavisi gecikmiş hastaların bu durum karşısında şaşkınlık yaşadığı görülür. Nadiren bazı hastalarda manevranın birkaç kez tekrarlanması gerekebilmektedir."

    Yrd. Doç. Dr. Ömer Aşkıner ,ikinci sıklıkta görülen vertigo nedeni ise Meniere hastalığı ile ilgili ise şu bilgileri verdi; "Bu hastalıkta iç kulak denge sıvısında basınç artışı vardır. Basınç dengelenmeleri sırasında dönme atağı ortaya çıkar.Şiddetli dönmenin olduğu süre 20 dakika civarıdır. Genelde atak süresi 2 saati geçmez.Ara dönemdehastanın şikayeti yoktur veya çok azdır. Vertigo atağı öncesinde kulakta dolgunluk hissi, uğultu, çınlama, işitmede azalma görülebilir. Bu şikayetler dönme atağıyla birlikte düzelir. Hastalığı tetikleyici faktörler arasında stres, uyku düzensizliği, aşırı tuz tüketimi, sigara, aşırı yorgunluk, ileri derecede üzüntü gibi etkenler öne sürülmektedir.Hastalığın tedavisinde şikayetlerin azaltılması için ilaç tedavisi verilir. Şiddetli dönmesi ve kusması olan hastanın yatırılması gerekir. Atakların sıklığının azaltılması için tetikleyici faktörlerden uzak durulmalıdır. "

    Aşkıner “Yukarıda sıraladığımız en sık görülen vertigo nedenlerinden birinde ilaç kullanılırken, diğerinde ilaç verilmesi tedaviyi geciktirmektedir.  Yani vertigoda tek bir tedavi yoktur. Vertigoyu ortaya çıkartan asıl hastalığa dönük tedavi verilmelidir. Öncelikle iyi bir muayene, hasta sorgulaması ve uygun testlerle baş dönmesine neden olan esashastalık belirlenmelidir. Sonrasında hastanın patolojisine yönelik tedavi yapılmalıdır. Vertigo ancak bu şekilde yaklaşıldığında tedavi edilebilir“ dedi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • - ATAŞEHİR BELEDİYESİ'NDEKİ SEÇİMİ CHP ADAYI YILMAZ KAZANDI

    Haber-Kamera: Enver ALAS-Özgür Deniz KAYA/İSTANBUL (DHA) 
    Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi'nin İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından, Ataşehir Belediye Meclisi'nde yapılan belediye başkan vekili seçimini, CHP grubunun adayı İlhami Yılmaz kazandı.
    Üçüncü turda Yılmaz'a 22 oy, AK Parti grubunun adayı Mustafa Cevat Arzık'a ise 15 oy çıktı. 

    İLHAMİ YILMAZ KİMDİR?
    İlhami Yılmaz 1953 yılında Malatya'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Malatya'da tamamladı. 1977 yılında İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadi Enstitüsü ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Finans kürsüsünde MBA master'ını tamamladı.
    Kamuda ve özel sektörde kademeli olarak üst düzey yöneticilik yaptı. Halk Bankası'nda Proje Değerlendirme Uzmanı, TMSF'de yöneticilik görevlerinde bulundu. Devlet Yatırım Bankası'yla Dünya Bankası'nın hazırlamış olduğu “Sanayi İşletmelerinde Proje Hazırlama ve Uygulama Seminerleriöne katılarak dokuz ay süresince yurt dışında kaldı.

    1999 yılından itibaren iki dönem Kadıköy Belediyesi Meclis Üyeliği ve Belediye Meclis Başkan Vekilliği; 2009 yılından itibaren de iki dönem Ataşehir Belediyesi Meclis Üyeliği, İBB Meclis Üyeliği, Belediye Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği yaptı.
    Görüntü Dökümü:
    ------------
    -Seçimlerden görüntü
    16.12.2017 - 14.41 Haber Kodu : 171216085



  • Altınbaş Üniversitesi en fazla eğitim ihracatı yapan ilk üç vakıf üniversitesinden biri oldu  

    İSTANBUL, (DHA)- Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından bu yıl ikincisi gerçekleşen “Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı” araştırmasında Altınbaş Üniversitesi, eğitim alanında en fazla hizmet ihracatı yapan üçüncü vakıf üniversitesi oldu.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ve Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın katıldığı tören farklı sektörlerden pek çok ismi bir araya getirdi. 17 farklı kategoride ödüllerin verildiği tören Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği (TET) Başkanı Fatih Kemal Ebiçlioğlu ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin açılış konuşmaları ile başladı. Konuşmaların ardından başarılı kurum ve firmalara ödülleri takdim edildi.

    Eğitim alanında en fazla hizmet ihracatı yapan üç vakıf üniversitesinden biri olan Altınbaş Üniversitesi bu yıl ikinci kez aynı başarıyı gösterdi. Kurum adına ödülü üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı Ali Altınbaş alırken, üniversitenin uluslararası öğrencilerinden bir kısmı da töreni izleyen konuklar arasında yer aldı.

    Türkiye'ye en fazla yabancı öğrenci getiren ilk üç üniversiteden biri olmaktan büyük bir memnuniyet ve gurur duyduklarını söyleyen Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, "Bu memnuniyetimiz, Türkiye'nin hem ekonomisine, hem itibarına hem de kültür ihracatına büyük bir katkı sağladığımızdan dolayı. Her yıl daha fazla yabancı öğrenci Türkiye'deki üniversitelere geliyor. Bu artık bir devlet politikası haline gelmiş durumda. Hem devlet hem de vakıf üniversiteleri Türk öğrencilerin yanında dünyanın dört bir yanından toplamda 150 ülkeden, bu sene itibariyle 120 bin öğrenciyi Türkiye'de ağırlıyor. Onlara üst düzey eğitim veriyor. Biz de üniversite olarak üzerimize düşen görevi layığıyla yerine getirmekten dolayı memnuniyet duyuyoruz. Böyle bir ödülü ikinci kez aldığımız için de sevinçliyiz" diye konuştu.

     



  • (Görüntülü Haber) Uzmanların reçetesinde artık arıdan gelen şifa 'Apiterapi' olacak

    İSTANBUL, (DHA) - İSTANBUL'UN kestane balı üretim merkezi olan Beykoz, 1'inci Ulusal Apiterapi Kongresi ve Türkiye-Ukrayna Apiterapi Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Uluslararası katılımlı kongrede bilim adamları son yılların gözde alternatif tıp yöntemlerinden 'Apiterapi'yi anlattı. Apiterapi alanında uzmanlaşarak Apiterapi Merkezleri'nde görev almak isteyen 20 doktor ise katıldıkları zirvede Sağlık Bakanlığı onaylı 'Apiterapi Eğitim Sertifikası' aldı. Apiterapi Derneği, Beykoz Kaymakamlığı, Beykoz Belediyesi, Medipol Üniversitesi, Beykoz Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Yöntem işbirliğiyle Park Inn Radisson İstanbul Asia Hotel'de düzenlenen kongreye, yurtiçi ve yurt dışından 150 bilim adamı katıldı. Kongrede Apiterapi Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. A. Timuçin Atayoğlu, İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ahmet Yaser Müslümanoğlu, İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Yard. Doç. Dr. Mahmut Tokaç, Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanı Mehmet Zafer Kalaycı, Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Salim Öztürk ve bilim adamları Apiterapi'nin ulusal ve uluslararası alanda sağlık ve ticaret açısından önemine değinen birer konuşma gerçekleştirdi. 'DOKTORLAR HASTALARINA REÇETE İLE APİTERAPİ SUNACAK' Tamamlayıcı tıp olan Apiterapi için bal üreticilerine düşen görevin kaliteli arı ve arı ürünlerini doktorlara sunmak olduğunu belirten bal üreticisi Saim Ahmet Gürel bu sayede doktorların hastalarına sağlıklı ürünleri verebileceğini kaydetti. Gürel,?Modern tıpla beraber alternatif tamamlayıcı tıp olarak kullanılan kaliteli arı ürünlerini artık doktorlarımız hastalarına reçete ile sunacak. Hastanelerde Apiterapi bölümleri açılıyor. Arı ile tedavi yapılıyor. Bugün 20 doktor sertifikasını aldı? diye konuştu. "SAHTE BALA DİKKAT" Balın sahte olup olmadığının laboratuvar ortamında anlaşılabileceğini vurgulayan Ahmet Yaşar Dilmaç, tüketicilerin bazı kriterlerle de kaliteli balı sahte ballardan ayırabileceğini söyledi. Dilmaç, ?Tüketici bal alacağı zaman fiyat kriteri belirlemeli yani 35 Türk Lirası altında olan balın doğal olma ihtimali yoktur diyerek tüketicileri uyardı. 'PROPOLİSİN KANSER TEDAVİSİNDE KULLANILMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR YAPILIYOR' Arı ürünlerinin insanları hastalıklardan koruduğuna dikkat çeken Dilmaç 'Arı ürünlerini ilk etapta koruyucu ürünler olarak tüketilmeli. Doğal üretim olduğu takdirde balı belli dozları aşmayacak şekilde şeker, astım ve bronşit gibi hastalıkları olan insanlar kullanabilir. Ayrıcaarıların bitki sap, yaprak ve tomurcuklarından topladığı güçlü antibakteriyel ve antioksidan etkilere sahip bir ürün olan propolisin kanser tedavisinde kullanımına yönelik ciddi çalışmalar yapılıyor? dedi. HASTALIK ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ TAMAMLAYACI YÖNTEM: APİTERAPİ 16-17 Aralık tarihleri arasında devam edecek zirveyle toplumun Apiterapi konusunda bilinçlendirilmesi ve Apiterapi'nin kullanım alanının yaygınlaşması amaçlanıyor. Sağlık Bakanlığı?nın destekleyici ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kapsamında onay verdiği Apiterapi; hem hastalık önleyici hem de tedaviyi tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılıyor. Arılardan elde edilen bal, polen, bal mumu, arı sütü, propolis, arı zehiri gibi ürünlerin sağlık koruyucu ve iyileştirici olarak kullanıldığı geleneksel bir terapi yöntemi olan Apiterapi, sağlıklı yaşamı desteklemek ve bazı kronik hastalıkların tedavisine de destek veriyor. Kongrede, Apiterapi tedavi yönteminin Apiterapi Merkezi?nde ve Apiterapi alanında uzmanlaşmış doktorlar tarafından yapılması gerektiğinin de altı çizildi.



  • Uzmanların reçetesinde artık arıdan gelen şifa 'Apiterapi' olacak

    İSTANBUL, (DHA) - İSTANBUL'UN kestane balı üretim merkezi olan Beykoz, 1'inci Ulusal Apiterapi Kongresi ve Türkiye-Ukrayna Apiterapi Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Uluslararası katılımlı kongrede bilim adamları son yılların gözde alternatif tıp yöntemlerinden 'Apiterapi'yi anlattı. Apiterapi alanında uzmanlaşarak Apiterapi Merkezleri’nde görev almak isteyen 20 doktor ise katıldıkları zirvede Sağlık Bakanlığı onaylı ‘Apiterapi Eğitim Sertifikası’ aldı.

    Apiterapi Derneği, Beykoz Kaymakamlığı, Beykoz Belediyesi, Medipol Üniversitesi, Beykoz Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Yöntem işbirliğiyle Park Inn Radisson İstanbul Asia Hotel'de düzenlenen kongreye, yurtiçi ve yurt dışından 150 bilim adamı katıldı. Kongrede Apiterapi Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. A. Timuçin Atayoğlu, İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ahmet Yaser Müslümanoğlu, İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Yard. Doç. Dr. Mahmut Tokaç, Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanı Mehmet Zafer Kalaycı, Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Salim Öztürk ve bilim adamları Apiterapi'nin ulusal ve uluslararası alanda sağlık ve ticaret açısından önemine değinen birer konuşma gerçekleştirdi. 

    “DOKTORLAR HASTALARINA REÇETE İLE APİTERAPİ SUNACAK”

    Tamamlayıcı tıp olan Apiterapi için bal üreticilerine düşen görevin kaliteli arı ve arı ürünlerini doktorlara sunmak olduğunu belirten bal üreticisi Saim Ahmet Gürel bu sayede doktorların hastalarına sağlıklı ürünleri verebileceğini kaydetti. Gürel,“Modern tıpla beraber alternatif tamamlayıcı tıp olarak kullanılan kaliteli arı ürünlerini artık doktorlarımız hastalarına reçete ile sunacak. Hastanelerde Apiterapi bölümleri açılıyor. Arı ile tedavi yapılıyor. Bugün 20 doktor sertifikasını aldı” diye konuştu.

    "SAHTE BALA DİKKAT"

    Balın sahte olup olmadığının laboratuvar ortamında anlaşılabileceğini vurgulayan Ahmet Yaşar Dilmaç, tüketicilerin bazı kriterlerle de kaliteli balı sahte ballardan ayırabileceğini söyledi. Dilmaç, “Tüketici bal alacağı zaman fiyat kriteri belirlemeli yani 35 Türk Lirası altında olan balın doğal olma ihtimali yoktur” diyerek tüketicileri uyardı.

    “PROPOLİSİN KANSER TEDAVİSİNDE KULLANILMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR YAPILIYOR”

    Arı ürünlerinin insanları hastalıklardan koruduğuna dikkat çeken Dilmaç “Arı ürünlerini ilk etapta koruyucu ürünler olarak tüketilmeli. Doğal üretim olduğu takdirde balı belli dozları aşmayacak şekilde şeker, astım ve bronşit gibi hastalıkları olan insanlar kullanabilir. Ayrıcaarıların bitki sap, yaprak ve tomurcuklarından topladığı güçlü antibakteriyel ve antioksidan etkilere sahip bir ürün olan propolisin kanser tedavisinde kullanımına yönelik ciddi çalışmalar yapılıyor” dedi.

    HASTALIK ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ TAMAMLAYACI YÖNTEM: APİTERAPİ

    16-17 Aralık tarihleri arasında devam edecek zirveyle toplumun Apiterapi konusunda bilinçlendirilmesi ve Apiterapi'nin kullanım alanının yaygınlaşması amaçlanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın destekleyici ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kapsamında onay verdiği Apiterapi; hem hastalık önleyici hem de tedaviyi tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılıyor. Arılardan elde edilen bal, polen, bal mumu, arı sütü, propolis, arı zehiri gibi ürünlerin sağlık koruyucu ve iyileştirici olarak kullanıldığı geleneksel bir terapi yöntemi olan Apiterapi, sağlıklı yaşamı desteklemek ve bazı kronik hastalıkların tedavisine de destek veriyor.

    Kongrede, Apiterapi tedavi yönteminin Apiterapi Merkezi’nde ve Apiterapi alanında uzmanlaşmış doktorlar tarafından yapılması gerektiğinin de altı çizildi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Bağcılar Belediyesi öğrencilere fantastik makyaj dersi veriyor

    İSTANBUL,(DHA)-BAĞCILAR Belediyesi Gençlik Merkezi’nde açılan plastik makyaj kursunda 100 öğrenci haftada 3 gün boyunca Hollywood’da kullanılan malzemelerle “Fantastik makyajı” eğitimi alıyor. Kursiyerlerden kimi öğrendikleriyle kısa metrajlı film çekerken kimi de sanatsal etkinliklerde görev alıyor.

    Bağcılar’da 24 branşta 6 bin 59 gencin eğitim gördüğü Bağcılar Belediyesi Gençlik Merkezi’nin son dönemlerde en gözde kursu plastik makyaj oldu. Bu konuya ilgi duyanlar için boyasından fırçasına kadar Hollywood’da kullanılan makyaj malzemelerinin yer aldığı bir sınıf açıldı. Bir yıl içinde lise öğrencisi ve lise mezunlarından oluşan 100 kişiye “Fantastik makyaj” dersleri verilmeye başlandı.

    MAKYAJ SONRASI ARKADAŞLARINDAN KORKANLAR OLDU

    Sanat eğitmeni Uğur Karabulut’un haftada 3 gün 3’er saat verdiği dersler soncunda kursiyerler dönüştürme, yaşlandırma, boyama, kesme, yaralama makyajı yapmayı öğrendi. İlk kez plastik makyaj yapılan gençler çok şaşırtan tepkilerle karşılandıklarını söyledi. Kursiyelerden bazıları diğer sınıflardaki kız arkadaşlarının kendilerinden korktuğunu erkeklerin ise selfie çektirdiğini söyledi.

    KISA METRAJLI FİLM ÇEKTİLER

    Gençler öğrendiklerini hemen uygulamaya koyarak kısa metrajlı bir film çekti. Filmin oyuncularına yapılan ve saatlerce süren makyaj Hollywood filmlerindeki kaliteyi aratmadı.Aynı kursta eğitim gören bir grup öğrenci de Etnospor Kültür Festivali, Gençlik Festivali ve Bilişim Şenliği’nde kendini gösterdi.

     

    (FOTOĞRAFLI)



  • Eğitimde en fazla ihracat yapan vakıf üniversitesi BAU oldu   

    İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından bu yıl ikincisi yapılan “Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı” araştırmasında ödüller sahiplerini buldu. Eğitim dalında Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) vakıf üniversiteleri arasında bu yıl da birinciliğin sahibi oldu.

    Türkiye'nin en başarılı ihracatçılarının ödüllendirildiği törene Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi , Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, Maliye Bakanı Naci Ağbal ve farklı sektörlerden liderler katıldı. Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği (TET) Başkanı Fatih Kemal Ebiçlioğlu'nun açılış konuşmasıyla başlayan tören TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin konuşmalarıyla devan etti. Açılış konuşmalarının ardından ihracat alanında başarılı olan kurum ve firmalara ödülleri takdim edildi. Eğitim alanında en fazla hizmet ihracatı yapan vakıf üniversitesi ödülüne layık görülen Bahçeşehir Üniversitesi'nin ödülü BAU Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın aldı.

    "EN FAZLA ULUSLARARASI ÖĞRENCİSİ OLAN VAKIF ÜNİVERSİTESİYİZ"

    Bu ödülü ikinci kez aldıkları için oldukça mutlu olduklarını dile getiren Prof. Dr. Yalçın, "Bir ülkenin özellikle yumuşak gücünü oluşturan unsurlar o ülkelerde yetişmiş, ülkeyi bilen insan gücüdür. Biz meseleye bu açıdan bakıyoruz. Elbette ödül almak, birinci olmak çok güzel ama önemli olan bu alana katkı sağlayabilmek. Eğitim ihracatı Türkiye'deki eğitim sisteminin tanıtılması açısından da çok önemli.  Batıdaki gelişmeler sonucunda özellikle Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinden artık Türkiye'ye yönelim var. BAU olarak kurulduğumuz günden bu yana uluslararasılaşmayı birinci plana koymuş bir üniversiteyiz. Geldiğimiz noktada şu anda en çok uluslararası öğrencisi olan vakıf üniversitesiyiz. Eğitim ihracatı alanında da birinciliği aldık" diye konuştu.

    "BİR İNSANIN EĞİTİLMESİ EN AZ ÜÇ NESLE ETKİ EDER"

    "Bu ithalatı olmayan bir ihracat" diyen Prof. Dr. Yalçın, "Çünkü ithal ettiğiniz bir ürünü ihraca dönüştürürseniz maliyet çok daha farklı olur. Ama bu sıfır ithalatı olan bir ürün. Ayrıca gelecekte de ihracata artı bir yatırım sağlayacak. Beşeri sermaye maddi sermayeye benzemez. Bir insanı eğittiğiniz zaman mevcut ülkede en az üç nesle etki edecek bir insan eğitmiş oluyorsunuz" diyerek konuşmasını sürdürdü.

    "300 BİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ HEDEFİNE 2 YILDA ULAŞABİLİRİZ"

    Şu anda dünyada beş buçuk altı milyon arası hareket halinde olan ve ülkelerinin dışında eğitim gören öğrenci olduğunu belirten Prof. Dr. Yalçın, "Türkiye'nin bu paydan büyük bir kısmı alması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız olsun Başbakanımız olsun hedefi 300 binin üzerinde gösteriyorlar ama şu anda ülkemizde bu sayının üçte biri kadar yabancı öğrenci var. Potansiyelimiz yüksek. Bu konuda hem YÖK hem de bakanlıklar tarafından yapılması gereken çalışmalar var. Eğer gerekli çalışmalar yapılır, önümüz açılırsa 300 bin sayısına iki senede ulaşmak gayet kolay olur" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     

     

     



  • "Ispanak yemeğini pişirdiğiniz gün tüketin"

    Gül KABA/İSTANBUL, (DHA) -PROF. Dr. Funda Elmacıoğlu, ıspanağın pişirildiği gün yenmesi uyarısında bulundu. Aksi takdirde buzdolabında bekletilen ıspanak yemeğinin içinde nitrit ve nitrat bileşenlerinin artacağını belirten Elmacıoğlu, "Bu bakteriyel olmayan toksit sindirim problemlerine yani baş dönmesi, ishal ve mide bulantısına yol açar" dedi.

    İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Elmacıoğlu, pişmiş yemeklerin saklanmasına yönelik bilgiler verdi. Özellikle ıspanağın pişirildiği gün tüketilmesini önerdi.

    "+4 DERECENİN ÜSTÜNDE SAKLANDIĞINDA PİŞMİŞ YEMEKTE MİKROORGANİZMA GELİŞİR"

    Pişmiş yemeklerin +4 derecede saklanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Bir yemeği iki öğünlük yaptıysanız, mutlaka yiyeceğiniz kadarını ayırın. Saklamanız gerekeni cam kapta buzdolabında +4 derecede saklayın. +4 derece bütün pişmiş yiyecekler için en ideal ısıdır. Üstüne çıktığınızda ısı artar, yemeklerde mikroorganizma gelişir. Mikroorganizma yemekte üreyince o yemek bozulur. Bozulan yemek birtakım mide bağırsak şikayetlerine sebep olur. Birkaç gün işinizden olursunuz, çocuklar okula gidemez. Yemekleri pişirdiğimiz zaman sağlığa yaralı hale getirmemiz lazım. Tersi durumda sağlığı bozucu hale gelir" dedi.

    "ISPANAK YEMEĞİ GÜNLÜK TÜKETİLMELİ"

    Lif kaynağı Ispanak için uyarılarda bulunan Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Ispanak pişirilir ve o gün tüketilirse çok daha iyi olur. Lif kaynağı ıspanak taze taze pişirilip hemen tüketilirse yeşil renginden dolayı insan vücudunu kanser yapıcı zararlı etmenlerden korur, ama bekletilirse zararlı hale gelir. Çünkü uzun süre buzdolabı ısısında kalırsa nitrit ve nitrat bileşenleri artacağı için tüketilmemesi gerekir. Yemeği de atmamak için Ispanak yemeği günlük tüketilmeli" diye konuştu.

    "NİTRAT BAKTERİYEL OLMAYAN SİNDİRİM PROBLEMİNE NEDEN OLUYOR"

    Nitrat'ın, suda eriyen bir iyon olduğunu ve nitrojenin katılaşması sonucunda çevrede doğal olarak oluştuğunu aktaran Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Kuru baklagiller ve sebzeler de bir miktar nitrat içermektedirler ki; bu topraktaki nitrat ve gübreleme sonucunda oluşmaktadır. Sularda da bir miktar nitrat bulunmaktadır. Nitrat ıspanağın bileşiminden nitrite dönüşerek, sindirim sisteminde azotlu bileşiklerle olan metabolik olaylar sonucunda nitrozaminleri oluşturmaktadır. Bu da organizmamıza bakteriyel olmayan toksit sindirim problemlerine yani mide bağırsak problemi yaratıp, baş dönmesi, ishal, mide bulantısına neden olabilir. Bu bilgi doğrultusunda ıspanağın, pişirildikten sonra çok fazla bekletilmeden tüketilmesi en doğru yaklaşımdır" dedi.

    ISPANAK C VİTAMİNİ DEPOSU

    Taze sebze ve meyvelerin et, süt, tahıl gibi temel besinlerden sağlanamayan C vitamini açısından zengin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Elmacıoğlu, şöyle konuştu:

    "Aynı zamanda bedenimizi sürekli tehdit altında tutan radyasyon ve zararlı kimyasallara karşı savunma sistemimizi oluşturan antioksidanların başlıca kaynağıdırlar.  C ve E vitaminleri, karotenoidler, flavonoidler ve bitkilere özel koku ve aroma sağlayan kükürtlü bileşiklerdir ve kansere karşı koruyucu etkileri vardır. Yeşil sebzelerden olan ıspanakta klorofil, karotenoidler ve flavonoidlerin bazı türleri bulunur. Ispanak C, E ve bazı B vitaminleri, kalsiyum, magnezyum ve demir açısından zengindir."

    Sebzeyi 'önce kavurup sonra saklıyım' tutumundan sağlık açısından vazgeçmek gerektiğini de ifade eden Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Çünkü kavurup buzdolabına koyulan yemek daha sonra tekrar çıkarıp pişirildiğinde besin değerleri en aza iniyor" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     



  • Eğitimde en fazla ihracat yapan vakıf üniversitesi BAU oldu   

    İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından bu yıl ikincisi yapılan “Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı” araştırmasında ödüller sahiplerini buldu. Eğitim dalında Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) vakıf üniversiteleri arasında bu yıl da birinciliğin sahibi oldu.

    Türkiye'nin en başarılı ihracatçılarının ödüllendirildiği törene Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci , Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Maliye Bakanı Nabi Ağbal ve farklı sektörlerden liderler katıldı. Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği (TET) Başkanı Fatih Kemal Ebiçlioğlu'nun açılış konuşmasıyla başlayan tören TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin konuşmalarıyla devan etti. Açılış konuşmalarının ardından ihracat alanında başarılı olan kurum ve firmalara ödülleri takdim edildi. Eğitim alanında en fazla hizmet ihracatı yapan vakıf üniversitesi ödülüne layık görülen Bahçeşehir Üniversitesi'nin ödülü BAU Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın aldı.

    "EN FAZLA ULUSLARARASI ÖĞRENCİSİ OLAN VAKIF ÜNİVERSİTESİYİZ"

    Bu ödülü ikinci kez aldıkları için oldukça mutlu olduklarını dile getiren Prof. Dr. Yalçın, "Bir ülkenin özellikle yumuşak gücünü oluşturan unsurlar o ülkelerde yetişmiş, ülkeyi bilen insan gücüdür. Biz meseleye bu açıdan bakıyoruz. Elbette ödül almak, birinci olmak çok güzel ama önemli olan bu alana katkı sağlayabilmek. Eğitim ihracatı Türkiye'deki eğitim sisteminin tanıtılması açısından da çok önemli.  Batıdaki gelişmeler sonucunda özellikle Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinden artık Türkiye'ye yönelim var. BAU olarak kurulduğumuz günden bu yana uluslararasılaşmayı birinci plana koymuş bir üniversiteyiz. Geldiğimiz noktada şu anda en çok uluslararası öğrencisi olan vakıf üniversitesiyiz. Eğitim ihracatı alanında da birinciliği aldık" diye konuştu.

    "BİR İNSANIN EĞİTİLMESİ EN AZ ÜÇ NESLE ETKİ EDER"

    "Bu ithalatı olmayan bir ihracat" diyen Prof. Dr. Yalçın, "Çünkü ithal ettiğiniz bir ürünü ihraca dönüştürürseniz maliyet çok daha farklı olur. Ama bu sıfır ithalatı olan bir ürün. Ayrıca gelecekte de ihracata artı bir yatırım sağlayacak. Beşeri sermaye maddi sermayeye benzemez. Bir insanı eğittiğiniz zaman mevcut ülkede en az üç nesle etki edecek bir insan eğitmiş oluyorsunuz" diyerek konuşmasını sürdürdü.

    "300 BİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ HEDEFİNE 2 YILDA ULAŞABİLİRİZ"

    Şu anda dünyada beş buçuk altı milyon arası hareket halinde olan ve ülkelerinin dışında eğitim gören öğrenci olduğunu belirten Prof. Dr. Yalçın, "Türkiye'nin bu paydan büyük bir kısmı alması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız olsun Başbakanımız olsun hedefi 300 binin üzerinde gösteriyorlar ama şu anda ülkemizde bu sayının üçte biri kadar yabancı öğrenci var. Potansiyelimiz yüksek. Bu konuda hem YÖK hem de bakanlıklar tarafından yapılması gereken çalışmalar var. Eğer gerekli çalışmalar yapılır, önümüz açılırsa 300 bin sayısına iki senede ulaşmak gayet kolay olur" dedi.

    (FOTOĞRAF)

     

     

     



  • Eski Komandolardan Kayseri şehitlerine vefa

    İSTANBUL, (DHA)- ESKİ komandolar KAYSERİ Zincidere 1’inci Komando Tugayı’nda 18 Aralık 2016’da gerçekleşen terör saldırısında şehit olan 14 asker için anma töreni düzenledi. Beykoz Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen anma töreni, mavi berelilerin Beykoz’dan Kayseri Zincidere’ye hareket etmesiyle sona erdi.

    Anma töreni, Beykoz Belediyesi önünde toplanan eski mavi berelilerin vatanın birliği ve bütünlüğü için daima göreve hazır olduklarına dair yemin etmesiyle başladı. Anma programına Türkiye genelinden 800’e yakın eski komando İstanbul’dan da 150 kişilik ekip katıldı. 

    35 yıl önce askerliğini Kayseri Hava indirme Tugayı’nda yapan Sadık Ali Uslu, "Birlik beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde her Türk asker doğar mantığıyla tek vatan, tek millet, tek bayrak anlayışını göstermek için örnek teşkil etmek istiyoruz. Vatanımız için nefesimizin sonuna kadar her zaman asker olduğumuzu anlatmak ve Türk milletinin gücünü dış mihraklara karşı örnek teşkil etmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Hava indirme Tugayı Komandoları göstermiş oldukları ilgi ve katkıdan dolayı Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’e teşekkür etti. 

    MAVİ BERELİLER KAYSERİ'YE HAREKET ETTİ

    Mavi berelerini takarak patlamanın meydana geldiği otobüs durağında yapılan anıtı ziyaret eden grup, şehitlerimiz anısına saygı duruşunda bulunarak İstiklal Marşı okudu. Eski komandolar Kayseri Köşkkışla’daki Acemi Birliği’ni de ziyaret ederek vatani görevini yapmakta olan erlerle kucaklaştı. Tugayın içinde yer alan Zincidere 1’inci Komando Tugay Komutanlığı Mehmetçik Camii’nde kılınan namazın ardından şehitler için Mevlid-i Şerif  okundu.

    (FOTOĞRAFLI)

     

     



  • Anneler çocuklarıyla atölyede eğlenecek

    İSTANBUL, (DHA)- BAĞCILAR Belediyesi, annelerin çocuklarıyla beraber vakit geçirmesini sağlamak ve aralarındaki bağı güçlendirmek amacıyla atölye çalışması başlattı. Atölye haftada bir gün psikologlar eşliğinde uygulanıyor.

    Annelerin çocuklarıyla birlikte paylaşım yapmalarını amaçlayan 'Anne Çocuk Atölyesi' başladı. 7-10 yaş aralığındaki çocuklar ve annelerine hitap eden atölye Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi’nde haftanın bir günü düzenleniyor. Annenin çocuğuyla vakit geçirmesi konusunda nasıl uyumlu olacağını yaşatarak öğretmeyi amaçlayan eğitim, çocukların bilişsel, dille ilgili ve bedensel gelişim alanlarına da hitap ediyor.

    ANNELERE ÖDEV DE VERİLİYOR

    Atölyeyi yürüten Uzman Psikolog Esra Aydın ve Seda Taşkıran annelere destek olarak onları yönlendirmeyi de hedefliyor. Atölyede annelere ödevler veriliyor ve daha sonra çözümler üzerine konuşmalar yapılıyor. Anneleriyle gün içinde fazla vakit geçiremeyen çocuklar atölye sayesinde kaliteli ve eğlenceli vakit geçiriyor.

    (FOTOĞRAF)



  • Prof. Dr. Cüneyt Ulutin: Sağlık yönetiminde eğitimli olmak kazandırıyor

    İSTANBUL, (DHA)-İSTANBUL Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, sağlık yönetimi alanında eğitim almış yöneticileri istihdam etmenin sağlık kuruluşlarına büyük bir artı değer kattığını söyledi.

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde birincisi düzenlenen Sağlık Yöneticileri Konferansı’nın ikinci gününde uzmanlar; Sağlık Sektöründe Bilgi Yönetimi Ve Teknoloji Sağlık Kurumlarında Kalite, Sağlıkta Teknolojik İlerleme, Stratejik Yönetim, Sağlıkta Risk ve Kriz Yönetimi, Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama, Sağlık Ekonomisi ve Sağlık Turizmi gibi pek çok konuda sunum yaptılar. Düzenlenen panellerde ise “Sağlık Ekonomisi ve Turizminde Güncel Trendler” ile “Sağlık Politikalarında Stratejik Yaklaşım” başlıkları tartışıldı.

    “EĞİTİMLİ SAĞLIK YÖNETİCİLERİ BÜYÜK KAZANÇ”

    Kongrede sağlık yönetiminin önemi konusunda değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cüneyt Ulutin sağlıkta profesyonelleşmenin önemine dikkat çekerek, sağlık yönetimi konusunda eğitim almış kişilerin istihdamının kurumlar için büyük bir kazanç olduğunu altını çizdi. Gerek kamuya ait sağlık kurumlarında gerekse özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık yönetimi almış kişilerin katkısının üç ana başlıkta değerlendirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Ulutin şunları söyledi: “Sağlık yönetimi eğitimi alan ve hastanelerde yönetici olan kişilerin çalıştıkları öncelikle maliyet anlamında büyük katkıları olacaktır. İkincisi önemli katkıları ise çalıştıkları kuruma kattıkları saygınlıktır. Çünkü amatörler veya gerekli eğitimi almamış kişileri kullanmak, o kuruma gelen ve adına hasta ya da müşteri adı verilen grup üzerinde şüphelerin oluşmasına sebep olacaktır. Bu kişilerin bir diğer önemli katkısı ise sağlık yöneticilerinin diğer sağlık personelleri ile olan iletişimlerinin daha kolay olmasıdır. Dolayısıyla hastanenin işleyişindeki hız daha farklı olmakta ve rakip hastanelere karşı fark yaratılmaktadır.

    “KONGRENİN HEDEFİ SAĞLIK YÖNETİCİLERİ”

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinde iki gün süren kongrenin hedef kitlesinin sağlık yöneticileri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ulutin şöyle devam etti: “Bu yıl birincisini düzenlediğimiz Ulusal Sağlık Yöneticileri Kongresi’nde oturumların tamamını sağlık yöneticileri üzerine kurguladık. Diğer anlamda,multidisipliner yaklaşımları sağlık yöneticilerine en kısa yoldan ulaştırmak istedik. Kongrenin birinci gününde bunun büyük bir başarı ile gerçekleştirdik. İkinci gününde de multidisipliner yaklaşımları sağlık yöneticilerinin nasıl karşıladıklarını görerek, yönetime bunu nasıl aktaracaklarını farketmelerini sağlamak istedik. Bu anlamda kongrenin başarıya ulaştığına inanıyorum.“

    (FOTOĞRAF)



  • 15 yıllık ev hayali TOKİ çekilişinde gerçek oldu

    ERZURUM, (DHA)- TOKİ tarafından Erzurum'da yaptırılan 336 konuttan 99'u kura çekimiyle sahiplerini buldu. 15 yıldır hayalini kurduğu eve kavuşan Ayşe Doğan kura çekiminde adını duyunca gözyaşlarına boğuldu.

    Erzurum'un Merkeze bağlı Aziziye İlçesi'nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca (TOKİ) yaptırılan Ilıca 2'nci Etap Kentsel yenileme 336 konut projesi için Milli Eğitim Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü'nde kura çekimi yapıldı. Noter huzurunda gerçekleştirilen kuraya 203 kişi katıldı. Yapılacak olan 3+1 336 dairenin 99'u çekilişle hak sahiplerine verildi. Aylık en düşük 927 lira, en yüksek bin 556 lira taksitle verilecek olan konutların toplam maliyetinin daire başına 148 ila 166 bin lira arasında olacağı bildirildi.

    İKİ OĞLUYLA SEVİNCİ YAŞADI

    Salonun büyük bölümünü dolduranlar arasında ismi okunanlar sevinç çığlıkları attı. Adını duyunca sevinç gözyaşlarına boğulan Ayşe Doğan, 15 yıldır ev hayali kurduğunu söyledi. İki oğlu ile birlikte kura törenine katılan Doğan, "Kirada oturuyordum. Adım çıkmayacak diye umudu kesmiştim. Çok şükür ismim çıktı. Allah devletimize zeval vermesin" dedi.

    (FOTOĞRAF)



  • Ersa, 'Good Design 2017’de Mobilya Kategorisi’nde ödüle layık görülen tek yerli firma oldu

    İSTANBUL, (DHA)-TÜRKİYE'DE mobilya sektörünün öncülerinden biri olan Ersa, dünyanın en eski ve saygın tasarım yarışmalarından 'Good Design’da 3 ödül birden kazandı. Ersa, bu alanda lider firmalar ile tasarımcıları onurlandırmak amacıyla gerçekleştirilen Good Design 2017’de, mobilya kategorisinde ödüle layık görüldü.

    Ersa Mobilya kurucusu Metin Atabey Ata’nın 1962 yılında tasarladığı ikonik koltuğun Burak Koçak tarafından yeniden yorumlandığı 1962 serisi, 2011’de Ece Yalım Design Studio tarafından tasarlanan Frame yönetici grubunun yeni üyesi Frame Operasyonel çalışma serisi ve bir diğer Ece Yalım Design Studio tasarımı Join New Generation oturma ünitesiyle “Good Design” ödülüne layık görülen Ersa, Frame ve Join ile ilk kez 2011 yılında Good Design almaya hak kazanmıştı.

    46 ÜLKEDEN 900' DEN FAZLA BAŞVURU

    Chicago Athenaeum Mimarlık ve Tasarım Müzesi (The Chicago Athenaeum Museum of Architecture and Design) ile Avrupa Mimarlık, Sanat, Tasarım ve Kentsel Araştırmalar Merkezi (The European Centre for Architecture Art Design and Urban Studies) işbirliğinde düzenlenen Good Design ödülleri kapsamında bu sene 46 ülkeden 900’den fazla başvuru değerlendirildi. 2011’den bu yana toplam 14 Good Design ödülüne layık görülen Ersa, 2015’te “Green Line” serisiyle sürdürülebilir yeşil ürünlerin onurlandırıldığı Green Good Design Awards’da 4 ödül birden kazanmıştı. Ersa, yakaladığı tasarım çizgisiyle German Design Award, iF, Interior Design, International Design Excellence Awards ve Red Dot gibi 50’nin üzerinde dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinin sahibi.

    (FOTOĞRAF)
     



  • Türkiye biyoteknolojik ilaç üreten 6'ıncı ülke olacak

    Buse ÖZEL - İSTANBUL, (DHA)-BİYOLOJİK ilaç üretmeyi hedefleyen Türk ilaç firması Pharmactive, Güney Koreli ilaç şirketi Polus ile global yatırım ortaklığı yaptı. İki ülkede de üretim tesisi kurulması planlanırken, Türk firması bu anlaşma ile 34 ülkede satış ve pazarlama yapmaya başlayabilecek.

     

    İki yıl önce Güney Koreli Polus firması ile tanıştıklarını söyleyen Pharmactive Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sancak, ortaklığın Türkiye açısından da faydalı olacağını belirtti ve şunları söyledi:

    "Daha AR-GE dönemindeyken, innovatif bir yaklaşım sergileyerek biyoteknoloji alanına giriş yapmak istedik ve bir ortaklık yaptık. Biyoteknoloji zaten dünyada gelişecek bir alan. Türkiye'nin de bu alanda bir yeri olması gerekiyor. Bu anlamda biz firma olarak doğru bi hamle yaptığımızı düşünüyoruz."

    "TÜRKİYE BİYOTEKNOLOJİK İLAÇ ÜRETEN 6'INCI ÜLKE OLACAK"

    Biyoteknolojik ilaçların kimyasal ilaçlardan farklı olduğunu ve dünyada sadece 5 ülkenin üretebildiğini söyleyen Sancak, Türkiye'nin de bu alanda dünyada 6'ıncı ülke olacağını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: "Biyoteknoloji ilaçları çok sayıda firmanın yapabildiği ilaçlar değil. İnnovatif bir yaklaşım olarak görüyoruz ve bizim firmamızda bu özellikli ilaçlara girme şansını yakalamış olacak. Ülkemiz de bu ilaçları şu anda ithal ediyor ama çok yakın bir gelecekte bu ürünleri Türkiye'de üreterek hem kendi ihtiyacımızı karşılayacağız hem de ihraç etmeyi hedeflemekteyiz."

    Biyoteknolojik ilaçların içeriğini de anlatan Sancak, özelliğini şu şekilde özetledi: "Biyoteknolojik ilaçlar daha fazla özelliği olan, yan etkisi genellikle daha az ve tedavi üstünlüğü olan ilaçlar olduğu için değerli ilaçlar. Hastaların ihtiyacı olan, hekimlerimizin de tercih ettiği ilaçlar."

    "İLAÇ PAZARININ BÜYÜKLÜĞÜ DÜNYADA OTOMOBİL PAZARINI GEÇECEK"

    Toplantıya katılan Polus Yönetim Kurulu Başkanı SeungHeon Nam ise dünyada ilaç pazarının büyüklüğünün 1 trilyon 150 milyon dolar olduğunu, biyoteknolojik ilaç pazarının büyüklüğünün ise 220 milyon dolar olduğunu belirtti. Nam, yakında ilaç pazarının büyüklüğünün otomobil endüstrisinin pazar büyüklüğünü geçeceğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: "Dünya genelinde 5 ülke biyoteknolojik ilaç üretiyor. Bu ülkeler ABD, İngiltere,  Japonya, Güney Kore, İsviçre. Polus ve Pharmactive ortaklığında gerçekleştirilecek yatırımla Türkiye,biyoteknoloji alanında dünya standartlarında ilaç üretebilen 6.ülke olacak. Türkiye’de yapılacak tesisin Güney Kore’deki tesisle aynı zamanda onay almasını bekliyoruz. Türkiye’den ürünleri Avrupa’ya göndereceğiz. Saya Grup’un bünyesindeki izinlerle 34 ülkeye ihraç edilecek ve tedariki de buradan sağlanacak. Fabrikada üretilen ürünlerin yüzde 5’i iç pazarda kalacak, yüzde 95 i ihraç edilecek. Güney Kore’deki Fabrika ile Türkiye’deki fabrika aynı üretim kabiliyetine sahip olacak. Uzun vadede hangi ürünün Türkiye’de hangisinin Kore’de üretileceğine kara vereceğiz. En güvendiğimiz ürünlerden mutabık kaldıklarımızı tüm dünya için Türkiye’de üreteceğiz."

    (FOTOĞRAFLI)



  • Minikler için satranç turnuvası

     İSTANBUL,(DHA)-KAĞITHANE Belediyesi, 2017-2018 İstanbul Yıldızlar Satranç İl Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak.

    Yahya Kemal Spor Kompleksi'nde düzenlenecek turnuva 16-17 Aralık tarihleri arasında yapılacak. Yarışmaya Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) lisansına sahip 2017-2018 yılı vizesi yapılmıştı. Turnuvaya 2000 – 2005 yılları ve arasında doğan sporcular katılabilecek.

    16 Aralık Cumartesi saat 10.00'da başlayacak turnuvalar 17 Aralık Pazar saat 17.00'de sona erecek. Turnuvada derece elde eden sporculara kupa ve madalya verilmesiyle sona erecek.

    Başvurular http://istanbultsf.org/yildizlar adresinden online olarak yapılabiliyor.

    (FOTOĞRAF)

     



  • 'Mandıra Filozofu'ndan yeni film

    İSTANBUL, (DHA)- 'MANDIRA Filozofu' ve 'Yaşamak Güzeldir' filmleriyle izleyicinin beğenisi kazanan yönetmen, oyuncu ve senarist Müfit Can Saçıntı yeni filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Aile filmi çekeceğini söyleyen Saçıntı, "Filmde, gençler ve onların sorunlarını mizahi yolla işleyeceğim" dedi.

    Televizyon dizileri ve sinema filmlerindeki 'Mandıra Filozofu' tiplemesiyle tanınan yönetmen, oyuncu ve senarist Müfit Can Saçıntı, Medipol Üniversitesi Kavacık Güney Kampüsü'nde düzenlenen 'İyi Ki Doğdun Sinema' etkinliğinde öğrencilerle buluştu. Öğr. Gör. Ali Murat Güven'in moderatörlüğünde gerçekleşen 'Sinema Üzerine' adlı seminer öncesi soruları yanıtlayan Saçıntı, yeni filminin senaryosunu teslim ettiğini söyledi.

    "GENÇLERİN SORUNLARINI ANLATACAĞIM"

    Filmin çekimlerine kısa bir süre içinde başlayacağını belirten Saçıntı, "Filmimde gençler ve onların sorunları yer alacak. Üniversite mezunu işsiz bir gencimiz var. Sevdiği kızla evlenmek istiyor. İşsiz olduğu için babaları buna karşı çıkıyor. O da para bulmak için birtakım yollara sapıyor. Ben filmde gencin babasını oynayacağım. Gençlerin sorunlarını mizahi bir dille işleyen bir film olacak. Filmin ismi henüz belli değil. İyi bir aile filmi için aklına isim gelen varsa bana ulaşsın. Aklımdan geçen oyuncularımız var. Ama bunu açıklamak için daha erken" dedi.

    "MANDIRA FİLOZOFUNUN DEVAMI GELMEYECEK"

    İzleyicinin beğenisini toplayan 'Mandıra Filozofu' serisinin devamının gelmeyeceğini açıklayan Saçıntı, şöyle devam etti:

    "Anadolu mizahının Nasrettin Hoca'dan bu yana içi dolu ve mesaj kaygılı bir mizah olduğunu düşünüyorum. Çünkü 'parayı veren düdüğü çalar' diyen Nasrettin Hoca ile 'ye kürküm ye' diyen Nasrettin Hoca 'paraya karşıyım' diyen Mandıra Filozofu'nun atası. Orta oyunlarımız, Nasrettin Hoca ve Keloğlan masallarımız mesaj kaygısı olan eserler. Bunlar sosyal içerikli bir mizah. Bizim Anadolu mizahı hep içi dolu mizahtır. Bizim çizgimiz o yöndedir. Mandıra Filozofu dışında filmler çekeceğim ama hep aynı çizgide filmler çekeceğim. Bu çizgi de yamuk olmayacak."

    "GENÇLER SEVDİKLERİ İŞLERİ YAPSINLAR"

    Gençlerin para ve şöhret üzerine sorular sorduğunu söyleyen Saçıntı, şöhret ve paranın amaç değil sonuç olması gerektiğini ifade etti. Başarının sonunda şöhret ve paranın geleceğini vurgulayan Saçıntı, gençlere şu tavsiyelerde bulundu:

    "Sen sevdiğin bir işi yaparsan sevdiğin için başarılı olursun. Başarının sonunda da para ve şöhret gelir. Para ve şöhret bir amaç değil bir sonuç olsun. Gençlere sevdiği işi yapmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü Türkiye'de insan ömrü 70, resmi emeklilik yaşı ise 65 yıl. Ömür dediğin şey çalışmakla geçiyor. Eğer sevdiğin bir işi yaparsan sevdiğin bir ömür sürüyorsun sevmediğin bir işi yaparsan kötü bir hayat sürüyorsun. O nedenle insanlara sevdikleri işi yapmalarını tavsiye ediyorum. İnsan zaten sevdiği işi yaparsa başarılı oluyor. O başarının da sonuçlarından faydalanıyor."

    (FOTOĞRAF)



  • Aliya İzzet Begoviç ve Bosna Savaşı sahnelendi

    İSTANBUL, (DHA) – ALİYA İzzet Begoviç ve Bosna Savaşı’nı anlatan ilk tiyatro oyunu ‘Aliya’, Başakşehir’de sahnelendi. Başakşehir’de ilk kez sahne alan oyun Başakşehirliler tarafından ilgiyle izlendi.

    Elçin Gürler’in yönetmenliğinde İstanbul Devlet Tiyatroları’nın kalabalık ve dinamik oyuncu kadrosuyla sahne alan ekip salonu dolduran seyirci karşısında heyecanını gizleyemedi.Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in hayat mücadelesini ve felsefesini anlatan dramaturjik oyun, seyirciden tam not aldı. İlk edebi tiyatro metni olma özelliği taşıyan oyun 1935’ten 2003’e geniş bir zaman ölçeğinde geçerek, yakın tarih okumasıyla da büyük beğeni kazandı.

    “ALİ İZZET BEGOVİÇ’İN HAYATI VE BOSNA SAVAŞI TARİHİNİN KIRILMA NOKTASINI ANLATAN BİR OYUN”

    "Sahne çok büyük teknik olarak da çok verimli, seyircinin ilgisi de büyük" diyerek oyundan önce düşüncelerini paylaşan oyuncu Çetin Kaya, “Ali İzzet Begoviç’in hayatı ve Bosna savaşı tarihinin kırılma noktasını anlatan bir oyun. Biyografiden daha çok kırılma noktalarına önem verdik. Aliya İzzet Begoviç’in devlet adamı olarak değil, bir insan olarak İslami ve siyasi düşüncelerini konu aldık. Kırılma noktalarında ceza evini ve ailesiyle mektuplaşmalarına önem verdik. Bilge Kral’ın bir taraftan ailesiyle olan durumunu o coğrafyada yaşanılan acıları ve sıkıntıları oyuna katmaya çalıştık. Bizim oyunumuza gelen seyircilerin biyografi veya belgeselden daha çok Bosna’da yaşanılan acıları sahnede canlandıran oyuncuların çabasını göreceklerdir” dedi.

    (FOTOĞRAF)